 |
Sebe Suresi
Sebe Suresi, Kuran-ı Kerim’in 34. suresidir. 54 ayetten oluşan sure adını, 15. ayette geçen “Sebe” kelimesinden almıştır. Sebe, Arabistan’da bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Bu bölge ve halkı “Andolsun, Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)." (Sebe Suresi, 15) ayetinde bildirildiği üzere dönemin en verimli bahçelerine sahiptir.
Ancak ayetlerde bildirildiğine göre Yüce Allah verdiği emirleri dinlemeyen halka Kuran-ı Kerim’de Arim seli olarak geçen büyük bir afet yollamış, onların verimli bahçelerini verimsiz birer bahçeye dönüştürmüştür:
“Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük. Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?” (Sebe Suresi, 16-17)
Ayetlerde, halkın nankörlüğüne dikkat çekilmiştir. Sebe halkı kendilerine verilen nimetlere nankörlük ederek kendi nefislerine zulmetmişlerdir.
Surenin ilk ayetlerinde ise inkar edenlerin kıyamet saatini yalanladıkları bildirilmiş ve istisnasız her şeyin apaçık bir kitapta yazıldığına dikkat çekilmiştir.
İlerleyen ayetlerde Allah, inkarcıların kıyamet günü yaşayacakları azabı ve o gün hiç kimsenin ertelenmeyeceğini bildirmiştir.
“Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz, bu va'd(ettiğiniz azap) ne zamanmış?" derler. De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz.” (Sebe Suresi, 29-30)
Surenin devamında haber verilen konular şunlardır:
- Büyüklük taslayanlarla, onlara uyan inkarcıların cehennemde kendi aralarında birbirlerini suçlayıcı konuşmaları,
- Uyarıcı gönderilen ülkelerin refah içinde yaşayan önde gelenlerinin mallarda ve çocuklarda çoğunlukta olmalarından dolayı böbürlenerek Allah'a iman etmemeleri,
- Allah Katında malların ya da çocukların değil, salih amelin mükafatlandırılacağı,
- İnkarcıların Allah’ın ayetlerini ‘Bu bir büyüdür’ diyerek yalanladıkları bildirilmiştir.
Konuyla ilgili ayet şöyledir:
“Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu, sizi babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir." İnkar edenler de, kendilerine geldiği zaman hak için: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler.” (Sebe Suresi, 43)
Rabbimiz Sebe Suresi’nde Hz. Davud ve Hz. Süleyman ile ilgili de bilgiler vermiştir. Hz. Süleyman ve Hz. Davud Allah’ın kendilerine üstün ilimler bahşettiği iki peygamberimizdir. Ayetlerde Hz. Süleyman için rüzgara boyun eğdirildiği, erimiş bakır madeninin ve cinlerin onun hizmetine verildiği bildirilmiştir:
“Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık.” (Sebe Suresi, 12)
Surede bildirildiğine göre Yüce Allah, Hz. Süleyman gibi, Hz. Davud'a da birçok üstün ilim vermiştir. Hz. Süleyman'ın babası olan Hz. Davud, Allah'ın kendisine lütfettiği tüm gücü ve ilmi, Allah'ın emri olan İslam ahlakını en güzel şekilde tebliğ etmek ve bu yolla din ahlakını yaymak için kullanmıştır:
‘’Andolsun, Biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık. "Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten Ben, sizin yaptıklarınızı görenim" (diye vahyettik).’’ (Sebe Suresi, 10-11)
Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü Kendisi'ne ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.(Sebe Suresi, 1)
De ki: "Sizin için belirlenmibir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz,ne de (bir an) öne alınabilirsiniz.(Sebe Suresi, 29-30)
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 60. sayı (Haziran 2009) 60. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.013 kez incelendi.
|
 |
|