Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Anti-Darwinist Faaliyet Niçin Önemlidir?
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
ramazansayfalari.com
netcevap.org
evrimaldatmacasi.com
Makale : Anti-Darwinist Faaliyet Niçin Önemlidir? - TÜRKÇE
Haziran 2009
Kainattaki mükemmel dengenin ve canlılığın tesadüfen varolduğu yalanını ortaya atan Darwinizm, materyalizmin de bel kemiğidir. Bu sapkın inanış insanları ruh sahibi bir varlık değil, biraz daha gelişmiş bir hayvan türü olarak gösterir. Darwinist ideoloji insanların arasında sevgi merhamet ve şefkate dayalı bir ilişki değil, acımasız, bencil ve kavgaya dayalı bir ilişkiyi öngörür. Dolayısıyla Darwinizm’in ideolojik yapısının hakim olduğu yerlerde kaçınılmaz olarak çatışma hakim olacaktır. Çünkü bu tehlikeli ideoloji, merhamet, sevgi, şefkat, saygı gibi hisleri sözde evrim sürecini gerileten ve ortadan kalkması gereken engeller olarak görür.

Darwinizm Neden Tehlikelidir?

Darwinizm, Kuran ahlakına uygun olmayan tüm akımların ortak dayanak noktasıdır. Özellikle 20. yüzyılda Darwinist ideolojinin yaygınlaşması ile savaşlar, katliamlar, anarşi ve terör tüm dünyayı sarmıştır. Darwinist ritüellerle eğitilen toplumlara dinsizlik, ahlaksızlık, anarşi ve şiddet telkin edilmiş, yeterli eğitimi alamayan fertler adeta birer suç makinesi haline getirilmiştir. Bu telkinle yola çıkarak, diğer halkları sözde evrimsel süreçte kendinden aşağı gören insanlar, vahşi doğa kanunlarını ve acımasızlığı diğer insanları ezmek için kullanmışlardır.

Darwinizmle Mücadeleyi Önemsiz Görme Yanılgısı

Bilimsel olarak çökertildiği halde ideolojik sebeplerle devam ettirilen bu tarihi sahtekarlığın tehlikesini farketmeyip, bunun zararsız olduğunu düşünmek, kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Başlangıcı Sümerler’e dayanan bu mantık dışı ideoloji, canlılığın ortaya çıkışını materyalist izahlarla açıklamaya çalışan başarısız bir teoriden ibaret değildir. Asıl amacı, Yaratıcı’nın varlığını inkar etmek olan bu sapkın pagan dini, toplumları Allah inancından uzaklaştırmaya çalışarak, onlara amaçsız var oldukları telkini vererek, özellikle 20. yüzyılda masum insanlarının kanlarının dökülmesine sebep olan bir tetikleyicidir. Darwinizm ideolojisinin bu kanlı etkisi, günümüzde de halen devam etmekte, dünya çapında devam eden terör ve şiddet eylemleri, bu sapkın teori ile beslenmektedir.

Darwinizm Birçok Devlet Tarafından Resmi Olarak Desteklenmektedir

Dolayısıyla, Darwinizmle mücadele, toplumların huzurunun sağlanabilmesi ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olabilmesi için hayati önem taşımaktadır. Halihazırda dünya devletlerinin çoğu Darwinizmi resmi bir ideoloji olarak benimsemiştir ve çeşitli yollarla bu sapkın ideolojinin savunuculuğunu yapmaktadır. Darwinist eğitim, devletlerin resmi kurumları tarafından desteklenmekte, Allah inancına başkaldıran sahte bir eğitim verilmektedir. Dinsizliği körükleyen bu ideolojinin yanında ise, Allah inancını anlatmak resmi olarak yasaklanmaktadır. Darwinizm’i savunmayan profesörler aniden görevlerinden alınmakta ve neredeyse hiç bir kurumda görevlendirilmemektedirler. Tüm dünya, Darwinist diktatörlüğün hakimiyeti altındadır. Evrim teorisini savunmayan bir kişinin bilim adamı sıfatını alması neredeyse imkansızdır. Bir profesör asistanını kendisi gibi Darwinist materyalist, kişilerden seçmekte, Darwinist olmayanı asla tercih etmemekte, hatta üniversiteden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Bazı çevreler ise, anti-Darwinist faaliyetlerin önemini gerektiği kavrayamamakta ve bu alanda yapılan çalışmalara yeterli ciddiyetle bakmamaktadır. Bu çevreler, yetersiz eğitimin bir sonucu olarak, güya Darwinizm’in zararsız bilimsel bir teori olduğu yanılgısına düşmektedirler. Böyle yaparak bu kişiler, Allah inancının ve İslam’ın yaygın olduğu topraklarda komünist, materyalist, dinsiz bir sistemin oluşmasını imkansız görerek, Darwinist ideolojilerin yayılmasına izin vermenin tehlikesini gözardı etmişlerdir. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Tarihte bu yanılgıya düşen halkların uğradıkları hezimet, anti-Darwinist, anti-materyalist faaliyetlerin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Darwinist İdeolojinin Etkisinde Kalan Ülkeler, Tarihin En Karanlık ve Kanlı Dönemini Yaşamışlardır

Örneğin bu tarihi sahtekarlığın ideolojik olarak halkın arasında kabul edilmeye başlanması ile Ürdün, Irak, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde teşkilatlanan Baas Partisi, bu ülkelerde komünist bir siyasi yapının oluşmasına neden oldu. Bu ülkelerde, akademik, siyasi, askeri ve bürokratik kadrolar, koyu Stalinist parti kadrolarından yetiştirilmişti. Baas Partisi en küçük organından en yüksek organına kadar Leninist bir yapılanmaya sahipti. Saddam Hüseyin, Baas Partisi'nin önde gelen bir militanıydı. Bu partinin üyesi olarak Darwinizm ve materyalizm temelli askeri eğitim almıştı. Ardından parti içi bir devrimle Irak’ta yönetimi ele geçirmişti. Bunun ardından Irak’ta yaşanan katliamlar, Irak’ın işgal edilmesinin ardından da günümüze kadar devam etmiştir. Yaşanan bu kanlı tarihin başlangıcına baktığımızda, temel nedenin Darwinist-materyalist-komünist propaganda olduğu, bu sapkın ideolojilerin sakıncasız görülmesi ve dolayısıyla etkili bir anti-Darwinist propogandanın yürütülmemesi olduğunu görürüz. Bu tehlikeli ideoloji, toplumlar arasında sinsi şekilde kök salmış ve zaman içinde eğitim sistemine de işlenerek Irak topraklarını kana bulamıştır.

Baas Partisi’nin komünist liderlerinden bir diğeri de Suriye’de birçok Müslümanın kanını döken Hafız Esad’dır. Hafız Esad da Sovyetler Birliği’nde Darwinist-Materyalist eğitim almış ve yönetime gelmesinin hemen ardından ülkede iç çatışmaların baş göstermesine neden olmuştur. Ayrıca 1982 yılında bazı şaibeli suikastlar bahane edilerek Suriye Gizli Servisi ülkedeki Müslümanlar üzerinde operasyonlara başlamıştır. Hafız Esad’ın emri ile başlayan bu operasyonlarda 150.000-200.000 arası sivilin katledildiği hesaplanmaktadır. Hafız Esad rejimi sırasında Abdullah Öcalan ve PKK da bu ülkeden lojistik destek almışlardır. Ancak Suriye, Hafız Esad'ın ölümünün ardından, oğlu Beşar Esad'ın yönetime gelmesiyle birlikte büyük bir değişim içerisine girmiştir. Daha ılımlı, daha demokrat, daha modern bir ortamın oluştuğu Suriye, Türkiye ile de daha yakın ve iyi ilişkiler kurmuş, Türk İslam Birliği'ni isteyen, bölgedeki tüm ülkelerle dostane ilişkiler içinde olmayı hedefleyen bir siyaset izlemeye başlamıştır.

Darwinist ideolojinin etkisi altındaki yöneticilerin ülkelerine getirdikleri hep aynıdır: anarşi, karmaşa ve katliam. Buna bir başka örnek Mısır’dır. Cemal Abdul Nasır, Mısır’da 1952 yılında ihtilal yapmış, Kral Faruk’u devirmiş ve 20 yıl ülkeyi yönetmiştir. Ülkede Nasırizm adında Darwinist-Stalinist bir milliyetçilik ideolojisi geliştirmiştir. Döneminde Müslüman halk üzerinde ciddi baskı kurmuş, binlerce Müslüman alim idam edilmiş ve işkence görmüştür.

Darwinizm Etkisi Altında Başlatılan Sömürgecilik Faaliyetleri

Darwinist-materyalist ideolojinin medeniyetle bağdaştırılmaya çalışılması ise tam bir aldatmacadır. Bu aldatmaca doğrultusunda başlatılan sömürgecilik faaliyetleri ile batılı ülkeler, sömürgeleştirdikleri birçok ülkenin halklarına adeta hayvan muamelesi yaparak felaketler getirmişlerdir. Sömürgeciler kendilerini sömürgeleştirdikleri toplumlardan sözde üstün görürler. Bu aşağı görülen toplumların ise, yaşama haklarının olmadığı görüşündedirler. Bu bakış açısıyla sömürgeleştirilen onlarca devlet, uzun yıllar baskı ve zulüm görmüş, iç çatışmalarla zayıflamıştır. Bu sapkın bakış açısının etkileri, söz konusu ülkelerde hala devam etmekte, iç çatışmalar yine Darwinizm taraftarları tarafından teşvik edilmektedir.

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, Darwinist-materyalist ideolojinin tehlikeli yönü çok net bir şekilde ön plana çıkartılıp, halkın bilgilendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Evrim sahtekarlığının bilimsel bir teoriymiş gibi eğitime dahil edilmesi, son derece tehlikeli bir fitnedir. Darwinist ideolojinin etkisiyle, geçtiğimiz 150 yılda Allah inancından uzak, amaçsız ve sorumsuz yaşadığını zanneden toplumlar yetişmiştir. Darwinizm, geçtiğimiz 150 yılın en büyük pagan inancı olarak Allah inancının yayılması önünde engel oluşturmuştur. Dolayısıyla, bu sapkın pagan dininin faaliyetlerine göz yumulması, samimi bir dindar tarafından asla kabul edilemez. Yapılması gereken, Darwinizm ritüellerinin sapkınlığını tam olarak açıklamak ve ve batıl Darwinizm ideolojisini açıkça yerle bir etmektir.

Darwinist Diktatörlüğün Bir Başka Faaliyet Alanı: ÜNİVERSİTELER

Darwinist diktatörlüğün uyguladığı dayatma politikasının bir diğer örneği de üniversitelerde yaşanmaktadır. Milletin parasıyla kurulan üniversitelerde, milletin parasıyla, milletin inançlarına karşı Darwinist felsefe dayatması oluşturulmaktadır. Bilimsellikle uzaktan yakından alakası olmayan eski Sümer ve eski Mısır’a ait paganist dogma inançlar zorla Türk gençliğine dayatılmakta, bu yanlış fikirleri aşılamak için yurtdışından özel olarak getirilen yabancı, paganist-Darwinist kişilere çok yüklü paralar verilmektedir. Öte yandan, evrimi reddeden bilim adamları bilimsel çevrelerden uzaklaştırılmakta, üniversitelerden atılmakta ve işlerine son verilmektedir. Tüm bunlar, Darwinist diktatörlüğün bilim dünyasını nasıl baskı altında tuttuğunu açıkça ortaya koyan uygulamalardır.

Peygamberler, Allah İnancına Karşı Geliştirilen Putları Yok Etmişlerdir

Dünya tarihine baktığımızda da, peygamberlerin hiçbirinin toplumların putlarına göz yummadıklarını görürüz. Örneğin Hz. İbrahim (a.s.) kavminin putlara tapmasını engellemek için putları kırmıştır. Allah Kuran’da bu durumu şu şekilde haber verir:

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? … Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?" "Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin." Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler. Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin." Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?" "Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?" (Enbiya Suresi, 58-67)

Yukarıdaki ayetlerden anlaşıldığı gibi, Hz. İbrahim (a.s.) sadece putları kırmakla kalmamış, bunu yaparken, halka putların hiçbir gücü olamayacağını tam kavratacak, akılcı bir yol seçmiştir. Halkın vicdanını harekete geçirerek, belki de hiç düşünmedikleri bir yönden düşünmeye onları zorlamıştır.

Aynı şekilde Hz. Musa (a.s) da kavminden uzak olduğu dönemde yine eski sapkın inançlarının etkisine giren kavminin putlarını yok etmiştir. Hz. Musa (a.s.), kavminin putu olan buzağı heykelini yakmış, darmadağın etmiş, sonra da denize savurmuştur. Hz. Musa (a.s.), kavminin bir daha putlara tapınmaya dönmemesi için böyle sağlam bir tedbir almıştır. Allah, Kuran’da bu durumu şu şekilde haber verir:
(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi." Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız.Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 95-98)

Peygamberimiz (sav) de, kavmini putlara karşı uyarmış ve onların herhangi bir güçleri olmadığını anlatmıştır. Yüce Allah, Kuran’da bu durumu şu şekilde bildirir:

Gördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı. Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)? …Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiç bir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir. (Necm Suresi, 19-23)

Yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı gibi, bir müminin yapması gereken, toplumun put edindiği şeyleri, tam anlamıyla ve geri dönüşü olmayacak şekilde yok etmektir. Şu anda dünya çapında dinsizlik tehlikesinin dayanağı olan put, Darwinist-materyalist ideolojidir. Bu kanlı ideolojiye karşı sessiz kalmak ve onu yok kabul etmek daima kötü sonuçlar getirmiştir. Unutmamak gerekir ki karanlığın içinde gözleri kapamakla karanlık ortadan kalkmaz. Karanlığın var olmadığını düşünerek de karanlık yok olmuz. Karanlığı ortadan kaldırmak için, ışık yakmak gerekir. Şu anda yakılması gereken ışık da, anti-Darwinist, anti-materyalist yönde yapılacak olan ilmi mücadeledir.

Sayın Adnan Oktar’ın 20 yılı aşkın anti-Materyalist, anti-Darwinist faaliyetleri sayesinde evrim teorisi artık bilimsel ve fikri olarak yerle bir edilmiştir. Başta Türkiye olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde insanlar büyük bir aldatmaca ile karşı karşıya olduklarını anlamışlardır. Dünya çapında Allah’a inanananların oranı artmış ve İslam dini de bu vesile ile tüm dünyada hızlı bir yükselişe geçmiştir. Darwinizm adı verilen 150 senelik bu kabus insanlık üzerinden tamamen kalktığı anda ise dünyada Allah'a imanın getirdiği güzelliklerin hakim olacağı yeni bir çağ başlayacaktır. Bu çağ, insanların Hz. Mehdi’nin zuhurunu, Hz. İsa’nın nuzülünü gördükleri dönemde gerçekleşecek olan Altın Çağ’dır. Dolayısıyla, Müslümanların bu tehlikeli ideolojiye karşı sessiz kalması kabul edilemez. Her Müslümanın yapması gereken, Darwinizm'in karanlık yüzünü anlatarak, insanları Kuran ahlakına davet etmektir.

Bu eser 1.089 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Resullerin Mücadelesi - Cep Kitabı
Dinsizliğin Dini İle Mücadele - Ses Kaseti
Darwinizm ile İlmi Mücadelenin Önemi - Kitap
Fikri Mücadele Terörü Bitirir - İlanlar
Darwinizm, Ahir Zamanda Yerle Bir Olacağı Kaderde Belli Olan Batıl Bir İnançtır - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Balıklar Suda Nasıl Yaşar?
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3220 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2512 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 2063 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1737 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1494 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.