Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Sevgisizlik, Bencillik Ve Stresin İnsan Vücudunda Oluşturduğu Gizli ve Açık Tahribatlar
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
evrimaldatmacasi.com
harunyahya.org
basindaharunyahya.com
Makale : Sevgisizlik, Bencillik Ve Stresin İnsan Vücudunda Oluşturduğu Gizli ve Açık Tahribatlar - TÜRKÇE
Mayıs 2009
Sevgisizlik adeta bir kanser gibi insan vücudunu yavaşça tahrip etmeye başlar. Önce kalpte oluşan yalnızlık, huzursuzluk, mutsuzluk, korku, öfke, stres, depresyon, bencillik ve kıskançlık gibi olumsuz hislerle kendini gösterir. Ardından her gün sokaklarda birçok insanın yüzünde gördüğümüz donukluk, boşluk ve hüzün ifadeleriyle ortaya çıkar. Sevgisizliğin acısıyla insanların bedenlerinde oluşan çürüme hızı da mucizevi olarak süratle artar. Cildin temiz ve genç yapısını kaybederek sertleşmesi, kırışması, hastalık derecesinde bozulması ve renksizleşmesi, saçların dökülmesi ve matlaşması, beden yapısının şekilsizleşmeye başlaması ve güzel görünümünü yitirip sağlıksız bir hal alması, dişlerin ve tırnakların parlaklığını kaybetmeye başlaması, hareketlerin ve tavırların robotlaşması, güçsüz, bıkkın, şevksiz ve halsiz bir görünüm, stresli, mutsuz, üzgün, kızgın, küskün, kıskanç, ters, merhametten ve güzel ahlaktan yoksun tavırlar oluşması...

Tüm Bunlar Sevgisizliğin Yıpratıcı Etkisiyle Oluşmaktadır... Tek Çözüm İse Allah Sevgisidir.

Allah'a güvenip teslim olmayan insanlar, hayatlarını sürekli olarak sevgisizlik, mutsuzluk, üzüntü, stres, panik ve sıkıntı içinde geçirirler. Bu nedenle psikolojik kökenli hastalıklara yakalanır, bedenen çok hızla yıpranır, normalden daha kısa sürede yaşlanıp çökerler. Sevgiden uzak yaşadıkları bencil hayatın ve içinde bulundukları bozuk ruh halinin etkisi bedenlerinin her noktasında kendisini gösterir.

Allah'ı dost edinen, O'nu çok seven ve O'ndan çok korkan müminler ise hiçbir olay karşısında üzülmedikleri ve sıkıntıya düşmedikleri için zihnen ve bedenen sağlıklı ve dinç olurlar. Tevekküllü olmalarının, karşılaştıkları her şeye hayır gözüyle bakmalarının, cennet ümidini içlerinde taşımanın olumlu etkisi fiziksel özelliklerine de yansır. Ancak bu, elbette ki müminlerin hastalıklara yakalanmayacakları anlamına gelmez; inançlı kişiler de çeşitli hastalıklara yakalanır ve yaşlanırlar ama bu durum onlarda olumsuz bir etki oluşturmaz. Allah'ın izniyle psikolojik kaynaklı bir çöküntü yaşamazlar. Aksine bu durumu çok büyük bir heyecan ve şevk ile karşılarlar.

Stresin Ruhta ve Bedende Oluşturduğu Tahribat

Tevekkülsüzlüğün, Allah'a güvenip kadere teslim olmamanın yol açtığı ruhsal bozukluk ve sıkıntılar günümüzde 'stres' olarak tanımlanan ruhsal gerilim ile kendini göstermektedir. Stres; korku, güvensizlik, umutsuzluk, sevgisizlik, aşırı heyecan, endişe, baskı gibi duyguların, vücuttaki dengeyi bozarak bedende oluşturduğu bir durumdur. İnsanlar strese girdikleri zaman vücutları buna tepki gösterir ve alarma geçer. Bunun üzerine vücutta bazı biyokimyasal reaksiyonlar başlar. Kandaki adrenalin seviyesinin yükselmesi, enerji tüketiminin ve vücut reaksiyonlarının maksimum seviyeye çıkması, şeker, kolesterol ve yağ asitlerinin kana bırakılması, kan basıncının artması ve kalp atışının hızlanması bu reaksiyonlardan bazılarıdır. Strese bağlı olarak ileri düzeyde bazı psikolojik hastalıklar, uyuşturucu madde bağımlılıkları, uykusuzluk, deri, mide, tansiyon hastalıkları, migren, kemiklerle ilgili birtakım hastalıklar, böbrek dengesizliği, solunum bozuklukları, alerjiler, kalp krizi, beyinde büyüme meydana gelmesi gibi sorunlar baş gösterir.

Özellikle kronik stres, vücut fonksiyonlarını değiştirdiğinden, çok büyük zararlara sebep olabilir. Stres nedeniyle vücuttaki adrenalin ve kortizol miktarı normal olmayan bir şekilde yükselir. Uzun süreli streste, kortizol hormonunun yükselmesi, bazı hastalıkların -örneğin şeker hastalığı, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, kanser, ülser, solunum hastalıkları, egzema ve sedef gibi deri hastalıkları, bağışıklık sistemine bağlı rahatsızlıklar- erken yaşta ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kortizol yüksekliğinin beyindeki hücreleri öldürmeye kadar varan etkileri bulunmaktadır. Stresin sebep olduğu rahatsızlıklar bir kaynakta şöyle ifade edilmektedir:

“Stres ve stresin doğurduğu gerginlik ve ağrı arasında önemli bir ilişki vardır. Stresin sebep olduğu gerginlik, damarların daralmasına, kafanın belirli bölgelerine giden kan akımının bozulmasına ve o bölgeye giden kanın bir hayli azalmasına yol açar. Diğer taraftan bir dokunun kansız kalması doğrudan ağrıya sebep olur. Çünkü muhtemelen bir taraftan gergin dokunun daha çok oksijene ihtiyaç göstermesi, diğer taraftan dokunun zaten yetersiz kanla beslenmesi özel ağrı alıcılarını uyarır. Bu arada adrenalin ve noradrenalin gibi stres sırasında sinir sistemini etkileyen maddeler de salgılanmış olur. Bunlar da doğrudan veya dolaylı olarak kasların gerginliğini artırır ve hızlandırır. Böylece ağrı gerginliğe, gerginlik kaygıya, kaygı da ağrının şiddetlenmesine yol açar.” (. Stres ve Başa Çıkma Yolları, s. 162)

Stres ve Kalp Krizi

Stresin yol açtığı en ciddi hastalıklardan birisi kalp krizidir. Araştırmalar, agresif, telaşlı, endişeli, sabırsız, rekabetçi, kindar, asabi insanların kalp krizi geçirme oranlarının, bu davranışları az gösteren insanlardan daha fazla olduğunu kanıtlamaktadır.( Jane E. Brody, "Tool of survival is deadly for heart", The New York Times, 23 Mayıs 2002; http://www.iht.com/articles/58687.html) Bunun sebebi ise şöyledir:

Hipotalamus'un başlattığı, sempatik sinir sisteminin aşırı uyarılması aynı zamanda aşırı insülin salgılanmasına ve dolayısıyla bu insülinin kanda birikmesine sebep olur. İşte bu durum sağlık açısından hayati önem taşımaktadır. Çünkü, koroner damar hastalığına yol açan şartların hiçbiri, kandaki fazla miktardaki insülin kadar kesin ve yıkıcı bir rol oynamaz.(Acar Baltaş, Zuhal Baltaş, Stres ve Başa Çıkma Yolları, Remzi Kitabevi, 15. basım, s. 159)

Stres ve Bağışıklık Sistemi

Bilim adamları, stres derecesi ne kadar yüksekse, kandaki akyuvarların tepkisinin o kadar zayıfladığını ifade etmektedirler. Oxford Üniversitesi Teknoloji Transferi Bölümü'nde görevli Linda Naylor başkanlığındaki ekibin geliştirdiği test sayesinde, stres derecesinin bağışıklık sistemi üzerindeki bu olumsuz etkisi ölçülebilmektedir.

Stresle, bağışıklık sistemi arasında da yakın bir ilişki vardır. Fizyolojik stres, bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir etki yapar ve bağışıklık sistemini çökertmeye çalışır. Stres altında olan beyin, vücutta kortizol hormonu üretimini artırır ve bağışıklık sistemini zayıflatır. Diğer bir deyişle beyin, bağışıklık sistemi ve hormonlar birbirleriyle ilişki içindedirler. Bu konuda uzmanlar şöyle demektedir:

“Psikolojik veya fiziksel stres konusundaki çalışmalar uzun süren yoğun bir stresle karşılaşıldığı zaman hormonal dengeye bağlı olarak bağışıklık cevabında bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Kanser dahil birçok hastalığın ortaya çıkış ve şiddetinin hayat stresleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir.” (a.g.e)

Kısacası, stres insanın doğal dengesini bozan bir durumdur. Bu olağanüstü durumun süreklilik göstermesi vücut sağlığını bozarak, çok çeşitli rahatsızlıklara yol açar.
Tüm bu hastalıkların oluşma sebebinin yalnızca stres olduğu elbette ki söylenemez, ancak çıkış noktalarının çoğu kez psikolojik kaynaklı olduğu bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçektir. Nitekim yaklaşık her gün gazetelerde ve televizyonda rastladığımız haberler bu durumu ispat eder niteliktedir.

Din ahlakından uzak yaşayan kimselerin "stres" denilen sıkıntı ile yaşamaları Allah'ın Kuran'da bildirdiği bir durumdur:

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır..." (Taha Suresi, 124)

Bir başka ayette ise Allah "... bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O'nun dışında (yine) Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar..." (Tevbe Suresi, 118) şeklinde buyurmaktadır. Bu sıkıntılı yaşam, iman etmeyenlerin, imanın kazandırdığı sevgiden ve güzel ahlaktan uzak yaşamalarının sonuçlarından biridir.

Stresin Olumsuz Etkilerinden Korunmak İçin...

Din ahlakının, Allah'ı sevmenin, Allah'tan korkmanın insan üzerindeki en olumlu etkilerinden birisi, elbette strese karşı sağladığı korumadır. Allah inancı olan insanların olaylara daha sabırlı ve olumlu baktıkları, zorluklar veya yaşam içinde karşılaşılacak olumsuzluklara daha dirençli oldukları açıktır. Özellikle inancın bu güzel etkisinden dolayı ABD'deki 125 tıp fakültesinden 80'inde din ve sağlık üzerine seminerler verilmektedir. ABD ve İngiltere'de yapılan araştırmalarda, hastalar için dua etmenin, hastaların rahatsızlık belirtilerini azalttığı ve iyileşme sürecini hızlandırdığı sonucu elde edilmiştir. Şafi (Şifa Veren) sıfatına sahip olan Rabbimiz Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

"Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz." (Neml Suresi, 62)

Stresin eklem ağrılarından psikolojik bozukluklara hatta kansere kadar birçok hastalığın ya ana nedeni ya da tetikleyicisi olduğu düşünüldüğünde, samimi olarak din ahlakına uygun bir yaşam sürdürdükleri için stresten korunan kişiler, tüm bu hastalıklardan da Allah'ın takdiriyle korunurlar. Kuşkusuz din ahlakının tüm bu olumlu etkilerinin temelinde ise iman edenlerin Allah'a sevgileri, Allah'a teslimiyetleri ve her durumda Allah'a sığınarak O'na dua etmelerinin büyük bir etkisi vardır. Elbette Allah dilerse, samimi olarak iman eden bir kimseyi de türlü hastalıklarla ve sıkıntılarla deneyebilir, salih bir mümin tüm bunlar karşısında yine neşeli, huzurlu ve tevekküllü olur, çünkü Allah'ın kendisi için takdir ettiği kaderin en güzel ve en hayırlı olduğuna iman etmektedir.

Gerçek Sevgiyi Elde Edebilmek ve Huzurlu Bir Hayat Yaşamak Ancak Din Ahlakı İle Mümkündür

Din ahlakının varlığı, Allah sevgisini beraberinde getireceği için bu, tüm insanlarda çok olumlu ve güzel bir etki yapar. Herkes Allah'ın rızasını kazanmak için güzel ahlak gösterir, birbirini Allah rızası için sever, sayar. Stres, üzüntü, mutsuzluk ve bu duygulara sebep olan düşünce yapısı ortadan kalkar. İnsanlar arasındaki sevgisiz, bencil ve egoist tavırların yerini şefkat, merhamet, hoşgörü, sevgi ve saygı dolu yaklaşımlar alır. Allah iman eden kullarına yaşattığı sevgiyi bir ayetinde şu şekilde bildirmektedir:

“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” ( Meryem Suresi, 96 )

İnsanlar Allah'ın emirleri doğrultusunda hayırlarda yarışırlar. Dünya hayatında Allah sevgisini nefsani sevgiden üstün tutan samimi müminler de ahirette, Allah'ın izniyle, sonsuza kadar sevdikleriyle birlikte yaşayacakları cennet bahçelerinde olmayı umarlar:

“(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet bahçelerindedirler. Rableri Katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.” (Şura Suresi, 22)

Sayın Adnan Oktar’ın Röportajlarından Sevgi İle İlgili Açıklamaları
Hz. Mehdi (A.S.) Sevgisizlik Belasını İnsanların Üzerinden Kaldıracak


ADNAN OKTAR: Bakın sevgi ve samimiyet gittikten sonra geriye ceset kalır. Yani kokuşmuş bir ceset kalır ve artık o insan için çile günleri başlar, acı günleri başlar ve sürünüyor o zaman. Akşama kadar çalışıyor, para kazanıyor. Gidiyor o parayla akşam az birşey yiyecek yiyor, televizyonda bir parça birşey seyrediyor, dedikodu yapıp birşeyler konuşup uyuyor. Ertesi gün yine işe gidiyor, yine çalışıyor, yine bir parça yemek yiyor, yine bir parça dedikodu, kavga ediyor, laf sokuyor.

SUNUCU: Rutin, dünyada yapması gereken işleri yapıyor.

ADNAN OKTAR: Öyle değil dünya, bu bir beladır, Allah'tan verilmiş bir beladır. Biz bunun için gelmedik dünyaya.

SUNUCU: Herkesin bir görevi var.

ADNAN OKTAR: Tabi. Biz candan Allah'ı aşkla sevmek için geldik. Biz burada aşkı yaşamaya, tutkuyu yaşamaya geldik, Allah'ın rızasını yaşamaya geldik. Allah'a kul olmaya geldik. İnsanlar kendi elleriyle kendi kendilerini cezalandırıyorlar. Cenab-ı Allah şeytandan Allah'a sığınırım bu konuda diyor ki: “Allah insanlara zulmetmez, insanlar kendilerine zulmediyorlar” diyor. Kendi elleriyle kendilerini mahvediyor insanlar. İşte Hz. Mehdi (a.s.) bu belayı, insanların kendi kendini yakması sistemini durduracak. Onları yeniden samimi sevgiye, samimi arkadaşlığa ve dostluğa davet edip o ruhu onlara yaşatacak, Allah'ın dilemesi ile. (Kon TV, 1 Şubat 2009)

“Evlenirken Sözleşme Yapıyorlar Çünkü Birbirlerine Güvenmiyorlar”

ADNAN OKTAR: ... İman zafiyetinin ortadan kalkması, Allah korkusunun güçlendirilmesi, samimi Müslüman olunması ve Kuran'a tam, candan, güzel ahlakla uyulması gerekir. Yani şu an bunun eksikliğinden genç kızlar da çok bizarlar (tedirgin, bezgin) dışarıda, genç delikanlılar da çok bizarlar. Yani mutlu değiller. Ben sokağa çıkıyorum, bakıyorum, suratları donuk. Yani mesela ben genç kız dedin mi böyle neşeli, sevgi dolu, gözleri pırıl pırıl bir insan bilirim, bakımlı tertemiz. Delikanlı dediğinde de yine öyle hayat dolu, sevgi dolu, herkese saygıda kusur etmeyen, etrafına neşe saçan dinamik insanlar akla gelir. Ama ben bunu görmüyorum dışarıda, bir kere insanlar birbirine güvenmiyor. Bu çok korkunç bir şeydir. Yani evlenirken de birbirlerine güvenmiyorlar. Önce gidip noterde mal akdi yapılıyor. İşte boşanırsa şu kadar para ödeyecek,

SUNUCU: Sözleşmeler yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Daha başlangıcında tam bir facia. Yani madem o kadar güvenmiyorsun seni dolandıracağından bu kadar eminsin, zulmedeceğinden eminsin. Bu insanla nasıl hayatını birleştiriyorsun sen? Bu anlaşma ne demek, yani o anlaşma oldu mu, o adamın yüzüne sen nasıl bakacaksın? Ama haklı olarak tabi, kadınlar evleneceği insanda güven arar. Güven için Allah korkusu gerekir, Allah'ı sevmesi gerekir, derin imana sahip ve takva olması lazım. Allah'tan korkmayana nasıl güvenecek bir insan? Yani Allah'ı fark edemeyecek akılda bir insan düşünün. Beyninin içinde şu kadar mercimek kadar yerde yaşadığını fark edemiyor. Yani dışarıda maddi bir varlığı var ama bu kadarcık yerde yaşıyor ve Allah'ı fark edemeyecek kadar aklı zayıf. Böyle bir insandan ne bekler bir insan. (Kanal 35, 1 Şubat 2009)

“İnsanların Büyük Bölümü Maskeyle Geziyor”

ADNAN OKTAR: Yani şöyle işin doğrusu dünyada dev bir tiyatro sergileniyor. Büyük bir bölümünde. Birçok tiyatronun oyuncusu var. Karşılıklı birçok oyun oynanıyor. Bu doğru değil. İşte bu ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) devrinde bu tiyatronun perdesi kapanacak ve insanlar artık gerçek insan olacaklar, gerçek sevgiyle yaklaşacaklar, gerçek aklı ortaya çıkaracaklar, gerçek yüzlerini gösterecekler. Artık maskeler kalkacak. İnsanlar maskeyle geziyor. Büyük bölümü maskeyle geziyor. Bu maskeler kalkacak. Maskelerden dolayı da insanlar mutlu değil ben dışarı çıktığımda insanların birçoğunun yüzünü güler göremiyorum mutlu göremiyorum. Çünkü maskeyle karşılaşıyor. Gerçek insan, insanın hoşuna gider. Gerçek yüz, insanın hoşuna gider. Maske insanı çok rahatsız eder. Yapmacıklık insanı çok rahatsız eder. (Kral Karadeniz TV, 30 Ocak 2009)

“Maddiyat Değil Allah Rızası Önemlidir”

ADNAN OKTAR: ... Mesela geliyor adam, elinde bir-iki kilo çikolata yaptırmış, kız evine gidiyor, istemeye geliyor. Soruyorlar; nerede okuyorsun, mühendis misin, doktor musun, paran var mı, evin var mı? E niye sormuyorsunuz: Allah'ın dinine hizmet ediyor musun? Takva mısın? Ne hizmet ettin şu ana kadar, Allah için neler yaptın? Değil mi? Bu yaşına gelmişsin. Senin çok faydalı işler yapmış olman gerekiyor. Hangi insanın hidayetine vesile oldun, neler yaptın de, sormaları lazım ve onun takva olup olmadığının üzerinde durmaları lazım. İnsan ancak bundan mutlu olur. Yoksa arabayla, evle mutlu olsa her yer ev, araba dolu; yani onla insanlar mutlu olamaz. Evi arabası olup da bir sürü intihar eden insan var, bunalıma giren insan var. İnsanın ancak “Allah'ın zikriyle kalbi mutmain olur”, Kuran'ın işaretidir bu, Kuran'ın ayetidir, şeytandan Allah'a sığınırım. (Kral Karadeniz TV, 30 Ocak 2009)

Bugün doktorlar, stresin etkilerinden korunmak için huzurlu ve sakin bir yapıya, rahat, güvenli ve endişelerden uzak bir psikolojiye sahip olunması gerektiğini ifade etmektedirler. Huzurlu ve rahat bir psikoloji ise, ancak Kuran ahlakının yaşanmasıyla mümkündür. Nitekim Kuran'da Allah pek çok ayette iman edenlerin üzerine "güven duygusu ve huzur" indirdiğini bildirmektedir. (Bakara Suresi, 248; Tevbe Suresi 26, 40; Fetih Suresi, 4, 18)

Sevgisizlik, Bencillik Ve Çıkar İlişkileri

Din ahlakından uzak toplumlarda yaşanan menfaate dayalı sevgi türünde insanlar sevgi adı altında kendilerini ve başkalarını kandırmakta, bunun neticesinde son derece sıkıntılı, yalnız ve mutsuz bir hayat sürmektedirler. Bu, menfaat üzerine kurulu bir dünyada yaşayan insanlar tarafından çok iyi bilinen bir gerçektir. Bu gibi insanlar, dost sandıkları kişilerin bir gün mutlaka kendilerini yalnız bırakacaklarını, özellikle sıkıntılı zamanlarında, örneğin hastalandıklarında ya da maddi imkanlarını kaybettiklerinde kendilerinden yüz çevireceklerini içten içe bilir, bu nedenle hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu ve huzurlu olmaz, sevildiklerini hiçbir zaman gerçek anlamda hissedemezler. Karşılarındaki insanların sevgilerinden sürekli olarak kuşku duymalarının sebebi budur.
Allah'ı çok seven, Allah'tan çok korkan, her şeyde Allah'ın tecellilerini gören, Allah'ın yarattığı maddi manevi tüm nimetlerden büyük zevk alan, insanlara karşı kalplerinde hissettikleri sevginin kaynağı da, yine, Allah'a duydukları coşkun sevgi olan müminlerin insanlara duydukları sevginin ise sonu yoktur. Sevgilerinde azalma olmadığı gibi, bu sevgi günden güne artar ve derinleşir. Karşılarındaki müminin kendilerine olan sevgisinden de şüphe duymazlar, çünkü onların da kendileri gibi Allah'ı çok sevdiklerini ve kendilerine duydukları sevginin Allah'a olan sevgilerinden kaynaklandığını ve doğal olarak azalmadığını, aksine sürekli arttığını bilirler.

İmanın ve duanın hastaların üzerindeki olumlu etkisi ve tedavi sürecini hızlandırması doktorların da dikkatlerini çeken bir husustur. ABD'de yayınlanan ünlü haber dergisi Newsweek, 10 Kasım 2003 sayısında "Allah ve Sağlık: Din İyi Bir İlaç mı? Bilim Neden İnanmaya Başlıyor?" (God & Health: Is Religion Good Medicine? Why Science is Starting to Believe?) başlığı altında din ahlakının iyileşmeye vesile olan etkisini kapak konusu yaptı. Allah inancının insanın moralini yükseltip hastalıklardan daha kolay kurtulmasını sağladığına değinilen makalede, bilimin de inançlı insanların hastalıkları daha kolay ve çabuk atlattığına inanmaya başladığını bildirdi.

Son yıllarda yapılan birçok araştırma, Allah'a imanın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu araştırmalara göre Allah inancına sahip olan insanlar diğerlerine göre Allah'ın izniyle hem daha uzun yaşamakta hem de yaşam kaliteleri diğerlerine göre çok daha yüksek olmaktadır. Ancak tabi ki bir insan sağlıklı olmak için iman etmez. Allah'ın varlığının delilleri çok açıktır, her insan aklı ve vicdanıyla bu delilleri görerek iman eder, Allah iman edenlere ahlaklarının ve tavırlarının güzelliğine karşılık bir nimet olarak sağlık, güç ve kuvvet verir.

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 59. sayı (Mayıs 2009) 56. sayfada yayınlanmıştır.

Bu eser 1.026 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Ahir Zamanda İnsanlara Gelen Büyük Bela: Sevgisizlik - Makale
İnkar Edenlerin Dünyada Yaşadıkları En Büyük Gizli Azaplardan Biri; Sevgisizlik - Makale
Materyalist, Darwinist Zihniyetin Getirdiği Sevgisizlik ve Merhametsizliğin Çözümü - Makale
Sevgi Müslümanlar İçin Büyük Bir Nimettir; Sevgisizlik İse, İnanmayanlar İçin Beladır - Makale
Sevgisizlik, Bencillik ve Stresin Kalpte Oluşturduğu Gizli Yaralar ve İnsan Vücudunda Meydana Getirdiği Fiziki Tahribat (1) - Makale
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Balıklar Suda Nasıl Yaşar?
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3220 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2512 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 2063 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1737 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1494 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.