 |
Dünyadaki imtihanın gereği olarak, insanın nefsi bencillik, egoistlik, kıskançlık gibi çeşitli kötü ahlak özelliklerine yatkın yaratılmıştır. Nefsini eğitmediği takdirde, bu kötü özellikler kişinin tüm ahlakına hakim olur. İnsanın sakınması gereken bu özelliklerden biri de ahiret hayatını unutarak makam, mevki hırsına kapılmaktır.
Değerli İslam alimimiz İmam Rabbani, “Hulâsa (kısacası), nefs temizlenmedikçe ve şeflik, üstünlük hulyâsından kurtulmadıkça, felâketten kurtulmak imkânsızdır. Sonsuz ölüme gitmeden önce, nefsi bu hastalıklardan kurtarmayı düşünmek lâzımdır.” (İmam Rabbani Mektubat 52. Mektup) sözleriyle dünya hayatında insanın üstünlük arzusundan, mevki sahibi olma isteğinden kurtulmadıkça sürekli azap içerisinde yaşayacağına dikkat çekmiştir.
Oysa insanın kendisini üstün görmesi ve kibirlenmesi son derece boş ve anlamsızdır.
Çünkü insan bu dünyada hangi makamda, hangi mevkide olursa olsun mutlaka değişmeyen tek gerçek olan ölümü tadacaktır. İster kral olsun, ister fakir biri olsun; öldükten sonra herkes aynı toprağın altına girecektir. Dolayısıyla da bu dünyada kazandığı makam ve mevkinin ona hiçbir faydası olmayacaktır. İnsan ahirette sadece, Allah'ın bildirdiği din ahlakına uygun şekilde yaşayıp yaşamadığından sorulacaktır. Herkesin sonsuz yaşamındaki konumu da, dünyadaki tavırlarına, ahlakına göre Allah tarafından belirlenecektir. Makam, mevki hırsına kapılan insanlar bu gerçeği tamamen göz ardı ederek, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi yükselmek için hırsla çabalamaya devam ederler. Bu hırs gözlerini öylesine kör eder ve kalplerini katılaştırır ki onları birkaç on yılla sınırlı olan dünyada makam elde etmek için en üstün makam olan cenneti ve ahireti düşünmekten alıkoyar. Bu şuur kapalılığı içinde cenneti kazanmak için ciddsi gayret göstermek yerine, dünyadaki geçici mevkileri elde etmek için çaba sarf ederler. Oysa Allah Kuran'da, dünya için harcanacak çabanın boş ve gereksiz olduğunu; burada elde edilen mal, mülk ve makamın ahirette insana hiçbir fayda sağlamayacağını bildirmiştir:
"Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız..." (Enam Suresi, 94)
Nefsin bu zayıflığından kurtulmak ise ancak, imanı kavramak ve Kuran ahlakını yaşamakla mümkün olur. Çünkü Allah, "... Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır." (Teğabün Suresi, 16) ayetiyle dünyada ve ahirette insanları kurtuluşa yöneltecek olan tavrın, nefislerinin bu kötü özelliğinden sakınmak olduğunu bildirmiştir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 59. sayı (Mayıs 2009) 31. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.357 kez incelendi.
|
 |
|