Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
İslam ahlakının gereği olan eğitim anlayışı hangi bilgileri kapsamaktadır?
Aldığımız eğitimin asıl amacı ne olmalıdır?
Bilim, kültür ve sanat alanlarında öncü olmanın önemi nedir?
Her konuda bilgili ve donanımlı olmak hangi faydaları sağlar?
Eğitime verilen önemin İslam tarihindeki örnekleri nelerdir?
Günümüzde, gelişen teknolojik imkanların da aracılığıyla, bilgiye ulaşmanın, öğrenmenin ve başkalarına aktarmanın yolları tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar artmıştır. Bu durum aynı zamanda ahir zamanda olduğumuzun da bir delilidir ve tüm Müslümanlar için önemli sorumlulukları beraberinde getirmektedir.
Çünkü, İslam ahlakının yayılmasıyla meydana gelecek barış ve refah ortamı, imanlı, bilgili, kültürlü ve erdemli nesillerin yetiştirilmesiyle mümkün olacaktır. Bu amaçla her alanda gerekli eğitim ve öğretimin sağlanması son derece önemlidir.
İlim, bir başka deyişle eğitim ve kültür, gerek Kuran ahlakının anlatılmasında, gerek kişinin Allah’ın nimetlerini görmesinde büyük rol oynar ve Müslümanların yaşamının önemli bir parçasını oluşturur. Bununla beraber her toplumda bireylerin kendilerine, ailelerine, çevrelerine, ülkelerine ve insanlığa yararlı birer insan olarak yetiştirilebilmelerinin de kapsamlı bir eğitimle mümkün olabileceği tartışılmaz bir gerçektir.
Eğitim ve Bilginin Müslümanın Hayatındaki Önemi
1. Her konuda eğitimli ve donanımlı olmak Kuran ahlakını yaşamanın doğal bir sonucudur:
Kuran ahlakını yaşayan müminler, güzel ahlaklarını ve kaliteli kişiliklerini, Kuran bilgisi, modern bilimler, kültür ve sanat gibi alanlardaki birikimleriyle birleştirerek İslamiyet'i en güzel şekilde temsil ederler. Bu sayede çevrelerindeki kişilere hal ve tavırlarıyla örnek olup onların imanlarına ve kişisel gelişimlerine vesile olabilmeyi amaçlarlar.
2. Bilgi sahibi olmak, Allah'ın rızasını kazanmak için güzel bir yoldur:
İman edenler, bilgiyi Allah’ın rızasını kazanmak için güzel bir yol olarak görürler. Bilgi sahibi oldukça ve araştırdıkça Yüce Allah’ın varlığının delillerini ve yaratılıştaki detayları görerek bunun imanlarının artmasına vesile olabileceğini, Allah’a yakınlaşmak amacıyla ilim öğrenmek için gösterdikleri çabanın da Allah’ın izniyle salih bir amel olacağını bilirler. Örneğin uzayı inceleyen iman sahibi bir bilim adamı, aynı araştırmaları yapan fakat iman etmemiş bir kişiden çok farklı düşünceler taşır. Uzayda gördüğü her detayın Allah’ın sonsuz ilminin delillerinden biri olduğuna şahitlik eder, aczini daha iyi anlar. Bu vesileyle imanı güçlenir ve kendisine verilen nimetlere şükreder. Allah Kuran’da bilgi sahibi olmanın önemini şu şekilde bildirmiştir:
"…De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (Zümer Suresi, 9)
3. Bilgi sahibi olmak, Allah'a olan sevgimizin ve Allah korkumuzun artmasına vesile olur:
Yüce Allah'a olan sevgi, O'nun yarattığı varlıklardaki üstün ve kusursuz özelliklerin okuyarak ve araştırılarak öğrenilmesi ile daha da artacaktır. Yaratılış delilleri, müminlerin üstün güç sahibi, herşeyin Yaratıcısı Rabbimiz'den gereği gibi korkmasına da vesile olacaktır. Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık). İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek- korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır." (Fatır Suresi, 27-28)
4. Kuran bilimi teşvik eder ve bilime yol gösterir:
20. ve 21. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz pek çok bilimsel gerçek, bundan 1400 yıl önce Kuran’da haber verilmektedir. Bilim, Kuran'da bildirilen gerçeklere göre yönlendirildiği takdirde çok hızlı ilerler ve insanlığa çok daha büyük hizmetler verebilir. Allah, Kuran'da insanlara, gökleri, yeri, dağları, yıldızları, bitkileri, tohumları, hayvanları, gece ile gündüzün meydana gelişini, insanın kendi doğumunu, yağmuru ve yaratılmış daha birçok varlığı düşünmelerini ve bu varlıkları incelemelerini bildirmiştir. Bunları inceleyen insan, canlı ve cansız tüm varlıklarda Allah'ın üstün yaratış sanatını görecek, böylece kendisini ve tüm evreni yoktan yaratan Rabbimiz'i gereği gibi tanıyabilecektir. Evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah'ın yaratış sanatını görerek insanlığa açıklamanın yolu ise "bilim"dir.
5. Din ahlakına uygun olmayan felsefelerle fikri bir mücadele yürütmenin yolu bilgiden geçmektedir:
Din ahlakına uygun olmayan ideolojiler ve felsefelerin insanlığa verdiği zararlarla, zulüm ve adaletsizliklerle mücadele etmenin yolu Kuran’da bildirilmiştir. "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et..." (Nahl Suresi, 125) ayetinin hükmü gereği iman edenlerin yapması gereken tüm bu sistemlerin çarpık yönlerini araştırarak ortaya koymak ve her türlü zararlı düşünceyi bilimsel ve fikri platformlarda çürütmektir. Yürütülecek bu fikri mücadele için de iyi yetişmiş, araştırmacı, öğrendiği bilgileri doğru yorumlayıp gerektiğinde kullanabilecek samimi insanlara ihtiyaç vardır.
6. Her konuda iyi eğitim almış olmak, Kuran ahlakını tebliğ etmede en etkili yollardan biridir:
Kuran'da bildirilen eğitim anlayışının kapsamı son derece geniştir. Vicdan sahibi bir Müslümanın da ilk hedefi kendini Allah’ın Kuran’da haber verdiği güzel ahlak özelliklerine göre eğitmesidir. İman sahibi bir kimsenin kişiliğini, hal, tavır ve davranışlarını, konuşma üslubu ve hitap biçimini ve tüm detayları Kuran’da bildirilen üstün ahlaka yakışır bir hale getirmeye çabalaması ve bu amaçla eksiklerini tamamlaması, hatalı yönlerini düzeltmesi en önemli görevlerinden bir tanesidir. Çünkü bu özellikler tebliğ görevini yerine getirmede ona yardımcı olacaktır. Elbette ki tüm bunlar dua mahiyetindeki hazırlıklardır. Kalplerde etki uyandıracak ve hidayeti verecek olan yalnızca Yüce Allah’tır. Sonuç olarak her konuda bir bilgi birikimine sahip olmanın yanı sıra ahlakı, kişiliği ve karakter özellikleriyle de hayranlık uyandıran bir Müslüman bu samimi niyeti ve çabasıyla İslam’a güzel bir hizmette bulunmuş olur.
7. Bilgi, olayların geniş bakış açısıyla değerlendirilmesine ve çözümler üretilmesine olanak sağlar:
Rabbimiz'in bizlere bir rehber ve rahmet olarak indirdiği Yüce Kuran’daki ayetleri bilen, Allah’a samimi olarak iman eden bir Müslüman, karşılaştığı her olayı Kuran’ın gösterdiği doğrular çerçevesinde hikmetli bir şekilde değerlendirir. Verdiği tüm kararlarda vicdanına göre hareket eder ve bu sayede Allah’ın adalet hükmünü yerine getirmeye niyet eder. Örneğin, sosyal yaşama dair pek çok konuda ayetlerin ışığında sağlıklı değerlendirmeler yapabilir, insan karakterlerini daha iyi tahlil eder ve sorunlara ivedilikle çözümler getirebilir.
İslam Tarihinde Eğitim Hz. Muhammed (sav) Dönemi:
Tarihi kaynaklardan ve hadislerden, Peygamberimiz (sav)’in ilme çok büyük bir önem verdiği anlaşılmaktadır. Hz. Muhammed (sav)’in yol göstermesiyle, Kuran’ın indirilmesinden sonra oldukça dinamik bir yapıya kavuşan dönemin Arap toplumunda, sürekli bir tebliğ ortamı sağlanarak insanlara Allah’ın varlığı ve din ahlakı anlatılmış, her geçen gün çok fazla sayıda insanın İslam ahlakını tanımasına vesile olunmuştur. Burada en önemli etkenlerden biri, Kuran’da yer alan ilmi bilgilerin insanlara aktarılmış olmasıdır.
Bunun yanı sıra Peygamberimiz (sav); Eğitim ve öğretimin yaygınlaşması için öncelikle mekan tahsisi yapmış ve ihtiyaç duyulan bölgelere öğretmen göndertmiştir.
İlk olarak “suffa” adı verilen yatılı okulu açmıştır ve burada yalnızca ilim ve ibadet esas alınmıştır.
Her mahallede bir mescid kurulmasını sağlamış, “Dâru'l-Kurrâ” adı verilen akşam okulu niteliğinde eğitim yerlerini açtırmıştır.
Bedir Savaşı sonrasında esirlere okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest kalma hakkını tanımıştır.
Dört Halife Dönemi:
Bu dönemde gerçekleştirilen eğitim faaliyetleriyle o yıllarda yetişen gençlerin iyi bir eğitim seviyesi kazandıkları bilinmektedir. Çocukların eğitimi için ilk program, Hz. Ömer tarafından hazırlatılmış ve sonraki halifeler de bu sistemi geliştirmişlerdir. Ağırlıklı olarak Kuran eğitimi verilmekle birlikte dilbilgisi, aritmetik ve edebiyat derslerine de yer verilmiştir.
Büyük Selçuklu İmparatorluğu Dönemi:
İslam dünyasında eğitim-öğretim faaliyetlerinde ve bilimsel alanda bir dönüm noktası teşkil eden Selçuklu döneminde, ilk defa olmak üzere düzenli ders programları belirlenmiş, zengin içerikli kütüphaneler açılmış ve ücretsiz eğitim veren ilk medrese olan Nizamiye Medresesi kurulmuştur. Bağdat’ta kurulan bu medresede devrin en önemli alimleri yetişmiştir. Selçuklular döneminde özellikle matematik ilmi çok üst seviyelere ulaşmıştır. Sultan Melikşah döneminde edebiyat temsilcileri daha çok öne çıkmış, bu kimseler aynı zamanda cebir ve geometri alanlarında da çalışmalar yapmışlardır. İslam dünyasının büyük fıkıh, kelam, tefsir ve hadisçilerinin çoğu Selçuklu devrinde yetişmiştir. Müslümanlar böylelikle bilime, edebiyata ve sanata yol gösteren bir rehber olmuşlardır.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi:
Osmanlı Devleti'nde eğitim-öğretim faaliyetleri her tarafa yayılmış olup, 'çocuk mektebinden dâru’l fünun (üniversite)’a, medreseden medrese-i ihtisas’a kadar her seviyede eğitim ve öğretimin yapıldığı teşkilatlar vardı.
Osmanlı Devleti’nde ilk medreseyi Orhan Gazi, İznik’te 1330 yılında kurmuştur. Daha sonraları hemen her şehirde bir medrese kurulmuş ve buralarda eğitim gören kişiler Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun yıllar ayakta kalmasını sağlamıştır. Birbiri ardınca açılan medreseler Osmanlılarda bilim ve düşünce hareketini, faaliyetlerini artırmış, devletin her alanda büyük bir ilerleme ve gelişme kaydetmesini sağlamıştır. Bu, Müslümanların bilime ve eğitime verdikleri önemin ve uyguladıkları köklü eğitim sisteminin açık bir göstergesidir.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin İlim Konusundaki Düşünceleri
Büyük İslam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, tüm hayatını Kuran ayetlerini anlatmaya ve açıklamaya adamış, Müslümanların eğitimi ve gelişimine de büyük önem vermiştir. (Prof. Dr. Vehbe Züheyli, Suriye Şam Üniversitesi, Kuran'ı Anlamada Çağdaş Bir Yaklaşım Risale-i Nur Örneği, Sempozyum 4, 1998)
Bu amaçla çeşitli faaliyetlerde bulunan Bediüzzaman, 1908 yılından hemen sonra İmparatorluğun geleceği için çok gerekli gördüğü “üniversite projesini” devreye sokmak için gayret göstermiştir. Onun bu büyük çabası, “Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi” isimli kitapta şu şekilde anlatılır:
“Sultan Abdulhamid’e verdiği dilekçe, kendisinin memleketteki bazı meselelerle ve özellikle de eğitimle yakından ilgilendiğini göstermesi açısından önemlidir. Söz konusu dilekçede Van, Siirt ve Bitlis gibi illerde açılacak okullarda devlet tarafından masrafları karşılanmak suretiyle öğrencilere eğitim verilmesini talep ediyor ve bu okullarda dini ilimlerle birlikte müsbet ilimlerin okutulmasını teklif ediyordu." (Necmeddin Şahinler, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Yeni Asya yay)
Risale-i Nur’larda yer alan Bediüzzaman’ın aşağıdaki ifadesi ise ilim hakkındaki düşüncelerini anlamamız açısından son derece önemlidir:
“Vicdan’ın ziyası (ışığı), ulum-i diniyedir (din bilgileridir). Aklın nuru (ışığı), funun-u medeniyedir (medeni ilimlerdir). İkisinin imtizacıyla (birleşmesiyle) hakikat (gerçek) tecelli eder (ortaya çıkar). O iki cenah (taraf) ile talebenin himmeti (gayreti) pervaz eder. İftirak ettikleri vakit (ayrıldıklarında), birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar).” (Külliyat Münazarat 2, 1956)
İlmin Yegane Sahibi Yüce Allah’tır
Bir toplumu ancak iyi eğitim almış, yüksek kaliteye sahip, kültürlü insanlar ileriye taşıyabilir. Bu konu, yaşamakta olduğumuz ahir zaman için çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü İslam ahlakının hızla yayıldığı bu dönemde, Müslümanlara da büyük bir sorumluluk düşmektedir ve bu sorumluluk ileriki yıllarda katlanarak artacaktır. İslam ahlakının tüm dünyada hızla yayılması için insanlara Kuran ayetlerini ve iman hakikatlerini okuyup anlayacak, daha sonra da hikmetli şekilde anlatabilecek kültürlü bireylere ihtiyaç vardır. Bunun yanı sıra toplumdaki yanlışlıkları ve sorunları fark edip bunlara Kuran ayetleri ışığında çözüm sunabilmeleri için Müslümanların her açıdan yüksek bir kültüre sahip olmaları çok önemlidir.
Ayrıca geçmişte olduğu gibi görkemli bir İslam medeniyeti oluşturmak amacıyla her türlü bilim, kültür ve sanat alanında öncü olacak insanların yetiştirilmesi gerekmektedir.
Bu konuda samimi bir niyetle Allah’a dua etmek çok önemli bir başlangıç olacaktır. Bir ayette müminlerin “...Rabbim, ilmimi artır.” (Taha Suresi, 114) şeklinde bir dualarının olduğu bildirilmektedir. Yüce Allah her zaman iman etmiş samimi kullarının destekçisi ve yardımcısıdır. İman etmiş bir kimsenin bu konuda göstereceği ciddi bir çaba çok daha etkili sonuçlar ortaya çıkarabilir. Hiç kimse ‘ben ne yapabilirim ki’ diye düşünmemelidir. Unutmamak gerekir ki, insanlara tüm bildiklerini öğreten Yüce Allah’tır. Tüm bilgiler Allah’ın sonsuz ilminin birer tecellisidir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
"Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32)
Müslümanlar bu konuda birbirleriyle hayırlı bir yarış içine girmelidirler. Allah’ın izniyle 21. yüzyıl Müslümanların ve İslamiyet’in muhteşem yükselişinin bilimsel ve kültürel alanda da çok net bir biçimde yaşanacağı bir yüzyıl olacaktır.
Kuran-ı Kerim İndirildikten Sonra Arap Kültüründe Yaşanan Büyük Gelişim
Kuran’ın indirildiği zamana kadar bilime önemli bir katkısı olmayan Araplar, Kuran’ın Peygamberimiz (sav)’e vahyedilmesinin ardından çok önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Bu ilerleme hem sosyal alanda hem de bilimsel alanda kendini hissedilir şekilde göstermiştir.
Alman Goethe Üniversitesi Arap-İslam Bilim Tarihi Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fuat Sezgin’in konuyla ilgili olarak verdiği bilgiler, Müslümanların bilimsel alanda kaydettikleri bu büyük atılımı yansıtması açısından oldukça önemlidir:
"İslam dini sadece bu ilimleri hiçbir medeniyette tanımadığım bir şekilde geliştirdi ve zirveye çıkardı. Himaye etti... Din ilimi teşvik ediyordu, asla baltalamıyordu. En büyük alimlerin doğal ilimler sahasındaki kitaplarını okuduğumuz zaman bakıyoruz "Bismillah" ile başlıyor, "Elhamdülillah" ile bitiyor. Modern bir bilim adamı nasıl çalışıyorsa onlar da öyle çalışıyorlardı. Bu şartlar altında Müslüman dünyada ilim büyük bir gelişme gösterdi." (www.kimyaokulu.com)
Peygamberimiz (sav)’in Hadislerinde İlim
"Hikmet, özlü bilgi müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa alır." (İbn-i Mâce, c. 2, s. 1395, Hadis No: 4169)
"Burada bulunanlarınız, benden işittiklerini, bulunmayanlarınıza duyursun. Olur ki burada bulunan bir kimse, işittiğini kendisinden daha akıllı birisine ulaştırmış bulunur."( Buhâri, İlim, 9)
"Sizden birinize bildiği bir şey sorulduğunda onu derhal söylesin."(Tirmizi, Tefsir, 1)
Bugün gelişmiş ülkelerin yüksek okullarında verilen eğitim, geçen yüzyıla kadar Müslüman ülkelerin medreselerinde veriliyordu.
İman sahipleri, bilgiyi ve eğitimi Allah rızasını kazanmak için güzel bir yol olarak görürler. Mümin, bilgi sahibi oldukça ve araştırdıkça Allah’ın delillerini ve yaratılıştaki üstün detayları görerek bunun imanına vesile olabileceğini, Allah’a yakınlaşmak için gösterdiği çabanın da Allah’ın izniyle salih bir davranış olacağını umar.
İslamiyet, doğuşundan itibaren her dönemde dünyayı aydınlatan bir ışık, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve sahabe-i kiram da, Kuran ahlakının insanlara kazandırdığı üstün ve modern medeniyet anlayışının en güzel temsilcileri olmuştur. Bu görkemli medeniyet anlayışının temelinde ise eğitime verilen önem, bilim, kültür ve sanata verilen değer çok büyük rol oynamıştır.
Kuran ahlakını yaşayan samimi müminler, kaliteli kişiliklerini ve güzel ahlaklarını, Kuran bilgisi, modern bilimler, kültür ve sanat gibi alanlardaki bilgileriyle birleştirerek Müslüman karakterini en güzel biçimde temsil ederler. Bu sayede hal ve tavırlarıyla çevrelerindeki kişilere örnek olarak, onların imanlarına ve ahlaki yönden gelişmelerine vesile olmayı dilerler.
Sayın Adnan Oktar’ın Kuran-ı Kerim Hakkındaki Sözleri
“Kuran, tabi hayatın ruhu. Allah ile bizim bağlantımızı yönlendiren, düzenleyen Allah’ın bize büyük bir lütfu. Allah’ı tanımamızı sağlayan, ahireti anlamamızı sağlayan mükemmel bir rehber. Allah’a hamd olsun, Elhamdülillah. Tevrat’ın muharref olması, İncil’in muharref olması, çok eksiklikler olması durumunda Müslümanlar, insanlar çok mağdurdular, eksiklik vardı. Allah Kuran’ı gönderip bu eksikliği ortadan kaldırmış oldu. Yani dünyadaki en büyük nimet diyebilirim. Elhamdülillah, MaşaAllah.” (2 Kasım 2008 Akhaber İnternet sitesi röportajından)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi59. sayı (Mayıs 2009) 18. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 993 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;