Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15877 tanesi Türkçe, toplam 19175 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar. Tam gelişmiş soyu tükenmiş bir lemuru ara fosil olarak göstermeye kalktılar.
Dünyada yaşamış türlerin %90’ının soyu tükenmiştir. Lemurun ise 99 türü vardır. Ve bu 99 türün 16’sının soyu tükenmiştir. Yeni bulunan fosillerle de soyu tükenmiş lemur türlerinin sayısı artmaktadır. Pek çok tür ise tükenip kaybolmuştur.
Bulunan fosil Ida da soyu tükenip kaybolan lemur türlerinden biridir. Bu fosil, diğer bulunan soyu tükenmiş türler gibi hiçbir ara form özelliği göstermemektedir, mükemmel bir canlıdır. Bu da yaratılışa delildir.
Bugüne kadar günümüz insanına ait (homo sapiens) pek çok kafatası bulunmuştur. Ancak 3-4 milyon yıllık bu fosiller Darwinistler tarafından incelendikten sonra imha edilmiştir. Ayrıca bugün yaşamakta olan canlılara ait yüz binlerce “yaşayan fosil” halen bazı müzelerin depolarında gizlenmekte, kamuoyuna gösterilmemektedir.
“Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi, 105)
“Ya, Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler.” (Kaf Suresi, 15)
Şeytan Darwinist Hurafeleri Kullanarak Güya Türk Milleti ile Alay Etmektedir!
Evrimciler yıllardan beri çok sayıda farklı canlıyı delilmiş gibi halkımıza sunmuşlardır. Yayınlandıktan bir süre sonra hasıraltı edilen ve bir daha sözü edilmeyen bu sahte delillerin yerine sürekli olarak yenileri konulmuş ve bu rezalet sürüp gitmiştir.
Basında, “Atamız Tarla Faresi”, “Atamız Mikrop”, “Atamız Solucan” tarzında haberler çok fazla çıkmakta, her seferinde başka bir uydurma haberle kamuoyu aldatılmaya çalışılmaktadır. Şeytan, Darwinist hurafeleri kullanarak güya Milletimizle alay etmektedir.
Fosilleri kullanarak spekülasyonlar ve sahte deliller üretmek evrimcilerin klasik yöntemlerindendir.
Evrimciler, soyu tükenmiş maymunlara ait fosilleri bulup her defasında “insanın yeni keşfedilen atası” benzeri sloganlarla tanıtmaya yeltelenirler. Delil diye öne sürdükleri fosiler ciddi incelemelere tabi tutulduklarında, bunların evrimle hiçbir ilgilerinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Bunların hiçbiri ara fosil değildir. Defalarca tekrarlanan bu duruma rağmen evrimciler pişkinliği elden bırakmamaktadır.
Evrimci Pişkinliğinin Son Örnekleri: “Lucy’nin Kızı” Ve “Tiktaalik Roseae” Fosilleri
Bahsettiğimiz konunun ilk örneği son günlerde gündeme gelen yeni bir fosildir. A. Afarensis’e dahil edilen ve “Lucy’nin Kızı’ adı verilen bu yeni fosilin kolları, bütün goril ve şempanzelerde olduğu gibi bacaklara oranla uzundur. A. Afarensis türü üzerinde uzmanlarca daha önce yapılmış 5 ayrı bilimsel çalışma, bu canlıların insanlar gibi yürüdüğü iddiasını çürütmüştür. Bu fosilin yarı insan yarı maymun özelliği taşıdığı tam bir evrimci uydurmasıdır.
Yeni bulunmuş gibi gösterilen aslında altı sene önce bulunan bu fosil tam bir maymuna aittir. Evrimciler delil yokluğundan darmadağın oldukları için “nesli tükenmiş bir maymun türü olduğu çoktan belli olan” bu fosili delilmiş gibi bugünlerde gündeme getirmişlerdir.
Soyu tükenmiş maymun fosillerini bulup, kız çocuğu iskeleti, bayan-bay iskeleti bulundu demek hem gülünç olmakta hem de evrimcilerin zavallı durumunu göstermektedir. Evrimciler yıllardır benzer yöntemlerle evrime taraftar toplamaya ve kamuoyunu aldatmaya çalışmaktadır. Daha önce evrim delili olarak sunulan fosillerin ya soyu tükenmiş maymun türleri ya da günümüz insanına ait olduğu artık anlaşılmıştır. (Zinjanthropus 1970’de, Java Adamı 1939’da, Pekin Adamı 1939’da, Ramapithecus 1981’de,Taung Çocuğu 1954’de, Neandertal Adamı 1978’de...)
Altı sene önce bulunan bir maymun fosilini basının bu şekilde “yeni bulunmuş gibi” lanse etmesi manidardır. Bunun gibi soyu tükenmiş maymun türlerine ait pek çok fosil Afrika’da bol miktarda mevcuttur ve sürekli bulunmaktadır. Ancak bu fosillerin hiçbiri ara fosil değildir.
Bulunan tüm fosiller, tam, eksiksiz ve mükemmel canlıların fosilleridir. Bunlardan bir kısmı soyu tükenmiş canlılara bir kısmı da bugün yaşamakta olanlara aittir.
Evrimciler sadece fosiller üzerinde spekülasyonlar ve çarpıtmalar yapmakla kalmamış çok sayıda sahtekarlığa başvurmuşlardır. Bunlardan 1953 yılında sahte olduğu ortaya çıkan Piltdown Adamı ve eldeki fosilin gerçekte bir domuza ait olduğunun ortaya çıkmasıyla 1927’de iptal edilen Nebraska Adamı en bilinen evrimci sahtekarlıklarıdır.
Evrimcilerin pişkinliklerine ikinci örnek ise, -denizden karaya hayali geçişe delil olduğu iddiasıyla- son aylarda gündeme getirilen Tiktaalik Roseae isimli fosildir. Kanada'nın kuzeyindeki Ellesmere Adası’nda bulunan bu fosil evrimin büyük bir delili olarak lanse edilmiştir. Oysa kafa yapısı timsaha benzeyen bu balık fosili, pek çok özelliği bir arada barındıran soyu tükenmiş bir 'mozaik canlı'ya aittir. Bunca gerçeğe rağmen evrimciler, Tiktaalik’i bir ara geçiş canlısı olarak tanıtmakta ve yaptıkları hayali çizimlerle sudan karaya geçiş iddiasına bir delil olduğunu kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.
Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen ve Kanada’da bulunan Tiktaalik roseae isimli fosil, bugün artık nesli tükenmiş olan bir canlıya aittir.
Tiktaalik roseae’nin ara fosil özelliği taşıdığı ise klasik bir evrimci yalanıdır. Evrimciler, bir gün ara fosil bulacaklarını ümit ederek 100 yılı aşkın bir süredir yerin altını üstüne getirmişler ancak bir tane bile bulamamışlardır. Kendileri de bu gerçeği çok iyi bilmektedirler.
Bugüne kadar yaklaşık 100 milyon fosil bulunmuş, bunların tamamının nesli tükenmiş veya bugün de yaşamakta olan canlılara ait olduğu anlaşılmıştır. Yeryüzünde hiçbir zaman evrim sözkonusu olmadığı için ara canlılar da varolmamıştır. Evrimin geçersiz olduğunu ispat eden yüzlerce fosil halen ülkemizdeki pek çok merkezde halkımızın dikkatine sunulmaktadır.
Tek Bir Protein Bile Tesadüflerle Oluşmaz
Proteinler hem canlı hücrelerinin yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde çok çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir. Ortalama bir protein molekülünün tesadüflerle ortaya çıkma ihtimali 10 üzeri 950’de 1’dir. (Bu sayı pratikte “0 ihtimal” anlamına gelir.) Böylece matematikçiler Darwinizm’e en büyük darbelerden birini vurmuşlardır.
Kuran Evrim Teorisini Yalanlar: “Melekler, Cinler ve İnsanlar Evrim İle Yaratılmamıştır”
Allah’ın huzurunda kıyam eden Cebrail (as), İsrafil (as), Azrail (as) gibi melekler ve ateşten yaratıldıkları bildirilen cinler nasıl evrim ile yaratılmadıysa insanlar da evrim ile yaratılmamıştır.
Allah hiçbir sebebe gerek duymaksızın yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde ve yoktan var ettiyse, insanı da evrime gerek olmadan, ayrı bir varlık olarak yoktan var etmiştir. Aynı durum hayvanlar ve bitkiler gibi diğer canlılar için de geçerlidir. Allah bu canlıların hiçbirini evrimleştirmeden, yani türleri başka türlere dönüştürmeden bir anda yoktan var etmiştir.
Kuran’da başka yaratılış örnekleri de verilmiştir. Örneğin, Hz. İsa’nın çamurdan kuş biçiminde yaptığı şey Allah’ın izniyle canlı bir kuşa dönüşmüştür:
... (İsa) "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir... (Al-i İmran Suresi, 49)
Aynı şekilde Hz. Musa’nın asası canlı bir yılana dönüşmüştür:
(Musa) Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var." (Allah) Dedi ki: "Onu at, ey Musa." Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş). (Taha Suresi, 18-20)
Ayetlerden anlaşılacağı gibi, Musa’nın tahtadan asası evrimleşerek yılana dönüşmemiş, Hz. İsa’nın çamurdan yaptığı kuş evrimleşerek canlı kuşa dönüşmemiştir. Burada evrim değil yaratılma vardır. İşte insan da böyle yaratılmıştır. Bunlar, evrimi gerçek sanan Müslümanların göz ardı ettikleri önemli Kurani gerçeklerdir.
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)
Yüce Allah, insanları ölümlerinden sonra, ahiret hayatlarına uygun olarak yeniden ve farklı bir biçimde yaratacağını bildirmiştir. İnsanlar dünyada evrim olmadan yaratıldıkları gibi, ahiret hayatları için de herhangi bir evrim süreci yaşanmadan, Allah'ın emriyle, bir anda diriltileceklerdir.
Yüce Rabbimiz, insanlar gibi, cennet ve cehennemdeki varlıkları da evrim ile yaratmamıştır. Ayetlerde bildirilen cehennem bekçileri zebaniler ve cennetteki huriler de Yüce Rabbimiz'in hiçbir sebep olmaksızın yoktan var ettiği varlıklardır.
Evrimciler, kendi akıllarınca Prof. Süleyman Ateş gibi bir çok İslam alimini güya evrim teorisini desteklemek için kullanmaya çalışmaktadırlar.
1400 Akademisyenin Bakanlığa Gönderdiği Dilekçe
Ders kitaplarında “evrim teorisinin iddialarını çürüten bulguların yer alması gerektiği” görüşüne yer verilen bir dilekçe 1400 bilim adamının imzasıyla 28 Haziran 2006'da Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'na sunulmuştur.
Harun Yahya’nın "Yaratılış Gerçeği"ni Gözler Önüne Seren Son Eseri: 7 Cilt ve 5600 Sayfadan Oluşan Dev Boyutlu Ansiklopedinin Birinci Cildi Çıktı!
Evrim Teorisini yalanlayan yüzlerce fosile yer verilen 764 sayfalık bu dev boyutlu kitapta, teorinin çöküşü hakkında en doyurucu bilgileri bulabilirsiniz.
Eser, kapağındaki orijinal hologram görüntülerle, parlak kuşe kağıdıyla, toplam 1500’ü aşkın renkli resim, fotoğraf ve belgeyle benzersiz bir görünüme sahip.
Ayrıca “Evrimin Fosillere Yenilişi” isimli VCD belgesel bu dev eser ile birlikte...
Bu eser piyasaya çıktığından bugüne tam bir bomba etkisi yapmış, evrimcileri adeta insan içine çıkamaz hale getirmiştir. Bu kitap Evrim Teorisinin kaçınılmaz çöküşünü belgeleyen kesin bir kanıt olarak evrimcilerin adeta kabusu olmuştur.
Harun Yahya’nın “Yaratılış Atlası” isimli yeni kitabı, baskı tekniği, geniş içeriği ve 28x38 cm.lik dev ebadı ile dünyada tek.
Harun Yahya'nın Eserleri, Batılı Bilim Dergileri Ve Gazetelerce Evrim Teorisine En Güçlü Cevap Olarak Tanıtılmaktadır
Yerli evrimciler anlamazlıktan gelseler de, Harun Yahya’nın eserleri, dünya çapında etki meydana getirmiş, Darwinizm’in bozgunu ve mağlubiyetinin ızdırabı dalga dalga yayılmıştır. Darwinizm’in nasıl bir felakete uğradığı bugün dünyanın diğer ucundaki insanlar tarafından bile anlaşılmıştır. Önemli yayın organlarında bu konunun sebebi olarak Türkiye işaret edilirken bir kısmında direkt olarak Harun Yahya ismi verilmektedir.
Örneğin, Amerikan Bilim Eğitimi Ulusal Merkezi (National Center for Science Education) tarafından yayınlanan Reports Dergisi, Kasım-Aralık 1999 tarihli sayısının kapağını, Harun Yahya’nın “Evrim Aldatmacası” kitabının resmine ve derginin 30 sayfasını Harun Yahya’nın evrim teorisini çökerten ve yaratılışı ortaya koyan çalışmalarına ayırmıştır.
22 Nisan 2000 tarihli New Scientist dergisi ise, "Burning Darwin" başlıklı bir makalede, dünyada evrim teorisine karşı yürütülen entelektüel kampanyada yazar Harun Yahya'nın eserlerinin önemli bir yeri olduğunu vurgulamış ve "Harun Yahya uluslararası bir kahraman. Kitapları İslam Dünyası’nın her yanına yayılmış durumda." görüşüne yer vermiştir.
Ünlü bilim dergisi Science'ın, 18 Mayıs 2001 tarihli ve "Yaratılışçılık Asya ve Avrupa'nın Birleştiği Yerde Kök Salıyor" (Creationism Takes Root Where Europe, Asia Meet) başlıklı bir makalesinde ise; Harun Yahya'nın kitaplarının pek çok yerde ders kitaplarından bile daha etkili olduğu belirtilmiştir.
Amerika’dan yayın yapan www.pitch.com adlı internet sitesindeki bir haberde, “bu kitaplar oldukça iyi kalite kağıda basılmış, renkli resimlerle dolu ve her yerdeler... Batı Dünyası’nda bulabileceğiniz her türlü bilimsel yayınla rekabet ediyorlar.” görüşüne yer verilmiştir. Aynı haberde görüşüne yer verilen ünlü evrimci Profesör Ümit Sayın ise, “artık Yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar, 1998’de Türkiye Bilimler Akademisi’nden altı profesörü yaratılışçılara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız” açıklamasını yapmıştır. Haberin devamında ise; Türkiye’den, evrim teorisini savunanların neredeyse tamamen yenilgiye uğradığı bir ülke olarak bahsedilmiştir.
3 Temmuz 2006 tarihli ünlü İngiliz gazetesi The Guardian'da ise Harun Yahya'nın eserlerinin öneminden bahsedilmiştir. Haberde şu ifadelere yer verilmiştir: "Son yıllarda direk yaratılışı ve türlerin değişmezliğini savunan oldukça kaliteli literatürler ve DVD'ler İngiltere ve Avrupa’daki birçok Müslüman toplulukta oldukça popüler hale geldi. Her yere yayılan materyaller büyük ölçüde Türkiye’den Harun Yahya adı altında oldukça üretken eserler yazan Türk filozofu Adnan Oktar’a ait. Harun Yahya’nın kitapları, websiteleri ve DVD'lerinin hepsi özellikle etkileyici bir şekilde tasarlanmış ve profesyonelce sunulmuş... Yedi yıl kadar önce ilk kez bir Harun Yahya eseriyle karşılaşmıştım: Evrim Aldatmacası. Eğitimsiz gözlerime çok aydınlatıcı gelmişti. Renkli illüstrasyonlarla dolu, açık ve net bir düzyazı olarak konuşma üslubunda yazılmış, bir sürü alıntılar ve seçkin bilim adamlarının yazılarına göndermelerle doluydu. Darwin’in doğal seleksiyon yoluyla evrim teorisinin tüm dünya çapında Allah’a inancı baltalamaya çalışan materyalistler tarafından işlenen bir sahtekarlık olarak ifşa edildiğini gözler önüne seriyor gibiydi. Tarafsız bir şekilde incelendiğinde, fosil kayıtlarında var olan deliller sürekli olarak canlıların bir bütün olarak, eksiksiz yaratıldığını gösteriyordu. Aşamalı olarak kendilerinden sonra gelen türlere evrimleşen türlere dair hiçbir kanıt yoktu."
Dünyaca ünlü bilim dergisi Scientific American’ın Belçika baskısının Haziran 2006 tarihli sayısında ise şu tesbite yer verilmiştir: “Yaratılış üzerinde düşünüldüğünde bütün dikkatler Amerika Birleşik Devletleri’ne çevrilir. Ancak evrime karşı olan bilimsel manadaki en geniş çaplı saldırı tam ters yönden gelmekte; İstanbul’dan. Harun Yahya tüm dünyadaki Müslümanlar aracılığıyla evrim teorisinin kafasını ezmek istiyor.”
Adnan Oktar’ın, Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık 250’dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500 resimden oluşmaktadır. Bu kitapların 7.000 sayfa ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü konu almaktadır.
Evrim Aldatmacası...
Tarihi Bir Yalan: Kabataş Devri...
Darwin'in Anlayamadığı Kambriyen...
Hayatın Gerçek Kökeni...
Bir Zamanlar Darwinizm...
Arageçiş Açmazı...
20 Soruda Evrim Teorisinin Çöküşü...
Darwinizm’in İnsanlığa Getirdiği Belalar...
40 Konuda Hücre...
Kuşların ve Uçuşun Kökeni...
Evrimcilerin İtirafları...
Darwinizm’in Karanlık Büyüsü...
50 Maddede Evrim Teorisinin Çöküşü...
Kainattaki Kusursuz Tasarım Tesadüf Değil...
Darwin'in Varislerine...
Sosyal Silah Darwinizm...
Kuran Darwinizm’i Yalanlıyor...
Türlerin Evrimi Yanılgısı...
Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin Yanılgıları...
Darwin Yalan Söyledi!...
Darwinizm’in Kanlı İdeolojisi: Faşizm...
Evrimcilerin Yanılgıları...
Bir Tartışmanın Ardından...
Darwinizm’in Sonu...
Darwinizm Nasıl Bir Açmaz? (Evrimcilere Net Cevap-1)...
Darwinistlerin Beklediği Cevaplar (Evrimcilere Net Cevap-2)...
Darwin Bu Gerçekleri Bilmiyordu (Evrimcilere Net Cevap-3)...
Darwinistlerin Bilmek İstemedikleri Gerçekler (Evrimcilere Net Cevap-4)...
Evrim Açmazı-1...
Evrim Açmazı-2...
Darwin’in Türk Düşmanlığı...
Darwinizm Dini...
Evrimin Fosillere Yenilişi...
Darwinizm ile İlmi Mücdelenin Önemi...
Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear ismi ile kaleme aldığı kitapları ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgeselleri, www.harunyahya.org, www.harunyahya.net ve www.harunyahya.com adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no’lu telefonundan temin edebilirsiniz.
Türk Milleti'ni Kandırmaya Yönelik Evrimci Faaliyetler Zavallıca Çabalardan İbarettir
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)
Evrimcilerin klasik yöntemi "hayali veya sahte deliller üretmek"tir. Geçmişte yaşamış ve soyları tükenmiş olan bir maymun türü veya bir balık veya bir kuş türü evrim delili olarak kamuoyuna sunulur.
"Atamız tarla faresi", "Atamız mikrop", "Kayıp halka tamamlandı" benzeri haberler tamamen uydurmadır. Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir.
Evrimcilerin delil diye öne sürdükleri fosiller ciddi incelemelere tabi tutulduklarında, bunların evrimle hiçbir ilgilerinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Defalarca tekrarlanan bu duruma rağmen evrimciler pişkinliği elden bırakmamaktadır.
Evrimcilerin, iddialarını desteklemek için bulmaları gereken "ara fosillerdir". Yani bulunacak fosiller eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip olan canlılara ait olmalıdır. Oysa -son bulunan fosiller de dahil olmak üzere- tüm fosiller, eksiksiz ve kusursuz canlılara aittir. Bugüne kadar bulunmuş olan 100 milyona yakın fosilin tamamı Yaratılış Gerçeğini göstermekte, içlerinde bir tane bile evrimcilerin hayallerini besleyecek fosil bulunmamaktadır.
Evrimcilerin sansasyonel şekilde gündeme getirdikleri her yeni sözde delil, kısa zaman içinde geçersizliği anlaşılarak örtbas edilmektedir. Ancak evrimciler, foyaları meydana çıkar çıkmaz bu sefer başka bir fosili delil gibi sunmakta, bu sonu gelmez bir döngü olarak sürüp gitmektedir.
Evrimcilere tavsiyemiz artık inadı bırakmaları, zorlama izahları, bilim dışı senaryoları, sahte deliller imal etmeyi terk etmeleri ve evrim teorisinin çöktüğünü kabul etmeleridir.
Dinsiz olmayı modernlik zanneden, aşağılık kompleksi içinde olan, yarı cahil, saplantılı, sabit fikirli insanlar, dünyadaki bilimsel gelişmelerden habersiz eski katılıklarını sürdürmektedirler.
Komünizm, faşizm, materyalizm, masonizm ve bunları doğuran Darwinizm çoktan çöktüğü halde; cahil, kapalı, eğitimsiz, kitaptan, bilgiden korkan bir kısım insanlar birbirlerini teselli etmeye çalışarak batıl, ölü fikirlerini inatla ayakta tutmaya çalışmaktadırlar.
Son Zamanlarda Evrimcilerce Gündeme Getirilen Fosiller, Gerçekte Evrim Teorisini Yalanlamaktadır
Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir.
Bunlardan Tiktaalik roseae ve Gogonasus isimli iki fosil, denizlerden karaya geçiş için delil olarak tanıtılmıştır. Ancak her iki fosil de tam eksiksiz ve mükemmel canlılara aittir. Tiktaalik roseae, bugün de pek çok örneği yaşamakta olan mozaik canlılardan biridir. Gogonasus ise, halen yaşamakta olan Coelacanth gibi yüzgeçlerinde kemiklere sahip olan bir balıktır. Bunlar ara fosil değil, nesli tükenmiş normal canlılardır ve evrim iddiaları ile hiçbir ilgisi yoktur.
Aynı şekilde gündeme getirilen "Dört Ayaklı Yunus" haberleri de uydurmadır. Bu yunusun, kuyruk bölümüne yakın iki yüzgece sahip olması, bu canlının bugüne kadar rastlanmamış bir yunus çeşidi olduğunu göstermektedir ve evrimle bir ilgisi yoktur.
Yine son zamanlarda gündeme gelen ve "Lucy'nin Kızı' adı verilen yeni fosilin de insan ile hiçbir ilgisi yoktur. Kolları, bütün goril ve şempanzelerde olduğu gibi bacaklara oranla uzundur. Daha önce yapılmış 5 ayrı bilimsel çalışma, bu fosilin dahil edildiği A. Aferensis'in insanlar gibi yürüdüğü iddiasını çürütmüştür.
Klasik Evrimci Oyunları ve Timsahın Atası Aldatmacası
Fosil kayıtlarına göre timsahlar, milyonlarca yıldır değişmeyen bir beden yapısına sahip canlılardır. Timsahlar bu yönleriyle evrim teorisinin iddialarının geçersizliğine dair çok net bir delil oluşturmaktadırlar. Buna rağmen evrimciler bulunan her yeni timsah veya timsah benzeri canlı fosilini evrim teorisinin bilimdışı iddialarını destekleyen bir delil gibi kamuoyuna sunmakta, açık bir aldatmaca faaliyeti yürütmektedirler.
Son günlerde yeni bir fosil üzerinde aynı oyun tekrarlanmaktadır. Bir kısım basın kuruluşlarınca yine aynı klasik başlık ve üsluplarla duyurulan bu fosil Brezilyalı paleontologlarca 2004 yılında bulunmuş ve Montealtosuchus arrudacamposi ismi verilmiştir.
Yaşı 80 milyon yıl olarak tahmin edilen bu fosil, eski timsah türleriyle günümüz türleri arasında bir "geçiş formu"(!), bir "kayıp halka"(!) olarak lanse edilmektedir. Oysa timsahlar hakkındaki bilimsel gerçekler evrimcilerin nasıl bir sahtekarlık içinde olduklarını ortaya koymaktadır.
Aşağıda timsahların evrim teorisinin geçersizliğine delil canlılar olduğuna dair bazı temel bilgiler verilmiştir:
Timsahlar, Evrimin Büyük Bir Yalan Olduğunu Ortaya Koyan "Yaşayan Fosiller"dendir...
Yaşayan fosil kavramı, en eski fosil örnekleriyle günümüzde yaşamakta olan canlı örnekleri arasında anatomik açıdan herhangi bir farklılık bulunmayan, bir diğer deyişle evrimin geçersizliğini ortaya koyan canlıları ifade etmektedir. Timsahlar, yaşayan fosillerin en iyi bilinen örneklerinden biridir. Örneğin İngiliz bilim dergisi New Scientist'da 1999 yılında yayımlanan bir makalede, 140 milyon yıllık timsah örnekleriyle günümüz timsahlarının temelde aynı yapıda, değişmeden kaldığı açıklanmıştır.
Elde 140 milyon yıllık timsah fosilleri bulunmasına rağmen 80 milyon yıllık bir fosili timsahın atası olarak göstermeye çalışmak evrimcilerin tutarsızlığı ve mantık açmazını göstermesi açısından çarpıcı bir örnek oluşturmuştur.
Yeni açıklanan fosilden daha yaşlı olan 100 milyon yıllık gerçek timsah fosilleri, günümüz timsahlarıyla tıpa tıp aynıdır. (Geniş bilgi için Harun Yahya, Yaratılış Atlası, 1. Cilt s. 544 bakınız.)
Kayıp Halka Kavramı Bilim Dışıdır
Basında sık sık yer alan "kayıp halka" kavramı, evrimci iddilara göre türler arasında yaşamış olması gereken hayali canlıları ifade etmektedir. Aslında canlılar aleminde hiçbir karşılığı olmayan tamamen hayali ve teorik olan bu kavram Darwin'in teorisinin çöküşünün anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Çünkü artık ciddi paleontologlar canlı grupları arasındaki fosil boşluklarının doldurulamayacağından, herhangi bir canlı grubunun sözde evriminin bulunan tek bir fosille (halkayla) doldurulamayacağından emin hale gelmiş, kayıp halka kavramının bilimin sınırları dışında kaldığını itiraf eder olmuşlardır. Dünyanın en prestijli bilim dergilerinden Nature'ın editörü ve aynı zamanda bir paleontolog olan Henry Gee, 1999 basımı In Search of Deep Time isimli kitabında şunları yazmıştır:
"Gazeteciler ve manşet yazarlarının, ataları bulma arayışları ve kayıp bağların keşfiyle ilgili olarak dört bir yanda sürdürdüğü gevezelikle karşılaştırdığımızda şunu öğrenmek şaşırtıcı gelebilir: Birçok profesyonel paleontolog, canlılığın tarihini senaryo ve hikayelere dayanarak incelememektedirler ve evrimsel tarihin hikaye anlatım şeklini, bilimdışı olması yüzünden otuz seneden fazla bir süre önce terk etmişlerdir." (In Search of Deep Time, Beyond the Fossil Record to a New Hıstory of Life", Henry Gee, The Free Press, A Division fo Simon & Schuster, Inc., 1999, s.5)
ABD'nin en önde gelen paleontologları arasında yer alan Harvard Üniversitesi'nden Niles Eldredge ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Ian Tattersall'un şu sözleri, basındaki kayıp halka masallarının ne denli gerçekçilikten uzak olduğunu gözler önüne sermektedir:
"Canlıların evrimsel tarihlerinin bir keşif meselesi olduğu düşüncesi, bir efsanedir. Eğer öyle olsaydı, ne kadar çok hominid fosili bulursak, insanın evrimi hikayesinin de o kadar açık hale gelmesi gerekirdi. Oysa eğer bir şey olduysa, bunun tam tersi olmuştur." (Niles Eldredge, Ian Tattersall, The Myths of Human Evolution, ss.126-127)
Fosil Kayıtları Bütünde Evrimi Yalanlamaktadır, Aldatıcı Zorlama Yorumlar Bunu Değiştiremez
Açıktır ki, evrim teorisi ve fosiller konusunda yapılacak objektif bir değerlendirme, birkaç fosili değil, ele geçirilen tüm fosillerin ortaya koyduğu tabloyu dikkate almayı gerektirmektedir. Paleontoloji'nin yüzyılı aşkın sürdürdüğü çalışmaların genel sonucuna ve bu sonuçlardan yola çıkarak uzman paleontologların Darwinizm hakkında yaptıkları değerlendirmeye bakmak gerekir. Bu yapıldığında, canlıların fosil kayıtlarında kademeli bir gelişim göstermediklerini, bunun yerine ani ve kusursuz beden yapılarıyla ortaya çıkarak milyonlarca yıllık varlıkları boyunca hiçbir evrimsel değişim göstermedikleri görülmektedir. Ünlü İngiliz paleontolog Derek W. Ager, Darwinizm aleyhindeki bu gerçeği şu sözlerle itiraf etmektedir:
"Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz."
Evrimci paleontolog Mark Czarnecki de aynı gerçeği açıklıkla ortaya koymuş bir başka isimdir:
Teoriyi (evrimi) ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları olmuştur... Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır. Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Ve bu beklenmedik durum, türlerin Tanrı tarafından yaratıldığını savunan argümana destek sağlamıştır."
Fosil kayıtlarının bu paelontologlarca ifade edilen ve evrimi reddettiğini itiraf eden bu genel değerlendirmesi, açıktır ki basının tek bir timsah fosili üzerinden giriştiği çaresiz propaganda oyunlarıyla değişmeyecektir.
Evrimciler, Soyu Tükenmiş Türleri Kullanarak Halkı Aldatmaya Çalışmaktadırlar
Günümüzde yaşayan bütün canlı türlerin sayısı, doğa tarihi boyunca yaşamış tür sayısının sadece %1'idir. %99'u ortadan kalkmış olan canlı türleri, hem çok geniş bir çeşitlilik sergilemekte, hem de bizim etrafımızdaki canlılara göre şaşırtıcı farklılıklar ortaya koyabilmeleriyle evrimci propagandanın malzemesi olarak kullanılmaktadır. Örneğin timsahların çok eski örnekleri hem çeşitlilikleri, hem yaşam alanları, hem beslenme tarzları hem de ebatları açısından şaşırtıcı özellikler ortaya koymaktadır.
Günümüzde sadece 23 timsah "türü" yaşamaktayken, 200 milyon yıl ila 65 milyon yıl arası dönemde, 150 timsah "genusu" (genus: biyolojik sınıflandırmada türden bir üstte yer alan kategori) yaşamaktaydı. Üstelik bu timsahlardan kimisi karada, kimisi tatlı suda, kimisi okyanusta yaşamaktaydı. Eskiden yaşamış timsahların ebat olarak da bazılarıyla günümüzdekiler arasında önemli farklılıklar bulunmaktaydı. Hatta bilimadamları, otobüs büyüklüğünde ve küçük bir balina ağırlığında olan soyu tükenmiş timsahlar ele geçirmişlerdir. Bunlardan biri olan Sarcosuchus Imperator'un uzunluğu 12 metreye, ağırlığı ise 8 tona ulaşıyordu.
Son evrim propagandasında, Montealtosuchus arrudacamposi, uzun bacaklarla rekonstrüksiyon resimlerde tasvir edilmekte, günümüz timsahlarının atası tuhaf ve başka bir canlıymış izlenimi verilmektedir. Oysa yukarıda verilen bilgilerde görüldüğü gibi, soyu tükenmiş timsahlar son derece geniş bir çeşitlilik göstermektedirler. Bu çeşitlilik ile türü tükenmiş canlılar hakkında bilgi sahibi olmayan kamuoyunun gözünü boyamaya ve evrim iddialarına inandırmaya çalışan evrimciler, bu tavırlarıyla açık bir sahtekarlık yapmaktadırlar.
Tesadüfü Reddeden Sistemler
Timsahlar sahip oldukları sistemlerle evrime en güzel cevabı veren, yaratılış harikası canlılardır. Hem karada hem suda yaşamalarını ve hareket etmelerini sağlayan özgün anatomik yapılara sahiptirler. Keratin pullarının altına yerleştirilmiş olan kalın kemik levhalar, bir zırh gibi vücutlarını örter. İnce ve uzun beden yapıları suda hareket etmelerini kolaylaştırır. Bacaklarını sudayken bedenlerine yapıştırabilir, böylelikle suyun direncini azaltabilirler. Bu bacaklar aynı zamanda karada koşmalarını sağlayabilecek özelliktedir. Parmakları arasındaki ağlar, yüzerken yönlerini doğrultmalarına yardımcı olur.
Son derece özel bir çene ve diş sistemleri vardır. Çeneleri büyük bir basınçla kapanır (iki santimetrekareye 1 ton basınç uygulayabilirler). Timsahlar, bir beyaz köpek balığından altı, bir rottweiler cinsi köpekten onbeş kez daha güçlü ısırabilirler. Gözler, bu güçlü ısırışlarda zarar görmemesi için çene üstünde çok sağlam çukurlarda hareketsiz olarak yerleştirilmişlerdir. Avlanmak için mükemmel sistemlere sahip olan timsahlar, avlanmadan da uzun süre yaşamalarını sağlayan bir yağlama sistemine sahiptirler.
Dalış anında burun delikleri ve kulakları özel kapakçıklarla kapanır ve iç organlara su gitmesi engellenir. Timsah avını ısırdığında da gırtlak kasılarak su yutması engellenmiş olur. Kanlarındaki özel biyokimyasal sistemler sayesinde, nefesini tutan bir timsah, karbondioksiti kanında bikarbonat iyonları şeklinde çözünerek biriktirir. Bu iyonlar, kanda oksijen taşımayla görevli olan hemoglobin molekülüne bağlanır ve böylelikle dokulara daha fazla oksijen sağlanmış olur. Timsahların kanları, güçlü antibiyotik özellikler de gösterir.
Daha pek çok özellikleriyle timsahlar -bütün canlılar gibi- evrim teorisini yalanlamakta ve Yaratılış Gerçeği'nin bir delili olarak halen hayatlarını sürdürmektedirler.
Sonuç
Bir kısım basın-yayın organları, milyonlarca yıldır hiçbir değişime uğramamış, ilk ortaya çıktıklarından beri timsah olarak kalmış olan ve bedenlerinde sayısız fizyolojik sistem barındıran bu canlıların tesadüfi ve amaçsız bir süreçte ortaya çıktığını iddia etmekte, tamamen akıl ve bilim dışı bir tutum sergilemektedirler. Yukarıda saydığımız gerçekler karşısında bu hayali spekülasyonların hiçbir bilimsel dayanağının olmadığı, sözkonusu yayınların kamuoyunu yanlış bilgilendirmeye yönelik olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu basın kuruluşlarına bu bilimdışı propagandanın artık Türkiye'de bir tutunurluğunun kalmadığını hatırlatıyor, halkımızın Harun Yahya'nın eserleriyle evrim yalanına karşı artık bilinçlenmiş olduğunu görmelerini tavsiye ediyor, Darwinizm propagandasına artık bir son vermeleri çağrısında bulunuyoruz.
Yazarın kitaplarının 9.000 sayfa ve 10.000 resimlik bölümü Evrim Teorisinin çöküşünü konu almaktadır.
Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık 250'dir. Bu kitaplar 48.000 sayfa ve 35.500 resimden oluşmaktadır. Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear ismi ile kaleme aldığı kitapları ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgeselleri, harunyahya.org, harunyahya.net ve harunyahya.com adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya Global Yayıncılık'ın (0212) 444 444 1 no'lu telefonundan temin edebilirsiniz.