 |
İnsan, yaşamı boyunca Allah'ın, beyninin içinde kendisine gösterilen görüntülerle muhatap olur. Herşey insanın beynindeki çok küçük bir görme merkezinde oluşan elektrik sinyallerinden ibarettir. Gördüğü görüntülerin dışarıda aslı vardır, ancak insan sadece beyninde yaratılan görüntüyle muhatap olur. Allah dış dünyayı beynimizin içinde bizler için yalnızca bir yansıma olarak yaratır ve biz de tüm bunları Allah'a ait olan ruhumuz ile izleriz.
Dış dünyayı gören, işiten, hisseden ve sahiplenen ruhumuzdur. İnsan, Allah'ın ruhunda yarattığı tüm bu algıları düşündüğünde, herşeyin özünün maddede değil, asıl olarak ruhta bittiğini hemen anlar. Çünkü ruhun maddeyi kontrol ettiği ve yönlendirdiği çok açıktır. Hisseden ruhtur ve bu hisler doğrultusunda madde yani bedenimiz ve çevremizdeki olaylar şekillenir. Et ya da kemik parçası üzülemez, sevinemez, heyecan duyamaz, kararlar alamaz, akıl ve muhakeme yeteneğine sahip olamaz. Hisseden, düşünen, kararlar alan, sürekli vicdanını kullanmaya çalışan, sevinen ruhtur. İnsanın “benim” diyerek sahiplendiği ruhu ise, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da, “Ki o, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?” (Secde Suresi, 7-9) ayetleriyle bildirdiği üzere, gerçekte Allah'ın ruhudur. Allah, akıl ve şuur verdiği, üstün bir yaratılışla yarattığı insana gözler ve gönüller vermiş, ona Ruhundan üflemiştir. Allah, sonsuz aklı ve sonsuz yaratma gücüyle bu yaratmayı öyle mükemmel bir şekilde yapmaktadır ki, bazı insanlar imtihanlarının bir gereği olarak, kendilerine verilen bu ruhu sahiplenmekte ve ona 'benim' diyebilmektedirler.
Hafıza İmtihanın Bir Parçasıdır
İnsan müthiş zenginlikte ve türlü ayrıntılarla süslenmiş bir hafızaya sahiptir. Allah insan için hafızayı, geçmiş ve geleceğinin bir bütünü olarak, an an yaratır. Bu insanın var olduğu her an için geçerlidir. Örneğin şu an bu satırları okuyorsunuz, birkaç dakika sonra bu yazı sizin hafızanızda bir an olarak yerini alacaktır. Belki birkaç gün, belki aylar hatta yıllar sonra bu yazı Allah'ın sizin için yarattığı hafızanızda yerini koruyacak, zaman zaman aklınıza gelecektir. Hafızanızı ve hatırlama gücünüzü zorlayıp kendinizle ilgili anılarda geçmişe doğru gittiğinizde, birçok detayı hatırlayabilirsiniz. Hatta birçok olay ile ilgili, belki de önemi olmayan ayrıntılar zihninizde canlanabilir. Örneğin üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa da, okula ilk başladığınız gün ile ilgili yaşadığınız bir olay, arkadaşlarınız ile oynadığınız oyunlar, sevdiğiniz bir oyuncağı gördüğünüzde duyduğunuz sevinç, bunların tümü sizin hafızanızda bir an olarak tutulmaktadır. Hayatınız boyunca yaşadığınız, sayısını rakamsal olarak ifade edemeyeceğiniz kadar çok olay, sizin için, 'hatıra' olarak ifade ettiğiniz hafızanızı oluşturur. Yaşadığınız her an, bu hafızanın bir parçası haline gelir. Bu nedenle bazı insanlar, ruhu sahiplenmekte ve ruhunun kendisine ait olduğu yanılgısına kapılmaktadır. Hatıralarını düşündüğünde “orada mutlu olmuştum, o gün heyecan duymuştum, şu şekilde hissetmiştim” dediğinde, bunları yaşayanın kendi ruhu olduğu yanılgısına düşebilmektedir.
Oysa insanın dünyada imtihan olmasının bir gereği olarak Allah hafızayı var etmekte ve sonsuz aklıyla imtihan ortamını en mükemmel şekilde yaratmaktadır. Olaylara Kuran'da bildirilen ayetler doğrultusunda bakan kişi, bu yaratılıştaki büyük sırları fark etmekte ve imtihan ortamının harikalığının şuurunda olarak yaşamaktadır. Kuran ahlakından uzak yaşayan kişiler ise, içinde bulundukları gaflet sebebiyle Allah'ın yarattığı bu büyük gerçekten habersizdirler.
Ruhumuzda Oluşan Her Türlü His, Allah'ın Sonsuz Ruhu'na Aittir
Yaratmadaki sonsuz gücünün bir tecellisi olarak, Allah'ın, insana ruhunun kendisine aitmiş hissini vermesi, bu yaratılışın aslını bilen kişi için bir güzellik ve imtihanın harikalıklarından biridir. Ruhumuzdaki coşkulu sevgiyi düşündüğümüzde, bunun bize aitmiş gibi güçlü bir hisle yaratılması da bir güzellik, bir nimettir. Ancak aslında sevenin de Allah olduğu unutulmamalıdır. Ruhumuzda oluşan her türlü his, Allah'ın sonsuz Ruhu'na aittir. Aslında seven, sevilen, düşünen, merhamet eden, şefkat duyan, acıyan, güzelliklerden zevk alan, hep iyiyi ve güzeli bilen ve doğruya yönelen, vicdanı kullanmayı seçen, Allah'ın insana üflediğini bildirdiği Ruhu'dur.
"Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."” (İsra Suresi, 85)
"Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?" (Secde Suresi, 7-9)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 58. sayı (Nisan 2009) 62. sayfada yayınlanmıştır.
Bu makale şu lisanlarda da mevcuttur; Azerice, Macarca.
Bu eser 1.047 kez incelendi.
|
 |
|