Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Makaleler /  Toplum ve Aile Baskısı Müslümanların Karşılaşabilecekleri Zorluklar Arasındadır
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
netcevap.org
hayvanlaralemi.net
hayvanlaralemi.net
Makale : Toplum ve Aile Baskısı Müslümanların Karşılaşabilecekleri Zorluklar Arasındadır - TÜRKÇE
Nisan 2009
Aile, toplumumuzda çok önemli bir değerdir ve Türk aile yapısının mutlaka korunması gerekir. Fakat her büyük toplumda olduğu gibi, bizim toplumumuzda da bozuk akıl ve mantık yapısında hareket eden, ahlak dışı yaşantıları olan, çocuklarını da kendi yaşantılarına zorla çekmeye çalışan kimseler vardır. Bir insanın, sırf anne-babası olduğu için bu kişilerin fikirlerine boyun eğmek zorunda olduğu iddia edilemez. Cezaevleri cinayet işlemiş, gasp, hırsızlık yapmış, devlete zarar vermiş anne-babalarla doludur. Kimse, bu kişilerin çocuklarının aileleri ile müşterek bir hayat yaşamak zorunda olduğunu iddia edemez. Ayrıca bir kısım basın tarafından savunulan her anne-babanın, çocuklarının iyiliğini ve sağlığını gözeterek hareket ettikleri iddiası da gerçek dışıdır. Onlarca kadın sığınma evi, ailesinden ve eşinden feci şekilde şiddet görmüş kişilerle doludur. Çocuklarının düşüncelerine ve inançlarına saygı duymayan, onları adeta birer meta olarak gören aileler de her toplumda olabileceği gibi bizim toplumumuzda da vardır. Ülkemizin belli bir kesiminde hala işlenmeye devam eden töre cinayetleri de bunun ürkütücü örneklerinden biridir. Bir baba, sadece aralarında anlaşmazlık bulunan bir aşiretten biriyle konuştuğu için çocuğunu acımasızca öldürebilmektedir. Bunun olabileceğini tahmin eden yakın çevresi tarafından da bu durumla ilgili herhangi bir tedbir alınmamakta, durum olağan karşılanmaktadır. Dolayısıyla her ailenin çocuklarına güvenlik sunduğu düşüncesi bir yanılgıdır.

Her çocuğun ailesinin düşüncesiyle aynı düşünceye, ailesinin hayatıyla aynı hayata; aynı şekilde her ailenin de çocuğuyla aynı düşünceye ve hayata sahip olması gibi bir zorunluluk yoktur. Türkiye'de ailesi komünist düşünceye sahip olan, ancak çocukları kendileri gibi düşünmeyen pek çok çocuk vardır. Aileleri komünist materyalist olduğu için bu çocuklar da komünist olmak zorunda mıdır? Ya da aileleri gayri meşru bir yaşama sahip olduğu için ailelerinden uzaklaşan sayısız evlat vardır. Bu evlatlara, "Bunlar senin annen baban, gayri meşru bir hayatları da olsa, onlara uymak zorundasın, onlarla aynı hayatı yaşamak zorundasın" denilebilir mi? Ailesi PKK mensubu olan bir çocuk da, ailesine bağlılık gösterip PKK'lı mı olmalıdır? Ailesi devlete karşı yapılanma içinde olan, devleti yıkmayı ve vatanı bölmeyi hedefleyen insanların, aileleriyle işbirliği içinde olmayacakları aşikardır. Ne olursa olsun ailelerinden yana mı tavır almaları gerekir? Hiçbir akıl ve mantık sahibi insanın böyle birşeyi kabul etmeyeceği açıktır.

Akla ve vicdana uygun olan, her insanın sadece doğrudan ve Haktan yana olması, ailesi, yakın çevresi, arkadaşları karşı da olsa, doğrudan ve Haktan ayrılmamasıdır.
Kuran'da Allah'a iman ettikleri için, Peygamberlere uydukları için, salih Müslümanlarla birarada olmak istedikleri için ailelerinden ve toplumdan baskıya uğrayan, inançlarını yaşadıkları için zulüm gören gençlerin ve müminlerin hayatlarından bahsedilmektedir. Bu salih kullar, din ahlakını yaşayabilmek, Allah'ın rızasını kazanabilmek için ailelerinden ve toplumdan ayrılmışlardır. Kehf Ehli, bu gençlerdendir. Bu gençler samimi olarak iman ettikleri için baskı görmüşler, pek çok sıkıntıyla karşılaşmışlar, hatta ölüm tehditlerine maruz kalmışlar ve kavimlerinden ve ailelerinden ayrılıp, korunmak için bir mağaraya sığınmışlardır. Ayette şu şekilde bildirilmektedir:

O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)

Ayetlerde, bu gençlerin kendilerini sezdirmemek için dikkatli davranmaları gerektiği bildirilmektedir. Din ahlakına bağlılıkları ve titizliklerinin öğrenilmesi durumunda, içinde yaşadıkları toplumun taşa tutarak onları katledebilecekleri veya onları kendi ahlaksız sistemlerine geri çevirmek isteyecekleri haber verilmektedir. Allah Kehf Suresi’nde bu gençlerin durumunu şu şekilde haber verir:

... Sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi 19-20)

Tüm insanlık tarihi boyunca çocukları ile aileleri arasında fikri olarak ayrılık bulunan durumlar olmuştur. Bunlara Hz. İbrahim de dahildir. Hz. İbrahim’in babasına hak dini tebliğ etmesi ve babasının sapkın şirk inancında ısrar etmesi neticesinde aralarında yaşanan ayrılık, Kuran’da Allah tarafından şu şekilde haber verilir:

(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git."

(İbrahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbim'den bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi. "Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbim'e dua ediyorum.
(Meryem Suresi, 46-48)

İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu. (Tevbe Suresi,114)

Bu ayetlerde de görülebildiği üzere, Hz. İbrahim’in babası putlara tapan sapkın bir fikir sistemine sahiptir. Hz. İbrahim’in kendi inancından kesin olarak yüz çevirmesinin üzerine eğer kendi sapkın inanca dönmezse kendi oğlunu taşa tutmakla tehdit etmiştir. Hz. İbrahim’in buna karşı tavrı ise, sapkın şirk inancından ve babası da dahil olmak üzere bu inanca bağlı bulunanların tümünden uzaklaşmak olmuştur.

Kuran’da Allah ailelerinden ayrılan başka Müslümanlardan da bahsetmektedir. Bu seçkin kişilerden biri, Allah’ın alemlerin kadınlarının tümüne örnek gösterdiği Hazreti Meryem’dir. Hz. Meryem de bir süre ailesinden ayrı kalmıştır. Allah Meryem Suresi’nin 16. ayetinde bunu şu şekilde bildirir:

Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti.

Hz. Meryem hayatının belli bir döneminden sonra tek başına ailesinden ve içinde yaşadığı toplumdan ayrılmış, doğu tarafında bir yere çekilmiştir.

Allah Kuran’da Hz. Musa’nın da hayatından örnekler vermiştir. Hz. Musa’nın gönderildiği kavim Firavun'un zulmünden korkuya kapılmış ve aralarından belli bir sayıda genç dışında Hz. Musa’ya gerçekten iman eden olmamıştır. Bu gençler de kavimlerinden ayrılmış ve Hz. Musa’nın tebliğ ettiği hak dine uymuşlardır. Bu durum Kuran’da şu şekilde haber verilir:

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)

Hz. Musa’ya ve onunla birlikte indirilen hak dine iman eden bir grup genç, Firavun ve çevresinin kendilerine yapabilecekleri tüm baskıları göze almış ve Hz. Musa ile beraberlik içinde dinlerini yaşamışlardır. Burada Allah’ın kavmin bir zürriyetine yani toplumun içinden bazı gençlere dikkat çekmiş olması, bu gençlerin dışında iman eden olmadığını ve dolayısıyla bu gençlerin ailelerinden ayrı olabileceğini göstermektedir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) döneminde de iman eden gençlerin İslam ahlakını yaşamalarından rahatsızlık duyan aileleri tarafından türlü eziyetlere maruz kaldıkları, sonunda onlara eziyet eden ailelerinden ve sapkın toplumdan ayrıldıkları bilinmektedir.

·Örneğin Ümmü Gülsüm Binti Ukde, imanlı bir Müslüman hanımdı. Yedi yıl boyunca ailesinin baskısıyla Mekke müşriklerinin arasında yaşamak zorunda kalmıştı. Resulullah (sav)'a biat ettiği andan itibaren diğer Müslümanlar gibi o da çeşitli işkence ve baskılara maruz kalmıştı. Din ahlakını terk etmesi için başta babası olmak üzere müşriklerden zulüm ve baskı görmüş ancak yapılan tüm zalimliklere rağmen Allah’a ve Resulü’ne olan sevgi ve bağlılığından ve din ahlakından asla taviz vermemiştir. Bu dönem boyunca Ümmü Gülsüm Binti Ukde, Allah'a sığınarak güç bulmuş en sonunda da Medineye hicret ederek Peygamberimiz (sav)in yanında feraha ve huzura kavuşmuştur. Tüm zorluklara rağmen kendine imanından dolayı baskı uygulayan ailesinden ayrılıp tek başına yaptığı hicret yolculuğu müminlere örnek olmuştur.

·Mus’ab İbni Umeyr, Mekke’nin zengin ailelerinden birine mensup bir gençti. Mus’ab İbni Umeyr (ra), Müslüman olduğunu ailesinden ve çevresinden gizleyerek Peygamberimiz (sav)’i gizlice ziyaret etmeyi sürdürmüştür. Gizlice namaz kıldığı, ailesi tarafından öğrenildiğinde ise kendi akrabaları tarafından yakalanıp hapsedilmiş ve Habeşistan’a hicret imkanı çıkınca ilk kafile ile birlikte din ahlakını daha rahat bir şekilde yaşayabilmek için ailesinden kaçıp Habeşistan’a hicret etmiştir.

·Hz. Seleme de Allah’a iman ettiği için ailesi tarafından uzun bir zaman işkence görmüş bir sahabedir. Hz. Seleme ile kardeşi Haris iman ederek Peygamberimiz (sav)’e tabi olsalar da diğer üç kardeşleri Ebû Cehil, Âs ve Hâlid Allah’ın bildirdiği din ahlakından yüz çevirmiş ve iman eden kardeşlerine düşman olmuşlardır. Hz. Seleme, uzun müddet en yakınları tarafından işkenceye tâbi tutulmuştur. Kardeşleri Hz. Seleme’nin din ahlakından vazgeçmesi için her türlü yola başvurdukları için Hz. Seleme sonunda can güvenliğini sağlamak ve İslam ahlakını engellenmeden yaşayabilmek için Habeşistan’a hicret etmiştir.

Tüm bu örneklerden de açıkça görüldüğü gibi tarihin her döneminde salih müminlerin bir kısmı iman ettikleri için ailelerinden ve yakın çevrelerinden baskı görmüşler, birçoğu ailelerinin yanından ayrılıp Peygamberlerin yoluna uymuşlardır.

Allah hem Hz. Lut’un, hem de Hz. Nuh’un eşlerinin, bu iki mübarek peygamberin üstün ahlaklarını ve imanlarını takdir edemediğini, bu yüzden de Allah tarafından aralarının ayrıldığını da şöyle bildirmektedir:

Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: "Ateşe diğer girenlerle birlikte girin" denildi. (Tahrim Suresi, 10)

Allah bu ayette salih Müslümanlar olan Peygamberlerin nikahları altındaki hanımlarının, bu mübarek insanlara ihanet ettiklerini bildirmektedir. Bir ailenin her ferdinin aynı üstün ahlak seviyesinde olmaması, insanlık tarihinde daha önce de karşılaşılmış bir durumdur. Hz. Nuh’un oğlu da tufan zamanı geride bırakılanlardan olmuş ve üstün ahlaklı ve mübarek bir peygamber olan babasına uymak yerine kendi çarpık mantığıyla hareket etmeyi tercih etmiştir. Bunun üzerine Allah Hz. Nuh’a oğlunun ailesinden biri olmadığını haber vermiştir. Bunun nedeni Hz. Nuh’un oğlunun Allah’ın emrine karşı gelmesi ve Allah’ın rızasına aykırı hareket etmesidir. Allah Kuran’da bu durumu şu şekilde haber vermiştir:

Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Ben'den isteme. Gerçekten Ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." (Hud Suresi, 46)

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 58. sayı (Nisan 2009) 3. sayfada yayınlanmıştır.

Bu makale şu lisanlarda da mevcuttur; Macarca.

Bu eser 1.421 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Makale ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Dünyadaki İmtihanın Gereği Yaşanan Zorluklar - Makale
Zorluk ve Sıkıntı Anlarında Kuran Ahlakını Yaşamaktan ve Güzel Davranışlardan Taviz Vermemek - Makale
Baskı ve Zulümle Karşılaşan Sahabe-i Kiram'ın Şerefli Yaşamları - Makale
Sayın Adnan Oktar'a Belli Kesimlerin Karşı Olması, Doğru Yolda Olduğunun Alametidir - Makale
Resulullah'ın Zorluk ve İmtihanları - Belgesel
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN MAKALELER
Atatürk’ün Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Hazreti Muhammed'in Üstün Ahlakı -1-
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran
Peygamberimizin Güzel Hayatı
Balıklar Suda Nasıl Yaşar?
ÇOK İNDİRİLEN MAKALELER
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 3220 download
Doğada Yaratılan Güzellik Ölçüsü Altın Oran - 2512 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 2063 download
Geleceğin Teknolojisi Müslümanların Eseri Olacak - 1737 download
CNNTurk'ün Evrim Yanılgıları - 1494 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.