 |
Karma felsefesinin temelini oluşturan batıl inançların insanlar için bir kurtuluş yolu olması ve insanlara mutlak bir huzur ve güven getirmesi neden kesinlikle mümkün değildir?
Bu inançlar insanı neden daha karmaşık bir ruh haline, çapık bir bakış açısına ve yanlış uygulamalara yöneltir?
Hangi Kuran-ı Kerim ayetlerinde batıl Karma inancının iddialarının geçersiz olduğu bildirilmektedir?
Hinduizm ve Budizm gibi batıl dinlere ait bazı düşüncelerin insanların dikkatini çekmesinin en önemli nedenlerinden biri, dünyaca tanınan bazı sinema ve müzik sanatçılarının bu dinlere olan ilgileridir. Tibet’te Budist giysileri içinde resimler çektiren ya da insanları meditasyona yönlendirmeye çalışan kimi ünlü isimler, insanların dikkatlerini bu batıl dinlere çekmektedirler. Bunun yanı sıra kamuoyunda oluşturulan mistik ve gizemli hava da insanların bu sapkın felsefelere ilgi duymalarına neden olmaktadır.
Günümüzde insanların büyük bir bölümü, dünya üzerinde yaşanan kaostan, kargaşadan, kavgalardan, sıkıntılardan, insaniyetsizlikten, çekişmelerden, samimiyetsizliklerden, bencilliklerden ve yalancılıktan uzaklaşmanın, huzur, güven ve barış içinde bir hayat kurmanın yollarını aramaktadır. Bu amaçla bir arayış içine giren bazı kişiler, özledikleri huzur ve mutluluğu, Hinduizm ve Budizm gibi sapkın dinlerde bulabileceklerini zannederler. Doğu dinlerinin gizemli ve mistik havası, meditasyon benzeri uygulamaları ve bu dine mensup olan kişilerin tavırlarındaki, giyimlerindeki, konuşmalarındaki ve ibadet şekillerindeki farklılık birçok insanın bu dinlerden etkilenmesine neden olmaktadır. Son yıllarda ülkemizde gündeme gelen Karma felsefesi de, bu batıl inançlardan biridir. Bu yazımızda Karma ve benzeri batıl inançlara uymanın ve onlar doğrultusunda yaşamanın ne denli yanlış olduğunu delilleriyle ortaya koyacağız.
Karma İnancı Nedir?
Karma inancı, Hinduizm, Budizm ve Caynizm gibi batıl Doğu dinlerinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Sanskritçe bir kelime olan Karma, "hareket, fiil" anlamına gelmektedir. Hint dinlerinde Karma kavramı, bir "sebep-sonuç kanunu" olarak bilinmektedir. Karma felsefesi, "Dinler Tarihi" isimli kitapta ise kısaca şöyle açıklanmaktadır:
Bu inanışa göre, insan yaptıklarına göre hayvan, bitki veya insan şeklinde doğar.( Prof. Dr. Günay Tümer, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, Ankara 1993, s.91-92)
Karma inancını savunanlara göre, bir insan geçmişte ne yapmışsa, gelecekte onu görecektir. Karma inancında geçmişten kastedilen, o insanın şu anki hayatından önceki hayatı, gelecekten kastedilen ise ölümünden sonra başlayacağı iddia edilen bir sonraki hayatıdır. Çünkü Karma'da ahiret inancı yoktur; bunun yerine sözde sürekli ölüp, tekrar dünya hayatında aynı ruhla, fakat yeni bir bedenle dirilme yani reenkarnasyon inancı vardır. Ancak bu, Allah'ın Kuran'da bildirdikleri ile çelişen, batıl ve sapkın bir inançtır. Hem Karma, hem Karma'nın temelini oluşturan reenkarnasyon inancı, hem de Karma inancına sahip olan Hinduizm, Budizm gibi batıl dinlerin içerdiği birçok batıl inanış, insan aklına, mantığına, vicdanına ve fıtratına aykırıdır. Bu nedenle de söz konusu dinlerin içerdiği kanun ve uygulamaların insanlara güzel ahlak, toplumlara da gerçek anlamda huzur, güven ve mutluluk getirmesi mümkün değildir. Bu inançların yaygın olduğu -hatta milli din olarak kabul edildiği- ülkelerdeki yaşam koşulları ve adaletsizlikler bunun en açık örneklerindendir.
Karma İnancının Temel Özellikleri
Karma inancı hiçbir delile dayanmayan, Allah'ın vahyettiği bir kutsal kitabı olmayan, yalnızca insanların uydurduğu fikirlerden oluşan bir felsefedir. Böyle bir felsefeyi bir ortaokul öğrencisi bile rahatlıkla meydana getirebilir. Hatta bu ve benzeri çok sayıda felsefe üretebilir. Üstelik böyle bir felsefeyi üretmek için bir bilgiye ve zamana da ihtiyaç yoktur; yarım saat dahi böyle bir "dayanaksız inançlar" bütününü oluşturmak için yeterlidir. Çünkü Karma felsefesinde herhangi bir akılcılık iddiası yoktur. Bu durumda delilden yoksun, üstelik mantık dışı bir felsefeye uymanın, onun hayali kurallarını yaşama geçirmeye çalışmanın ne derece mantıksız olduğu ortadadır.
Karma felsefesinin temel dayanak noktaları; reenkarnasyon, dünya hayatının sonsuz olduğu yanılgısı, ahiret hayatına ve herşeyin bir kader ile yaratılmış olduğuna iman edilmemesidir. Allah'ın Kuran'da bize bildirdiği gerçeklere ve inançlara tamamen ters olan bu sapkın inanışlar, bazı insanların hak olan yoldan sapmalarına neden olan ana noktalardır.
Bazı İnsanlar Neden Reenkarnasyona İnanmayı Tercih Eder?
Reenkarnasyon hiçbir ilahi kaynağa dayanmayan batıl bir inançtır. Ancak sadece Hint dinlerinde değil, dünyanın her yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru olmasını isteyen insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, Allah'a iman etmeyen (Allah'ı tenzih ederiz.), ahiretin varlığını inkar eden, ölümden sonra yok olmaktan veya sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkan insanların, reenkarnasyonu, bu korkularını yenmek için bir çıkar yol olarak görmeleridir. Çünkü reenkarnasyon inancının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği ve insanın yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde gerçek dışı bir telkin yatmaktadır.
Oysa Kuran'da ölümün ve dirilişin bir kez olduğu bildirilmektedir. Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar, bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek, dünyada tüm yapıp ettiklerine göre sonsuza kadar cennette veya cehennemde kalmayı hak eder. Yani insanın bir dünya hayatı, bir de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. Reenkarnasyon inancında savunulduğunun aksine insanların öldükten sonra dünya hayatına geri dönemeyecekleri Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
"Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler." (Enbiya Suresi, 95)
Çelişki ve Mantıksızlıklarla İnşa Edilmiş Sapkın Bir İnanç
Sapkın karma inancına göre insanların yaptıklarının karşılığını bulduğu bir tür cennet ve cehennem inancı vardır. Ancak, bu inançta da birçok çelişki ve mantıksızlık bulunmaktadır. Öncelikle bunun geçici olduğu iddia edilir ve tüm bu sistemin kendiliğinden işlediğine inanılır. Yani bu inançta ne dünya hayatını ne de cennet ve cehennemi yaratan, insanlara yaptıklarının karşılığını veren bir Yaratıcı'nın varlığı kabul edilir. (Yüce Allah'ı tenzih ederiz.) Bu, kabul edilmesi imkansız bir iddiadır. Bir yaratıcı güç, adaletle hükmeden, cenneti ve cehennemi yaratmaya güç yetiren yüce bir kudret olmadan, insanların cennet ve cehenneme gidecekleri iddiası, akıl ve vicdanla kabul edilemez. Oysa, Allah Kuran'da insanların kısa bir süre dünyada yaşadıktan sonra, sonsuza kadar "asıl yurtları" olan ahirette kalacaklarını bildirmektedir. Kuran'da haber verildiğine göre asıl geçici olan yer dünya hayatıdır. Her insan ortalama 50-60 yıllık dünya hayatı boyunca tüm yaptıklarının karşılığını cennette veya cehennemde alacaktır. Bu gerçek, Kuran'da şöyle bildirilir:
"Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi." (Ankebut Suresi, 64)
Sonuç:
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır." (Al-i İmran Suresi, 85)
Kuran insanları kurtuluşa götüren, onları ölümden sonraki sonsuz hayatları için uyaran, doğru yolu gösteren, Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak isteyenler için rehber olan tek kitaptır. Kuran'da tebliğ edilen İslam dini de, yukarıdaki ayette bildirildiği üzere Allah'ın insanlar için seçtiği tek dindir.
Kendilerine yol gösterici olarak Karma inancı gibi Kuran ahlakına uygun olmayan batıl kanunlar, kurallar, efsaneler seçenler çok büyük bir yanılgı içindedirler. Kendileri yaratılmış, hiçbir şeyi yaratmaya güç yetiremeyen, aciz varlıkların veya insanların, isim vererek uydurdukları hayali kanunların kendilerine ne dünyada ne de ahirette bir fayda sağlayamayacağının şuurunda değildirler. Bu kavramların sahte birer ilah olduğunu ve insanlar arasında adalet dağıtmaya, insanları tekrar dirilterek onların yaşamlarını belirlemeye güçleri olmadığını gözardı etmektedirler. Bu kişiler bilmelidirler ki, insanların tek Yaratıcısı, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tır. Bu nedenle, barış, sevgi, dostluk, huzur gibi güzel ahlak özelliklerini yaşamak, bunların insanlar arasında yayılmasını sağlamak isteyen ve bu isteğinde samimi olan herkesin, kainattaki kudretin tek sahibi Allah'a ve Allah'ın indirdiği ve insanlar için yol gösterici olarak seçtiği Kuran'a yönelmesi gerekir. İnsanların sıkıntı duydukları, düzeltmek istedikleri herşeyin tek çözümü, Kuran'da bulunmaktadır. Allah her insanı Kendi seçtiği din ahlakına uyduğu takdirde mutlu ve huzurlu olacak şekilde yaratmıştır. Bu gerçek Kuran'da şöyle haber verilmiştir:
"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler." (Rum Suresi, 30)
Ölümden veya cehenneme gitme ihtimalinden korkarak, batıl inançlarda teselli aramak, hiç şüphesiz insana çok büyük bir yıkım getirir. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, bu yönde bir korkusu varsa, cehennem azabından kurtulup cenneti umabilmek için samimi bir kalple Allah'a yönelmeli ve insanlar için tek hidayet rehberi olan Kuran'da bildirilen ahlaka uymalıdır.
İnsanların, hem dünyada,hem de ölümden sonraki sonsuz hayatlarında mutluluk ve huzur içinde yaşayabilmelerinin tek yolu Allah'a iman etmeleri ve Kuran'da bildirilen hükümlere uymalarıdır. Kuran, Rabbimiz'in düşünen insanlar için indirdiği hak kitabı ve insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran yegane hidayet rehberidir. İnsanları kötülüklerden, bozgunculuktan, acımasızlıktan, zalimlikten,hoşgörüsüzlükten, ümitsizlikten, karamsarlıktan, mutsuzluktan ve her türlü çirkin davranıştan uzak tutacak olan, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'tan korkarak Kuran ahlakını yaşamalarıdır.
"İnkâr edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir." (Nur Suresi 39)
"Bundan (Kuran'dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azab vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır." (Al-i İmran Suresi, 4)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 56. sayı (Şubat 2009) 24. sayfada yayınlanmıştır.
Bu eser 1.219 kez incelendi.
|
 |
|