Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15877 tanesi Türkçe, toplam 19175 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Irib (İran Devlet Televizyonu) ile Gerçekleştirdiği Telefon Konuşması
Ocak 2009
Adnan Oktar: Selam.
IRIB: Müdür Beyimiz Kerem Bey’in de selamları var.
Adnan Oktar: Bilmukabele, aleykümselam.
IRIB: İyisiniz inşaAllah.
Adnan Oktar: Allah’a hamd olsun, elhamdülillah, sizler de iyisiniz inşaAllah...
IRIB: Hamd olsun, teşekkürler. Efendim, ben öncelikle size teşekkür ediyorum, bize vakit ayırdınız. Sonra da dostlara teşekkür ediyoruz, bize vesile oldular, sizi rahatsız etmek için, çok çok da özür diliyorum, yani rahatsız ettik bu vesileyle.
Adnan Oktar: Estağfirullah, lutfettiniz, şeref verdiniz, olur mu.
IRIB: Allah razı olsun. Fazla zamanınızı almak istemiyorum.
Adnan Oktar: Estağfirullah, çok iyi, buyrun.
IRIB: Gazze’de bir facia yaşanıyor, katliam yaşanıyor.
Adnan Oktar: Evet...
IRIB: Bu katliamlardan yola çıkarak şöyle on-on beş dakikalık, yirmi dakikalık bir zamanınızı almak isterim.
Adnan Oktar: Evet...
IRIB: Başlıyorum o zaman...
Adnan Oktar: Buyrun...
IRIB: Adnan Bey iyi günler...
Adnan Oktar: İyi günler efendim.
IRIB: Efendim, Gazze'de 18. gününe giren bir vahşet yaşanıyor. Bu vahşet dünyada görülmemiş bir vahşet olarak nitelendiriliyor uzmanlar tarafından. Şöyle bakıldığında, Siyonistlerin bu katliamı yapmasının arkasındaki asıl neden nedir acaba?
Adnan Oktar: Siyonistlerin bu olaydaki amacı Müslümanları yıldırmak, güçlerini kırmak kendi kafalarına göre. Aynı zamanda bu kişiler dindar Hıristiyanlara da, dindar Musevilere karşı da bir faaliyet içerisindeler. Bu Deccal düşüncesidir. Deccali tavır bilinen bir şeydir. Deccal, diyor rivayette, "Beyt-ül Makdis’te, Mescid-i Aksa'ya yakın beldede, Filistin’de, müminleri muhasara, kuşatma altına alır ve onlara, müminlere öylesine şiddetli bir açlık isabet eder ki..." diyor ve devam ediyor rivayette. Bu, ahir zamanda Deccal'ın saldırılarından bir tanesidir. Deccaliyet zûhur etmiştir. Uzun süreden beri Müslümanlara karşı bu tavır içerisindedirler. Müslümanların bunlara karşı ittifakla karşılık vermeleri gerekiyor. Müslümanların bölünmüşlüğü haramdır, biliyorsunuz. Birleşmeleri de farzdır. İnşaAllah, Türkiye’nin öncülüğünde, Türk devletlerinin desteğinde bir Türk-İslam Birliği oluşacak. Bu Türk-İslam Birliği bu facialara, bu belâlara, bu fitnelere bir son verecek inşaAllah.
IRIB: İnşaAllah. Şimdi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Gazze’deki saldırıların durması için bir karar aldı geçtiğimiz Cuma günü. Fakat bu karara rağmen hala vahşi saldırılarını sürdürüyor. Hiçbir uluslararası kural ve kaideyi de tanımıyor. Uluslararası sınır tanımayan doktorların ifadelerine göre, işgal rejimi burada fosfor silahları veya yasak silahlar da kullanıyor. Şimdi, bu tür silahları neden kullanır işgal rejimi? Geçmişte yaşadığını söylediği bir katliamın acısını mı çıkartmak istiyor, yoksa gerçekten arka planda başka şeyler de mi var?
Adnan Oktar: Bunların arka planında masonluk var. Dünya çapında bir teşkilat bu. Bu sadece İsrail’deki ateist Siyonistlerin yaptığı bir şey değil. Bunların bir ucu Amerika'da, milyonlarca mason var Amerika'da. İngiltere'de yine aynı şekilde milyonlarca mason var. Bunlar, şeytanın emrinde olan kişilerdir. Biliyorsunuz, Müslümanlar Allah'ın emrindedir. Bir de şeytanın güçleri vardır. Bunlar da şeytanın emrindedir. Müslümanlar Allah’ın rızası için gayret eder, masonlar ve ateist Siyonistler de şeytanın rızası için hareket ederler. Şeytan bunlara bunu emrediyor. Kendi başlarına buna karar vermiyorlar. Amerika'da bulunan masonik derin devlet, ateist Siyonistlerden oluşan bir yapılanmadır bu ve aynı zamanda dinsiz masonlardan oluşan bir yapılanmadır. Bu yapılanmanın ortak kararıyla bunlar yapılıyor. Müslümanlara buna benzer olaylar yine olacaktır, yine yaparlar. Bunun tek çözümü ittifaktır. İnşaAllah bu da Mehdi'nin zûhuru ile ortadan kalkacaktır, Hz. İsa'nın nuzûlu ile ortadan kalkacaktır. Müslümanların tek bir lider etrafında toplanması çok çok önemli.
IRIB: Yaşanan katliamların durmasının asıl önemli bir nedeninin vahdet olduğunu dillendiriyorsunuz. Gerçekten de bunun altının çizilmesi gerekiyor. Peki, vahdet nasıl yaşanır, nasıl ortaya konabilir? Yaşanan bir katliam da var. Gerçi dünya genelindeki bu vahşi saldırılara Müslümanlar dahil, bütün duyarlı insanların, insani vicdan taşıyan herkesin tepki verdiğini de görmekteyiz.
Adnan Oktar: Bunun bununla çözümü olmaz. Deccaliyet, şefkatten, merhametten, acımadan anlamaz. Deccaliyetin özelliği zaten merhametsizliktir. Acımasızlıktır. Şiddettir. Bunu yapar, çünkü mayasında, sistemin kökeninde bu var. Eğer bunu yapmazsa kendini inkar etmiş olur zaten. Çözüm onları şefkate, merhamete davet etmek değildir. Mesela Türkiye'de de onları Tevrat’tan izahlarla, Tevrat’tan alıntılarla iknaya çalışıyorlar; böyle yazılar var. Bunlar zaten Tevrat’a da karşı, İncil’e de karşı, Kuran’a da karşı. Bunlar, Allah'a karşı. Allah'a düşman olan insanlar. Dolayısıyla, Allah dostlarına karşı savaş açmış durumdalar. Bunlara karşı yapılacak şey, Allah'tan vahdet istemek, Müslümanların birliğini istemek. Bunun da inşaAllah Türk-İslam birliği ile oluşacağına inanıyorum ben. Mehdi'nin zûhurunu Allah’tan şiddetle istemek lazım. Mehdi’nin bütün alametleri oluşmuştur. İnsanlar buna önem vermezse, Allah da Kendi resulünün izahlarına önem vermeyen, Allah’ın izahlarına önem vermeyen kişilere önem vermez. Allah'ın verdiği nimeti tam değerlendirmemiz gerekiyor. Mehdi’nin bütün alametleri çıkmıştır. Bunu çok önemli görmek lazım. Resulullah'ın bütün söyledikleri tek tek ortaya çıkmıştır. Bunları ben kitabımda açık açık belirttim. harunyahya.com , harunyahya.org’da da bunlar çok detaylı belirtiliyor, izah ediyorum.
IRIB: Şimdi şu çok önemli; zalim sürekli zulüm ediyor.
Adnan Oktar: Tabii ki...
IRIB:Karşısında uluslararası toplum kuruluşlarının da ciddi anlamda bu zalimlere destek verdiğini görüyoruz, siyasi anlamda.
Adnan Oktar: Evet...
IRIB: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve bu konseyin 5 daim üyesi olan ülkeler bunların başında geliyor. Bu zulmü destekleyen unsurlar sadece siyasi unsurlar mı peki?
Adnan Oktar: Bunların hepsi organize dünya masonluğundan kaynaklanıyor. Dediğiniz kaynaklar, mihrakların tamamı masondur bu kişiler. Bu kilit noktalar masonlara verilmiştir. Böyle herhangi bir insan o kilit noktaya zaten gelemez. Dolayısıyla, Amerika'daki, İsrail'deki ateist Siyonistlerin ve masonların emrindedir bu kişiler. Bunlar zannedildiği gibi güçlü, tek başına hareket edebilen insanlar değil. Bunlar zavallı, emir altında olan güçsüz insanlardır. Ve bunlar bunu yapar; bu tavrı yine koyacaklardır. Bu zulmü seyredeceklerdir. Kan dökülmesini seyredeceklerdir. Hatta teşvik edeceklerdir. Buna karşı Müslümanların tek yapacağı, Allah'ın emrini yerine getirmek. Son derece kararlı olarak, azmederek, cesurca İslam âlemini, Müslümanları biraraya getirmektir. Bunu yapacak ülke de inşaAllah Türkiye’dir. Türkiye liderlik etmelidir. Türkiye’nin liderliği çok çok iyi olur. Türk devletlerinin desteğinde, Türkiye’nin öncülüğünde, liderliğinde bir Türk-İslam Birliği’nin hemen oluşması gerekiyor.
IRIB: Şimdi yarın İslam ülkeleri Parlamentolar Birliği toplanacak İstanbul'da.
Adnan Oktar: Evet...
IRIB: Şimdi, bu toplantıda neler çıkması gerekir? Toplantı ümit verebilir mi Gazze’deki Müslüman kardeşlerimize?
Adnan Oktar: Bakın, bu toplantılarda da aşk olmuyor, şevk olmuyor, derinlik olmuyor. Bunlar Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle, heyecanla olacak şeylerdir. Olsa da cılız oluyor. Allah bize Mehdi'yi vaad etmiş. Mehdi'yi arasın Müslümanlar. Benim bu sözüm doğru. Mehdi’nin zuhuruyla ilgili söylediklerim doğru. Hz. İsa’nın inişi ile ilgili söylediklerim doğru. Bana bu konuda güvensinler. Hadislere güvensinler. Kuran’ın işaretlerine güvensinler.
IRIB: O zaman temelde bir rivayetlere olan güvensizlik var?
Adnan Oktar: Evet, rivayete güvenmiyorlarsa Kuran’a güvensinler. Kuran’da açık açık söylüyor Cenab-ı Allah. Mesela Nur Suresi’nin 55. ayetinde, “Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaad etmiştir..." Allah'ın vaadi var, samimi Müslümanlara. “Hiç şüphesiz,” diyor Allah, şüphe etmeyin diyor, “onlardan öncekileri”, yani, Hz. Süleyman ve Zülkarneyn’i nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları dünyaya hakim ettiyse, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak diyor Allah. “Kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.” Mevcut olan şu korku saçma faaliyetleri var biliyorsunuz. Şu an saçtıkları dehşet ve azgınlık; bunun son bulacağını söylüyor Allah, Nur Suresi 55’te.
IRIB: Şimdi çok önemli bir noktaya da temas ettiniz aslında. Bunu dillendirirken aklıma geldi; şimdi İsrail’in elinde o kadar modern silahlar var. Filistin’de, Gazze’deki Müslümanların elinde ise sadece bir iman ve ellerinde bir sapan taşı diyebileceğimiz oldukça kıt silahlara sahipler. Buna rağmen Allah’ın gaybi yardımları olsa gerek; 18. gününe giren, 19. gününe giren bu katliamlarda hala direnç büyük bir kararlılıkla devam ediyor. Bu da onun bir getirisi olsa gerek.
Adnan Oktar: İşin doğrusu, Müslümanlar böyle bölünmüşken, hiçbir şekilde ateist Siyonistlerle ve masonlarla baş edemezler. Çünkü ateistler ve masonlar, ateist Siyonistler tam ittifak halindeler. Said Nursî Hazretleri söylüyor, “az bir kuvvetle” diyor, “koskoca İslam alemini esir alırlar” diyor, "Müslümanların şikakından ve bölünmüşlüğünden istifade ederek” diyor. Bölünmüşlükte, parçalanmışlıkta mağlubiyet kesindir. Müslümanların birleşmenin dışında zafere gitmeleri mümkün değildir. Mehdi'yi aramaları lazım. Hz. İsa'nın gelişini beklemeleri lazım. Bunun başka bir çözümü yoktur. İslam birliğinin oluşması, Türk-İslam birliğinin oluşması için birçok toplantılar yapılması, bunun söylenmesi, gerekirse legal toplantılarda bunların sloganlarının açıkça ifade edilmesi, büyük pankartlarla bunun açıklanması, basında bunun yer alması gerekiyor. Bunun gündem yapılması gerekiyor. Resulullah'ın hadislerine bir insan güvenmiyorsa, Resulullah'ın izahlarına bir insan itibar etmiyorsa, zaten dine de itibar etmiyor demektir. Böyle olmaz. Peygamberimizin bütün dedikleri çıktı, tek tek.
IRIB: Şimdi, bir durum da şu var; özellikle Gazze faciasıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti’nde Sayın Ahmedinejad’ın dünya liderlerine göndermiş olduğu mesajlar, temsilciler var. Bu noktada Venezuella İsrail Büyükelçiliğini yurt dışı etti. Moritanya aynı şekilde, İsrail Büyükelçiliğini yurt dışı etti ve ilişkilerini kesti. Bu anlamda İsrail’le ilişkilerin kesilmesi bir çözüm olabilir mi peki diplomatik anlamda?
Adnan Oktar: Bunlar hiç etki etmez, hiç. Yani, Resulullah bize bunun yolunu göstermiştir. Deccal’in nasıl saldıracağını, neler yapacağını, buna karşı neler yapılacağını bize anlatmıştır. Allah bizi başıboş bırakmadı. Bunları böyle efsane gibi, hikaye gibi gördüyse Müslümanlar, gören olursa, Müslümanların başından bela eksik olmaz Allah esirgesin. Kendilerini koruyamazlar. İttifakın dışında, vahdetin dışında bir yol yoktur. Yani bu pasif tedbirler onları güldürür ancak. Böyle tedbir olmaz. Müslümanların Allah’ın emrini yerine getirmesi gerekiyor. Mesela ahir zamanda Mehdi’nin gelişiyle ilgili bütün alametler oluştu. Ben bunları tek tek saydım. Bunlar sahih hadis. Sahih oldukları tek tek olayların ortaya çıkmasıyla netleşti. Mesela iki Ramazan’da güneş tutulması, İran-Irak savaşı, Afganistan’ın işgali, Fırat’ın suyunun kesilmesi, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları, kuyruklu yıldızın doğması, Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, güneşten bir alametin belirmesi, bir ordunun kaybolması, Bağdat’ın alevlerle tahrip edilmesi... Bunların hepsini Peygamber Efendimiz söylemiş, tek tek çıkmış. Peygamberimize güvenmeleri lazım. Allah’a güvenmeleri lazım. Mehdi’yi aramıyorlar.
IRIB: Sorun hep burada başlıyor.
Adnan Oktar: Tabii. Mehdi’yi aramaları lazım. Vakit geldi diyorum. Yani, sözümü tutsunlar. Bir şey kaybetmezler. Sonuç çok güzel olacak bunu yaparlarsa. Bunun dışında Allah rahatlık vermez. Bölünmüşlükte mutlaka bela vardır, rahatsızlık vardır, huzursuzluk vardır. Yani, tek parmakla savaş yapılmaz. Tek parmakla mücadele yapılmaz. Bu, pençeyle yapılacak iştir. Beş parmakla birlikte yapılacak iştir. Müslümanların ittifak etmediği durumda ayrı ayrı, teker teker, küçük bir kuvvetle hepsini rahatça Deccaliyet yener. Said Nursi de bunu açıklamıştır. Rivayetlerde de, hadislerde de bu açıklanmıştır. Mehdi’nin vakti de gelmiştir. Resulullah’a güvensin insanlar. Sözlerine güvensinler. Başka çözüm aramasınlar.
IRIB: Şimdi, efendim, Ahmedinejad’ın, İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinejad’ın “İsrail ortadan kalkmalı ve bölgeden atılmalı” şeklinde bir açıklaması vardı. Bu açıklamalar dünya kamuoyunda da oldukça geniş bir yankı buldu. Siz ne dersiniz bu açıklamalara, efendim?
Adnan Oktar: Bunların hiçbir etkisi olmaz. İsrail hiçbir şekilde o bölgeden çıkmaz. Yani, sözle Deccaliyet’e karşı bir şey yapılması mümkün değil. Ayrıca İsrail orada dursun. İsrail’in sadece içindeki gücün, masonların ve ateist Siyonistlerin zulmünün durması gerekiyor. Bunlar şeytanın emrinde olan askerler. Bunlara karşı yapılacak tek şey Mehdi’nin etrafında birleşmektir, Mehdi’yle ittifak etmektir. O zaman bu, Peygamber Efendimizin de belirttiği gibi, mucize şeklinde sonuçlanacaktır ve çok güzel, muhteşem bir netice meydana gelecektir. O zaman ateist Siyonistler, masonlar kaçacak delik ararlar. Aynı zamanda orada bulunan dindar Musevileri de kurtarmış olacağız, dindar Hıristiyanları da kurtarmış olacağız, Müslüman kardeşlerimizi de kurtarmış olacağız. İsrail’in bölgeden gitmesinin savunulması boş hayaldir. Bunlardan bir netice çıkmaz. İsrail zaten orada duracak. Kuran’a göre de onların orada duracağı bellidir. Kuran’da ayetler var; onların yükselişlerinden bahsediyor. Çeşitli, başlarına gelecek çeşitli felaketlerden bahsediyor Kuran. Bu onların kıyamete kadar orada kalacağını gösteriyor. Onların orada olmasında bir mahsur yok. Orada ateist Siyonistler, şeytanın ordusu sorundur. Onlara karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Bu da ancak Mehdi’yle mümkündür. Mehdi’nin etrafında ittifak etmekle mümkündür. Bunu önemsiz görürlerse bu devam edebilir; ben söyleyeyim bunu.
IRIB: Peki, bu ittifak, İmam Mehdi etrafındaki ittifak konusunda bir sorun var ve bu sorunu nasıl aşabiliriz?
Adnan Oktar: Bu konunun dillendirilmesi lazım, her yerde konuşulması lazım. Eğer bunun ciddi olarak üstüne eğilinirse, bu konu dillendirilirse, Mehdi aranırsa Allah Mehdi’yi buldurur. Yani bu o kadar zor olan bir şey değil. Ben boş konuşmuyorum, hadislere dayanarak konuşuyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Öbür türlü Müslümanlara yazık olur ve sürekli, yıllardan beri sadece Müslümanlar ağlıyor, bağrışıyor, çözümsüzlük içinde paramparça kendi aralarında çözüm arıyorlar; böyle çözüm bulunmaz. Bunlar pasif çözümler, aktif çözüm gerekir. Aktif çözüm Mehdi’nin etrafında birleşmektir. Başka çözüm yoktur. Mehdi’yi kimse aramadı, aramıyor, aramayan bulamaz. Arandığında bulunacağını söylüyorum. Eğer çıkmış olmasa, Mehdi olmasa ben bunları söylemem. Bir mucize olacak, Müslümanlar bunu görecekler ve büyük bir vahdet olacak, onlar da şaşıracaklar. Allah’ın vaadi gerçekleşecek, hayretler içinde kalacaklar.
IRIB: Bu olacak mucizenin ne şekilde ve nasıl olacağı şeklinde bir rivayet var mı, efendim?
Adnan Oktar: Sadece hadislere göre arasınlar, Peygamber Efendimiz bunun yolunu yöntemini çok detaylı belirtmiş hadislerde. harunyahya.net, harunyahya.org’da da bu konuda çok kapsamlı hadisler var. Peygamber Efendimizden Sahabiler bunları boş yere nakletmedi. İslam uleması bunları boş yere nakletmedi. Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi; 4 mezhepte de Mehdi’nin gelişi haktır. Şiilik’te, Caferilik’te, Alevilik’te Mehdi haktır. Mehdi’yi aramıyorlar. Bununla ilgili toplantılar olsun, konuşmalar olsun, bütün İslam alemi Mehdi’yi arasın. Allah bu duayı kabul eder. Bu kabul edilecek bir duadır inşaAllah. Daha Müslümanlar bunun duasını yapmadılar. Allah’tan bunu talep etmediler. Büyük mucize meydana gelecek, olağanüstü olaylar olacak. Bu vahdet neticesinde Deccaliyet tuzun suda eridiği gibi erir. Gücü kalmaz. Yani bunu düşünemez dahi, tahayyül dahi edemezler böyle bir ortamda. Müslümanların cesur ve kararlı olarak bu birliği istemeleri gerekiyor. Başka da hiçbir çözüm yoktur. Pasif tedbirlerle Müslümanları oyalamak günah olur. Çok yanlış olur.
IRIB: Sayın Adnan Oktar, efendim görüşlerinizi paylaştınız; çok teşekkür ediyorum.
Adnan Oktar: Ben de çok teşekkür ederim, Allah razı olsun. Allah selamet versin, inşaAllah Allah bizi Mehdimize kavuştursun. İslam alemini bütün ve birlik haline getirsin, Deccaliyet’i yeryüzünden silsin, Allah kalplerini bağlasın, deccalî olan, bütün çalışma yapan bu insanların içlerindeki şeytani güçleri ezsin Allah. Basiretlerini, ferasetlerini yok etsin. Müslümanlara zafer nasip etsin inşaAllah.
IRIB: İnşaAllah.
Adnan Oktar: Selamünaleyküm.
IRIB: Aleykümselam.
IRIB: Hocam, bir saniye hocam. Bizim Müdür Beyimiz gelmiş sizinle de röportaj yapmıştı. Onun da selamları var. O da size bir selam vermek istiyor.
Adnan Oktar: Ve aleyna aleykümselam, buyrun…
IRIB: Bir saniye…
Müdür Bey: Alo…
Adnan Oktar: Selamünaleyküm….
Müdür Bey: Aleykümselam, vaktiniz hayır olsun…
Adnan Oktar: Allah razı olsun. Nasılsınız muhterem?
Müdür Bey: Çok memnunum, siz nasılsınız?
Adnan Oktar: Hay maşaAllah, elhamdülillah. Allah’a hamd olsun, Allah’a hamd olsun.
Müdür Bey: O sizin röportajınız vardı biz İstanbul’da yaptık…
Adnan Oktar: Evet, biliyorum…
Müdür Bey: Biz onu yayınladık Seher TV kanalında.
Adnan Oktar: MaşaAllah, elhamdülillah, çok güzel. İnşaAllah bir CD’sini de bize gönderirseniz…
Müdür Bey: Tabi hem size göndeririz, hem de sayfa geçeriz, adresini verelim ki siz izleyebilesiniz.
Adnan Oktar: İnşaAllah, çok iyi olur, Allah razı olsun.
Müdür Bey: Çok hoşa oldum, sizin sesinizi işittim.
Adnan Oktar: Elhamdülillah, elhamdülillah… Çok güzel bir çağdayız, çok güzel bir zamandayız. Mehdi’nin nuru dünyayı sardı. İnşaAllah o mübareği arayalım, onun etrafında toplanalım, çok muhteşem ve çok güzel şeyler olacak inşaAllah.
Müdür Bey: Memnunum sizden, MaşaAllah.
Adnan Oktar: Allah razı olsun… Allah razı olsun… Dua edin inşaAllah.