Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Afganistan Ayna Röportajı (12 Aralık 2008)
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (279)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (14)
Dergiler (262)
Belgeseller (323)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (12)
Web Siteleri (432)
Makaleler (9557)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Adnan Oktar Anlatıyor (3940)
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Duyurular (1)
Harun Yahya Etkileri
Ne Demişti Ne Oldu
Yeni Bilgiler (486)
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
Online Kuran-ı Kerim
hayvanlaralemi.net
netcevap.org
ilmiarastirma.net
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Afganistan Ayna Röportajı (12 Aralık 2008)
Aralık 2008


Sitenize Ekleyin :

Hepsini Seç
MUHABİR: Hocam hoş geldiniz programımıza.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, teşekkür ederim sizler de hoş geldiniz, şeref verdiniz.

MUHABİR: Teşekkürler, sağ olun. Hocam siz biliyorsunuz sizin hakkınızda çok kitaplar, belgeseller var. Şu an Ayna TV aracılığıyla onlar hep yayınlanıyor bugünlerde.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Şimdi sizin sevdikleriniz var tabi Afganistan’da, önce bir kendinizi tanıştırsanız, okula nereden başladınız, nerede doğdunuz?

ADNAN OKTAR: Ankara’da doğdum, 02.02.1956 yılında. İlk, orta ve lise eğitimim hepsi Ankara’da geçti, gençliğim diyebilirim. Sonra 1979 yılında Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisini kazandım İç Mimari bölümünü. 79’dan 83 yılına kadar orada okudum, 83’te İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümüne geçtim. Orada bir süre okudum ama anarşi, terör o zamanlar biraz ortalık karışıktı, tam devam edemedim. O zaman fırsat oldu kitaplara, cdlere, makalelere, çalışmalara daha çok ağırlık verdim, bugüne kadar da geldik. İnşaAllah.

MUHABİR: Teşekkür hocam. Sizin kitaplarınızı ben aldım bugün, okudum bir kitabınızı, aslında adınız Adnan Oktar’dır ama siz kitaplarınızda adınızı Harun Yahya olarak geçiyor, bu da benim kafama takıldı neden kendi adınız kitaplarda geçmiyor da Harun Yahya olarak geçiyor?

ADNAN OKTAR: Müstear isim genellikle Türkiye’de yazarlarımızın kullandığı bir yöntem biliyorsunuz. Genel olarak kullanılır. Harun biliyorsunuz Hz. Musa’nın kardeşi ve yardımcısıydı. Yahya da Hz. İsa’nın yardımcısıydı, ben de Peygamber Efendimiz (sav)’in yardımcısı, onun asabının, sahabelerinin, ümmetinin bir yardımcısı olmaya niyetle o ismi müstear isim olarak kendime aldım.

MUHABİR: Yani başka bir anlam yok diyorsunuz bunda yani, bazı arkadaşlarım dedi hocanın yanına gidiyorsun tabi ki bir soru bizim kafamıza takıldı. Şimdi Harun, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hz. Harun, Hz. Yahya Aleyhisselam, bunlar çok eskiden mesela Hz.Yahya Aleyhisselam diyorlar ki, İsa Hazretleri ile birlikte ondan altı ay fark var, onlara birlikte çalıştı. Neden İslam’dan sonraki imamlar olsun yoksa Hz. Muhammed (sav)’’in akrabalarından bir ad kendinize almadınız müstear ad olarak diye sorsam cevabınız ne olur?

ADNAN OKTAR: Neden Peygamberimiz (sav)’in diye...

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama o da bizim peygamberimiz, Hz. Harun da bizim peygamberimiz, Hz. Yahya da bizim peygamberimiz, Hz. İbrahim, Nuh, İshak, bütün peygamberler hepsi bizim peygamberimizdir. Türkiye’de insanlar hep Muhammed ismi koymazlar çocuklarına, Nuh, İbrahim, İshak, Ahmet, Mahmut, Peygamberimiz (sav)’in de isimleri çeşitli biliyorsunuz, Ahmet, Mahmut, Muhammed, Mustafa ama İsa, İlyas, İshak çok çok fazladır Türkiye’de, milyonlarca peygamber ismi olan kardeşimiz vardır. Bu diğer peygamberlere hiçbir şekilde o isimler kullanılamaz, diğer peygamberlerin isimleri kullanılmaması gerekir şeklinde bir mantık yok. Bilakis bütün peygamberlerin isimlerini kullanabiliriz, kullanmalıyız çünkü hepsi bizim peygamberlerimiz, hepsini çok severiz, dolayısıyla bu güzel bir tavır.

MUHABİR: Evet, şimdi hocam eskiden okulda Darwinizm karşısında sizin kitaplarınız var tabi ki, okulda da aynı faaliyette bulundunuz. Şimdi bu belgeseller çıkarıyorsunuz, kitaplar yazıyorsunuz, çok sayıda kitabınız var tabi ki duyduğuma göre 300’e kadar kitabınız var, aynı anda ondan fazla belgesel var,

ADNAN OKTAR: 300’ün üstünde evet.

MUHABİR: Şimdi bu belgeselleri, kitapları kendiniz mi yazıyorsunuz yoksa herhangi bir yardımcı var mı size yardım eden?

ADNAN OKTAR: Benim otuz kadar yardımcım var, kardeşim var, arkadaşım var, Yaratılış Atlası’nda da, diğerlerinde de bana hazır bilgiler gelir. Dünya çapında, Almanca, İngilizce, İtalyanca, Fransızca bütün eserlerden tercüme ettirirler, tercümanlarımız var, onlar tercüme ederler, bilgiler tasnif edilir topluca bana gelir, resimler, fotoğraflar da tasnif edilir bana gelir, ben sadece bunları bir araya getirip, yorumlayıp, bağlantılarını kurup kitap haline getiriyorum. Yoksa o bilgileri tek tek kendim araştırmıyorum.

MUHABİR: Tamam, kitapları yazmak için, kitap yazmaktan, makale yazmaktan başka bir işiniz de var mı sizin?

ADNAN OKTAR: Ticari gelir olarak ufak tefek bir şeyler yapıyoruz evet.

MUHABİR: Gelirlerde tabiki şimdi kitap yazmak için, kitaplarınızın sayfaları çok şey, nasıl anlatayım, çok güzel bir şekilde...

ADNAN OKTAR: Evet süslü dizayn edilmiş evet.

MUHABİR: Çok tabi ki para da harcıyorsunuz,

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Şimdi bunların masrafları nereden geliyor acaba?

ADNAN OKTAR: Masraflarını Allah veriyor, Allah Kendi yolunda olana daima yardım eder. Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın, Peygamberimiz (sav)’in, İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un, İsmail’in, bütün peygamberlerin hayatına baktığımızda bir bereket ve bolluk oluştuğunu görürüz, hep Allah yollarını açmıştır. Mesela Hz. İbrahim’i Allah zengin ettiğini Kuran’da belirtiyor. Peygamber Efendimiz (sav) için de seni fakir bulup da zengin etmedi mi diyor Allah. Peygamberimiz zengindi. Aynı şekilde Süleyman da müthiş bir zenginliğe ve servete sahipti. Allah kendi yolunda olanlara, bereket, bolluk ve huzur vereceğini zaten Kuran’da belirtiyor ama biriktirmek yok, kazanıp, harcamak şartıyla. Kazandıkça Allah daha da fazlasını size veririm diyor. Nitekim bize de öyle oluyor, arkadaş çevremizdeki insanlar çok başarılı iş adamları, gayet güzel kazanıyorlar ama bu kazandıklarını Allah yolunda harcıyorlar. Kitapları da benim yayınevim ücretsiz dağıtıyor, fakat bu tanıtım amaçlı bir dağıtım. Çünkü ben kar almıyorum, telif hakkı da almıyorum kitaplardan, hiçbir zaman için de almadım, almayı da düşünmüyorum. Bu ciddi bir yekün tutuyor çünkü aşağı yukarı bu sene 16 milyon kitabım satıldı, geçen sene 8 milyon kitabım satıldı, bu muazzam bir rakam yani. Toplamı da bir hayli bir şey, tabi ki yayınevi de kar ediyor. Bu karların karşılığı olarak da ücretsiz kitap dağıtması, tanıtım yapması çok normal. Yani büyük şirketlerin de aynı şekilde tanıtım için ayırdıkları bir fon oluyor ve bu ciddi bir yekün tutar. Aynı şekilde bu şirket de tanıtım için ciddi bir para ayırıyor, imkan ayırıyor ve bunları kullanıyor. Bu da sizlere bedava kitap olarak geliyor tabi.

MUHABİR: Şimdi otuz yıl savaştan sonra Afganistan’ın durumunu biliyorsunuz siz şu an.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Afganistan’da, Afganistan milletine söylemek istediğiniz bir şey var mı?

ADNAN OKTAR: Afgan milleti yiğit bir millettir, Afganistan’ın işgal edileceğini Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanda işgal edileceğini, Mehdi devrinde işgal edileceğini belirtmiştir. Yazık oldu Talikan’a diyor Peygamberimiz (sav) bizzat kendi ifadesi, Talikan işgal olacak diyor Peygamberimiz (sav), Afganistan işgal olacak diyor, işgal edilmiştir, bu Mehdi’nin zuhur alametlerinden bir tanesidir. Irak’ın işgali de öyle, Iran ile Irak arasındaki savaş da öyle, Ramazan ayında ay güneş tutulması, kuyruklu yıldızın çıkışı, güneşten büyük bir alamet olması ve diğer alametler hepsi Mehdi’nin çıkış alametleridir. Ben hepsini müjdeliyorum Afgan milletine, Afganlı kardeşlerime, büyük bir Türk İslam Birliği yolda İnşaAllah, en fazla on yıla kadar büyük Türk İslam Birliği oluşacak, bu Türk İslam Birliği içerisinde de bizim yiğit Afganlı kardeşlerimiz de yer alacaklar. Bu büyük topluluğun, bu mübarek topluluğun güzel bir üyesi olacaklar İnşaAllah. Bunun içinde Azerbaycan da olacak, Türkistan da olacak, Türkmenistan da olacak, Doğu Türkistan da olacak, Kazakistan, Kırgızistan hatta Ermenistan Gürcistan, Litvanya hepsini içine alacak İnşaAllah. Mükemmel bir birlik olacak ve bu çektikleri acılar, çileler de inşaAllah onları ruhen ve manen, imanen güçlendirmeye inşaAllah vesile oluyor, derinlik alıyorlar, çile insanları olgunlaştırır, inşaAllah hayır gözüyle baksınlar, Hz. Yusuf nasıl hapishanede olgunlaştıysa, Afgan milleti de bu çileyle olgunlaşıyor, güzelleşiyorlar, derinleşiyorlar, inşaAllah sonu hayır olacak.

MUHABİR: Evet, biraz hocam terör hakkında konuşsanız, şu an Afganistan’da intihar saldırıları oluyor. İslam’da böyle bir şey var mı? İnsanlar kendisini intihar edip de ben cihat ediyorum diye bir şey var mı?

ADNAN OKTAR: İntihar etmesine ne gerek, bir kere intihar zaten haramdır. Bir insanı suçsuz ve haksız yere öldürmek, cehennemden hiç çıkmayacak şekilde cezaya mucip olan bir şeydir. Kendini öldüren insan bir insan öldürmüş oluyor ve büyük bir harama girmiş oluyor ve MazaAllah tövbe etmeden de gittiği için, ömür boyu cehennemde kalması tehlikesi vardır. Onun için Müslüman kendini öldüreceğine kendini eğitir, çok kaliteli hale getirir, bilgisini arttırır, sevgisini, şefkatini, merhametini, gücünü arttırır, gider insanlara tebliğ yapar. Gidip orada insanları bombalamaya ne gerek, git aralarına konuş, tebliğ et, İslam’ı anlat. Peygamber Efendimiz (sav) ilk zuhur yıllarında biliyorsunuz, kendini belli etmediği bir dönem vardı, yoğun olarak tebliğ yapıyorlardı, gizli gizli, sonra açık açık tebliğe başladılar, hakaret gördüler, baskı gördüler, dövüldüler, sövüldüler, tecrit edildiler, ambargo uygulandı hatta o ülkeyi bırakıp hicret edip başka yere gittiler. Bu kadar zorluklar içerisinde tebliğ yaptılar, Müslümanlar da bu şekilde yapacak, tebliğ yapacaklar, anlatacaklar, asmayla, kesmeyle bombalamayla bu yolda faydalı olamazlar, bu yanlış, Kuran’a da uygun değil, akıllı mantıklı hiç değil yani Kuran aklıyla, Kuran mantığı ile hiç uygun değil, çok yanlış.

MUHABİR: Tabi ki bu arada Pakistan’la ilgili biliyorsunuz, Yani Pakistan’la Taliban, Pakistan’da iki yüz binden fazla medreseler var orada, talebeler okutuluyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Şimdi orada tabi ki Taliban sınırı geçerek Afganistan’a geliyorlar, oradaki Pakistan’daki camilerde aynısını siz cihat ediyorsunuz diye onlara öğretiyor. Şimdi bunların yaptıkları İslam’a bir hizmet diyebilir miyiz acaba? Yani siz gidip de yabancılarla savaşıyorsunuz diye bir ideoloji verdikten sonra onlar gidip kendilerini intihar ediyor, bu kendisi bir siyaset mi yoksa İslam için bir hareket mi?

ADNAN OKTAR: Medrese açıyorlarsa çok güzel, MaşaAllah. Dini imanı anlatsınlar, bilimden bahsetsinler, Darwinizm’in aleyhinde faaliyet yapsınlar, felsefeleri çürütsünler, Marksizm’e, Leninizm’e, faşizme, komünizme karşı ciddi bir faaliyet içinde olsunlar. Kültürlerini arttırsınlar, çok şık temiz giyinsinler, güzel ahlakı etrafa yaysınlar. İslam böyle yayılır. Gidip garibanlara ilgisiz alakasız adamların gidip ağzını burnunu kırmak, onları delik deşik etmek, bombalamak, bunlar İslam’da yok. Bunlar yani Peygamber Efendimiz (sav)’in hiçbir şekilde tasvip etmediği, Kuran’da olmayan, sonradan çıkarılmış, çirkin uygulamalar. Ve çirkin yanlış uygulamalar ve harama giriyorlar. Doğrusu o medreseleri güllük gülistanlık hale getirmek. Modern ve güzel medreseler kurmak, orada insanları eğitmek, aydınlatmak değil mi, sevgiyi, barışı, kardeşliği, sevecenliği, insancıl olmayı, yardımseverliği, kısaca güzel ahlakı anlatmak ve etrafa yaymak. Bombalamayla din yayılmaz, bilakis ters etki yapar. Terör tamamen zarar verir. Ama bu tarzda bir çalışma dini çığ gibi yayar ve her yere İslam’ın hakim olmasına sebep olur İnşaAllah.

MUHABİR: Evet, şimdi bir soru daha soracağım. İslam devletleri, biliyorsunuz çok zengin. Suudi Arabistan olsun, Afganistan kendisi de olsun, Pakistan olsun. Bunların üçüncü dünyada yaşamalarının sebepleri ne? Neden zengin gelişmiyorlar İslam devletleri genellikle, Türkiye hariç. Sebeplerini söyleyebiliyor musunuz acaba?

ADNAN OKTAR: Halk arasında bir tabir vardır. Bir elin nesi var, iki elin sesi var diye. İttifak etmedikten sonra, birleşmedikten sonra, bölünmüşlük, parçalanmışlık, uğursuzluk, bereketsizlik, fakirlik, eziklik ve zillet getirir ve sıkıntı getirir. Bölünmenin sonucu budur. Bölünme olmayacak. Dinimiz bir, dilimiz bir, ırkımız bir, ananelerimiz örfümüz bir. Nasıl ayrı oluruz biz? İnanılır gibi değil yani. Müthiş bir rezalet bu. Akıl alacak gibi değil yani. Yani Azeri kardeşlerimiz geliyor ben konuşuyorum. Birebir kanım soyum canım yani aynı kardeşiz. Yani ha Konya’yı bizden ayırmışlar, ha Eskişehir’i ayırmışlar, ha onları ayırmışlar ha da Afganistan’ı ayırmışlar. Hiç farkı yok. Yani şu an biz birlikte beraber olsak, sınırlar açılsa, Afganistan’a mal satsak, onlar bize gelse, biz orada okullar açsak, onlar burada faaliyet yapsa dev bir medeniyet oluşur. Mükemmel bir medeniyet olur. Her yer bayram yerine döner zibil gibi. Afganistan’ın madenlerini çıkartırız, her yere satarız. Oralara hastaneler açarız. Fabrikalar açarız, güzel tesisler açarız, parklar bahçeler açarız. Bağlık bahçelik yaparız oraları. Böyle olursa kapılar kapalı. Benim petrolüm var size götüremiyorum. Sizin madeniniz var bana getiremiyorsunuz. Benim param var size götüremiyorum. Sizin iş gücünüz var bana getiremiyorsunuz. E bu ne olur. Yani bir vücudu böl parçala kafasını bir yere koyuyorsun, kolunu bir yere koyuyorsun, bacağını bir yere koyuyorsun. Yaşamaz o. Vücudu bütünleştirmek lazım.

MUHABIR: Evet. Hocam konuşurken dediniz ki bütün bir Türk milleti birleşecek hepsi dediniz,

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABIR: Şimdi bu söylediğinize göre Türk milleti birleşse de başka İslam milletleri o tarafta kalsa, bu kendisi bir ayrıcılık değil mi?

ADNAN OKTAR: Türk Milleti’nin özelliği şu: Türk Milleti güzel ahlaklı ve dindar bir millet. Böyle bir milletin lider olması onun hakkıdır. Bu işi hakkıyla yerine getirir, güzel liderlik yapar. Bu anlamda; yoksa kanı üstündür, işte ensesi buruşuktur, kafatası şöyledir, böyle bir şey yok. Bu faşistlik bu, bu delilik ve rezillik ve bereketsizlik, uğursuzluktur bu. Bunu düşünenin Allah belasını verir. Bu felaketle sonuçlanır bu. Böyle bir şey olmaz. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk Devletleri’nin desteğinde bir Türk-İslam Birliği. Biz Allah’ın kullarıyız. İnsanlar takva ile üstün olur. Irk üstünlüğü iddiası yok. Ama liderlik için Türk milleti tam biçilmiş kaftandır. Allah çok güzel yaratmıştır bu milleti. Yani lider millettir. Çileye açıktır, zorluğa açıktır, acıya açıktır, fedakardır, cesurdur, imanlıdır, güzel ahlaklıdır, merttir, dürüsttür. Türk milletinin özelliği bu. Böyle bir millet lider olsun diyoruz. Kim yapacak başka, başka yapacak kimse yok. Yani tek yapacak Türk milleti görülüyor. Bir de Osmanlıdan gelen tecrübe var. Yani Allah genetik bir tecrübe de vermiş inşaAllah. Şahane yapacak birikime sahip, şu an bu güç olarak. Şahane olarak bu liderliği yapacak bir güce sahip Türkler. Bu gücü deruhte etmesi, yerine getirmesi mevzu bahis. Bu zaten kader böyle yani inşaAllah. Bu olacak. Yani hadislere baktığımızda Türk milletinin böyle bir görev alacağını biz açık açık görüyoruz. Rivayetlerden bu açık açık görülüyor. Onun için yani tarihin akışı zaten böyle. Kim ne derse desin bu şekilde olacak inşaAllah.

MUHABİR: Evet. Afganistan halkından istekleriniz var mı? Ne demek istiyorsunuz Afganistan halkına? Afganistan halkını nasıl bir halk diye düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Afganlılar çile ehlidir. Takvadır. Dindardırlar. Güzel insanlardır. Biraz sabırlı olsunlar, kendilerini çok eğitsinler, Allah’a çok dua etsinler. İmanlarını derinleştirsinler. Allah’tan korkularını artırsınlar. Birbirlerine bağlılıkları artsın, Türk-İslam Birliği’ni desteklesinler, bunu istesinler. Bunu her yerde birbirlerine anlatsın, teşvik etsinler. Her yerde birbirlerine anlatmaları çok önemli bunu. Biraz da sabırlı olsunlar. Allah’ın izniyle 5-10 yıla kadar bu konu bitecek ben söyleyeyim. Çok açık. Ben buradayım. Onlar da oradalar. Teröre, anarşiye, şuna buna falan gerek yok. Böyle şeyler zaten Kuran’da yasaklanmıştır. İslam sevgidir, barıştır, kardeşliktir, muhabbettir. Demokratik ortamda aydınlanarak, bilgi ile kültürle, bilgisayarlarının başında, dünyadaki olup bitenleri takip etsinler, bilgilerini artırsınlar, benim sitelerime girsinler, www.harunyahya.net, www.harunyahya.org, www.harunyahya.com, kitapları bedava indirebiliyorlar. İnşaAllah. Eğer bilgisayarları yoksa buradan bilgisayar da gönderelim inşaAllah. Kendilerini eğitip, bilgilendirsinler. Yani cehalete karşı mücadele etsinler. Ama genelde gönülleri çok çok rahat olsun. Bu bir çile dönemi. Allah onları eğitiyor. Hz. Yusuf gibi. Şu an onlar medresedeler. Hazreti Yusuf medresesindeler. Bu çileden geçip mükemmel bir çizgiye gelecekler inşaAllah. Bayram yakın inşaAllah.

MUHABİR: Evet. Hocam biliyorsunuz Orta Asya’da, bütün başka ülkelerde olsun 400’den fazla okullar var. Siz biliyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Fethullah Hoca’nın okulları var. Bu okullar hakkında ne düşünüyorsunuz? Acaba siz de böyle bir okul olsun, üniversite olsun böyle bir düşünceniz var mı? Gelecekte açayım...

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Millet faydalansın diye?

ADNAN OKTAR: Fethullah Hocamız gerçekten mübarek ve muhterem bir insandır. Aleyhinde konuşmaların hiçbirine itibar etmeyin. Onlar hasetlikten, kıskançlıktan kaynaklanan, cahillikten kaynaklanan, ama asıl olarak sevgisizlikten, muhabbetsizlikten kaynaklanan konuşmalar. Gayet güzel hayırlı, çok güzel faaliyetler yapıyorlar. Allah razı olsun. Çok güzel okullar açıyorlar. Hakikaten böyle medeni, kültürlü, aklı başında, nezih gençler yetiştiriyorlar. Fethullah Hocamız, ahir zamanda Mehdi’nin zuhurundan önce Mehdi’ye zemin hazırlayan değerli bir insandır. Ehemmiyetli bir kişidir. Tarihi bir şahsiyettir. Görevi büyüktür, önemlidir. Mehdiliğin inkişafında ve gelişmesinde, Mehdi’nin zuhurundan önce zemin hazırlanmasında çok büyük emekleri geçiyor ve inşaAllah geçecek de. Bize gelince bizler dinsizliğe, materyalizme, Darwinizm’e karşı doğrudan müdahale eden bir yapı içersindeyiz. Fethullah Hocamız dolaylı yoldan, eğiterek ve ılımlı bir politika izliyor. Ama bizde dikkat ediyorsanız biraz deli dolu bir politika var. Darwinizm’i aldım mı yere vururuz biz yani sırtının üstüne vururuz. Kim ne der ne yapar filan bizi ilgilendirmez. Yani ben Allah’ın rızası için gözümü daldan budaktan esirgemem. Daha önce beni 10 ay akıl hastanesine koydular beni deli diye. Yattım akıl hastanesinde, 300 tane delinin içinde. 7 tane adam öldürdüler benim yanımda deliler, o dönemde. Ora bir çilehaneydi. İki kere birer yıla yakın hapis yattım. Beraat ettim gerçi ama, bunlar hep bir çiledir. Mücadele. Mesela masonluğa karşı direk tavır korum. Komünizme karşı direk tavır korum ve net ifadeler kullanırım. Mehdi gelecek derken açık açık söylerim Mehdi’nin geleceğini ve alenen anlatırım. İsa’nın geleceğini açık açık anlatırım. Ama Fethullah Hoca cemaatinin üstündeki yük çok büyük. Yani yüz binlerce kristal yüklü üstlerinde. Tabi ki temkinli ve dikkatli olmaları gerekir. Tabi ki laflarını seçerek konuşmaları gerekir. Ama ben lafımı seçerek konuşmam. Yani mesela Darwinizm’i söylediğim gibi, tuttuğumla vururum sırtının üstüne. Şu an yerle bir oldu bütün dünyada Darwinizm, Allah’a çok şükür, nefes aldırmıyoruz. Avrupa Birliği komisyonunda toplandılar, aleyhime karar aldılar, kitapların yasaklanması için tavır koydular. Bunların hiçbiri beni ilgilendirmez. Ama Fethullah Hocamız’ın da güzel, ılımlı, hoş çizgisini takdirle karşılıyorum. Ama bir çizgi farklılığı açıkça görülüyor dikkat ederseniz.

MUHABİR: Evet, şimdi Hocam Fethullah Gülen tek okul değil de genelde öğrencilere de burs vererek okumak için getiriyorlar Türkiye’de.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Şimdi sizin böyle bir isteğiniz var mı? Mesela Darwinizm dediniz, böyle bir düşünceniz var mı? Okul açayım da öğrenciler gelsin, okusunlar, hem de bu ideolojiyi de onlara öğreteyim.

ADNAN OKTAR: Bizim okulumuzun 3-4 milyar öğrencisi var. Yani dünya çapında bizim okul. Biz dünyanın her yerini okul haline getirdik. Benim atlasımın gittiği her yer bir okul. Her mahalle bir okul. Kitabımın gittiği her yer bir okuldur. İnternette benim sitelerime www.harunyahya.net , www.harunyahya.org , www.harunyahya.com’a 60 milyon insan girdi yani şu ana kadar, yani kısa süre içerisinde. Bu müthiş bir yekün, mesela geçen sene 30 milyondu bu sene 60 milyon. Kitap indiriyorlar, yani 60 milyon kitap indiriliyor. Geçen sene de 30 milyon kitap indirildi. Sırf bu bu. Ama bunların indirilmesiyle diğer kişiler birbirlerine de bu kitapları naklediyorlar. Bilgisayardan bilgisayara naklediliyor, cd’den cd’ye naklediliyor. Bu yönde dünya çapında yoğun bir faaliyet var. Dikkat ederseniz yine internette 8 sütun isimli bir internet sitesi var. Bugün baktım, bir azılı gangster mi artık eski uyuşturucu müptelası kişi mi hidayet bulmuş. Onu manşetten vermişler. Fakat diyor ben diyor Harun Yahya’nın kitaplarını okuyarak Allah’a çok şükür hidayet buldum diyor. Böyle milyonlarca insan var dünyada. Dünyanın her yerini biz okul haline getirdik, her yerini mektep haline getirdik. Onun için o tarz bir yöntemimiz var. Yani sadece bina tarzında değil de, bütün dünyayı okul haline getirme yönünde bir çalışmamız var.

MUHABİR: Evet. Kitaplarınız hangi ülkelere, gönderdiniz tabiki hangi dillere tercüme olan böyle ülkeler oldu mu tercüme olan?

ADNAN OKTAR: 63 dile tercüme oldu şimdiye kadar. 63 dil

MUHABİR: 63 dil. Avrupa dilleri de var.

ADNAN OKTAR: Evet

MUHABİR: Teşekkür ederiz Hocam. Bekleriz Afganistan’a.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah inşaAllah. Anlı şanlı olacak gelişimiz, inşaAllah. Hep beraber. Onların buraya gelişi de anlı şanlı olacak. Müthiş bir birlik olacak. Büyük bir Türk-İslam Birliği oluşacak.

MUHABİR: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dünyaya medeniyet neymiş, güzellik neymiş, sevgi neymiş, dostluk kardeşlik neymiş göstereceğiz inşaAllah.

MUHABİR: Evet, sizin gibi insanlara sizin gibi böyle düşünür insanlara tabiki Afganistan halkının ihtiyacı var. Ben Afganistan halkı adına onların selamlarını, saygılarını da size söylemiş olayım.

ADNAN OKTAR: Ve aleyküm selam. Bilmukabele. Hepsine selamlarımı söyleyin. Onlar benim canım kardeşlerim, canım dostlarım. Ahirette de dünyada da beraberiz inşaAllah, cennette de inşaAllah onlarla sarılıp kardeş olacağız, dünyada da böyle olacak inşaAllah.

MUHABİR: Çok sağolun.

Bu eser 1.443 kez incelendi.

Post To MySpace!
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Adnan Oktar'ın Eserlerinin Yabancı Basındaki Yankıları - Makale
Sayın Adnan Oktar'ın Dubai Diyanet Bakanlığı Röportajı (30 Temmuz 2008) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Al Bagdadi Röportajı - 2 (29 Haziran 2008) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Al Bagdadi Röportajı - 1 (30 Nisan 2008) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Cezire Televizyonu İçin Verdiği Röportaj (6 Ağustos 2007) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın İtimat Gazetesi (İran) Röportajı (26 Ekim 2008) - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın BBC Röportajı (10 Ekim 2008) - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Sayın Adnan Oktar'ın Buğra Ayan Tarafından Gerçekleştirilen Röportajı (28 Şubat 2009)
Sayın Adnan Oktar'ın Canlı Yayın Programı
Bedava mp3ler
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1234 download
Dinler Terörü Lanetler - 1185 download
Dinler Terörü Lanetler - 1102 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 1050 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.