Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Kon TV (Konya) ile Röportajı 1
Ocak 2008
KON TV: Sevgili Turuncu izleyicilerim, bugün İstanbul’dayız. Çok önemli bir kişiye konuk olduk ve bundan dolayı gerçekten çok mutluyuz. Türkiye’de uzun süren bir fikir çalışmasına imza atmış bir isim var; ayrıca birçok konuda ülke gündemine oturmuş bir isim var şu an karşımızda. Sayın Adnan Oktar’la beraberiz. Efendim öncelikle bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Çok memnun oldum, hoşgeldiniz.
KON TV: Çok teşekkür ediyoruz. Turuncu sayfasında biz, Yeni Konya gazetesinde özellikle, sizin gibi özel kişilerle röportajlar yapıp insanların bilgilenmesini sağlıyoruz. Bu konuda en önemli konuklarımızdan birisi siz oldunuz. Tekrar teşekkür ediyorum.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum.
KON TV: En baştan başlamak istiyorum, çünkü sizin isminiz anıldığı zaman insanların akıllarına çok farklı şeyler geliyor. Bazı insanlar sizi çok çok seviyorlar, bazı insanlar da size karşı böyle düşmanlığa yakın duygular içindeler. Neden böyle oluyor, sizin ne farkınız var diğerlerinden ki bir orta nokta bulunmuyor sizinle ilgili?
ADNAN OKTAR: Hz. Adem’den kıyamete kadar iyilerle kötülerin bir savaşı vardır. Daima inananlarla inanmayanlar arasındaki mücadelede bu tip olaylar olur. Gerçek bir Müslüman kardeşini sever, ona hüsn-ü zanla bakar, ona karşı şefkatlidir, hayır gözüyle olayları değerlendirir. Ama şeytanın gözüyle bakan bir insan her şeyde terslik, aksilik arar, kötülük arar, fitne arar, fücur arar. Bize fitneyle bakanların şeytanın etkisinde olan insanlar olduklarını düşünüyorum. Şeytanın etkisinden kurtularak bakarlarsa, rahmani gözle bakarlarsa, güzel gözle bakarlarsa güzel görürler. Kötü gözle bakarlarsa tabii ki o göz kendilerine döner.
KON TV: Bu anlamda siz ve arkadaşlarınız oldukça zor süreçlerden geçtiniz. Öncelikli olarak bir sizin verdiğiniz söylenen, altınızda imzanız olduğu söylenen bir ifade var.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Şimdi, sizinle ilgili gerçekten objektif olduğumu düşünüyorum. O ifadelere baktığım zaman şöyle düşündüm. Dedim ki bir ilim adamı bir olay ne kadar çirkin olursa olsun, bu tür avam ifadeler kullanmaz.
ADNAN OKTAR: Evet, doğru.
KON TV: Oradaki ifadeler gerçekten çok kötü, sanki özellikle sizin değerinizi düşürmek ister gibi; yani bir insanın kendi idam fermanını imzalaması gibi ifadeler. O süreçten bize biraz bahsedebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Ben bunu çok duydum. Niye bunları söyledin tarzında. Ben de diyorum ki o insanlara, siz oraya gidin Emniyet’e eğer onun daha fazlasını söylemezseniz bana ne söylerseniz söyleyin diyorum. Oraya giden insan adeta roman yazar. Ne söylenirse kabul eder. Yani çünkü orada artık bir hayat kavgası var, yani sağ kalma mücadelesi var, sakat kalmama mücadelesi var. Çünkü sen oraya gidiyorsun, birçok iftira, hakaretamiz, çirkin sözler var. Altına eğer imzayı atarsan oradan sağ salim çıkıyorsun. Akılcı bir insan ne yapar? Ben bu imzayı atayım, buradan sağ salim çıkayım der. Çünkü devletin hakiminin karşısına çıkacaksın, savcısının karşısına çıkacaksın. Orada dersin, Sayın Başkanım, Sayın Hakimim, beni burada zorladılar baskıyla imzaladım ben bu belgeyi, işin doğrusu böyle değil dersin. Ama bizim kanunlarımızda bu böyle değilmiş. Biz bunu sonradan öğrendik. Yani orada bir şeyin altına imza attıysan, onun öyle olmadığını ispat etmek mecburiyetindeymişsin. Çok garip bir sistem. Halbuki böyle bir sistem olursa o zaman işkence teşvik edilmiş olur. Yani bu adaletsizliğe daha yeni yeni son veriliyor.
KON TV: Ne kadar kaldınız orada, o süreçte?
ADNAN OKTAR: Yedi gün kaldım. Benim ellerim arkadan bağlıydı, kelepçeliydi. Gözlerim de bağlıydı, betonda yerde oturuyordum ben.
KON TV: Ne hissettiniz orada, yani şöyle mi düşündünüz? Acaba keşke hiç bunları yapmasaydım dediniz mi? Yani bunları yapmasaydım derken yazılar, ilim çalışmaları.
ADNAN OKTAR: Ben elime kelepçe vurulduğunda “elhamdülillah” dedim, herkes duydu. Çok hoşuma gitti, ben Allah yolunda işkenceden, baskıdan, hapisten çok hoşlanırım, çok severim. Yani gücü de ne kadar şiddetli olursa, o kadar hoşuma gider. Çünkü Allah takatımızın üstünde bir yük yüklemeyeceğini söylüyor ayette. Allah yolunda çekilen çile çok makbuldür, sevabı çok fazladır. En kıymetli anlardır onlar. En kıymetli sevap toplama anlarıdır, ben onları iyi değerlendirmeye özen gösteririm öyle şeylerde.
KON TV: Bundan mutluluk duydunuz yani?
ADNAN OKTAR: Tabii ki. İftihar ediyorum.
KON TV: Peki psikolojinizi etkiledi mi bu?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde. On ay Akıl Hastanesi’nde tuttular beni. Üç yüz tane delinin içinde tuttular. Çoğu cinayet işlemişti; bağıran, çağıran, yerlere atan kendini, tam bir kargaşa, bağırtı ortamı. Ben oraya aslanlar gibi girdim, aslanlar gibi de çıktım. Allah korur, hiçbir şey olmaz inşaAllah.
KON TV: Bununla ilgili şeyleri neydi, onların ortaya koyduğu sebep?
ADNAN OKTAR: İşte sen masonlarla uğraşıyorsun, ateist Siyonistlerle uğraşıyorsun. Demek ki delisin, bunu ancak deli olan yapar, o zaman gel seni tımarhaneye koyalım mantığından herhalde ortaya çıktı böyle bir şey.
KON TV: Ama bu ülkemizde o zaman belli güçlerin çok fazla etkili olduğunu mu gösteriyor, o zaman hepimiz mi korkmalıyız, ateistlerden hoşlanmayan yahut ateist olmayan insanların hepsi mi korkmalı?
ADNAN OKTAR: Müslüman’da korku diye bir şey yoktur. Her şeyi Allah yaratır. Oraya tımarhaneye sokan da Allah’tır, oradan çıkaran da Allah’tır. Allah altını nasıl ateşle temizlerse Allah, kulunu da ateşle imtihan eder, zorlukla imtihan eder ve onun sevapları artar. Varsa bir eksiği kusuru, onlar da temizlenmiş olur, güzelleşir, düzelmiş olur. Müslüman için bu çok makbul olan bir şeydir.
KON TV: Peki şimdi o süreçte, özellikle bazı medya kuruluşlarında sizinle ilgili çok ciddi haberler çıktı. Diyelim ki bu dindarlarla uğraşan bir grup var Türkiye’de. Türkiye’de birçok dindar grup var. Birçok dindar grubun başı olan insanlar var. Sizin üzerinize gelmelerinin özellikle sizin çevrenizdeki zengin, eğitimli gençler mi acaba? Bundan mı rahatsız oldular?
ADNAN OKTAR: Hem o, hem de Darwinizm dinsizliğin dinidir, kalbidir. Darwinizm parçalandığında, dinsizliğin kalbi parçalanmış olur. Dinsizliğin bir gücü, felsefesi, dayanağı kalmaz. Ben dinsizliğin kalbini parçalıyorum. Onlar da bizim tabii kalbimizi parçalamak isteyecektir. Bu bir karşılıklı mücadeledir. Ateizmle uğraşırsan, komünizmle uğraşırsan, bölücülükle uğraşırsan, bölücüler, komünistler, materyalistler sana karşı mücadele verirler. Bu er meydanıdır. Bunda söz olmaz.
KON TV: Buna karşılık Saadettin Tantan sizinle ilgili PKK’dan daha tehlikeli demiş.
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. PKK için en büyük tehlike benim. Onu demek istedi zannediyorum. Dili sürçmüştür.
KON TV: Neden en büyük tehlike sizsiniz PKK’ya karşı?
ADNAN OKTAR: Çünkü PKK’nın belini kıran, felsefesini kıran faaliyeti bir tek ben yapıyorum.
KON TV: Nedir o faaliyet?
ADNAN OKTAR: Darwinizm ve materyalizm. Çünkü PKK komünist bir örgüttür. Komünizmin kökeninde Darwinizm ve materyalizm vardır. Darwinizm ve materyalizm yıkıldığında komünizm de yıkılır. Ben Darwinizm’in belini kırınca Marksist propaganda yapma imkanları kalmıyor bölücülerin. Dolayısıyla sistemi kökünden çökerten bir faaliyet olmuş oluyor. O yüzden hedef oluyorum.
KON TV: Yani PKK’nın içinde Müslüman Kürtler yok mu?
ADNAN OKTAR: PKK’nın içinde vardır ama kandırılmış olur. Aklı başında bir insan gidip komünist bir örgüte katılır mı, normal bir Müslüman, dengeli bir Müslüman yapar mı bunu? Allah’ı, dini inkar eden, dine, İslam’a savaş açmış bir örgüte katılır mı? Çok cahil olursa belki.
KON TV: Onlar kandırılmış insanlar diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Onları da uyarmak görevimiz tabii.
KON TV: Şimdi genel şu andaki bu PKK’yla ilgili olaylara bakıldığında ve ülkemizdeki 28 Şubat’tan itibaren gelen sürece bakıldığında, o dönemle bu dönem arasındaki siyasal anlamda ne tür farklar görüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Bence hükümet daha samimi şu an. Eskiye göre daha iyi. Sistem daha iyi, daha iyiye doğru gidiyor. Avrupa Birliği’nin ana hedeflerine ben karşıyım. Türkiye’yle birleşmesinde benim için bir sorun yok ama Türkiye Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak Avrupa Birliği’ne girmezse Türkiye yok olur diye düşünüyorum. O yüzden çok tehlikeli görüyorum ben. Fakat Avrupa Birliği’nin iyi yönleri de işte demokrasiye dönüşte faydaları oluyor.
KON TV: İnsan hakları konusunda.
ADNAN OKTAR: Evet. Yani hoşgörülü, ılımlı düşünme, hukukta ilerleme gibi faydalı faaliyetleri olabiliyor bu düşüncenin ve Türkiye’de etkisi olumlu oluyor. Dolayısıyla hükümetin faaliyetlerinde de güzel çıkışlar oldu. Ama bunlar tabii yeterli değil.
KON TV: Mesela neler yapmalı hükümet?
ADNAN OKTAR: Daha özgür olabilir. Daha demokrasi verebilir ama tabii samimi gayretleri var. Bu görülüyor.
KON TV: Bu arada Avrupa Parlamentosu’nda tartışıldınız.
ADNAN OKTAR: Evet. Darwinizm’in beline esaslı bir darbe indirince, belini kırınca tabii Avrupa bir sallandı. Özellikle Fransa.
KON TV: Fransa?
ADNAN OKTAR: Evet. Can havliyle bundan kurtulmak için bir şeyler yapmaya çalıştılar ama bu korku ve panik Darwinizm’e öğrencilerin daha merak salıp, “bu antidarwinist faaliyet nedir, Harun Yahya’nın faaliyetleri nedir” diye dikkatlerinin çekilmesine vesile oldu. Şimdi Fransa’da öğretmenler hiç rahat edemiyorlar. Nerede öğrenciyle karşılaşsalar öğrenciler “Hocam işin doğrusu buymuş. Siz bize bunu anlatıyorsunuz. Bu doğru değil bizi kandırıyorsunuz” tarzında konuşuyorlarmış. Onlarda bundan çok bizar. Fransız gazetelerinde sık sık bu tarz haberler çıkıyor.
KON TV: Evet. Onlarla yaptığınız röportajlar da var. Ciddi anlamda Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye tartışılmazken Adnan Oktar tartışılıyor. Harun Yahya dediğinizde neden Harun Yahya ismi?
ADNAN OKTAR: İki güzel, sevimli, nurlu peygamberin ismi. Ani aklıma geldi. Ne diyelim dedik. Harun ve Yahya diyelim dedim bir anda.
KON TV: Ama bunların özel bir anlamları yok sizin için.
ADNAN OKTAR: Biri Hz. İsa’nın yardımcısıydı. Biri de Hz. Musa’nın yardımcısıydı. Ben de peygamberimizin dinine yardım eden bir düşünceyi düşünerek onların güzel hatıralarına hürmeten böyle bir isim düşündüm.
KON TV: Peki. Direkt konuları hızlı hızlı geçiyorum ki...
ADNAN OKTAR: Tabii, tabii, tabii. Güzel böyle, doğru doğru güzel.
KON TV: Merak ettiğimiz her şeyi daha rahat konuşalım diye. Şimdi Mehdilik konusuna gelmek istiyorum. Bu konuyu araştırmaya başladığım zaman işte ahir zaman, kıyamet alametleri ve birkaç sitede bulunan Mehdi’nin özellikleri konusuna geldim. Uzun uzun inceledim. Gözlerimi kapattığımda fiziksel özellikleri sanki bana sizi anlatıyormuş gibi geldi.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
KON TV: Yani bu sanırım sizin grubunuz tarafından desteklenen birkaç site de var bunun içinde. Siz Mehdi misiniz Adnan Bey?
ADNAN OKTAR: Bir insan eğer, Allah esirgesin haşa diyeyim, eğer ben Mehdi’yim derse dinden tam anlamıyla çıkar. Dinle bağı kalmaz. Çünkü ben artık masum, kusursuz, imtihana ihtiyacı olmayan, cennete gitmesi kesinleşmiş insanım, benim imtihan olmama gerek yok, anlamına gelir bu söz. Dolayısıyla Müslüman bunu diyemez. Ama biz ümit ve korku arasındayız, yani cennete de gidebiliriz cehenneme de gidebiliriz. Ama tabii biz umarız ki cennete gidelim diye. Veli de olabiliriz şaki de olabiliriz. İnşaAllah veli olmayı düşünürüz.
KON TV: Şimdi ben o zaman izleyicilerimizle beraber o özellikleri teker teker sayıyorum. Muhakkak ki onlar da bana katılacaklar. Bence en önemli özellik, Seyyid misiniz?
ADNAN OKTAR: Evet. Seyyidim.
KON TV: Peygamber Efendimiz’in soyundan geliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet, Kafkas Seyyidiyim.
KON TV: Evet bir, ikincisi geniş alınlı, gür saçlı, burnu tamamen Adnan Bey...
ADNAN OKTAR: Küçük burunlu.
KON TV: Evet, küçük burunlu.
ADNAN OKTAR: Geniş alınlı.
KON TV: Evet. Geniş omuzlu.
ADNAN OKTAR: Evet. Karnı geniştir diyor. Göğsü geniştir diyor. Bazı geniştir diyor. Uylukları geniştir diyor. Beni İsrail’den bir recul gibidir diyor. Heybetli ve acardır diyor görünüşü.
KON TV: Peki sırtınızda bir mühür var mı?
ADNAN OKTAR: Müslümanlıkta yalan söylemek yok. Ben tabii ki yalan söylemem. Evet, sırtımda bir ben var. Büyükçe bir ben var. Sol kalp hizamda var.
KON TV: Ama şimdi ben haklı çıkıyor gibiyim.
ADNAN OKTAR: Yok, ben haklı görüyorum. Tıpa tıp hadislerdekinin aynısına benziyor ama bu Mehdilik iddiası için yeterli olmaz. Şöyle olabilir.
KON TV: Son soru çok özür dilerim. Çok özele girmek istemiyorum ama. Yani bu konudaki samimiyetimi de anlayın istiyorum. Nerede ben ortada mı şurada mı, şu tarafta, sağda?
ADNAN OKTAR: Hayır. Kalp hizamda.
KON TV: Yani o zaman benim bunu düşünmem hiç anormal değil.
ADNAN OKTAR: Müslüman Müslüman’a hüsn-ü zan eder.
KON TV: Çevrenizdeki insanlarda mı böyle düşünüyor acaba?
ADNAN OKTAR: Hüsn-ü zan edenler var tabi.
KON TV: Size aşık insanlar biliyor musunuz? Sizi sevenler size aşık gibi sanki.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel. Allah’ın tecellisini görüyorlar bende. Allah aşkıyla baktıkları için Allah’a olan sevgilerinin bir tezahürü olarak oluyor. Ben de etrafıma baktığımda Allah’ın tecellisine bakarak zevk alırım.
KON TV: Bunun altınçağla bir ilgisi var mı?
ADNAN OKTAR: Ahir zamandayız. Tabii altınçağa girmek üzereyiz. Hatta girdik, bu doğru. Güzel bir İslam Birliği olacak, Türk-İslam Birliği olacak.
KON TV: Sonsuzluk başlıyor mu?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, zaten başlamış durumda.
KON TV: Ne zaman başladı efendim?
ADNAN OKTAR: Ta başından beri, ta biz Kalu Bela’dayken bile sonsuzluk vardı. Allah sonsuzdan gelir, sonsuza gider. Allah hep sonsuzdur. Her zaman sonsuzdur. Mutlak sonsuzdur. Biz başlangıçlıyız. Kalu Bela’dan itibaren başlıyoruz. Eğer cennetliksek cennette şu an sonsuz hayatımızı yaşıyoruz.
KON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Allah esirgesin, tabii, eğer cehennemdeyse kul, o da sonsuz hayatını şu an yaşıyor oluyor.
KON TV: Şu an ahir zamandayız dedik, değil mi? Ahir zamandaysak kıyametin özelliklerinden küçüklerin başlamış olması lazım.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: O zaman bir ilim adamı olarak şu anda sizden bu küçük alametleri öğrenebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Küçük alametler tıpa tıp çıkmıştır. Peygamber Efendimiz’in tarif ettikleri. Büyük alametler olarak Fırat’ın suyunun kesilmesi vardır. Fırat’ın suyu hakikaten ilk defa tarihte kesildi. Barajda, gazeteler de yazdı. Fırat’ın suyu kurudu diye, bu oldu. Afganistan’ın işgal edilmesi vardır, bu da oldu. İran’la Irak’ın savaş etmesi vardır, bu da oldu. Kabe’nin işgal edilmesi vardır, bu da oldu.
KON TV: Nasıl?
ADNAN OKTAR: Hicri 1400’de Kabe işgal edildi. Hicri 1400 yılında belirli bir ekip tarafından, küçük bir ekip tarafından işgal edildi. Hatta kan aktı. Bu kişiler sonradan idam edildiler. O günün gazetelerine bakılırsa bu görülür. Hatta Türkiye gazetesi başlık atmıştı “Kabe işgal edildi” diye. Çok mühim bir olaydı. Hicri 1400’te olmuştu bu. Bütün bu olay Hicri 1400 çevresinde olan olaylar yalnız.
KON TV: Şimdi Hicri 1400 deyince, Necip Fazıl’ın bir şiiri geldi aklıma. “Yaklaştı zamanımız, bu asırda gelir mi dersin acaba kahramanımız” diyordu. O kahraman Hz. İsa mı Mehdi mi?
ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi’yi söylüyor tabii.
KON TV: Peki Hz. İsa mı gelecek ondan önce?
ADNAN OKTAR: Hayır. Mehdi’den sonra gelecek Hz. İsa.
KON TV: Ne için gelecekler?
ADNAN OKTAR: İkisi birlikte.
KON TV: Dünyada Müslümanların hakimiyet kurması için mi?
ADNAN OKTAR: Evet. Bütün dünyaya hakimiyet için. Çünkü Mehdi sadece İslam aleminde hakimiyet kuracak. İsa geldiğinde hem Hıristiyan alemi hem Musevi alemi hem diğer alemde tamamında İslam hakim olacak. Dünyanın her tarafı Müslüman olacak.
KON TV: Peki. Biz Mehdi geldiğinde kendini saklarsa, bunu nasıl bilebileceğiz ki Müslümanlar olarak? Hani o Mehdi’yim demeyecek ya.
ADNAN OKTAR: Evet Said Nursi yakın talebeleri onu imanın nuruyla tanır diyor. O eşhas-ı ahir zaman imanın nuruyla tanınabilir diyor. Yani ahir zaman şahısları imanın nuru ne demek yani, iman gözüyle samimi gözle bakıldığında hissedilir. Ama kesin teşhis konmaz. Allah-u alem odur denir. Çünkü Mehdilik iddiası zaten olamaz. Fakat şöyle olabilir. İslam’ın hakimiyetine bir şahıs vesile olur. İslam aleminin her tarafını İslam ahlakı kaplar. O da başındadır. Kimdir bu insan dendiğinde Allah-u alem Mehdi diyeceğiz. Bu şekilde, yani kesin Mehdi diyemeyiz. Allah-u alem o diyeceğiz.
KON TV: O zaman biz Müslümanlar hani peygamber döneminde bile ondan şüphelenenler olmuştu. Sonra ona bağlılıklarını ifade ettiler. Ama biz Müslümanlar Mehdi’yi tam olarak bilmezsek bundan bir kaybımız oluyor mu acaba?
ADNAN OKTAR: Olmaz tabii. Bütün mesele Müslümanın samimi olmasındandır. Gerçekten çok samimi olmasındadır.
KON TV: O zaman büyük alametleri saydınız biraz önce. Bu kıyametin çok yakın olduğunu mu gösteriyor?
ADNAN OKTAR: Kıyamet tabii yakın. Mehdi’nin gelişi zaten kıyametin en büyük alametlerindendir. Tabii Mehdi cennete çok fazla insan götüreceği gibi cehenneme de çok çok daha fazla insan götürecektir.
KON TV: Peki Peygamberimiz’in hadislerinde bir de Deccal’den bahseder. Bu Deccal’in Mehdi ile arasında herhangi bir çatışma...
ADNAN OKTAR: Mehdi Deccal’in etkisini ortadan kaldıracak güçte olmayacak. Çünkü hipnoz ve manyetizmanın türünden güçlere sahip olacak Deccal. Yani harikalar meydana getirecek. Mesela kişiye ölmüş annesini babasını gösterecek.
KON TV: Cenneti ve cehennemi gösterecek.
ADNAN OKTAR: Bak bu annen-baban bunlara inanmıyor musun, diyecek. Adam hipnozun etkisiyle onları gerçek zannedecek. Annesini babasını canlı zannedecek. Mehdi’nin buna gücü yetmez, yani bunu bozamaz Mehdi.
KON TV: Ama Deccal’le ilgili gerçek müminler onun alnındaki kafir yazısını görürler deniyor.
ADNAN OKTAR: Zaten çok açık olacak. Adamın bir kere ilahlık iddia etmesi yeterli.
KON TV: Değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii. Ben Allah’ım diyor. Daha bunun üstüne ne denir. Yemek yiyen banyoya giden uyuyan bir varlık Allah’ım diye iddia ediyorsa, zaten sapıktır, delidir.
KON TV: Daha sonra Mehdi’yi Hz. İsa’yla mı güçlendirilecek yani bu sava göre?
ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi sabah namazında namaz kılarken Hz. İsa’yla karşılaşacağı söyleniyor. Mehdi onu imamlığa davet ediyor. “Buyrun” diyor, “namaza siz geçin” diyor. İki omzundan iter diyor İsa Mehdi’yi, “sen görevlisin” der, diyor. Ve Mehdi’yi imamlığa geçirir diyor. Bu da İslam aleminin liderliğinin Mehdi’de kalacağını göstertiyor. Yani İsa Mehdi’ye bağlı olacak. İsa Mehdi’ye uyan olacak.
KON TV: Kitaplarla ilgili bazı iddialar da var. Açıkçası insan üstü bir yetenek olması lazım bunlar için. Belki de sizinle ilgili insanların en çok kafasını karıştıran konu, bu kadar kitabı bir insan yazmış olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Şimdi bir de şu da öyle bir konu var. Ayrılan bazı arkadaşlarım diyorlar ki, kitapları ben yazdım diyor. Peki, sen yazdıysan şu an önünde engel ne? Bir daha yaz, daha fazlasını yaz, konu bitsin. Biz senin kitaplarını okuyalım. Diyorlar ki, ikinci güruh da, düşüncede olan insanlar yanındaki arkadaşlar yazıyor diyorlar. Peki, yanımdaki arkadaşlarımı göstertiyorum, bunlar çocuk onu kandırmış bu şahıs diyorlar. Peki, kandırılacak bu kadar saf çocuksa bunlar, bunlar bu kitabı nasıl yazıyorlar? Değil mi?
KON TV: Sizin çevrenizdeki insanlar gerçekten çok eğitimli ve kendi dallarında çok iyi eğitim almış ve donanımlı insanlar. Buna rağmen siz onları etkilemiş ve sanki böyle bir hipnoz altına alınmış gibi gösteriliyorsunuz. Yani bu kadar eğitimli insanı bu kadar etkilemek nasıl, kolay bir şey değildir herhalde?
ADNAN OKTAR: O hipnoz değil, ilahi sevgi. Derin Allah sevgisinin bir tecellisi. Derin muhabbet, Müslüman’a olan muhabbettir.
KON TV: Yani sizin böyle bir şeyiniz oluyor mu, ailelerinizle görüşmeyeceksiniz, işte sakın gidemezsiniz diye?
ADNAN OKTAR: Bilakis, bilakis. Ben aileleri çok severim. Teşvik de ediyorum. Yüzlerce aileyle görüşüyorum. Yüzlerce anne baba beni çok sever. İnternet sitelerine girildiğinde bu görülür. Yemek yerler, sohbet ederler, konuşurlar ve muhabbetlerinde açık açık dile getirirler bu insanlar. Çok güzel huylu anneler, güzel huylu babalar var. Ama teşvik edilen, derinlerden yönlendirilen kişilerde tam aksi tavırlar oluyor.
KON TV: Mesela Babuna ailesi bu anlamda sanırım en çok medya önüne çıkmış aile. Onunla ilgili sizin bir röportajınızı da izlemiştim. Oktar Babuna annesi ve babası hakkında çok kötü şeyler söyledi.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Sizin de birebir görüştüğünüz biri sanırım. Onun söyledikleri ile ilgili neler hissettiniz? Yani bir Müslümanın annesiyle babasıyla ilgili böyle söylemesi doğru mu?
ADNAN OKTAR: En az üç dört kere uyardım. Böyle şeyler yapma, dedim. Onlar sana kötülük bile yapsa hukuki yoldan çözüm ara fakat bu tip konuşmalardan şiddetle kaçın diye söyledim. Ama daha fazla ne söyleyebilirim?
KON TV: Çünkü bu aynı zamanda size ve sizin bulunduğunuz gruba da çok olumsuz yansıyan bir şey bence.
ADNAN OKTAR: Ama insanların tavırlarından ben sorumlu olursam, yani on binlerce insan var.
KON TV: Elbette ki değilsiniz ama sizi bu kadar çok seven bir insan sizin sözünüzü de dinler herhalde.
ADNAN OKTAR: Ama bir dereceye kadar işte yani öyle ben...
KON TV: Acaba tahrik mi ediliyor?
ADNAN OKTAR: Kumandan gibi, askeri kumandan gibi olan bir insan değilim. Sadece tavsiyede bulunurum ben. Yani bunun dışında pek tarif ettikleri tarzda etkim olmaz.
KON TV: Yani bu en son bir Ceylan olayında da aynı şey oldu.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: O kadar güçlü müsünüz? Böyle avukat helikopterle avukat indirecek kadar?
ADNAN OKTAR: Güçle alakası yok bunlar. Hukuki girişimler.
KON TV: Ben bir helikopter herhalde tutup da avukat gönderemem bir yere.
ADNAN OKTAR: Evet, maddi durumu yerinde olan arkadaşları böyle bir sevgi gösterisinde bulunmuşlar. Yani o sevginin gücünü göstertiyor. Bir insan sevdiğini kurtarmak için ne kadar şiddetli heyecan duyduğunu ve dünyanın şartlarını ne kadar zorlayabileceğini gösterten bir tavır bu.
KON TV: Etrafınızdaki insanların hep bu kadar maddi durumunun iyi olması tevafuk mu?
ADNAN OKTAR: Tevafuk değildir tabii ki. Ben çünkü ilk Akademi yıllarında arkadaş çevrem sosyeteden ve zengin kişilerdendi. Onlar zincirleme birbirlerini buldular. Yani mecburi bir gelişme olmuş oldu.
KON TV: Yani bu anlamda da herhalde güç ve zenginlik konusunda da en çok size gelen eleştirilerden birisi bu. Sizin şahsi zenginliğiniz mi çok fazla?
ADNAN OKTAR: Güç ve zenginlik Allah’a aittir. Allah bize sadece onun tecellilerini sunar.
KON TV: Sizin tecelliler bayağı bir fazla o zaman.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Allah Hz. Süleyman’da da öyle tecelli ettirmiştir. Bende de tecelli ettiriyor. Her ne olursa olsun, her ne yaratılırsa yaratılsın Allah yaratır. Malı yaratan da Allah’tır. Zenginliği yaratan da Allah’tır. Allah istese vermez de. Rızkı genişletip yayan, kısan da Allah’tır. Allah’a hamd olsun. Allah Kendi yolunda giden insanlara yolunu açar, imkanlar sağlar. Hakikaten mucize tarzda Allah imkanlar sağlıyor.
KON TV: Muhakkak.
ADNAN OKTAR: Hakikaten mucize tarzda gelişmeler oluyor.
KON TV: Muhakkak. Peki, siz tam olarak ne iş yapıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ben yazarım.
KON TV: Ticaret dediniz. Aynı zamanda ben sizinle ilgili bayağı bir iyi ders çalıştım. Tamam yazarsınız. Ama kesinlikle yaptığınız işi açıklamıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ama gerçekten hemen durdururlar. O kadar çok sinsi, fesat insan var ki, böyle bir şey onlar için bulunmaz fırsat olur. Yani mutlaka onu durdurmaya gayret ederler.
KON TV: Sizin kazancınızı durdururlar.
ADNAN OKTAR: Efendim?
KON TV: Kazancınızı durdururlar.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
KON TV: Siz sanatçısınız, değil mi? Güzel Sanatlar mezunusunuz.
ADNAN OKTAR: Evet. Güzel Sanatlar Akademisi’nden İç Mimari’de okumuştum. Güzel resim yaparım.
KON TV: Kendi mesleğinizle ilgili bir şey değil o zaman?
ADNAN OKTAR: Yok değil. Ama tablo yapıyorum evde. Resim yapıyorum. Karakalem çalışmalarım var.
KON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Yağlı boya tablolarım var. İkiye üç, üçe dört büyük duvar boyu tablolar yapıyorum. Modern resimler yapıyorum.
KON TV: Modern derken mesela?
ADNAN OKTAR: Yani klasik resim değil, klasik tablolar değil.
KON TV: Sürrealist mi?
ADNAN OKTAR: Sürrealist, evet.
KON TV: Anladım. Şimdi tekrar gündemdeki konulara geliyoruz. Benim ve çevremdeki birçok insanın siz gelince aklına, sizin adınız anılınca aklına gelen bir meseleden biri de Ebru Şimşek davası. Şimdi niye bu kadar üstünde durdunuz ki bu işin?
ADNAN OKTAR: Biz üstünde durmadık, derinler bunun üstünde çok durdular.
KON TV: Gazetelerde boy boy ilanlar çıktı bir de daha sonra.
ADNAN OKTAR: Biz diyoruz ki, hayır artık bu kadar net açıklamaya daha hala gazetelerde haber çıkıyorsa, artık söylenecek bir söz yoktur. Ağır Ceza Mahkemesi bu bayanın sözlerinin doğru olmadığını, sözlerinin doğru olmadığını beyanda açık delilleri olduğunu tek tek saydı. Filmleri seyrettik diyor mahkeme filmi. Yani filmde olay zaten görülüyor. Şahitleri dinledik diyor, bilirkişileri dinledik. Bu beyanlara göre diyor bu hanım doğru söylemiyor diyor mahkeme. Yani Ağır Ceza Mahkemesi karar vermiş. İki ev farklı bir kere. Benim bulunduğum evde kolon sistemi yok, dümdüz tavan. Mesela burada da yok dikkat ederseniz. Asmolen tavan. O ev kolonlu tavanı. Kolonları aşağıya doğru sarkıyor. İki ev farklı. Ayrı bir yerde ayrı bir insanla yaptığı bir olay. O beni ilgilendirmez.
KON TV: Yani o insan sizin çevrenizden biri değil mi?
ADNAN OKTAR: Değil, yani ev de ayrı, olay da ayrı. Tamamen ayrı bir olay. Küçük 60–70 metrekarelik ufak bir, alelade bir apartman dairesinde olan bir çekim bu. O vatandaşın söylediği, benim bulunduğum yerde olduğunu iddia ettiği yer. Hiç alakasız. Yani tamamen ayrı, çünkü o evde tavandan tabana kadar pencere var. Oradaki pencereler klasik küçük pencereler. Ve benim bulunduğum evde demin de söyledim tavanda kiriş yok. Burada koskocaman kirişler var. Bu zaten olayın doğru olmadığını apaçık ispat eden bir şey.
KON TV: Neden zor oldu bu kadar aklanmanız?
ADNAN OKTAR: Ben kokain iddiasından da zor aklandım. İspat ederek, yani uğraşmak lazım böyle şeylerle. İftira atıldı mı onu ispat etmek zor oluyor. Çünkü karşındaki güç zaten seni yenmek için uğraşıyor. İftirayı pekiştirmeye çalışıyor. Allah orada da onların ayaklarına dolandırdı. Ben 72 saat gözaltında kalmıştım. Kokain insanın kanında 24 saat kalan bir madde. 24 saat sonra kalmıyor. Ben 72 saat Emniyet’te kaldım başımda polis bekleyerek, elim kolum bağlı. 72 saat sonra 5 mikrogram/mililitre kanımda kokain çıktı. Çok yüksek miktarda. Bu ne demek? Emniyet’te verilmiş. Emniyet’te bana sık sık kebap ısmarlıyorlardı. Ben de ne iyi insanlar bunlar diyordum. Bunu bir dostluk alameti olarak görüyordum. Acılı Adanalar falan geliyordu. Meğer içlerinde kokain varmış. Biz de bol bol yedik.
KON TV: Tabii hiç tadını bilmediğiniz için ne olduğunu da bilmiyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hayır yemeğin içinde zaten, karıştırılmış.
KON TV: Farkedilmez mi ki?
ADNAN OKTAR: Yok, acıymış tadı. Zaten acılı yediğim Adana da.
KON TV: Anlıyorum. Şimdi yavaş yavaş sizin özel hayatınıza değinmek istiyorum inşaAllah saygıyı ve edebi bozmadan. Kaç yaşındasınız?
ADNAN OKTAR: 53. 52–53, evet.
KON TV: Hiç evlendiniz mi?
ADNAN OKTAR: Hayır, evlenmedim.
KON TV: Sebebini sorabilir miyim?
ADNAN OKTAR: Ben Said Nursi Hazretleri’nden feyzimi aldım. Ahir zamanda talebelerinin has olanlarının evlenmemesini söylüyor Said Nursi.
KON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Has talebelerim evlenmesin diyor, tabii. Ben has talebesi değil, naçiz bir talebesiyim. Ama o tavsiyeye uydum. Çünkü ahir zaman çok zorlu. Her anımız, her dakikamız kıymetli.
KON TV: Yanımızda biriyle beraber daha kolay değil mi bazı şeyler?
ADNAN OKTAR: Çok zor. Ben davama vakit ayırabiliyorum. Kitaplarıma vakit ayırabiliyorum. Yani öyle bir şeyde bunun çok güç olacağı çok açık.
KON TV: Hiç evlenmediniz şimdiye kadar ve düşünmüyorsunuz da?
ADNAN OKTAR: Hiç evlenmedim. Hiç düşünmüyorum değil. İslam ahlakı hakim olsun, anında, gününde, dakikasında evlenirim.
KON TV: İslam ahlakı hakim olsun derken tam olarak kastettiğiniz şey nedir?
ADNAN OKTAR: Altınçağ başlasın, inşaAllah.
KON TV: Ne zaman başlar ki?
ADNAN OKTAR: Çok yakın, evvelAllah. Çok yakın.
KON TV: Ama çok yakın çok şey bir ifade.
ADNAN OKTAR: Yani benim kanaatim en fazla 5–10 yıla kadar bu konu biter. İnşaAllah.
KON TV: Adnan Oktar da bir açıklamasında aynı sizin gibi bir şey söylemişti. Telefon bağlantısında yine annesi, Adnan Oktar diyorum çok afedersiniz, Oktar Babuna. Ona Kadir Çelik ısrarla soruyor, diyor ki Mehdi geldi mi demek istiyorsunuz. Sizi kastediyor. O da bu kişinin sizin olduğunuza dair böyle hani söylesem mi söylemesem mi, doğru ama şimdi söylersem başım belaya girer mi tavrında bir ifadeyle çok yakında 2010 yılında, 2010 yılında filan dedi. Sizin genel olarak cemaatiniz bunu mu düşünüyor? Yani altınçağın belli bir süre sonra tabii sizin liderliğinizde düşünüyor bunu? Yani siz söylüyorsunuz, onlar öyle düşünüyorlar.
ADNAN OKTAR: Bunu hadislerden anlıyoruz. Peygamberin hadislerinden anlıyoruz. Çünkü hadislerin izahına göre Hicri 1400 ve 1500 arasında bu olayın bitmiş olması gerekiyor. Yani çok açık Suyuti’den hadisler var.
KON TV: Bu arada ebced ilimini biliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ebcedden evet biraz anlarım.
KON TV: İşte Mehdi’nin özelliklerinden biri de buydu. Değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet ama ebcedi bilen yüzlerce insan vardır. Yani o kadar zor olan bir şey değildir.
KON TV: Ama Mehdi bir tane.
ADNAN OKTAR: Evet. Mehdi bir tanedir. Yani gerçek Mehdi bir tanedir.
KON TV: O’yum yahut değilim demeyeceksiniz, değil mi?
ADNAN OKTAR: Derse dinden çıkar zaten onun sözüne itibar olmaz. Onun sözüne itibar edemeyiz.
KON TV: Ama ben çok rahat Mehdi değilim diyebilirim.
ADNAN OKTAR: Mehdi değilim, yok bir kadın diyebilir ama bir Müslüman ben kesin olamam diyemez.
KON TV: Ben olamam.
ADNAN OKTAR: Kadın diyebilir. Çünkü Mehdi’nin erkek olduğu açık belirtiliyor tabii.
KON TV: Değilim demeyeceksiniz, O’yum da demeyeceksiniz.
ADNAN OKTAR: Tabii, Müslümanlar hepsi ümit ve korku arasındadır. Veli de olabilir bir insan. Yani ben veli olamam, velayet makamına çıkamam diyemez.
KON TV: Ama efendim, veli olmakla Mehdi olmak arasında çok ciddi farklar. Siz benden bunu çok daha iyi bilir ve takdir edersiniz. Sizi anlamaya çalışıyorum ama.
ADNAN OKTAR: Yok gerçekten bir Müslüman imtihanın bitmeyeceğini, yükselmesinin bitmeyeceğini bilir. Yani esfel-i safiline de gidebilir, en yükseğe de çıkabilir inşaAllah. İmtihan dünyasındayız.
KON TV: Peki o altınçağda Mehdi’nin kim olduğunu bilecek miyiz?
ADNAN OKTAR: E tabii, alenen anlaşılır.
KON TV: Tamamen dünyaya Müslümanlar mı hakim olacak?
ADNAN OKTAR: Pek tabii ki, İsa’yla birlikte hakim olacaklar inşaAllah.
KON TV: Ondan sonra kıyamet gelecek o zaman.
ADNAN OKTAR: Evet Mehdi’nin vefatından, İsa’nın vefatından sonra bozulma başlayacak. Said Nursi Hazretleri bir devrim olacak diyor. Hicri 1500’lerden sonra. 1520’ler gibi bir devrim olacak diyor. İnkılab-ı azime (33:27) diyor. Yani muhtemelen bir komünist devrime benzer bir şey olacak. Sonra ikinci bir devrim daha olacak diyor. Herhalde karşı bir devrim yapılacak. Daha da beter olacak ortalık diyor. Sonra bir devrimden daha bahsediyor. En sonunda diyor, kafirlerin başına kıyamet kopacak diyor. İnşaAllah.
KON TV: Müslümanlar kıyameti görmeyecekler mi?
ADNAN OKTAR: Bütün Müslümanlara hitap ediyor ayet. Müslümanlar mezarlarında da olsa görecekler.
KON TV: Sevgili izleyiciler. Adnan Oktar’la röportajımıza devam ediyoruz. Şimdi tekrar o çok önemli konuyu yani kitaplarını soracağız. Çünkü onun kitapları Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerine ulaşıyor ve insanlara gerçekten bilgi veriyor. Ama bu bilginin yanında da ciddi sansasyonlar da duyuyoruz kitaplarla ilgili. Efendim şimdi kitapların içeriğini bir tarafa bırakalım, çünkü onların içeriğini anlatmaya bizim programımız yetmez. Ama kitaplarla ilgili özellikle maddi boyutunu nasıl sağladığınız çok gündeme geldi. Çünkü kitapların her şeyden önce kağıtları çok kaliteli. Biz de gazeteden dolayı biliyoruz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
KON TV: Onlar çok ciddi maliyetli işler. Siz ne iş yaptığınızı, ticareti açıklamıyorsunuz ama bunu nasıl karşılıyorsunuz? Ve bu kitapları yazıp bedava dağıtmanızdaki temel gaye ne? Yani mürit mi toplamak istiyorsunuz çevrenize?
ADNAN OKTAR: Peki anlatayım. Önce kitapların hazırlanışında, biraz detay vereyim. Kitapları hazırlamada bana 20 kişilik bir arkadaş ekibim yardımcı oluyor. Bunlar çok iyi yabancı dil bilen insanlar. Ben bir kitabı hazırlarken ilgili belgelerin hepsini onlardan isterim. Şu tip fotoğraflar, şu tip belgeler. Bunların hepsi bana hazır olarak gelir, tercüme edilmiş olarak. Ben sadece yorumlarınız yazıyorum. Bağlantılarını kuruyorum, yorumlarını yaparım. Ve hangi fotoğrafların nerede kullanılacağını söylerim. Ondan sonra redaktöre veriyorum. Ondan gerisiyle ilgilenmem. O yüzden bu kadar süratli oluyor kitaplar.
KON TV: Kaç kitabınız var şu ana kadar?
ADNAN OKTAR: 250’nin üzerinde.
KON TV: 250’nin üzerinde. Yani bunu ne kadar sürede yazdınız?
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 20 yıl, 20 yıl evet.
KON TV: Yani İhya’dan bile daha fazla.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Ben bazen bir gece mesela akşam saat sekizden sabah sekize kadar teybe konuşarak veya videoya konuşarak bir kitabı yazdırdığım olmuştur.
KON TV: Hangi kitap bu? Yani şimdi bizim hayretler içinde, Allah Allah bunu nasıl düşünmüş dediğimiz bir şeyi siz bir akşamda mı yazıyorsunuz? Aşkolsun.
ADNAN OKTAR: Aslında kolay oluyor, yani öyle zannedildiği gibi değil. Sonra ilgili ayetleri ben buldurtuyorum, ilgili yerlere yerleştirtiyorum.
KON TV: Kuran'ı Kerim’i bu kadar iyi biliyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Hayır bakın, buldurtuyorum dedim ilgili ayetleri. Yani hangi konuda hangi ayet delil ise, onu yaklaşık söylüyorum. Yani Kuran'ı biliyorum, o ayetlerin olduğunu. Onları oraya tam mealinden aldırttırıp koydurtturuyorum, yani aralara koydurtturuyorum. Mesela Müminin 24 Saati kitabını bir gecede yazmıştım hatırlıyorum.
KON TV: MaşaAllah. Peki, bu kitapların mali şeylerine gelelim.
ADNAN OKTAR: Bunlar, ben bir kere kitaplarımdan hiçbir şekilde çıkar sağlamıyorum. Hiç yani şu ana kadar hiç öyle bir şey olmadı. Bunu olduğu gibi yayınevine bırakıyorum. Yayınevi için bu ciddi bir kardır. Bir de benim kitaplarım çok fazla satıyor. Yani mesela bir yılda 8 milyon-10 milyon adet satılıyor. Bu çok ciddi bir miktar. Bunun karı onların oluyor. Ben kendi telif hakkımı almıyorum. Onlar da onların oluyor. O zaman tabii ki o kitaplardan ücretsiz dağıtabilecek güçleri de oluyor. Ücretsiz dağıttıklarında, o kitapların tanıtımı olmuş oluyor o, o zaman kitap daha da fazla satılıyor. Mesela bu Yaratılış Atlası ücretsiz dağıtıldı, bir o kadar da talep oldu ama.
KON TV: Peki bundaki amacınız ne? Yani ciddi bir emek harcıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Ve bedavaya dağıtıyorsunuz. Mürit kazanmak için mi?
ADNAN OKTAR: İslam’ı tebliğ etmek, insanlara doğruyu anlatmak. Çünkü kitabı okuyan insan benim yanıma gelmez. Sadece doğruyu öğrenmiş olur. Yani her İslam’ı öğrenen benim yanıma gelecek diye bir konu yok. Doğruyu öğrenmesi, İslam’ı öğrenmesi, Allah'ı sevmesi, peygamberi sevmesi, Amentü’de belirtilen imani şartları yerine getirmesi bir Müslüman için, benim için yeterlidir. Ben bunun üstüne ayrıca benimle bağlantı şartı getirmem.
KON TV: Bilim Araştırma Vakfı’yla bağlantınız nedir tam olarak?
ADNAN OKTAR: Ben vakfın fahri başkanıyım. Ama yani resmi bir bağlantım yok.
KON TV: Bu çalışmalar Bilim Araştırma Vakfı’yla beraber de yürüyor.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Şimdi bir de şeyi öğrenmek istiyorum. Siz bir cemaat misiniz? Siz ve çevrenizdeki insanlar?
ADNAN OKTAR: Arkadaş grubuyuz.
KON TV: Yapmayın.
ADNAN OKTAR: Buna cemaat diyen diyebilir.
KON TV: Yani bana bu kadar yani hayran olan bir arkadaş grubum yok. Yani böyle bir arkadaş grubu.
KON TV: Bölge temsilcilikleriniz, bölge arkadaş grubu temsilcilikleriniz falan var mı? Bölgeler? Yurt dışında falan?
ADNAN OKTAR: Yok o tarz yok. Yok yok. Beni seven insanlar var ama kendi aralarında öyle gruplar oluşturmuşlar. Her yerde var. Kazakistan’da var, Çin’de dahi var. Namaz kılan bir ekip var. Yazışıyoruz onlarla. Amerika’da var, Rusya’da var. Her yerde var.
KON TV: Peki tek başına bir arkadaş grubu bir Altın Çağı nasıl başlatacak ki?
ADNAN OKTAR: Altın Çağı benim başlatmam mevzu bahis değil. Bütün Müslüman alemi bunu yapacak. Herkes bunun içinde. Sizler de bunun bir parçasınız, siz de İslam’a hizmet ediyorsunuz. Her cemaat, her topluluk, her Müslüman Altın Çağ’a hizmet ediyor. İstesin veya istemesin hizmet eder. İstesin veya istemesin Mehdiliğe zemin hazırlarlar. Herkes bu görev içerisinde.
KON TV: Peki bu arkadaşlarınızla ilgili, yani çevrenizde size yakın olan arkadaşlarınızla ilgili, evlenmelerine müsaade etmiyormuşsunuz?
ADNAN OKTAR: Yarısından çoğu evli. Nasıl oluyor bu?
KON TV: Öyle söyleniyor yazılan yazılarda, özellikle yani evlenmelerini istemiyormuşsunuz.
ADNAN OKTAR: Yok değil. En az yarısı evlidir arkadaşlarımın.
KON TV: Yani bunu söylemeye ben utanırım normal bir insan olarak ama şöyle söyleniyor. Mesela böyle yakışıklı gençler, zengin kızları tavlayıp tebliğ ediyorlar. Bu tavlama yoluyla tebliğ biraz uygunsuz değil mi zaten dine?
ADNAN OKTAR: O tarz bir çalışma benim gördüğüm ve duyduğum yok. Ama genç kızlara tebliğ yapılıyor, ama tebliğ yapılırken o genç kız karşısındaki insanı sevebilir. Ona karşı gönlünde bir muhabbet oluşabilir. Yani niye sevdin diyemeyiz tabii ki. Yani bu şaşırtıcı bir şey de olmaz. Onun Müslümanlığı, terbiyesi, güzel ahlakı, güvenilir olması bir kadını etkileyebilir. Bu çirkin bir şey de değil. Mühim olan o kişiyi mağdur etmemek, rahatsız etmemek, üzmemek, onuruna, haysiyetine zarar vermemektir. Benim arkadaşlarım, kız arkadaşlarının onuruna, haysiyetine, namusuna en titiz olan insanlardandır. Yani olağanüstü titizdirler.
KON TV: Bu konuda sizin özel şeyleriniz de var, uyarılarınız da var sanırım. Çünkü sizin arkadaşlarınız böyle hepsi iyi giyimli, iyi eğitimli, böyle sosyetik tipler ya, daha çok dikkat çekiyorlar sanırım.
ADNAN OKTAR: Olabilir tabii, yani dindar, aklı başında, eli yüzü düzgün bir insandan bir kadın etkilenebilir. Niye etkileniyorsun diyemeyiz.
KON TV: Yani burada, hani bir şey yok. İyi giyinin, donanımlı olun, kadınları etkileyin ve tebliğ edin diye bir şey yok.
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır. Hz. Dihye son derece yakışıklıydı. Peygamberimiz onu Bizans’a gönderdiğinde yani İstanbul’a, o zamanki ismi Bizans’tı, şimdiki İstanbul’a gönderdiğinde, bütün Bizans’ın kadınları sokaklara dökülmüştü Hz. Dihye’yi görmek için. Dihye beni görsün kadınlar, beğensin diye gelmedi. Tebliğ için geldi, ama kadınlar da çok beğeniyorlardı. Peygamber Efendimiz'i de kadınlar çok beğeniyordu. Hz. Süleyman’ı da çok beğeniyordu kadınlar.
KON TV: Hz. Yusuf’u da.
ADNAN OKTAR: Hz. Yusuf’u beğeniyorlardı. Zaten biliyorsunuz Yusuf kıssasında artık ellerini kesiyorlar, o kadar beğeniyorlar, o kadar etkileniyorlar. Yusuf yani orada onların karşısına çıkarken beni beğensinler de ellerini kessinler düşüncesiyle çıkmıyor.
KON TV: Böyle özel bir şey yapıyor musunuz? Yani şimdi ben buraya gelirken de bize yardımcı olan arkadaşlarınızın hepsi çok nazik. Böyle iyi giyimli. Yani siz bunları özel olarak mı seçiyorsunuz? Yoksa size gelenler mi böyle? Nasıl yani?
ADNAN OKTAR: Bize gelenler böyle.
KON TV: Nasıl oluyor bu?
ADNAN OKTAR: Müslümanlıkta temizlik vardır, kalite vardır. Müslüman dünyanın en mükemmel insanıdır, en kaliteli insanıdır. İman en yüksek konfordur dünyada. Müslüman da dünyanın halifesi olan insandır. Allah halife olarak yaratıyor Müslümanı. Tabii ki gösterişli ve güzel giyinecek. Mescitlere girerken Allah ‘ziynetlerinizi takının’ diyor. Ayet var. Şeytandan Allah'a sığınırım. Ayette açık açık Allah bunu ifade ediyor. Müslümanların evleri de mescittir. Mescitler de mescittir, Müslümanların evleri de mescittir. Tabii ki ziynetlerini takınıp gelecekler, tabii ki bakımlı, temiz olacaklar.
KON TV: O zaman hani şu, İbrahim Ethem Hazretleri’nin kıssasını bu devirde yaşayamayız herhalde, ‘Sen Allah'ı altınların, ipeklerin içinde mi arıyorsun’ şeyini? Bunu mu gerektiriyor Kuran?
ADNAN OKTAR: Bizim ölçümüz Resulullah’tır. Resulullah (sav) yabancı elçilerin karşısına çıktığında üstünde çok pahallı bir Bizans cüppesi vardı, çok değerli bir cüppe. Sırf cüppesi bile çok değerliydi. Çok bakımlı, güzel, yakışıklı olarak çıkardı Peygamberimiz. Görünüşü de son derece etkileyiciydi. Kadınlar da çok etkileniyorlardı Peygamberimiz'den, gören diğer insanlar da heybetinden çok etkileniyorlardı. Bu onun güzel ahlakından, Allah'ın ondaki tecellisinden kaynaklanıyordu. Allah'ın nuru vardı yüzünde. Şiddetli bir heybet tabii ki insanları etkiler. Müslümanın da böyle olması lazım.
KON TV: Bu etkinin de dine yardımcı olmasında bir sakınca yok.
ADNAN OKTAR: Dine hizmet açısından bu önemlidir. Bunu Hz. Süleyman da yapmıştır. Sebe Melikesi Belkıs o ihtişamdan son derece etkilenmiş, sonra iman ettiğini belirtmiştir.
KON TV: Peki bu arada size hemen Belkıs ile ilgili bir soru sorayım bizi izleyen hanım izleyicilerimiz ile ilgili. Bu Belkıs kıssasının geçmesi kadınların idareciliğinin Kuran'da tescillenmiş anlamına mı geldiğini gösterir?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki. Yani kadından da lider olacağına Kuran işaret etmiş oluyor.
KON TV: Peki devlet başkanı olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, ona da işaret etmiş oluyor.
KON TV: Şimdi tekrar sizin ilmi çalışmalarınıza gelecek olursak? Bu ilmi çalışmalarda sizin özellikle Darwinizm üzerinizde durmanızın bu materyalist sisteme en fazla, özellikle komünist sisteme en fazla etkiyi oluşturduğunu söylediniz. Peki bundan başka, sizin ben bu konuda özel olarak durduğunuzu biliyorum, temel olarak bu konuyu seçtiniz. Bundan başka sizce çağımız Müslümanlarının imanlarını ve devletlerine ve vatanlarına olan durumlarını olumsuz etkileyen başka neler var?
ADNAN OKTAR: En büyük bela şu an Darwinizm ve materyalizmdir. Bu anormallik ortadan kalktığında hiçbir sorun kalmaz. Materyalizm değildir Hz. Süleyman’ın yaşadığı. Allah'ın verdiği zenginliktir, güzelliktir. Onunla onun bağlantısını kurmamız mümkün değil. Materyalizm maddecilik. Yani haşa Allah yoktur, madde kendini yaratır. Kör maddeden akıl meydana gelir, kör madde görür hale gelir, kör madde duyar hale gelir. Kör madde düşünür, müzikten anlar iddiasıdır materyalizm. Yoksa Allah'ın verdiği zenginlik değildir. Allah Kendisi zengindir, bizler fakiriz. Allah'ın mallarının biz bekçisi oluruz.
KON TV: Bir de bu son zamanlarda, tekrar konuyu oraya gelemedik çünkü, bu Ceylan’ın babasından alınışı. Orda bir açıklama yapmışsınız, demişsiniz ki, çok şefkat duydum ve bu konuda üzüldüm gerçekten. Çünkü belli yerlerden etkilenmiş olmasına rağmen çok samimi geldi bana söyledikleri dediniz. Yani bir baba olarak oradaki çırpınışı bana samimi geldi dediniz. Bağlantı kurdunuz mu hiç Ceylan’la ve babasıyla?
ADNAN OKTAR: Babasıyla bağlantı kurmadım. Ama Ceylan’a babasıyla görüşmesi için haber göndermiştim arkadaşlarımla.
KON TV: Siz görüşmüş müydünüz peki?
ADNAN OKTAR: Ben görüşmedim fakat haber gönderdim. Arkadaşlarımın arkadaşı.
KON TV: Arkadaşlarınız toplam kaç kişi biliyor musunuz toplamda?
ADNAN OKTAR: Yani vardır, zaman zaman değişiyor.
KON TV: Mesela?
ADNAN OKTAR: En az bir 200 kişi, 300 kişi vardır herhalde.
KON TV: 200 kişi?
ADNAN OKTAR: 200 - 300 kişi vardır.
KON TV: Hepsi toplam?
ADNAN OKTAR: Tabii tabii.
KON TV: Yani bu kadar olay 200 - 300 kişi arasında mı oluyor? Siz 200-300 kişi böyle Türkiye’yi sarsıyorsunuz, Fransalar’da konuşuluyorsunuz. Şöyle 200 kişi daha olsa ne olur acaba?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, kemiyet değil de keyfiyet çok önemlidir. Yani sayı değil de, kalite çok önemlidir. Herhalde kalitenin etkisi.
KON TV: Çevrenizdeki insanların mesela, şunu söylemek istiyorum. Ben ilk başta röportaj için şey yaptığımda bizi kabul etmez diye düşündüm.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah, olur mu öyle şey.
KON TV: Dedim ki çok yoğundur. Bir de siz böyle hani, ne olur bana kırılmayın.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah.
KON TV: Böyle etrafınızda sanki çok farklı, hani halktan, bizlerden farklı insanlar var da, size ulaşmak çok zor gelmişti bana. Size ulaşmak, mesela ben değil de, normal bir insan sizinle tanışmak istese sizi nerede bulabilir?
ADNAN OKTAR: Arkadaşlarıma söyler, onlarla da görüşürüz.
KON TV: Kimin arkadaşınız olduğunu nereden bilsin?
ADNAN OKTAR: Vakfa ulaşabilir, internet sitemize ulaşabilirler.
KON TV: Peki biz özellikle bu konferanslarda, sizin arkadaşlarınız çok ciddi konferanslar yapıyorlar. O konferanslara siz katılıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Çok çok nadir, eskiden katılıyordum.
KON TV: Onları yetiştiriyor musunuz özel olarak siz? Konferanslara katılanları?
ADNAN OKTAR: Yetiştirmeme gerek yok. Kitaplarımı okursa zaten yeterli.
KON TV: Oradan öğreniyorlar.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
KON TV: Peki bu televizyonlara verilen belgeseller?
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Onların hazırlanma aşamasında bulunuyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Onların ben metinlerini sadece hazırlıyorum.
KON TV: Onların metinlerinin de mi siz hazırlıyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Evet. Yorumlarını hazırlıyorum.
KON TV: Bunu normal bir insanın bu kadar sürede yapabilmesi çok zor ama.
ADNAN OKTAR: Günde en az 8-9 saat benim bir çalışmam vardır bu konularda.
KON TV: Sadece bu konularla ilgili?
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Peki normal hayatta neler yaparsınız? İşte sabah kaçta kalkarsınız? Spor yapar mısınız? Hangi yemekleri seversiniz? Hatta televizyon izliyor musunuz? Dizileri?
ADNAN OKTAR: Televizyon tabii seyrediyorum, hoşuma giden programlar olursa seyrederim. Müzikten hoşlanırım.
KON TV: Hangi tür müzikten?
ADNAN OKTAR: Klasik Türk müziği. Ben daha çok onlardan hoşlanırım. Yemeklerden, Tokat kebabını çok severim.
KON TV: Tokat kebabı?
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Nerelisiniz?
ADNAN OKTAR: Ben Kafkas kökenliyim. Kafkasyalıyım. Annemler Tokatlılar. Babamlar da yine Kafkas kökenliler inşaAllah. Ankara’ya oradan, Ankara’ya gelmişler Kafkasya’dan. Onlar da yine Kafasya’dan Tokat’a gelmişler annemler de.
KON TV: Günlük hayatta işte sabah kalktığınızda ne yaparsınız mesela? Yürüyüşe mi çıkar mısınız? Hani bu 20 kişilik grupla beraber toplantılarınız ne sıklıkta olur?
ADNAN OKTAR: İşte duş yapıyorum, genellikle biraz yürüyorum yürüme bandında. Yarım saat falan yürürüm. Bahçeye çıkıyorum. Kedilerim var onlarla biraz ilgileniyorum. Bir hayli kalabalıklar. Köpeklerim var onları biraz seviyorum, onlarla ilgileniyorum.
ADNAN OKTAR: Arkadaşlarım tabii beni severler. Yanımda olurlar. Ama koruma, zaten Müslüman birbirinin koruyucusudur. Vesile olur birbirine. Ben de onları koruyorum, onlar da beni koruyorlar. Tabii normal.
KON TV: Çünkü bu özellikle son işte bu gözaltı sürecinde yahut işte o hani şöyle bir açıklamanız var. Demişsiniz ki, ayağınla yer arasındaki mesafe ayakla yer arasındaki mesafe ne kadar yakınsa ölüm sana o kadar yakın diye beni tehdit ettiler.
ADNAN OKTAR: Evet doğru.
KON TV: Şimdi böyle bir tehditten sonra insanların size zarar vereceğinden endişe etmediniz mi oradan çıktıktan sonra.
ADNAN OKTAR: Endişe etmem tabii, tevekkül ederim. Çünkü Akademi’ye geldiğimde de beni komünistler tehdit etmişlerdi. Ölümle tehdit etmişlerdi. Ben tektim. Akademi tamamı komünistlerin kontrolündeydi. Defalarca ölümle tehdit ettiler ama ben okula göğsümü gere gere gidiyordum. Namazlarımı da göğsümü gere gere kılıyordum. Göğsümü gere gere de tebliğ yapıyordum.
KON TV: Bu arkadaş çevreniz ne zaman oluşmaya başladı?
ADNAN OKTAR: 79, 80, 81, 82'ye kadar, 83'te 4 kişi falandık.
KON TV: Sonra bu büyüdü.
ADNAN OKTAR: Evet gelişti.
KON TV: Bu şeyde sizinle beraber gözaltına alınan kaç arkadaşınız vardı? Hepsi de aynı sizin gibi muamele gördüler mi? Yani sırf sizin yanınızda olduğu için mi o insanlar o muameleyi gördü?
ADNAN OKTAR: Çok şiddetli işkence yaptılar onlara. Ben ne diyorlarsa hepsini kabul ettim, imzaladım. Aslında ben arkadaşlarıma da, gördüklerime söyledim. Ne diyorlarsa kabul edin de çıkın bir an önce dedim.
KON TV: Bunun içinde kızlar da vardı.
ADNAN OKTAR: Tabii tabii, onlar da vardı. Çok şiddetli işkence oldu. Yani benim elim kolum bağlıyken sürekli insan çığlıkları geliyordu sabaha kadar. Yani işkence, o zaman çok şiddetliydi ortam. Yani şu an herhalde daha demokratik bir ortam var gibi geliyor bana tam bilmiyorum yani Emniyet’e yeniden gitmedim de.
KON TV: Şu uyum yasaları, uyum yasalarıyla ilgili şeyler çıktıktan sonra biraz daha hafifledi ortam.
ADNAN OKTAR: Muhtemelen. Kulağıma öyle geliyor. Yani gözümle görmüş değilim ama muhtemelen öyle herhalde.
KON TV: Yani bundan dolayı sizden ayrılan arkadaşlarınız oldu mu?
ADNAN OKTAR: Operasyondan sonra mı?
KON TV: Evet.
ADNAN OKTAR: Her zaman tabii bu tip sarsılmalarda bir temizlenme olur yani güçlüler kalır zayıflar dökülürler her zaman için. Allah öyle bir ayırım yapar. Zaten ayette de diyor. Yani bununla ilgili müteaddit ayetler vardır, Allah'ın belirttiği, Kuran'da. Bu ayetlere göre insanlar zorluk anlarında dağılırlar. Güçlü olanlar kalırlar. Mesela Talut kıssasında da bunu görürüz. Mesela ırmaktan su içenler var ve içmeyenler var. Suyu çok içenler kalıyorlar. Mücadele edemiyorlar. İçmeyenler devam ediyorlar. Ama Peygamberimiz zamanında buna ait olaylar çok çok fazladır.
KON TV: Peki şey düşündünüz mü hiç? Ya bu kadar üstümüze geliyorlar, acaba bizim içimizden birileri bazı şeyleri bir yerlere yanlış mı aksettiriyor diye?
ADNAN OKTAR: İçimizden tabii ajan provokatör çıkıyor. O zaman da vardı. Şimdi de olabilir. Ben hiç umursamam böyle şeyleri yani benim önem verdiğim şeyler değildir. Ajan...
KON TV: Ama, ama bakın kokain, işte o sizin olduğu söylenen o ifade. Yani bunlar bir insanı çok yaralayan şeyler.
ADNAN OKTAR: Hiç umurumda değil. Ben böyle şeylerden hiç etkilenmem. Yeter ki dine, İslam'a zarar gelmesin yani şahsıma olan şeyler beni hiç ilgilendirmez.
KON TV: Ama aynı şekilde bu işte bu dindar insanlar böyle mi sonucunu getirirse insanlar için?
ADNAN OKTAR: O da çok mantıksız çünkü ben mükemmelim, ben kusursuz, günahsızım, hatasızım, bana uyun demiyorum ki ben. Ben Kuran'a uyalım, peygamberlere benzeyelim, sahabelere benzeyelim diyorum. Yani bana benzeyin niye diyeyim. Yahut arkadaşlarımıza benzeyin demem. Kimse böyle bir iddiada bulunamaz bu devirde.
KON TV: Sizden ayrılan arkadaşlarınıza karşı ne hissettiniz o zaman.
ADNAN OKTAR: Allah'a şükrederim yani hamd ederim.
KON TV: O kadar süre içinde şimdi düşünüyorum. Yani normal bir fani olarak ben böyle bir şey yaşasaydım ya herhalde orada ölür kalırdım ya da delirirdim çünkü zor bir durum yani siz özellikle orada zaten kız arkadaşlarınızla ilgili söylemişsiniz. Onlara imzalayın çıkın dedim, orada kalmalarını istemedim diye.
ADNAN OKTAR: Evet.
KON TV: Şimdi ondan hiç etkilenmiyorsunuz. Gurur duyuyorsunuz elleriniz. Yani sizi üzen hiç mi bir şey olmadı bu hayatta?
ADNAN OKTAR: Müslümanın şanıdır bu. Hz. Ali'yi 17 yerinden yaraladılar. Hayber kalesinin kapısını söktü gene devam etti. Bu yiğitliktir yani Müslüman bunu arayacak zaten, Allah'a hamd edecek. Bu çok büyük bir nimettir. Rahatlık o kadar makbul değildir. Çile makbuldür. Acı makbuldür. Müslümanın şanı, şerefidir o. Öyle bir şey olduğunda müthiş zevk alacaksın, heyecan duyacaksın. Azmin artacak inşaAllah.
KON TV: Peki çocukluğunuza gelelim. Sanırım çok da fazla vaktimiz kalmadı.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah. Biz ayırırız size vakit inşaAllah.
KON TV: Çocukluğunuzda anne ve babanızla ilişkileriniz nasıl? Yahut anneniz hiç size evlenme konusunda baskı yapmadı mı, bütün anneler yapar?
ADNAN OKTAR: Çok girişimde bulundu da ben kabul etmedim. Yani bayağı girişimde bulundu.
KON TV: Yani ona nasıl açıkladınız bunu? Ben mesela şu an bunu anneme açıklayamam.
ADNAN OKTAR: Mücadelenin devam ettiğini söylüyorum. Vaktimin olmadığını görüyor. Yani bütün vaktimi İslam'ın hayrına, dinin hayrına kullanıyorum.
KON TV: Hayattalar mı şu an?
ADNAN OKTAR: Babam vefat etti. Annem sağ.
KON TV: Allah rahmet eylesin. Allah uzun ömür versin.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
KON TV: Şimdi anneniz babanız hariç kardeşiniz var mı?
ADNAN OKTAR: Var bir tane ağabeyim var.
KON TV: Sizden büyük. Yaşıyor.
ADNAN OKTAR: Evet yaşıyor.
KON TV: Ailenizle ilişkileriniz nasıl, onlara vakit ayırabiliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Annem gelir arada sırada. Ağabeyim de geliyor. Yeğenlerim de geliyorlar. Küçük ufaklık bir şey var.
KON TV: Anneniz hala baskı yapıyor mu bu konuyla ilgili size?
ADNAN OKTAR: Yok annem nezaketlidir, öyle şey yapmaz.
KON TV: Afedersiniz.
ADNAN OKTAR: Usulen söyler yani o kadar.
KON TV: Şimdi bütün bu şeylerden sonra benim aklımda kalan şeyler şunlar. Özetliyorum. İzleyicilerimizin de bana bu konuda katılacaklarına inanıyorum. Bir, bizim cemaat olarak nitelendirdiğimiz şeye arkadaş grubu diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Dost grubu, arkadaş birlikteliği, yani.
KON TV: Mehdilik konusunda bize tam bir açıklama yapmadınız.
ADNAN OKTAR: İşte alametlerini saydım. Özelliklerini saydım. Böyle bir İslam hakimiyeti olursa, İslam ahlakı hakim olursa, başında da birisi olursa bu buna biz Mehdidir inşaAllah diyeceğiz. Daha açık bundan ne olabilir.
KON TV: Peki bu Altın Çağ ile ilgili.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.
KON TV: 5-10 yıl, İslam'ın dünyaya hakim olması için, dünyada çok ciddi güçler var. Şimdi öyle zamanlar oluyor ki kendi ilimizde, ülkemizde bile bazı şeylerin önüne geçemiyorsunuz. Yani bunları siz benden çok daha iyi bilen ve yaşayan bir insansınız.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah.
KON TV: Bu nasıl olacak ki? Yani bir Amerika mesela.
ADNAN OKTAR: Amerika'nın bu son derece lehine. İslam Birliği olduğunda Türk-İslam Birliği olduğunda anarşi hemen durur. Terör hemen durur. Müthiş bolluk ve zenginlik olur.
KON TV: Amerika buna müsaade eder mi sizce?
ADNAN OKTAR: Yani o Amerika'nın son derece lehine, yoksa öbür türlü sürünüyor Amerika, çok acı çekiyor şu an. Sürekli insan ölümleri oluyor, maddi kayba uğruyor. Telaş içinde. Gerginler. İsrail'de öyle rahat yaşayamıyorlar. Kimse rahat yaşayamıyor. Yani bütün bölge huzursuz. Türk-İslam Birliği olduğunda ani bir huzur, ani bir rahatlık, ani bir ferahlama, ani bir zenginlik gelişir.
KON TV: Amerika en son, daha doğrusu Bush dedi ki İran'ı özgürleştireceğiz. Daha öncede Irak'ı özgürleştireceğiz demişti. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz, bu Amerika'nın bu saldırgan tavrıyla ilgili?
ADNAN OKTAR: Bütün bunlar Türk-İslam Birliğiyle son bulacak inşaAllah.
KON TV: Siz bunları hep bir sebep olarak nitelendiriyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabii, yani eğer bunlar yapılmazsa bu devam eder. Amerika gider, Rusya gelir. Rusya gider, Çin gelir yani Allah birilerini musallat edebilir.
KON TV: Peki Türkiye için böyle bir şey sizce düşünülüyor mu?
ADNAN OKTAR: Türkiye...
KON TV: Türkiye'yi özgürleştirmek?
ADNAN OKTAR: Türkiye çok büyük devlet olacak. Türk-İslam aleminin lideri olacak inşaAllah. Türkiye zaten özgür ama daha da özgür olur, daha da demokrat olur. Daha da iyi olur, olacak inşaAllah.
KON TV: Yani bütün bu koşullar içinde Türkiye'nin gerçekten yani bir lider ülke olabileceğine inanıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Bizim milletin mayası çok güzel, yani milletimiz çok iyi, çok rahat liderlik yapacak güce sahip.
KON TV: Mesela neler onlar? Ben bir şey görmüyorum da.
ADNAN OKTAR: Anadolu’daki ahlak dünyanın hiç bir yerinde yoktur.
Misafirperverlik, şefkat, affedicilik. Güneydoğu insanımız da öyledir. Karadeniz insanlarımız da öyledir. Anadolu insanı da öyledir. Gidin bir evlerine.
KON TV: Ama bunlar yıllardır bizim hiçbir sorunumuzu çözmedi ki.
ADNAN OKTAR: Bu sefer çözecek, yani dünyanın en ideal ahlakıdır. Gidin birisinin evine.
KON TV: Lütfen bizimle biraz açık konuşun. Bu sefer derken?
ADNAN OKTAR: Misafirperverliklerini, güzel ahlaklarını evlerine gittiğinde Müslüman bir diğer Müslümanın evine gittiğinde görür. Bunu Türk-İslam Birliği içerisinde dünyaya anlatacağız inşaAllah.
KON TV: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
KON TV: Çok teşekkür ediyoruz bize vakit ayırdığınız için.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim, inşaAllah.
KON TV: Sizin izleyicilerimize söylemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
ADNAN OKTAR: Efendim bütün Konyalı kardeşlerime hürmetlerimi, selamlarımı, sevgilerimi sunuyorum. Hepsini çok seviyorum. İnşaAllah gene böyle güzel programlar yaparız. Gene güzel sohbetlerimiz olur. Onlarla da bu vesileyle bağlantı kurmuş oluruz inşaAllah.
KON TV: Çok teşekkür ediyoruz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Çok sağolun.
Bu eser 164 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;