Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Hatay TV ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 249 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 130 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 124 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 83 download
Hazreti İsa Gelecek - Belgesel - 68 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Hatay TV ile Röportajı
Eylül 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Hatay TV ile RöportajıMUHABİR: Sohbet köşesinden iyi akşamlar sevgili izleyiciler. Bu akşam farklı bir mekanda sizlerin çok tanıdığı bir yüzle birlikte olacağız. Evet değerli izleyiciler bilim dünyasına araştırmalarıyla ışık tutmuş, İslam alemine ve özellikle insanlığa büyük hizmetleri olan çok değerli bir hocamızla birlikteyiz bu akşam Adnan Oktar hocamız bu akşam canlı yayınımızda bizlerle birlikte olacak. Hocam öncelikle hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizlerde hoş geldiniz, şeref verdiniz, lütfettiniz, maşaAllah.

MUHABİR: Hocam, özellikle biz sizi araştırmalarınızla yakından tanıyoruz ama izleyicilerimizin sizi tanıması anlamında ilk önce kendinizi bir tanıtır mısınız ve bu çalışmalarınıza nasıl başladınız?

ADNAN OKTAR: Evet, kendimi tanıtayım. Ben, Allah yolunda hizmet eden bir Müslüman kardeşinizim. Ankaralıyım, gençliğimin hepsi Ankara’da geçti. 1979 yılında Güzel Sanatlar Akademisine geldim. Okulu 3. kazanmıştım, sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde okudum. Sonra da güzel İslam’ın güzel insanlarına güzel bir tebliğ faaliyetine başladım. Allah’a çok şükür, Allah nasip etti. Kitaplar yazıyoruz biliyorsunuz, CD’ler hazırlıyoruz. İnterneti çok iyi değerlendirmeye çalışıyoruz inşaAllah. Bu vesileyle ile de İslam inşaAllah çığ gibi yayılıyor. Bizler vasıtasıyla, diğer kardeşlerimizin vasıtasıyla Allah’a çok şükür elhamdülillah.

MUHABİR: Evet, Hocam özellikle biz, sizin hazırladığınız eserlerin birçoğunu Antakya televizyonumuzda yayınlamaktayız ve insanlardan inanılmaz bir ilgi görmekte.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Bu çalışmalar nasıl başladı, nasıl bir yol izlediniz ve gelinen noktayı bize kısaca özetler misiniz?

ADNAN OKTAR: Evet, benim ailem yani o kadar dindar bir aile değildi. Allah’a, dine inanırlardı ama klasik aileydi bilinen ailelerdendi. Ben lise yıllarındayken bu savaşları çok merak ettim yani kim çıkartır bunları, nasıl oluyor bu Darwinizm, yani bu nasıl inanılır gibi değil bu yani inanmıyordum yani çocukken bile inanmıyordum. Bir araştırma ruhu geldi Allah üstüme öyle bir araştırmacı ruh verdi. İşte maddenin hakkında araştırmalar yaptım. Mesela, maddenin beyinde bir görüntü olduğunu dışarıda maddenin olduğunu ama onun bizim görüntüsünü gördüğümüzü gördüm mesela o beni çok heyecanlandırdı çok çok etkili olmuştu.

Masonluğu araştırdım olayların arka planını gördüm. Müslüman alemine yapılan, Müslümanlara yapılan zulmü gördüm. Benim üzerime bu sefer müthiş bir korumacılık hissi geldi yani, bu zulme dur demem gerekiyor gibisinden bütün gücümle tabi, bütün imkanlarımla mücadele etmem gerektiğine inandım. Ama tabi İslam’ı da en iyi şekilde yaşamaya da gayret etmem gerektiğini gördüm. Mesela, namaz kılmıyordum hemen namaza başladım. Oruç çocukluğumdan beri tutardım. Bilgim arttıkça dediklerimin doğruluğunu daha güzel anlatır hale geldim. Bilgi arttıkça daha faydalı oldu gittikçe faydalı oldu şu an güzel bir noktaya geldik ama benim kanaatim bundan sonra çok daha iyi şeyler olacak. Daha güzel gelişmeler olacak diye düşünüyorum çünkü gelişmenin sonu yok Allah’ın izniyle inşaAllah

MUHABİR: Evet, peki Hocam, yaptığınız çalışmalarda Darwin teorisini çürüttünüz bir nevi.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

MUHABİR: Bu teoriyi çürütmek demek biz yıllarca okullarda Darwin’den yola çıkıp işte bilim diye anlattılar bize bir nevi siz geçmişte öğrencilere verilen dersi de çürüttünüz nedir sizin bu teoriniz.

ADNAN OKTAR: Şeytan insanlarla alay eder ama bu kadar geniş çaplı, üniversite profesörlerinin, aydınlarının, milyonlarca insanlarla böyle alay etmesi çok büyük bir mucize.

MUHABİR: Yıllardır bize bunları okullarda halen de verilmekte ama…

ADNAN OKTAR: Yani alenen eğleniyor şeytan yani diyor ki, kardeşim sen tesadüfen oldun diyor, ha öylemi diyor gerçekten ben tesadüfen mi oldum diyor. Haşa yani inanılır gibi değil. Mesela ben sizi şu an tam renkli görüyorum üç boyutlu. Benim ceketimle sizin ceketiniz aynı yerde beynimin içinde fakat müthiş bir derinlik algısı var gerçekten karşımdaymışsınız gibi görünüyor. Bu hiçbir televizyonda, hiçbir sinemada şu ana kadar elde edilen bir kalite değil. Beyni açıyoruz kanlı bir et parçası şu kadar. Biz normalde beynin içini görüyorsak eğer kanlı ve et görmemiz gerekiyor öyle bir karanlığı görmemiz gerekiyor simsiyah karanlığın en fazla aydınlatılsa bile ama pırıl pırıl bir alem var içimizde bak televizyon göstertiyor Allah, radyo göstertiyor, teknik alet edevat göstertiyor, sizleri göstertiyor ve tam renkli üç boyutlu görüyoruz. Hiçbir televizyonun yapamadığını beyindeki şu kadarcık et parçası yapıyor. Allah’ın dilemesiyle.

Sırf şu Allah’ın varlığı için yeterlidir bunu üstüne hiçbir şeye gerek yok normal bir insan için. Darwin diyor ki bunlar tesadüfen oldu. Koku alma tesadüfen oldu. Biz gül, karanfilin kokusunu tesadüfen öğrenmiş oluyoruz güya, en kaliteli ses sistemi kulağımızda. Mesela, sizin sesinizi ben üç boyutlu alıyorum stereo ve üç boyutlu ama en kaliteli ses aletlerini ben dinledim. Hiçbirinde bu kalite yok. Peki, kardeşim bunu bu kadarcık et parçası yapıyor. Onu binlerce, on binlerce mühendis yapıyor, bilim adamı yapıyor ve binlerce parçadan oluşuyor. Burası bir parça et, hiçbir teknik alet edevat yok, hiçbir şey yok. Bir de bu görüntüyü seyreden var bak bu çok önemli, çünkü insan etten olan göz kördür. İçerdeki gören bir göz var asıl göz o bu et bir şey görmez. Kamera, mesela kulakta duymaz. Kulak sağırdır kulak bir et parçası. İçerde bunu duyan biri var.

İşte bu, Darwin'in, evrimin, şunun bunun hiç açıklayamayacağı bir şey ayrıca. Zaten, hiçbir şeyi açıklayamıyorlar da bunu hiçbir şekilde açıklayamazlar. Ama evrime en büyük darbe, şu fosil olayı oldu. Fosilleri sürekli saklıyordu bu keratalar. Sürekli ama bizde saklandıkları yerden çıkarttık getirdik masanın üstüne koyduk. Kardeşim dedik bak fosiller bunlar. Hani evrim vardı dedik, göstertin. Bakıyorlar lüfer balığı aynı, yengeç aynı, karides aynı, aynı oğlu aynı, binlerce hayvanın hepsi aynı, hani evrim vardı. Kaç milyon senelik, yüz milyon senelik, yüz elli milyon, iki yüz milyon, hatta üç yüz milyon senelik. Niye yalan söylediniz bunca sene?

MUHABİR: Yani bir nevi bilimle bizi aldattılar.

ADNAN OKTAR: Tabi, tabi hani ara fosiller vardı. Kardeşim bak ben seni kısa sürede yoldan zengin edeceğim diyorum. 10 trilyon vereceğim. Bir tane ara fosil getir senin dediğin tarzda diyorum. Yani, evrimi ispatlayan, onların dediği var ya abuk sabuk varlıklar vardı diyorlar. Bir tane göstert. Dawkins var biliyorsunuz İngiliz Darwinist. Adamı çağırdık dedik ki kardeşim sen buraya gel, bir tartışalım neymiş bakalım elindeki delillerin bunu ortaya koyalım dedik millette anlasın dedik. Verdiği cevap şu, ben yemin ettim kesin tartışmaya girmem, sen neyin üzerine yemin ediyorsun. Allah’a inanmıyorum diyorsun neyin yemini bu.

Tartışmaya girmezmiş. Peki, tartışmayacaksan, bir fikrinde yok, fosilleri de açıklayamıyorsun. Ara fosilde koyamıyorsun. Proteinlerin tesadüfün meydana gelmesi matematik açısından imkansız, sıfır ihtimal bunu da kabul ediyorsun. Peki, neyi anlatıyorsun sen, beynin içindeki görüntüyü açıklayamıyorsun pırıl pırıl aydınlık. Kimin gördüğünü açıklayamıyorsun. Sesi kimin duyduğunu açıklayamıyorsun. Hiçbir şeyi açıklayamıyorsun. Biz oraya gelelim dedik İngiltere’ye gelelim. Yani en beğendiğin televizyon stüdyosu hangisi oraya gidelim. Toplayalım milleti tartışalım dedik. Tek yaptığı kaçma yani bir insan kaçıyorsa yenilmiştir. Konuşacak bir şey de yoktur artık.

MUHABİR: Hocam, yaptığınız çalışmalar özellikle yaratılış atlası özellikle Avrupa birliğinde büyük yankı.

ADNAN OKTAR: Evet, elhamdülillah.

MUHABİR: Yasaklanması gündemde gerçi, bununla ilgili size gelen yansımalar ne nasıl değerlendiriyorsunuz Avrupa Birliğinin yaklaşımı?

ADNAN OKTAR: Mübarek, sanki Osmanlı ordusu girdi yani, sanki bir günde Avrupa’yı fethetti. Birkaç gecenin içerisinde yani tam bir felaket havası yaşadılar. Yani biraz anlatayım da, çok şaşırtıcı Allah’ın hikmeti. Yani bu da çok az bir kısmı anlattıklarımız. Mesela, efendim ama çok olumlu güzel gelişmelerde oldu onun arkasından, çok şükür. Almanya’da Stern dergisi ünlü, ‘gök gürültüsü gibi patlayan kitap’ yani yıldırım nasıl zangır zangır ortalığı sallar öyle diyor Avrupa’yı salladı diyor. maşaAllah. Şahane açıklamış. Almanya’da gene ünlü bir gazete Harun Yahya’nın ilmi çalışmalarının anlatıldığı haberin başlığı, ‘Darwin’in Avrupa’da işi zor’ bu ne demek bitti demektir. Hollanda radyosu Yaratılış Atlası Avrupa’da büyük bir tufan oluşturdu. Eskiden hiç kale almıyorlardı, konuşanları, anlatanları. Ne olmuş, demek ki çok büyük bir şey olmuş. İtalya da, İtalya’nın çok büyük gazetelerinden biri gene ‘ Ama kesin olarak bildiğimiz şey bizim kaybedenlerden olacağımız’ diyor.

Kesin kaybedeceğiz diyor Allah’a çok şükür maşaAllah. Fransa’nın ünlü bir bilim dergisi gene, soğuk duş etkisi yaptı diyor, Atlas diyor. Belçika’nın gene ünlü bir gazetesi yaylım ateşine benzetmiş. Fransa, Le Point ‘Darwin’i kurtarın’ başlık. Bir başka gazetede de Fransız gazetesiydi hatırladığım kadarıyla, ‘Fransa daha ne kadar dayanacak diyor. Yani Osmanlı muhasarası var sanki böyle maşaAllah. Mesela, bak şok etti diyor Polonya gazetesi. Almanya Die Welt, Fransa Milli Eğitim Bakanlığı dehşete kapılarak diyor kitabın derslerde okutulmaması yönünde çağrıda bulundu. Dehşete kapılma ne demek, insan büyük bir gerçekle karşılaşırsa, zayıf insanlarda böyle bu olay olur yani, şok oluşur, dehşete kapılır. Önü sonu yok yani, binlerce gazete haberi çıktı. Ben çok küçük bir kısmını alıyorum.

MUHABİR: Peki Hocam, Avrupa’da derin bir yankı uyandırdı.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

MUHABİR: Türkiye’ye yansımaları nasıl oldu kitabın, Türkiye’de Avrupa’da ki gibi burada basında yer alabildiniz mi?

ADNAN OKTAR: Türkiye aslan yatağı, Türkiye’de şu an Darwin’e inanmayanların sayısı %90 Avrupa’daki en yüksek oran. Avrupa’nın en imanlı milleti olarak tespit edildi bu yani, araştırmalarla, istatistiklerle tespit edilmiş bir gerçek en imanlı milleti. Türk milleti aslandır. Eskiden beri öyledir maşaAllah. Helal olsun hepsine maşaAllah benim milletimin yiğit fertlerine böyle bir oyuna asla gelmeyeceklerini göstertmiş oldular ki %10’luk kesim de şu anda eriyor, o da kalmayacak bir süre sonra ve Allah’ın izniyle %100’ e çıkacağız inşaAllah.

MUHABİR: Peki Hocam, Fransa’nın baskısıyla kitabın yasaklanması gündemde hala komisyonda görüşülüyor yasaklanmalı mı sizce kitap veya yasaklanmayı nasıl değerlendireceksiniz?

ADNAN OKTAR: Yasaklanma, ne olur bu kitabı okuyun anlamına gelir. Bize yapabilecekleri en büyük hizmet buydu kitabı yasaklamalarıydı. Yani eğer, Fransa deseydi bu kitabı okuyun yani bu bizim işimize gelmezdi işin doğrusu, yani gelirdi de hayır var ama yasak daha makbuldür. Yasak daha dikkati açar, daha üstüne düşünmesine sebep olur. Fransız gençliği şimdi çok büyük bir heyecanla internet sitelerine girerek, ortaokul öğrencileri bile internet sitelerine girerek gerçekleri öğreniyor ve hocalarıyla tartışıyorlar. Yasaklama hep etki tepkiyi doğurur.

Mesela bu İsrail’de de oldu, İsrail de konferansımız yasaklandı bu sefer mesela, 100 kişilik yapılacak konferans, yüz binlerce kişiye konu ulaşmış oldu. Yüz binlerce kişi bizim internet sitemize girerek olayın doğrusunu öğrenmiş oldu. Çok şahane oldu. Yasaklama o yüzden çok makbuldür. Beni de mesela yıllarca yasakladılar, yasaklandıkça çığ gibi büyüdüm. Ateş öyledir yani ateşin üstüne körükle gidiyorlar yani, körük ne kadar kuvvetli çalışırsa ateşte o kadar iyi yanar. inşaAllah.

MUHABİR: Hocam, yaptığınız eserlerle milyonlarca insana ulaştınız. Evrim teorisi çöktü diyebilir miyiz? Son gelinen nokta.

ADNAN OKTAR: Hem ne çökme hem ne, yani bundan sonra kıyamete kadar bir daha belini kaldıramaz. inşaAllah.

MUHABİR: Peki, Hocam birazda güncel konulara girersek siz yıllarca gündeme getirdiniz ve son günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan en son Gürcistan ve Rusya ziyaretinde Kafkas Birliğini gündeme getirdi ve siz yıllardır bunun söylemi içerisindeniz. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?

ADNAN OKTAR: Allah’a şükür Allah ne dediysek, ne söylüyorsak çıkarıyor. Türk-İslam Birliğinden bahsetmeyi yoğunlaştırdık son zamanlarda onla beraber Allah onu dua olarak inşaAllah alıyor Cenab-ı Allah duamıza icabet bu hayret edilecek gelişmeler oldu. Türk Birliği toplantıları yapıldı, İslam Birliği toplantıları yapıldı. Hatta Türk Birliğini, Türk - İslam Birliğini vurgulayan çok ilginç olaylarda oldu. Mesela, Milli takımın maçını destekleyen ülkeler, yani heyecanla destekleyen ülkeler hep Türk- İslam Birliğinin arzusu içinde olan ülkeler. Mesela, Mısırda ayağa kalktı millet. Doğu Türkistan da sabaha kadar uyumadılar. Bunlar kim bunlar Türk – İslam Birliğini isteyen yiğitler işte.

Bunlar bizim tabii kardeşlerimiz. Dava arkadaşlarımız. Arkasından biliyorsun bu Gürcistan sorunu bunda da bir hayır var Allah onu ortaya çıkarttı. Hemen Kafkas Birliği, Kafkas Birliği zaten Türk – İslam Birliğinin, birinci blok aşaması şimdi Azerbaycan’a gitti biliyorsunuz Başbakan ve Azerbaycan zaten Türk – İslam Birliğinde ilk öncü olmak isteyen bir ülke. Ben Azeri aydınlarıyla konuşuyorum burada görüşüyorum hepsi canı gönülden istiyorlar. Ve bir an önce olsun istiyorlar. İlk istediğimiz şey inşaAllah şu pasaport olayı ve vize olayının bir kalkması. inşaAllah Hazar denizinin kenarına güzel masalar kuracağız böyle orada da ızgara yapacağız yiyeceğiz hep birlikte. inşaAllah.

MUHABİR: Peki Hocam, Avrupa Birliğine alternatif olur mu sizce bu?

ADNAN OKTAR: Hayır, hayır Avrupa Birliğine girelim. Ama Avrupa Birliğine böyle bir iki büklüm girme vardır. Hani bize para verin, imkan verin, iş verin bu Türklere yakışmaz, bu Türkiye’ye yakışmaz benim kafam bunu almıyor bu bize yakışmaz. Biz oraya sultan gibi girelim. Yani zengin, güçlü Avrupa’ya zenginlik getirelim. Yani, hediyelerimizle, paramızla, zenginlik kaynaklarımızla girelim. Mesela, biz onlara madenler sunalım, petrol sunalım. Hatta para sunalım inşaatlarını yapalım Avrupa’nın yani müthiş bir zenginlikle ve ihtişamla girelim.

Avrupa bağlantı kurulması gereken bir medeniyet. Yani demokrasisi güzel, laiklik anlayışı güzel, sanatı güzel yani binaları güzel, temizlik anlayışları güzel binaları çok temiz biliyorsunuz her yeri sokaklar caddeler çok temiz. Estetik ve sanat anlayışı çok mükemmel Avrupa’nın bayağı güzel. Biz bunların daha güzelini yaparak Avrupa’ya girelim. Yani öyle bir sanat sunalım, öyle bir bilim, öyle bir sanayi sunalım ki Avrupa’dan çok daha güzel olsun ve Avrupa ile kardeş olalım. Çünkü onlar ehli kitap, niye ayrı olalım tabiî ki beraber olacağız. Ama bu şartlarda.

MUHABİR: Evet, peki Adnan Hocam bir Türkiye portresi çizerseniz, önümüzde nasıl bir Türkiye var ve nasıl bir Türkiye arzu edersiniz?

ADNAN OKTAR: Türkiye çok hoş insanlar, Türk insanları yani bu kadar sıcak, bu kadar sevgi dolu insanlar dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Böyle aile yapısı böyle sıcak oturmuş, bu kadar sevgiyi arayan, böyle insancıl, fedakar, misafirperver dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Gelin gidelim Avrupa’ya, Hollanda’ya gidelim, Almanya’ya gidelim hiçbir yerde bulamazsınız yani orijinal bir millettir Türk milleti, dünyaya örnek olması açısından çok mükemmel. Ama şu an bir geçiş aşamasındayız. Sancılı bir aşama ama gittikçe mükemmelleşiyor.

Mesela, şu Ergenekon illeti, bu Cumhuriyet tarihinden beri gelin bir baş belası idi. Osmanlıdan beri gelen bir baş belasıydı ve memleketi mahvediyordu. Mesela, bir ur alındı beyinde bir ameliyat yapıldı Türkiye de ve ur alındı. Bu çok güzel demokrasiye doğru güzel adımlar atılmaya başladı. Hukukta güzel gelişmeler olacak gibi görünüyor. Emniyette güzel atılımlar oldu. Devlet yapılanmasında güzel düzenlemeler yapılıyor. Fakat tabi benim istediğim barış ve kardeşlik ve sevgi ruhu henüz oluşmuş değil. Bununda vakti var buna doğruda gidiyoruz inşaAllah.

MUHABİR: Neler yapılabilir bu doğrultuda?

ADNAN OKTAR: Bir kere fikir ayrılıklarını bu kadar sorun haline getirmek doğru değil. Yani bir adam olabilir yani solcu olabilir ne bileyim Budist olabilir, Hıristiyan olur. Hıristiyan zaten bizim kardeşimizdir yani. Musevi olabilir, o bizim canımız ciğerimizdir. Ermeni bizim canımız ciğerimizdir. Yani Darwinist olabilir yani ona inanıyordur. Anlatırız tartışırız olmuyorsa olmuyordur. Çünkü kaderde Allah onu öyle yaratmış, ama bu öfke, kin, nefret niye yani bu gözlerdeki o soğukluk, ben mesela çıkıyorum dışarıya sık sık çıkıyorum bu aralar yani dikkatlide gözlemliyorum bir kişi bir kişiye bakmıyor. Yani mağazalara da bakmıyorlar. Mesela, boğaz köprüsü çok süslü kafasını kaldırıp bakanları göremiyorum.

Bak güzelliklere yani sevinç duy. Mesela güzel çocuklar gidiyor ufak, insan hayranlıkla bakar, ilgilenmiyor adam muhatap olmuyor. Yani mesela, elektrik direklerine çiçek ekmişler çok şahane görünüyor. Yani kafasını kaldırıp bakmıyor insanlar. Ben bakıyorum bakıyorlar mı acaba bakmıyorlar. Yol güzergahına çok güzel çiçekler ekmişler bakmıyorlar halbuki insan doyamaz ona dakikalarca, saatlerce insan seyreder onu, her yerimiz güzel insanlarda böyle çok güzel Allah’ın tecellileri insan karşılaştığı bir insana selam verir hal hatır sorar, gönül alır, değil mi böyledir mesela, karşılaşırsın selam verirsin bu insanın içini açar. Sevgi göstertirsin bir yardımda bulunursun, işini kolaylaştırırsın bizim çocukluğumuzda kısmen vardı bu. Bunu yeniden çok güçlü şekilde canlandırmak lazım. Bu ayrımcılığı kaldırmak lazım bunun için tabi basına çok büyük görev düşüyor. Basının bir kısmı nefreti çok körüklüyor. İşte, falanca bilmem ne, bazen tutuklanan adamlar içim acıyor adamlara acıyorum yazık. Mesela, ben İlhan Selçuk’u görmüştüm tutuklanmıştı acıdım adama. Alemdaroğlu’na acıdım adamın iki resmi var bir öyle bir böyle yani bunlar beni eğlendirmiyor. Yani oh oldu falan demiyorum ben kimseye. Yani bu kafayı kaldırmak lazım. Ama tabi, kanun işler, hukuk ne ise o olur. Yani şeriatın kestiği parmak acımaz derler.

Fakat yani oh oldu mantığı ve öfke mantığı, yani bu nefret mantığı güzel değil. Yani solun sağa, sağın sola karşı bakış açısının değişmesi gerekiyor. Ehli kitaba karşıda öyle yani, Hıristiyanlar varmış orada peki kim olması gerekiyor. Osmanlıda yok muydu Hıristiyan, Peygamber Efendimiz zamanında yok muydu? Kuranda Allah Hıristiyanların varlığını açıklamıyor mu? Hıristiyanları yaratan Allah değil mi? Bir de daha ne istiyorsun Allah’a inanıyor, Kitaba inanıyor, yani İncil’e, Tevrat’a inanıyor. Hz. İbrahim’e bütün peygamberlere inanıyor. Dinsiz mi olsaydı ne olsaydı yani? Vay niye Hıristiyan ne olması gerekiyor yani, Allah onu öyle yaratmış kaderi o, sana ne yani hükmü verecek sen misin? Allah hükmünü verecek.

MUHABİR: Hocam, Ortadoğu hep yıllardır savaşlarla anılmakta. Türkiye son yıllarda bütüncül bir politikayla barış ve hoşgörüyü düzene sokmakta bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bu güven ortamını sağlayabildik mi komşularımıza karşı sizce?

ADNAN OKTAR: Valla, gittikçe Türkiye ağabeyliği yayılmaya başladı herkes kabul ediyor. Mesela, Gürcistan, Ermenistan, yani direk ağabey olarak kabul ediyor Türkiye’yi bu çok güzel. Yani bölge Türkiye’yi seviyor. Türk askerini çok seviyorlar. Yani Türk askerine karşı acayip bir muhabbet var dünyada. Yani çok mübarek bir ordu olarak biliniyor. Bence yollar sonuna kadar açık yani Türk – İslam Birliği benim kanaatim en fazla bu 10 yıl içinde çok rahat oluşacak gibi görünüyor. Olacak yani onu da söyleyeyim inşaAllah.

MUHABİR: Peki, Türkiye’ye katkısı ne olur Türk – İslam Birliğinin?

ADNAN OKTAR: Türkiye çile ehlidir. Yani Türkiye zenginlik derdinde değil Türkiye. Türkiye hizmet olsun, insanlar mutlu olsun, sevecen olsun, huzur içinde yaşasın bizim milletimiz öyledir. Bizim misafir odalarımıza kimse girmez, misafirler yatar kalkar orada, en güzel yiyecekler misafirlere verilir biz onunla mutlu olan bir milletiz. Yani insanların mutluluğundan mutlu olan bir milletiz. Yani kendi egoizmimiz yok bizim. Türkiye dünyayı düzenleyip barışı kardeşliği sağladı mı onlar çok mutlu olur. Bizim milletimizin hepsi çok mutlu olur. Yani biz iki dilim ekmekle doyan, bir parça peynirle bile doyan, fakat huzur arayan, sevgi arayan, dostluk arayan, bir milletiz biz. Biz öyle parayla pulla mutlu olmuyoruz. Biz, maneviyatla mutlu oluruz, sevgi ile mutlu oluruz. inşaAllah.

MUHABİR: Hocam, benim sorularım size bitti. Sizin izleyicilerimize aktaracaklarımız?

ADNAN OKTAR: Evet, şunu söyleyeyim Türkiye’nin gidişi hepsi Cenabı Allah’ın kaderinde her şey çok güzel gidiyor. Ama biz ahir zamandayız, çok güzel bir çağdayız, müjdeli bir çağdayız. Bak açık açık söylüyorum. Hz. Mehdi zuhur edecek göreceğiz bir, Hz. İsa inecek ve insan olarak, o zamanki kıyafetleriyle inecek, ama tabi göz göre göre bir inme değil bir yerde bulacaklar Hz. İsa’yı ve bir talebe grubu olacak ve yayılacak, gelişecek, Mehdi ile birlikte namaz kılacak ve İslam ikisinin Hz. İsa ile Mehdi’nin birlikteliğinde bütün dünyaya hakim olacak. İslam ahlakının girmediği hiçbir yer olmayacak. Zaten bu Kuran ayetinde de çok açık belirtiliyor. Şeytandan Allah’a sığınırım ‘Ölümünden önce diyor ona iman etmeyecek tek bir fert kalmayacak’ diyor Allah. Tek bir kişi kalmayacak diyor ölümünden önce. Herkes ona iman edecek diyor Hz. İsa’ya bu çok açık.

O kıyamet için bir ilimdir diyor Allah. Kıyamet için bir alamettir Hz. İsa’nın gelişi bu çok fazla ayet var bu konuda açıktır. Böyle güzel mutlu bir çağda Nur Suresinin 55. ayetinde Allah İslam ahlakının her yeri kaplayacağını belirtiyor. Güzel çağdayız, Türkiye de buna öncü olacak inşaAllah. Bu güzel, mübarek göreve öncü olacak herkes bu sevinci yaşasın. Açık açık söylüyorum ki ben buradayım en fazla 10 yıl içerisinde olağan üstü olaylar olacak inşaAllah. Çok güzel neticeler alacağız inşaAllah. Fakat kardeşlik bağlarını güçlendirelim çok samimi olalım. Allah’tan çok korkalım, Allah’ı çok sevelim, Kuran’ı çok iyi kavrayalım, devletimize sadık, milletimize sadık, bölünmeye şiddetle karşı olan biz büyümeci olacağız, küçülmeci değil inşaAllah. O yönde olacağız. Çok güzel gidişatımız inşaAllah. Milletimiz de güzel, Türkiye’de güzel, insanlarımızda güzel. Neticede çok güzel olacak inşaAllah.

MUHABİR: Teşekkürler Hocam.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim.

Bu eser 240 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bağdat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Asia RFA Radyosu ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Akşam Gazetesi ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın İzmir Kordon TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 914 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 833 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.