Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Kanal 47 (Mardin) ile Röportajı
Temmuz 2008
MUHABİR: Evet, sevgili izleyicilerimiz, bir haftanın konuğu programından herkese mutlu akşamlar diliyoruz. Bildiğiniz gibi her hafta kanal 47 stüdyolarında bir canlı yayın konuğumuz oluyor hafta sonları ama bu hafta bir değişiklik yapalım dedik ve Sayın Harun Yahya Hocamızla birlikteyiz şu anda. Harun Yahya hocamızı evinde ziyaret ettik ve sağ olsunlar bizleri kırmadılar. Hocam çok teşekkürler ediyoruz sizlere bizi burada ağırladığınız için konuk ettiğiniz için.
ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ediyorum. Lütfettiniz, şeref verdiniz. Bizim çok kıymetli konuklarımızsınız siz maşaAllah.
MUHABİR: Çok teşekkürler ediyoruz Hocam. Hocam, öncelikle Adnan Oktar kimdir? Harun Yahya kimdir? Yani biz tanıyoruz, herkes tanıyor, tanımayanlar için en azından bir daha hatırlatırsanız.
ADNAN OKTAR: Harun Yahya sizleri çok seven bir kardeşiniz.
MUHABİR: Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: 1956 yılında Ankara da doğdum. İlk orta ve liseye kadar Ankara’da idim. Normal laik bir ailenin içinde yetiştim. Sonradan dindar oldum. Lise son yıllarında dindar oldum. Yani dindardım da dinin gereklerini yapmaya başladım namaz kılmaya başladım. Oruçlarımı çocukluğumdan beri tutardım. Sonra Güzel Sanatlar Akademisi Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’nin imtihanlarına katıldım. Ama orayı kasten istedim. Çünkü orada Darwinizm ve Materyalizmin sanatın kalesiydi. Özellikle istedim, orayı üçüncü kazanınca da büyük bir heyecanla ve şevkle oraya gittim. Bizim ilk İstanbul’a yerleşmemizde öyle oldu zaten ilk öncü ben geldim.
MUHABİR: Peki Hocam, Adnan Oktar neden Harun Yahya oldu? Bununla ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Harun Yahya?
MUHABİR: Çünkü en çok merak edilen bir konu bu.
ADNAN OKTAR: Bakın diyor ki rivayette, Hz. Ali’ye senin bana yakınlığın Musa’ya nispetle Harun gibidir diyor. Demek ki yardımcı olma konusunda ben haklıyım yani, Harun biliyorsunuz Hz. Musa’nın yardımcısıydı, Yahya da Hz. İsa aleyhisselamın yardımcısı. Bende Peygamber Efendimizin bir kölesinin kölesi olduğumu düşünüyorum. Ona yardımcı olan, onun yolunda olan bir kulum inşaAllah.
MUHABİR: Hocam peki, Ak Partinin kapatılmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Düşünceleriniz nelerdir? Bizimle paylaşabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey olmaz. Daha hayırlı olur, daha güzele gider. Daha gürül gürül bir gelişle gelir yine hiçbir şey olmaz. Onların hepsinde bir hayır var ama tabi ben sadece AKP’yi destekliyorum anlamında demiyorum. Ben sağ partilerin hemen hemen tamamını desteklerim. Ama AKP’yi hakikaten ben genel anlamda olumlu görüyorum özellikle, bu Ergenekon çetesine karşı tavrı Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük eylemlerinden biri. Fevkalade olağanüstü bir olay o yönüyle tebrik ediyorum.
MUHABİR: Evet Hocam, peki Hocam, şimdi İsrail’in İran’a bir tehdidi söz konusu biliyorsunuz bir savaş çıkarsa Türkiye bu durumda nasıl bir zarar görür Hocam.
ADNAN OKTAR: Türkiye’ye hiçbir şey olmaz. Türkiye, Ortadoğu, Balkanların, İslam Aleminin, Türk Aleminin en büyük ülkesi olacak. Lider ülkesi olacak. Türk - İslam birliği kurulacak. Türk – İslam birliğinin de lideri olacak Türkiye. Kaderde tabi Allah birçok olay meydana getirmiş. Mesela, ahir zamanda olacak olayları Peygamber zaten bildirmiş. Şu şunla savaşacak diyor peygamber. Şu olaylar olacak, şu olaylar olacak hepsi anlatılmış. O İran taraflarında da bir şeyler olacağı rivayetlerde var.
MUHABİR: Peki Hocam, İsrail ve Amerika yani İslamiyet için bir tehdit mi? Sizce
ADNAN OKTAR: İslamiyet Allah’ın korumasında olan bir sistemdir. İslam’a hiçbir şey olmaz. Kuran’a da hiçbir şey olmaz. Kimsenin ona gücü yetmez. Kuran’ın, İslam’ın kaderi, zaten mükemmel. Kuran zaten dünyaya hakim oldu. Allah katında tamamen bitti. Allah nurunu tamamlayacaktır diyor o ayet gerçekleşti. İslam dünyaya hakim oldu. Daha biz bunu görmedik, buna doğru gidiyoruz, bunu görmeye doğru gidiyoruz. Zaten nurunu tamamladı, fakat nurunu parlatacak Allah inşaAllah.
MUHABİR: Hocam, peki son günlerde artan bir türban polemiği var bununla ilgili neler söyleyeceksiniz? Düşünceleriniz neler? Yani, Türban her yerde yasaklandı gene. Yani meclisten çıkan bir yasa Anayasadan geri döndü bununla ilgili neler söyleyeceksiniz.
ADNAN OKTAR: Gereksiz bir korku var önce onun bir kaldırılması lazım. Yani laiklikle ilgili bir korku var. Sola, ateistlere tam bir garanti verilmesi lazım. Tam onların kalplerinin rahatlatılması lazım, onlarda bizim 1. sınıf vatandaşlarımız. Yani olabilir insanlar tedirgin olabilirler, çekinebilirler ne olacak acaba diyebilirler. Bunu dedirtmemek lazım. Yani geleceği onlar için tam sağlam hale getirmek, laiklik güvencesini tam oturtmak gerekiyor. Yoksa başörtüsünün hükmü açık Kuran da sarihtir. Hadislerde de belirtilmiştir. Yani bunun tartışılacak bir yönü yok. Bu çocuklarda dindarlar bu genç kızlarımız başını örtüp okula geliyor. Ne var bunda gayet güzel, hanım hanımcık geliyorlar. Benim zamanımda da kapalı gelirlerdi okula hiçbir şey olmazdı. İstanbul üniversitesindeyken ben, başörtülü birçok genç kız gelirdi. Felsefede okurken ben hiçbir şey olmuyordu. Kimseyi de rahatsız etmiyordu bu. Yani solcularda belli oluyordu bıyığından anlaşılıyordu. Dindarlar sakalından anlaşılıyordu. Başörtülü hanımlar gene anlaşılıyordu, solcu bayanlarda gene anlaşılıyordu kılığından kıyafetinden çünkü solcuların özel kendine has kıyafetleri vardır. Hiç bir şeyde olmuyordu. Ne var bunda. Tabiî ki birçok fikir zenginliği olabilir. Herkes çeşitli şekillerde düşünebilir. Yeter ki her vatandaşımıza tam bir yaşama ve özgürlük ve demokrasi güvencesi verilsin.
MUHABİR: Hocam, türbanla üniversiteye girilmesi sizce bir şeyi değiştirtmiyor mu?
ADNAN OKTAR: Tabiî ki girsinler yani hiçbir şey olmaz yani türbanla girebilir, boneyle girsin, şapkalı girsin, nasıl giriyorsa girsin yani adı üstünde yani burası üniversite rahat olması lazım o çocukların nihayet bu onun fikri, yani başörtüsü olmasa o fikrinden vaz mı geçecek yani neyi değiştiriyor bu? Bu çocukları üzmenin tedirgin etmenin alemi ne yani bırakın girsinler inşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam, size ait kaç tane eser var? Yani, CD ve kitap olarak.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, 300’ü geçti kitaplarım. 300’ün üzerinde dağıtımda çok yüksek. Geçen sene 35 milyon sırf internetten indirilmişti. Bu sene 35 milyonu da katlamış gibi görünüyor maşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah Hocam,
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
MUHABİR: Hocam peki, yani merak ettiğim bir soru internet web sayfanızda gördüm. Size ait olan web sayfanızda orda akıl hastanesiyle ilgili çekilen bazı görüntüler vardı. Bu görüntüler nelerdi efendim, bizimle biraz paylaşabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Benim akıl hastanesine gidişim çok ilginç bir kere tutuklandığım konu boş zaten. Türk kavmindenim, İslam milletindenim dedim. Sen misin onu diyen, hemen biz apar topar tutuklandık. Bu sözde hiçbir şey yok ben Türk kavmindenim doğru ve İslam milletindenim yani İslam dinindenim bu da doğru. Böyle bu dava devam ederken o 9 ay beni hücrede tuttular önce, hücre hapsi. Hücre hapsi, yani normalde benim bildiğim 10 gün, 15 gün ceza olarak verilir. Hapishanede suç işleyenlere verilir 10 gün 15 gün ki o da zor durur şahıslar orada. Ben 9 ay hücrede durdum. Sonra benim tutukluluğum kaldırıldı. Yani, hür hale geldim ve mahkum da değilim, tutukluda değilim. Bu haldeyken akıl hastanesine gönderildim ve tam bir mahkum muamelesi gördüm. Dışarı çıkartılmıyorum, kapılar üstüme kapatıldı çelik kapılar. Bütün akıl hastaları cinayet işleyen akıl hastaları sokakta geziyorlar. Ailelerine gidiyorlar görüşüyorlar ama ben görüştürülmüyordum. Telefon görüşmesi de yasaktı. Doktorlarla görüşmem de yasak, hemşirelerle görüşmem de yasak, arkadaşlarımla zaten görüştürmüyorlar. 10 ay tam bir mahkum muamelesi gördüm.
MUHABİR: 10 ay kaldınız değil mi efendim.
ADNAN OKTAR: Evet, 10 ay kaldım. 300 akıl hastasının içinde Abdülhamit döneminden kalma eski bir taş binanın içinde bana bir baraka gibi yer verdiler. Böyle kapısı kırık 2. Abdülhamit döneminden kalmış düşünün öyle bir yerdi. 7 kişi öldürüldü benim kaldığım dönemde. Yani tepsilerle birbirine saldırıyor, boğarak öldürüyor, duvara birbirlerini vurarak öldürüyorlar öyle bir ortamda ben yazar bir insanım yani ne işim var orda daha hala ben anlayabilmiş değilim.
MUHABİR: Peki efendim, gerekçe neydi? Yani, bunun gerekçesi neydi sizce?
ADNAN OKTAR: Akıl hastası diyor, yani bu kadar, sen tebliğ yaparsan, Darwinizm'e karşı gelirsen, masonluğa karşı gelirsen, ateist Siyonizm ile mücadele edersen, bunları karşına alırsan, böyle bir cesaret gösterirsen herhalde bu delilik oluyor anladığım kadarıyla. Allah’a şükür ki akıl hastanesinden verilen o raporu, askeri hastane bozdu, tam sıhhatlidir, aklende bedenende sağlıklıdır diye rapor verdi. Allah’a şükür bu iftiradan da kurtuldum.
MUHABİR: Hocam peki, kıyamet alametleri bir bir gerçekleşiyor.
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah evet.
MUHABİR: Bunu da yazılarınızda okuduğumuz gibi, ayetlerde geçtiği gibi bir bir gerçekleşiyor. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Yani, yavaş yavaş kıyamete doğru gidiyoruz. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: İşte ben İran olayını sorduğunda onu kastettim. Ahir zamanın en güzel, en hareketli dönemlerindeyiz. Said Nursi Hazretleri Bediüzzaman, benim üstadımdır. O da Güneydoğuludur, hemşerinizdir aynı zamanda. Bu mübarek ve muhterem insan 1400 yıl sonra gelecek hakikatti diyor. Asırlarında kaip zannetmiştir diyor sahabe ve tabiyin ve tebbe tabiyin için bunu söylüyor. Kendi zamanlarında gelecektir zannetmişlerdir diyor. 1400 sene sonra gelecek bir hakikate. Biz nerdeyiz şu an 1400’ü geçtik değil mi çok sarih tarih vermiş Sait Nursi Hazretleri, çıkacağı yeri de belirtmiş. İstanbul da çıkacak diyor. Açık açık onu da belirtmiş fakat geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez diyor. Daha Hazreti İsa için de yakın talebeleri onu imanın nurundan tanırlar diyor. Demek ki, bu iki muhterem şahıs da Hz. İsa’da, Mehdi de gelmek üzereler, hatta ben Mehdi’nin geldiğini düşünüyorum. İsa Aleyhisselam’ın da gelmek üzere olduğunu düşünüyorum. Tam bir dünyada hakimiyet meydana gelecek Allah’ın nuru tam anlamıyla, Kuran’ın nuru tam anlamıyla her yere hakim olacak. Allah’ın nuru her yerde de insanlar görmüyor, bunu görür hale gelecekler. İslam’ın nurunu da her yere Allah hakim etti onu da görür hale gelecekler. İran, Amerika savaşacak mı, savaşsın yani hiçbir şey olmaz bunlar kaderde olan Allah’ın belirlediği şeylerdir. Savaşa ne İran karar verir ne Amerika karar verir, ne George Bush karar verir. Savaşın meydana gelmesi kaderdedir. Olmuş bitmiştir o savaş varsa zaten.
MUHABİR: Hocam, Ergenekon ile ilgili düşünceleriniz neler? Bugün mesela, haberlerde de izlediyseniz yine terör örgütüyle bir bağlantısı var. Ergenekon’un bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Ergenekon, PKK, terör örgütleri, masonluk bunlar iç içe bir ailedir. Toplu bütün bir ailedir. Büyük babaları masonluktur. Çocukları da PKK ve Ergenekon terör örgütüdür. Ateist bir örgüttür Ergenekon. İslam’a, Kuran’a karşı özel cephe almış, tavır almış, mücadeleyi esas almış Kuran’a karşı, İslam’a karşı mücadeleyi esas almış bir örgüttür Ergenekon. Ve tam anlamıyla din karşıtı bir örgüttür. Aynı PKK gibi onun için PKK ile tam fikirleri örtüşmekte. Yani birçok konuda fikirleri örtüşmektedir. Birçok terör örgütüyle de aynı fikirdedirler, onun için çok büyük bir tehlike olarak bütün Türk milletinin bunu algılaması gerekiyor. Çok ciddi bir mücadele verilmesi gerekir, akılcı bir mücadele verilmesi gerekir. Hem devletin bütün ilgili birimlerine hem hükümete bu konuda destek verilmesi çok yerinde bir davranış olur diye düşünüyorum.
MUHABİR: Peki efendim, şu anki Türkiye’nin nereye sizce Türkiye’yi nereye götürmeye çalışılıyor. Mesela, Ergenekon davaları açığa çıktı, türban olayı çıktı. Türkiye nereye gidiyor?
ADNAN OKTAR: Türkiye gittikçe yıkanıyor, temizleniyor, arınıyor, boyu büyüyor, gelişiyor, gürbüzleşiyor, olgunlaşıyor ve Türk – İslam birliğinin lideri olmaya doğru gidiyor. Türkiye’ye hiçbir şey olduğu yok.
MUHABİR: Evet, yani şu anda Türkiye de bir kargaşa var, bir gürültü var, her gün farklı bir konuyla Türkiye sarsılıyor sizce Türkiye bir yere götürülmeye mi çalışılıyor? Yoksa gerçekten Türkiye arınıyor mu?
ADNAN OKTAR: Arınıyor, temizleniyor, güçleniyor, büyüyor, pazusu kuvvetleniyor, sıhhatli hale geliyor, lider vasıfları oluyor, lider olmaya hazırlanıyor Türkiye.
MUHABİR: Peki efendim, Türk – İslam birliği ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
ADNAN OKTAR: Türk – İslam birliğine ramak kaldı inşaAllah. Azerbaycan ile birleşeceğiz, Suriye ile birleşeceğiz, Irakla birleşeceğiz, Türkmenistan’la, Doğu Türkistan ile birleşeceğiz. Koskoca bir Türk – İslam alemi meydana gelecek inşaAllah. Bunun arifesindeyiz. En fazla 10 yıl içinde çok ciddi gelişmeler olacak bunu göreceğiz hep beraber inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah Hocam, peki Hocam, PKK terör örgütü Türkiye’den nasıl temizlenebilir yani bunun yolları var mı sizce?
ADNAN OKTAR: PKK terör örgütünün temizlenmesinin yolu anti materyalist, anti Darwinist, antikomünist, ilmi mücadele, felsefi mücadele verilmesi gerekir. Çünkü onlar felsefi bir mücadele veriyorlar. Darwinist propaganda yapıyorlar. Marksist propaganda yapıyorlar, materyalist propaganda yapıyorlar. Materyalist propagandaya, Marksist propagandaya susmak, Darwinist propagandaya susmak, hatta ona bir nevi uygun ortam hazırlamak örgütün gelişmesine sebep olur tabiî ki. Karşı atak çok önemlidir. Bunun olması bir de Güneydoğudaki vatandaşlarımıza karşı çok şefkatli, sevgi dolu yaklaşmak, onlara duyduğumuz derin saygıyı, sevgiyi, muhabbeti, hissettirmemiz bunlarda çok önemli. Bir de oraları böyle hiç olmazsa sıhhatli bir ekonomiye kavuşuncaya kadar doğrudan gıda yönüyle, giyecek yönüyle, yani acil ihtiyaç yönüyle desteklemek.
MUHABİR: Şimdi Hocam, biliyorsunuz Güneydoğuda terör mağduru çok insan var köylerde filan, yani oralara nasıl bir yardım götürülebilir? Neler yapılabilir?
ADNAN OKTAR: En güzel şey buralara işte kamyonlara yiyecek doldurup, temel gıda maddeleri, temel gıda maddelerinin dışında da özellikle soğukta giyebilecekleri gibi kalın kışlık kıyafetler veya yazlık kıyafetler, ayakkabı, yani doğal tabi ihtiyaçlar olabilir, sağlık malzemeleri olabilir, yani böyle güzel sağlıklı ve sıhhatli yaşayabilecekleri bir malzeme tespiti yapılabilir. Onların bolca oraya gönderilmesi halkın, oradaki değerli kardeşlerimizin bunları rahat rahat kullanmaları. Çünkü onlar çok onurludur doğu halkı böyle çok yani, o istemez sen götürüp ona dağıtırsan ısrar edersen alırlar öyle bir insandır onlar yani çok bütün Türkiye’miz öyle efendidir yani utangaç saygılı insanlardır. Onurlu insanlardır. Onun için ısrar etmek lazım ayrıca. Evine götürüp o şekilde bir şey yapmak lazım. Kitap dağıtmak lazım evlere gene kamyonla kitap dağıtılması lazım.
MUHABİR: Siz bunu yapıyorsunuz zaten Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah.
MUHABİR: Evet hocam, 3 yıllık bir ceza alma durumunuz var şu anda mahkeme?
ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, evet.
MUHABİR: Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?
ADNAN OKTAR: Cezayı, hapishaneyi yaratana bakmak lazım. Şimdi, hakim insanı hapsetmez, gardiyanda hapsetmez. Hz. Yusuf’u kim hapsettiyse bizi de O hapseder. Kimdir bu Allah. Nasıl olur bu kaderde tespit edilir, vakti gelir, süresi bellidir girersin, çıkarsın yahut gene girersin gene çıkarsın. Bu Allah’ın takdiri mesela, Yusuf’un ne sucu vardı? Sadece güzel huylu ve güzel ahlaklı olmasıydı. Kardeşlerinin kıskanmasının sebebi buydu. Sırf haset etmeleri, kıskanmaları yetti. Aldılar onu kuyunun içine koydular, hatta öldürmeyi dahi düşündüler. Babalarına yalan söylediler. İşte kurt yedi gibi böyle çocukça bir yalanla yaklaştılar. Allah onu oradan kurtardı, kuyudan kurtardı ama Allah bu seferde kadınları ona musallat etti Cenabı Allah. İmtihan oluyor çünkü cinsellikle ilgili durduk yere başı belaya girdi. Yani bir sucu yok, bir şey yok hatta kaçıyor mübarek, kadın arkasından koşup gömleğini yırtıyor. O kendini kurtarmanın peşinde. Buna rağmen bak sırf kadınların entrikası, oyunuyla hiçbir suçu olmadığı halde o zamanki devletin zulüm anlayışı, o zamanki hakimlerin, o zamanki hukuk sisteminin zulüm anlayışıyla haklı olduğu çok açık olduğu halde, suçsuz olduğu çok aşikar olduğu halde alıp onu hapse koydular Hz. Yusuf’u. Gitti aslan gibi yattı 7 yıl. Allah onu 7 yılın sonunda onu çıkarttı Mısır’a sultan yaptı. İşte bu kadar. Ama bak çıkar çıkmaz Yarabbi diyor, bana ahireti nasip et, cenneti nasip et diyor. Allah’ın rızasını istiyor çıkar çıkmaz. Allah’ın güzelliğini istiyor. Hemen, saltanat peşinde koşmuyor. Onu ilgilendirmiyor saltanat. Yani hemen ahireti istiyor. Bak şimdi O cennet de, Hz. Yusuf elhamdülillah sonsuza kadar. Cennet meyvelerinden yiyecek, cennet köşklerinde gezecek, cennet hurileriyle beraber olacak, çok büyük bir nimete kavuştu elhamdülillah. İsterse 70 yıl yatsın 7 yıl değil, maşaAllah.
MUHABİR: Hocam peki, dağıttığınız eserleriniz var, ücretsiz bir şekilde dağıtıyorsunuz, yani bununla ilgili neler söyleyeceksiniz? Neden bedava dağıtılıyor bunlar, neden ücretsiz gönderiliyor?
ADNAN OKTAR: Kitap, zaten parayla satılmaz kitap normalde yani böyle bir şey olmaz. Fakat bizim yayınevi tabi hem kendini çevirmek, hem çalışanlarının masrafını karşılamak, hem kağıt masraflarını, hem matbaa masraflarını karşılamak için bir ücret alıyor tabi. Ama gerçekten ucu ucuna ben biliyorum yani öyle kar edeceği gibi bir şey değil. Ben zaten telif ücreti almıyorum. Ayrıca internette zaten bedava dağıtılıyor, bir de yayınevi de ayrıca bedava basılmış kitap olarak dağıtıyor. Mesela, 35 milyon kitap bedava internetten indirildi geçen sene. Bu sene 35 milyonu katladı maşaAllah. Aslında öyle olması lazım yani kitaptan kar edilmez. Yani ticaretten kar edilir, şundan bundan kar edilirde yani tebliğden kar edilmez. Ben sana gel Allah’ı dini anlatayım sen bana para ver ben sana tebliğ yapayım olur mu öyle şey üstüne para verilir.
MUHABİR: Şimdi, bazıları bunun ticaretini yapıyor hocam maalesef.
ADNAN OKTAR: Üstüne para verilir. Yani, beni dinledin sen, al sana para vereyim diyeceksin inşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam, ahir zamanla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Ahir zaman?
ADNAN OKTAR: Ahir zamanın en güzel dönemlerindeyiz inşaAllah. Mehdi’nin çıkması an meselesi, zuhuru inşaAllah. Mehdi ben mehdiyim diye ortaya çıkmayacak. Mehdiyi yalvararak başa getirecekler. Israr ederek başa getirecekler inşaAllah. İslam Alemi’nin manevi lideri olacak.
MUHABİR: Biz bunu nasıl hissedeceğiz? Hocam nasıl göreceğiz?
ADNAN OKTAR: Çok açık anlaşılır o, bağırır adeta. İsa Aleyhisselam da geldiği vakit, onun nurundan, ışığından hemen feraseti basireti olan, iman nuruyla bakan hemen görür. Böyle o kadar detaya gerek kalmaz. Ayrıca mucizede gösterecek, Hz. İsa geldiği vakit. İslamiyet’le Hıristiyanlık birleşecek sadece İslamiyet kalacak inşaAllah. Bütün dünyaya Allah nurunu hakim kılacak yani göremeyenlere Allah nurunu gösterecek. Hz. İsa şimdi diyor Cenabı Allah, ‘sana vefatından önce inanmayacak tek bir fert kalmayacak’ diyor Allah. Allah’ın sözü var. 1 kişi! Yani Asya’nın ortalarından tut, Çin, Japonya’dan dağın altında, üstünde, hiç kimse kalmayacak diyor Allah, sana bir tane iman etmeyen kişi kalmayacak ölümünden evvel. O kıyamet için bir alamettir diyor. İsa Aleyhisselam için. Ayrıca gene ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. Çok detaylı olarak Hz. İsa’nın geleceğine dair izahlar var. Sana, diyor Cenabı Allah tabii olanları kıyamete kadar galip kılacağım diyor Allah. Yani, kıyamete kadar devam edeceği İslamiyet’in o müjdeyi veriyor Allah. Yani nereye baksak, bunu açık açık görüyoruz. Fakat 4 mezhep bu konuda ittifak halindedir. Hz. İsa’nın çıkışı, mehdinin zuhuru. Hanefi, Hamberi, Maliki ve Şafi mezheplerinde kesin hükümdür bu, yani 4 mezhebin görüşüdür bu. Ayrıca, Şiilikte de Alevilikte de yani ikinci büyük mezhep olan Şiilikte de Alevilikte de, mehdinin zuhuru kesin bir inançtır. Onun için inkarı mümkün olan bir konu değil, ayrıca alametlerinin tamamı çıktı aşağı yukarı. 300’e yakın alameti vardır mehdinin. Hemen hemen tamamı çıktı hatta şu yağmur yağmaması bile, kuraklığın başlaması mehdinin çıkış alametidir. Mehdinin çıkmasından evvel böyle bir kuraklık dönemi olacağı rivayetlerde belirtiliyor. Mehdi çıktıktan sonra bol bol yağmurlar yağacağı, bol bol ürünler alınacağı belirtiliyor. Biz bu günlerdeyiz inşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam, siyasi partilerle ilgili görüşleriniz nasıl? Yani siyasi partileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ben işin doğrusu sağ partilerin hepsini desteklerim. Çünkü sağ partilerin hepsi anti Darwinisttir, anti materyalisttir, mukaddesatçı ve maneviyatçıdır. Öyle olması durumunda benim onları desteklememem diye bir konu olmaz. Ama mesela, sol partilerde de Deniz Baykal’ın özellikle şahsını takdir ediyorum ben yani çok efendi bir insan Deniz Baykal ve çok akıllı bir insan. Dindar, torunlarını alıp camiye götürecek kadar dindar. Yani bir insanın alıp çocuklarını, torunlarını camiye götürmesi ne anlama gelir? Gelecek nesilleri dahi düşünüyorum, onların namaz kılmasını Müslüman olmasını istiyorum ve onlarda Müslümanlar ben onları Müslüman yetiştirdim ve böyle kalmalarını istiyorum ve bende başlarında duruyorum. Bende Müslümanım, onlarda Müslüman anlatmak istediği bu aynı zamanda bunun anlamı budur, tefsiri budur. Peki, böyle bir insana Müslüman kalbinde buğz duyabilir mi? Duyamaz, bende duymuyorum ve saygı duyuyorum.
MUHABİR: Peki efendim, Sayın Sav’ın bir açıklaması vardı geçtiğimiz günlerde, belki haberlerde izlemişsinizdir. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Yani dinle ilgili bir açıklaması vardı. İşte hacca gitmeyin filan gibi insanları düşüncelerle yorumluyordu.
ADNAN OKTAR: Yani, öyle bir Allah’ın hikmeti yani öyle bir boş bulunup gaflete gelmiş öyle, dini konuda şaka olmaz. Mukaddesatla şaka olmaz, herhalde kendince bir şaka yapmaya kalktı ama tabi çok yersiz, çok ayıp ve çok yanlış bir şaka anlayışı. Din’le, Kuran’la, mukaddesatla bu şekilde şaka yapılmaz. Ona bu bir tecrübe olmuştur tahmin ediyorum. Bir daha yapacağını zannetmiyorum onun inşaAllah.
MUHABİR: Peki Hocam, masonlarla ilgili düşünceleriniz neler? Yani masonlar insanlara nasıl zarar verebiliyor?
ADNAN OKTAR: Masonluk, şeytan dünyada bir ordu kurmuştur. Taraftarları vardır, Kuran’da belirtilir. Bunların vasıfları da belirtilir. Şeytanın en organize, en güçlü ordusu masonluktur. Onun kontrolündedir, yani masonluk tamamen şeytanın birebir kontrolündedir. Hemen hemen birçok mason locasında 33 derece ayinlerinde şeytan hipnoz seanslarında çağrılır. Şahsa hulul eder şeytan, yani kafasına, ruhuna giriyor onun ağzından konuşmaya başlar. Şeytanın dediklerini onlarda not alıyorlar, işte gidin şurada kan dökün, şurada ihtilal yapın, şurada şu rezaleti yapın, burada bu rezaleti yapın, onlarda birebir bunu uyguluyorlar. Masonluğun ana vasıflarında biri de materyalist ve ateist olmasıdır. 3 kitap üzerine yemin ederler ama locadaki konuşmalar öyle olmuyor. Tam net olarak dine karşı tavır koyarlar ve Darwinisttirler, Ateist, materyalist yapıları vardır. Ama yeni gelenlere, herhalde kendilerince kandırmak için mi, artık ikna etmek için mi bilemiyorum 3 kitabın üstüne yemin ettiriyorlar. Fakat bu bir aldatmaca hiçbir şekilde böyle bir olay yok. Mimar Sinan dergisini açıp bakın, kendi dergileridir. Şakül dergisi de herhalde hatırladığım kadarıyla. Onda da açık açık anlatıyorlar, Darwinizm'i, materyalizmi açık açık, savunuyorlar. Dine karşıda açıkça tavır koyuyorlar. Onun için, o konularda bilmeyenler, onlarda dindar gibi bir şeyler söylüyorlar bu cahilliğe dayalı bir şey.
MUHABİR: Peki Hocam, şu anda üniversitelerde var mı öyle bir şey? İnsanlarımız kandırılıyor mu yani gençlerimiz?
ADNAN OKTAR: Zaten mason olmadan yüksek makama çıkmak pek mümkün olmuyor Türkiye de, yani masonda masona veriliyor makamlar. Böyle, icazet gibi, mason olman lazım ki sende oraya geçebilesin.
MUHABİR: Devrediliyor.
ADNAN OKTAR: Devrediliyor tabi. Onun için, başka bir yol yok ne yapalım falan mantığı ile de onlar mason oluyorlar. Ben çok duydum, yani ne yapabilirdim, mecburdum, işte bu makama gelmek için başka yol mu var? Ne yapayım? Ne edeyim? Falan gibisinden bir garip mantık geliştiriyorlar.
MUHABİR: Hocam, mesela dünyada şu anda, dünyanın her tarafında depremler oluyor, bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Depremlerin artışı ahir zamanda mehdinin çıkış alametidir. Hz. İsa Aleyhisselamın iniş alametidir. İncil’de de geçer bunlar. Hem İncil de var, hem rivayetlerde var.
MUHABİR: Evet Hocam, son olara buradan Mardin halkına neler söylemek istersiniz?
ADNAN OKTAR: Hepsi, hepsi Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt, Tillo mesela Sait Nursi Hazretlerinin memleketidir. Orda benim canım kardeşlerimin bulunduğunu biliyorum. Hepsini çok seviyorum. Oradaki Kürtler, Araplar, seyitler, Türkler, Lazlar hepsi hepsi benim kardeşim ve benim için hepsi Türk’tür. Hepsi birebir benim kardeşimdir, canımdır hepsi benim. Aynı bayrağın altında, tek millet olarak, tek vücut olarak inşaAllah, kardeşiz. Ama Allah bizi kavim kavim yaratmış, Kuranda da var, birçok kavimden de olabiliriz hiç fark etmez. Üstünlük ancak takva iledir. Allah katında da en iyi olanınız diyor, Cenabı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım en takva olanınızdır diyor. Bütün mesele takva olmakta ve samimi olmakta. Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, ancak samimi olan kullarım kurtulur diyor. Benim oradaki kardeşlerim her kavimden olabilir bana ne, ben onların güzel ahlakına bakarım ve bu bayrak altında, bu vatanın vatandaşı olarak ben Türküm diyor, ben o adamın anlından öperim. Yani, konu bitmiştir.
MUHABİR: Sizce bir ayrım yapılıyor mu? Hocam peki.
ADNAN OKTAR: Efendim?
MUHABİR: Bir ayrım yapılıyor mu? Bu, doğuludur filan.
ADNAN OKTAR: Böyle cahiller, aklıevveller, fitneciler, böyle masonların uşakları, sahtekar, sevgisiz insanlar, insan sevgisini tadamamış, Allahtan korkmayanların tabi bir ayrım kafası var. Ama onların kafasını Allah eziyor zaten. Öyle bir şey olmaz. Allah’ın yarattığı her kul mukaddestir ve değerlidir. Oradaki bütün kardeşlerim, bütün Anadolu halkı gibi çok değerlidirler. Çok üstündürler, birinci sınıf vatandaştırlar, hepsi kardeşimiz, onu bu şekilde bilmek lazım. Aksini söyleyenlerinde fitneci, cahil ve akılsız olduğunu da bilmekte fayda var. Onun için, hiç itibar etmemek lazım onların sözlerine, hiç kale almamak lazım. Değersiz insanlardan, değersiz sözler çıkar öyle, o tarz. Değersiz insanların, değersiz sözlerine değer vermemek lazım.
MUHABİR: Hocam, çok teşekkürler ediyoruz sizlere.
ADNAN OKTAR: Bende çok teşekkür ediyorum.
MUHABİR: İstanbul’da evinizi bize açtınız bizi konuk olarak aldınız. Tekrar sizi de Mardin de, televizyonumuzda, stüdyomuzda ağırlamak istiyoruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: inşaAllah. Ama kısaca da bir şey söyleyeyim, bu 3 yıllık cezada ben gönüllerde beraat ettim benim için önemli olan bu. Benim çete lideri olmadığımı bütün Türkiye biliyor. Türkiye’nin hepsi beni çok sever. Bütün dindarlar, bütün kardeşlerim, sağcısı, solcusu yani hepsi samimi olan her insan çok sever. Böyle bir iddiayı Türkiye de kabul eden olmadığına göre, benim gönlüm çok çok rahat. Çünkü ben, ne yol kestim, ne gasp yaptım, ne insanları dağa kaldırdım, ben kitap yazdım. 300 tane eserim var. Mahkeme dosyası da bomboş içinde hiçbir suçlayıcı ifade yok, hiçbir delil yok, ama mahkemenin kararına da saygım büyük. Fakat bunun böyle bilinmesinde de fayda var. Çünkü daha öncede bana bir kokain iftirası atmışlardı, onun bir Ergenekon oyunu olduğunu, bir çete oyunu olduğunu ben mahkemede ispat ettim. Emniyette yiyeceğime katılarak verildiğini ispat ettim. Mahkeme ve adli tıpta bunu ispat etti ve ben bu konuda aklandım. Akıl hastası diyerek iftira attılar, ondan da aklandım elhamdülillah, askeri hastane rapor verdi. Aslan gibi olduğumu da, sağlıklı olduğumu da oradan anlamış oldular. Daha önce yargılandım ondan da beraat ettim, yine yargılandım onlardan da beraat ettim. Ebru Şimşek olayını çıkarttılar ondan da beraat ettim. Onunda bir yalan ve iftiradan ibaret olduğunu açık açık ağır ceza mahkemesinde ispat ettim. Film gösterterek. Çünkü o evin tavanı dümdüz, benim bulunduğum evin tavanı dümdüz. O bayanın bulunduğu evde, kirişler aşağı sarkıyor. Benim bulunduğum evde, cam tavandan tabana kadar, onun bulunduğu evde küçük pimapen pencereler var. İki evin arasındaki dev farklılıklar, yani ev yıkılmadan değiştirilemeyecek olan bu farklılıkları ben mahkemede gösterttim. Hakimler, bilirkişiler hepsi gördü. Bunun tam net bir iftira olduğunu da Allah onlara göstertti ve ondan da kurtuldum. Şimdiye kadar yapılan her iftiradan, her oyundan Allah beni kurtardı. Bu davada da çete lideri diyorlar, Allah’ın katındaki benim durumum benim için çok önemli, dünyada bana ne dendiğini ben hiç önemli görmüyorum bir de ayrıca vatandaşlarımın bana bakışı çok önemli. Türk milletinin bana bakışı çok önemli. Ben Türk milletinin gönlünde beraat ettim. Beni ilgilendiren bu. Bu konu benim için kapanmıştır. inşaAllah.
MUHABİR: Hocam, dünyada, Türkiye’de de çok sevilen bir insansınız, bir kişiliksiniz.
ADNAN OKTAR: inşaAllah
MUHABİR: Yani %90’nı sever, %10’nu sevmese de olur Hocam, yani %90’nın sizinle birlikte olduğuna biz canı gönülden inanıyoruz.
MUHABİR: Peki Hocam, neden bu kadar üzerinize geliniyor? Cevap olarak böyle bir soru sorayım size?
ADNAN OKTAR: Neden üzerimize geliyorlar? Hazreti Yusuf’un üzerine niye geldiler? Peygamberimizin üzerine niye geldiler? Hz. Musa’nın üzerine niye geldiler? Benim üzerime de o yüzden geldiler bende onların yolundayım çünkü. Peygamberimizin kölesiyim, hatta kölesinin kölesiyim. Allah yolunda olan herkesin başına bu tip olaylar gelir. Mücadele güçlendikçe daha da şiddetlenir. Son derece normal bu.
MUHABİR: Hocam, çok teşekkürler ediyoruz. Verdiğiniz bilgiler için Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR: Ben teşekkür ederim. Hepimizden.
MUHABİR: Evet, sevgili izleyicilerimiz, bu haftalık bu akşamlık bu kadar, başka haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun efendim. Hayırlı akşamlar.
Bu eser 156 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;