Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın Bulgaristan Hope TV ile Röportajı
Haziran 2008
HOPE TV: Evrim teorisinin bir teori değil bilimsel bir gerçek olduğu düşünülüyor. Ancak yaratılış teorisini savunanlar bunu doğrulamak için yeterli kanıt olmadığını iddia ediyorlar. Aslında fosil müzeleri de bunun tam tersini gösteriyor. Peki, kim haklı? Evrim teorisine inananlar mı yoksa yaratılış teorisine inananlar mı?
ADNAN OKTAR: Evrim teorisine inanlar 15-20 yıl sonra belki bu teoriye nasıl inandıklarına bir türlü inanamayacaklar yani nasıl yaptık biz bu saflığı, nasıl bu teoriye inandık diye kendilerine şaşıracaklar bilimsellik süsü verilmiş tam bir hurafe bilimselliğin tam zıddı olan, bilimsellik karmaşası içerisinde meydana getirilmiş bir oyun. Yani ateistlerin meydana getirdiği bir oyundur Darwinizm.
HOPE TV: Biz sizin müzelerinizde çok şeyler gördük ve bildiğimiz kadarıyla sizin yaklaşık 20.000 fosiliniz var. Bunlar bize neyi gösteriyor?
ADNAN OKTAR: Allah yerin altına taşların üzerine canlıların resimlerini kazımış. Yerin altına yerleştirmiş. Bunu yeraltından Allah çok kolay çıkarabileceğimiz hale de getirmiş. Ben canlıları işte böyle yarattım tarzında yeraltına belgeler koymuş Allah. Biz bu belgeleri kazdıkça yeraltından çıkartıyoruz. Tıpatıp canlıların aynen durduğunu görüyoruz. Ve hiç bir şekilde evrim geçirmediklerini görüyoruz. Ve bu milyonlarca 20.000 değil, milyonlarca. Yüz milyona yakın.
HOPE TV: Bugün biz görüyoruz ki fosiller bugünkü canlılara çok benziyorlar. Bununla ilgili evrim teorisini savunanların görüşü nedir?
ADNAN OKTAR: Evrim teorisi yaklaşık 3000 yıllık hatta 4000 yıllık geçmişi olan, çok eski bir teoridir. Eski Mısırlılar’da da vardır. Sümerler’de vardır. Akatlar’da vardır. Eski bütün efsanelerde vardır. İnsanların tesadüfler sonucu bataklıklardan, çamurlardan, çeşitli hayvanlar şeklinde ortaya çıkıp sonra yavaş yavaş gelişip insan haline gelmesi veya diğer canlıların meydana gelmesi bu tam bir pagan inancıdır, putperest inancıdır. Eski bir safça yapılmış. Yani hiçbir insanın inanmayacağı, bir pagan dinidir. Pagan felsefesidir.
HOPE TV: Mesela siz yaratılışa inanan bir kişisiniz. Ben size şöyle bir soru sormak istiyorum. Yaratılış teorisini savunanlar genelde indirgenemez komplekslik kavramından bahsediyor ve fare kapanı örneğini kullanıyorlar. Bu küçük nesnenin Darwin’in teorisini nasıl çürüttüğünü açıklayabilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Yaratılışı savunanların bir kısmının en büyük hatalarından bir tanesi Darwinizm’e cevabın sanki çok karmaşık bir şeymiş gibi yani çok değişik ve orijinal delillerle ispat edilmesi gerekiyormuş gibi bir düşünceye kapılmalarıdır mesela bu delile hiç gerek yoktur Darwinizm’i çürütürken. Çünkü iki ana delil vardır. Çok net delil vardır. Bir Darwinizm’i savunanların ara fosilleri yoktur. Ara fosil tek bir tane yoktur. Ara fosil olmayınca Darwinizm zaten bitmiş oluyor. Yani konu kökten hallolmuş oluyor. Ama yaratılışa inanların yüz milyonun üzerinde fosilleri var ve bunlar yaratılışı ispat eder tarzda fosiller. Bu durumda bunun üstüne artık ilave çeşitli fizik kanunlarını, çeşitli karmaşık bilimsel formülleri ortaya koymak, sanki diğer konularda doğrularda sadece böyle bir konu kaldı. Yani buralardan bu teori belki halledilebilir inancını meydana getiriyor. Halbuki bir protein kesinlikle tesadüfen meydana gelemiyor bilimsel olarak bir. İkincisi tek bir tane ara fosil yok.
Zaten böyle bir durumda böyle bir teori olmaz. Ortadan kalkmış oluyor. Ve yaratılışa ait yüz milyonun üstünde fosil var. Bunun üstüne artık tek bir şey koymaya gerek yoktur. Bizim yapacağımız şey burada en önemli şey. Darwinizm’in son derece basit ve ilkel bir din olduğunu, bir pagan dini olduğunu, yaratılışınsa kesin açık delillerle yeraltındaki blok kayalardan, yeraltından çıkan çeşitli fosillerden net ve sarih olarak anlaşılan bir gerçek olduğunu anlatmamız gerekir. Darwinizm’i eğer anlaşılması zor hale getirirsek, yani halka siz bunu anlayamazsınız ancak bu çok detaylı bilimsel izahlarla anlatılır dersek. Yine Darwinistlerin oyununa gelmiş oluruz. Yani bu çok büyük hata olur. Çok çok basittir olay.
HOPE TV: Peki eksik halka konusunda görüşleriniz nedir? Bulunabilecek mi sizce?
ADNAN OKTAR: İşte burada yine bir Darwinistlerin bir oyununa gelme oluyor. Ara halka nerede var ki eksik halka olsun. Öyle bir olay yok. Darwinistler adeta böyle tekrarlarla adeta halkı büyülediler ve bu çok komik bir durum. Ben Darwinistler'e bir teklifim var bana bir tane ara fosil getirsinler tek bir tane hemen evet. Bir tane getirsinler hemen peşin 10 trilyon lira para vereceğim. Ortada hiç delil yokken bu nasıl teori olacak böyle bir şey. Sıfır delil var yani. Mesela sırf Türkiye’de sergilenen fosillerde halk bizzat elleriyle gördü. Elleriyle sürdüler yani fosilleri gördüler mermer haline gelmiş adeta. Taş haline gelmiş. Mesela sincap, tavşan, balık bunlar gece gündüz gördükleri hayvanlar. Ee bakıyor aynısı duruyor. Fosil haline gelmiş ama yüz milyon yıllık.
HOPE TV: Siz kafataslarıyla ilgili bir kitap yazıyorsunuz. Acaba fark var mı? Darwin’in teorisini savunanların iddia ettiği gibi bir fark var mı?
ADNAN OKTAR: Homosapiens bulunan homosapiensler tıpkısının aynısıdır şu ana kadar. Yani insan yakın bir devirde yaratılmıştır. Yakın bir devirde yaratılmıştır ve aynısıyla duruyorlar. Neandertal insanı vardır. Şimdiki insandan daha büyük beyin hacmine sahiptir ve daha iri yarı bir insan ırkıdır. Mesela Japon ırkı şu an farklıdır. Mesela bir Norveç ırkı farklıdır. Uzun boyludurlar mesela pigmeler vardır çok kısadır. Japonlar kısadır. Şimdi biz bir pigme fosili bulsak bu insanın ilk ilkel hali mi diyeceğiz? Yani Norveç ırkını da görünce buda evrimleşmiş büyümüş bir insan ırkı mı diyeceğiz? Milyonlarca yıllık insan kafatasları bulunuyor aynısı, fosil iskelet sistemine bakıyoruz aynısı. Ama yeni bir dönemde insanların yaratıldığı anlaşılıyor. Yakın dönemde yaratıldığı anlaşılıyor. Ama gibonlar var, goriller var, maymunlar var, şempanzeler var. Bunların türleri var. Bunların yüzlerce binlerce türü var. Tabi ki bunların bir kısmının kafatası tabi ki insana benziyor. Bir maymun buraya getirsek çok benziyor insana, o zaman çekirgeyi de benzetebiliriz. Onunda gözleri var insanında gözleri var yani.
Bizim açık delilimiz yüz milyon yıldan beri, yüzeli milyon yıldan beri hiçbir hayvanın kafatası değişmemiş ikiyüzmilyon yıllık hayvanlara bakıyoruz hiç bir hayvanın kafatası değişmemiş. Bir tanesinde böyle bir şey yok. Yani binlerce hayvan çeşidinden, binlerce canlıdan, hatta on binlerce diyeyim binlercede değil onbinlerce, yüz binlerce canlıdan hiçbirinin kafatası değişmemişte bir tek insanın mı kafatası değişmiş? Eğer böyle bir kanun varsa çekirgelerin kafası da şimdi ne bileyim en az insan kafası kadar olması gerekiyordu. Çekirgelerinde böyle karşılıklı konuşup sohbet etmesi gerekiyordu. Yani dünyada bu kadar zorlama, bu kadar delilsiz ve bu kadarda inananı olan bir teori yok. Yani bu çok çok şaşırılacak bir şok bir durum. Bir kere bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi teknik olarak mümkün değil. İmkansızdır. Ama ben onlara kolaylık sağlayayım hayal etsinler. Evet, bu bodyciler için satılan protein tozları var. Bütün protein çeşitleri var içerisinde. Onları büyük kovaların, büyük kapların içine dolduralım. Bolca da su koyalım içine onları karıştıralım.
Canlıların istediği her şeyi de içerisine koysunlar. Babadan oğula, oğuldan babaya devam etsinler. Yani babadan oğula devam etsinler. Yani bu trilyonlarca sene geçse orada hiçbir kıpırtı olmaz. Sadece bozulur başka bir şey olmaz. Yedi yaşında çocuk bile bunu anlar. Bu kovadan filler, zürafalar çıkar mı? Yani bir trilyon senede geçse desen. Hatta kendileri de bunu anlar. Anlaşılmayacak bir şey yok bunda. Ama mesela şöyle olabilirdi. Protein çok rahat meydana gelen bir şey olurdu. Hakikaten proteinlerden böyle hücrelerin meydana gelmesi çok kolay bir şey olurdu ve ara fosillerden milyonlarca ara fosil olurdu bizde derdik ki Allah insanları böyle yarattı. Ama böyle bir olay yok
HOPE TV: Mutasyonların etkisi olmuş mu?
ADNAN OKTAR: Mutasyonlarda yeni bir tür meydana getirmez. Mutasyonlar hep genellikle bozucudur. Bozar. Yani mutasyon sonucunda değişmiş hiçbir canlı yok şu an ortada. Yani mesela timsahlar kanatlanıp uçmamış. Mutasyon genelde yıkıcı ve bozucu etki yapan bir hastalıktır. Ama olsa evet Allah böyle yarattı böyle oldu derdik. Yeraltından da buna ait fosiller çıkardı kanaatimizde gelirdi ama böyle bir olay hiç olmadı olmuyor. Atomların onların dediği ilkel ortamda, o protein çorbası dedikleri ilk yaratılışta oluşan bataklıklar yani çamur olan bataklık olan alanlardaki atomlar gözü görmez, kulağı duymaz, tatma duygusu yok işitme duygusu yok. Bu tip atomlar bunlar. Bu atomlar bir gün karar veriyorlar gayret ediyorlar. Yıllar geçiyor, zaman geçiyor ve işiten, gören duyan insanlar haline geliyorlar. Bu seferde bataklıktan numune alıp biz zamanında nasıl bataklıkta böyle çamurmuşuz diye kendilerini inceliyorlar. Yani işitmeyen atom işitir hale geliyor, görmeyen atom görür hale geliyor, dokunmayan atom dokunur hale geliyor. Ve buda bilim adamı oluyor bu adamlar, bu atomlar. Ve kendilerini inceliyorlar mikroskopla. Yani bu çocuğa efsanede anlatsan, küçük çocuğa, efsane olarak anlatsan çocuk buna inanmaz. Altı yaşında çocuk bile inanmaz.
Bir de Darwinistlerin üzerinde durmadığı, çok çok büyük şok bir olay var. Mesela ben sizi şu an beynimin içinde görüyorum. Benim ceketimle sizin ceketiniz aynı yerde beynimin içinde. Sizin elbisenizle benim elbisem aynı yerde ve gözüm beynimin içinde çok ışıklı ve canlı bir dünya var. Dışarıda ışık yok. Dışarıda dalgalar var ve dışarısı karanlıktır. Bizim benim beynim dışarıdaki bu dalgaları ışık olarak algılıyor ve pırıl pırıl canlı bir dünya meydana geliyor beynimin içinde. Dışarıda ses yok. Dışarısı tam bir sessizliktir. Ancak ses dalgaları vardır. Benim beynim onu ses olarak alıyor ve duyuyor. Bu çok olağanüstü bir şeydir yani karanlık bir kutu gibi olan beynimin içinde şu kadarcık küçük bir yerde hem ışıklı bir dünya görüyorum hem sizle ben aynı yerdeyiz aynı yerde sohbet ediyoruz fakat o kadar net ki ben sizi hakikaten karşımdaymış gibi zannediyorum şu an. Yani görüntünün kalitesinden dolayı ve derinliğin güzelliğinden dolayı gerçekten karşımdaymışsınız zannediyorum. Halbuki siz benim beynimin içindesiniz. Mesela güneşe bakanda güneş çok uzakta dediğinde beynindeki güneşe bakar. Gerçek güneşi göremez. Güneşin ancak görüntüsünü görebilir.
HOPE TV: Kutsal kitapta büyük tufandan bahsedilirken farklı katmanlarda bulunan fosiller ifade edilir. Evrim teorisi hayatın basit organizmalardan, karmaşık olanlara doğru olan gelişimini açıkladığını ifade etmekte. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tufanın olduğu yani bu hem biliyorsunuz Tevrat’ta da var. İncil’de de var Kuran’da da var. Gerçek dinlerde biz bunlara hak dinler diyoruz. Hepsinde de bu açık bir gerçek olarak belirtilir ve bu doğru. Bilimsel olarak incelendiğinde de gerçekten dünyanın binlerce yıl önce bir tufan geçirdiği yapılan ilmi araştırmalarda açık açık görülüyor. Fakat bununla ilgili daha detaylı bilgiler bilimsel gelişmeler arttıkça daha da çoğalıyor. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda bu bilgiler daha da artacaktır. Ama bunun olduğunu bilimsel olarak kabul etmeyen yok gibi bir şey.
HOPE TV: İncil’de sadece bir hayatın yeni bir hayat yarattığını ifade etmekte. Bildiğim kadarıyla Kuran’da bu fikri desteklemektedir. Ancak evrim teorisini destekleyenler bunu başka türlü açıklamaya çalışıyorlar. Bunu destekleyen bilimsel delil var mı?
ADNAN OKTAR: Bu aslında çok karmaşık bir şey değil. Gerçekten yeryüzünde bir tufan olmuş. Zaten olması da çok çok makul. Zaman zaman buzullar eriyor. Mesela bir göktaşını Allah çarptırır dünyaya ve buzullar erir ve suların seviyesi yükselir ve bu tufan oluşur. Yani birçok sebeple Allah tufan meydana getirebilir. Gökyüzü de bulutlarla kaplanır, çok fazla yağmur yağmasına sebep olur. Çünkü meydana gelen su buharı, büyük bir göktaşının çarpması sonucunda milyonlarca ton su hem buhar haline gelecek hem de eriyecektir ve hem bu denizlerin yükselmesine, göllerin, barajların, baraj demeyeyim de ırmakların taşmasına ve müthiş yağmur yağmasına sebep olacaktır. Son derece makul bilimsel açıdan.
Daha öncede zaten birçok kere göktaşı çarpmış dünyaya, yalnız tabi tufanın bütün dünyayı kaplayan değil de bölgesel olmuş olacağı şeklinde bir araştırma var. Bu da olabilir yani hakikaten dünyanın her yerinde insan olmayabilir o devirde, belirli bir bölgede insan vardır. Ve tufan da o bölgede olmuştur. Bu şekilde de olmuş olabilir. Nitekim buna ait de yapılan araştırmalarda gerçekten yer katmanlarında yapılan araştırmalarda, yapılan sondajlarda böyle bir tufanın olduğu netleşti. Zaten bu konuda bir itiraz yok yani materyalistlerde bunun olduğuna inanıyorlar. Dindarlarda inanıyorlar. Ama yani böyle bir tufan olması için illa Allah’ın göktaşına ihtiyacı yok tabi. Herhangi bir sebeple de tufanı meydana getirmiş olabilir. Yani şu an inkar eden de yok hiç kimse
HOPE TV: Darwin kendi teorisinin zayıflığının farkındaydı. Ancak gelecekte kendi bulamadığı cevapların bulunabileceğine inanıyordu. Bunlar bulundu mu?
ADNAN OKTAR: İşte bu çok önemli Darwin milyonlarca ara fosili olması gerektiğine inanıyor. Ve bunların yeraltı katmalarından bulunması gerektiğine inanıyor. Eğer bu bulunursa benim teorim doğrudur diyor. Adam olayı hiç uzatmamış. Bak çok net kısa konuşmuş. Bizimde böyle net kısa bir açıklamamız var dikkat edersen. Çünkü aklın yolu budur fakat Darwin’in dediği ara fosiller yeraltı katmaları didik didik arandığı halde bulunamamıştır. Ve bilakis yaratılışı ispat eden deliller bulunmuştur. Ve yüz milyonun üstünde dolayısıyla bu konu kapanmıştır.
HOPE TV: Hayatının sonunda Darwin teorisinden vazgeçiyor. Ama her şeye rağmen bugün buna inanan insanlar var. Ben buna bir anlam veremiyorum.
ADNAN OKTAR: İnanmıyorlar idi diyelim çünkü şu an bu çok değişti. Mesela yapılan anketler benim bu Yaratılış Atlas’ımın Avrupa’ya ulaşmasından sonra. Avrupa’nın allak bullak olduğunu, teorinin yerle bir olduğunu göstertiyor. Yapılan anketlerde çok yüksek Allah’a inanan sayısı çıktı şu an. Yani Darwinizm’e inananların sayısı %15’lere %20’lere düştü. Allah’a inananların sayısı da %80’lere, 90’lara çıktı. Yaratılışa inananların sayısı bu Avrupa’daki ünlü büyük gazetelerin yaptıkları anketler sonucu ortaya çıktı. Fransız bir Fransız gazetesi, Fransız tarihin en büyük felaketi olarak alıyor. Bu Darwinizm’in yerle bir olmasını. Fransız tarihinin en büyük felaketi diyor Darwinizm’in yıkılmasını Fransa’da. Yani kitabın gönderilmesini ve Fransa’da dağıtılmasını Fransız tarihinin en büyük felaketi olarak alıyor. Bir gecede gökten adeta taş yağdı diyor. Bir gecenin içerisinde. Felaket yağdı gökten diyor. Ve Atom bombası etkisi yaptığını söylüyor. Hiç biri şu an cevap veremiyor atlasa. E nasıl cevap versin yani çok açık olay. Net resimler var. Net ne açıklama yapsın. Yani bu fotoğraflara ne desin? Ağaçlar, hayvanlar, bitkiler, meyveler her şey milyonlarca seneden beri değişmemiş. Yalan bitti artık.
HOPE TV: Evrim teorisi mi? Yaratılış mı? Son sorum.
ADNAN OKTAR: Tabi ki yaratılış. Net açık sarih.
HOPE TV: Teşekkür ederim
ADNAN OKTAR: Bütün Hıristiyan kardeşlerime de sevgilerimi iletiyorum. Hz. İsa’nın gelişi çok yakın. Heyecanla beklesinler, çok kısa bir süre sonra gelecek inşaAllah. Ve göreceğiz gidip sarılacağız ona. Demiştiniz diyeceksiniz inşaAllah. Geldiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Gene beklerim
HOPE TV: Ben çok teşekkür ederim bizi kabul ettiğiniz için. Sizi Bulgaristan’a davet etsek bir kaç gün için acaba gelir misiniz?
ADNAN OKTAR: Çok güzel olur
HOPE TV: Acaba Bulgaristan’da da fosil sergilerinizden bir kaç tane açsanız olur mu?
ADNAN OKTAR: Çok iyi olur. Çok iyi olur. Hemen çok iyi olur.
Bu eser 136 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;