Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın İzmir Kordon TV ile Röportajı
Temmuz 2008
KORDON TV: Evet, merhabalar.
ADNAN OKTAR: Merhaba.
KORDON TV: Adnan Bey, Sayın Oktar, öncelikle sizinle uzun bir süre konuşacağız burada, biz sizi izleyicilerimize tanıtmak istiyoruz. Adnan Oktar kimdir, ne işler yapar, Türk Millet’i için hangi faaliyetlerde bulunuyor, bunları özetlerseniz.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Memnun olurum öncelikle.
ADNAN OKTAR: 2 Şubat 1956’da Ankara’da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini de yine orada yaptım. Ankara’nın yerlisi sayılırım, fakat Kafkas kökenliyim. Kafkasya’ya da Arabistan’dan gelmiş ailemiz. Hz. Hasan’ın neslindenim, o zamanki baskılardan kurtulmak için onlar, yüksek yaylalara, yüksek yerlere kaçmışlar. E onun bir kolu da Kafkasya’ya kaçmışlar. E ben oradan geliyorum, o koldanım evet. Güzel Sanatlar Fakültesini kazandım 1972 yılında. Üçüncü olarak kazandım, hem güzel resim de yapıyordum, fakat asıl amacım, materyalizm, Darwinizm'e karşı mücadele vermekti. O fikirlerle mücadele vermekti.
Bilgimi de güzel görüyordum, sürekli okuyordum, sürekli araştırıyordum. Sürekli anlatacak birilerini arıyordum, akademi ortamı benim için çok iyi olmuştu. Yani serbest atölye olduğu için, devam mecburiyeti olmadığı için, 79’dan 83’e kadar zannediyorum burada tebliğ faaliyetlerime devam ettim. Sonra İstanbul Üniversitesi’ne geçtim felsefe bölümüne.
KORDON TV: Akademiyi bitirdiniz mi o arada?
ADNAN OKTAR: Hayır.
KORDON TV: Yarım bıraktınız.
ADNAN OKTAR: Orada Marksistlerin baskısı biraz şiddetliydi.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Yani sırf Marksistlerin hakimiyeti vardı okulda başka da kimse yoktu. Yani fraksiyonlar çatışması vardı o kadar.
KORDON TV: Yani size hayat hakkı tanımadılar orada, okuma fırsatı vermediler.
ADNAN OKTAR: Yani evet biraz zor oldu. Sonra İstanbul Üniversitesi felsefe bölümüne geçtim. Orada da yine amacım yine tebliğ yapmaktı. Bir süre orada okudum. Orada Marksistlerin elindeydi tamamen. Orada da elimden geldiği kadar çalışmalar yaptım. Fakat baktım anlatmaktansa kitap yazmak daha etkili olacak. Kitap faaliyeti daha etkili olacak, kitapla faaliyet yapmaya karar verdim. Sonra Harun Yahya ismiyle biliyorsunuz kitaplar yazmaya başladım.
KORDON TV: Evet biliyorum.
ADNAN OKTAR: İlk Yahudilik Masonluk kitabıydı yazdığım eser. Sonra gelişti, gelişti, şimdi 300’e yakın kitabım var MaşaAllah.
KORDON TV: Yani gerçekten MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yaklaşık 60 yabancı dile çevrildi, halen de devam ediyor. Defalarca baskı yaptı, yani 17, 18 baskı yapanlar var kitaplarımdan. İnternette de kitap indirme ücretsiz olduğu için orada da çok yüksek indirim oluyor. Ücretli olarak da 8 milyonun üstünde kitabım satıldı. Yani yurt içinde ve yurt dışında. CD’ler yine o şekilde, yani milyonlarca CD satıldı, halen de devam ediyor. Avrupa’da özellikle çok etkisi oldu, Atlas’ın Yaratılış Atlası’nın etkisi oldu. Fransa’da çok şiddetli etkisi oldu. Onu deprem etkisi olarak zaten Fransız basını belirtti. Hatta Fransız tarihinin en büyük yenilgisi olarak aldılar.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi, yani bir kısmı gökten bela yağıyor diyor kimi tuğla yağıyor diyor. Kitapların tuğla gibi olduğunu düşünüp, gökten yağdığını düşünüyorlar. Bir gecenin içinde büyük bir felakete uğradıklarını, Fransız tarihine yapılan çok büyük bir saldırı olduğunu bunun, Fransız kültürüne. Ama şu an yatıştılar, Sarkozy şu an çok dindar, çok değişti, Jacques Chirac’ta çok değişti hatta dini bir vakıf kurmuş şu an.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi Jacques Chirac hatta teşekkür mektubu da gönderdi bize. Yani Fransa’da çok çok olumlu etkisi oldu, Avrupa ülkelerinde çok çok olumlu etkisi oldu. Halen de etkisi devam ediyor, yani birkaç direnen yer vardı onlar da şu an daha iyiler.
KORDON TV: Türkiye’de peki etkisi nasıl oldu sizce?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de şu an Darwinizm’e inanmayanların, Darwinizm'i kabul etmeyenlerin oranı Avrupa’nın en yüksek oranı olan %90, yani bunun hiçbir açıklaması yok. 71’lerde Avrupa düzeyindeydi Darwinizm’e inanma oranı Türkiye’de çok çok yüksekti. Yani % 71’leri buluyordu Darwinizm’e inanma. Şimdi inanmama %90. Bunun herhalde bir sebebi var, o sebebin de benim kitaplarım olduğu çok aşikar. Çünkü Darwinizm'le ilgili karşı faaliyet yapan benden başka kimse yok Türkiye’de.
KORDON TV: Onun için sordum zaten yani o faaliyetlerden önce ve sonrası arasındaki fark, çok büyük bir fark, yani sizin kitaplarınızın etkisi.
ADNAN OKTAR: Çok büyük fark var.
KORDON TV: ile olduğunu düşünüyorsunuz peki kitapları destekleyen sanıyorum bir de belgeselleriniz var.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: CD’ler halinde.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Onların etkisi nasıldır sizce?
ADNAN OKTAR: Onlar zaten hemen hemen tamamında Darwinizm’le ilgili mutlaka bir bölüm oluyor.
KORDON TV: Evet onun için biliyorum ben belgesellerinizi.
ADNAN OKTAR: Onlar da tabi çok çok etkili, yani tekrar insanın eğitiminde çok çok etkili oluyor malum biliyorsunuz. Nereye gitse ne ile karşılaşsa sürekli anti Darwinist açıklamalar, bilimsel açıklamalarla karşılaşan bir insan, bir süre sonra çocukluğundan beri aldığı eğitimin yanlış olduğuna kanaati geliyor. Gerçekten Türkiye’de çok iyi netice aldım, çok şükür, Allah’a hamdolsun.
KORDON TV: Peki bu CD’leri nasıl ulaştırıyorsunuz insanlara?
ADNAN OKTAR: Genellikle.
KORDON TV: Yani her isteyen alabiliyor mu daha doğrusu?
ADNAN OKTAR: Tabi tabi çok iyi satılıyor, ucuz da, kitaplar da aslında çok ucuz satıldığı için, çünkü ben telif hakkı almıyorum.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi telif hakkı almıyorum, o yüzden bir de indirimli satıyor yayınevi de yani sürümden kazanıyorlar. O yüzden bu kalitede bir kitabın satışı çok ucuz, piyasaya göre çok ucuz satılıyor. Çok da güzel satışları MaşaAllah.
KORDON TV: Peki bu son kitabınızın adını ben bir daha alabilir miyim?
ADNAN OKTAR: Yaratılış Atlası.
KORDON TV: Yaratılış Atlası.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Ne kadar sattı dediniz?
ADNAN OKTAR: Yaratılış Atlası’nın yani benim bildiğim en son rakam 100 binin üstündeydi.
KORDON TV: 100 bin çok ciddi bir rakam tabi kitap satışları biliyorsunuz binlerle ifade ediliyor. 3 bin, 5 bin baskı, 12’inci baskı diyorlar ama 5’er bin basıyorlar, tabi çok ciddi bir oran.
ADNAN OKTAR: Evet evet.
KORDON TV: Peki bu kitapla ilgili Türkiye’de ne tip tepkiler gördünüz? Size bu kitabı niye yazdınız diyen oldu mu Sayın Oktar?
ADNAN OKTAR: Sol çevrelerden biraz basında böyle şiddetli reaksiyonlar olmuştu.
KORDON TV: Evet çünkü biz o şeyleri biliyoruz, size karşı yöneltilen bazı şeyler var, eleştiriler var, onun için özellikle bunu açıklamanızı rica ediyorum.
ADNAN OKTAR: Şiddetli reaksiyonlar olmuştu özellikle sol gazetelerde, sol basında sol radyolarda, sol televizyonlarda fakat asıl canlarını yakan konulardan bir tanesi de fosil sergileri oldu. Çünkü fosillerde halk artık elini sürüyor fosillere, yani bizzat görüyor. Hakikaten tanıyor, tanıdığı hayvan. Mesela kılıç balığını çok iyi tanıyor, hayvan olduğu duruyor, kaplumbağa’yı çok iyi tanıyor, hayvan olduğu gibi duruyor, tavşan, sincap, her türlü hayvan üstelik 100 milyon yıllık, 150 milyon yıllık, mesela yılan herkes tanır. E 100 milyon, 150 milyon, yılanın tarihi. Bunu görünce adete sanki benim kanaatim kitaptan daha da etkili oluyor.
KORDON TV: Evet.
ADNAN OKTAR: Çünkü hiçbir açıklaması yok, taşlaşmış, adeta granitleşmiş fosiller, çok net fosil olduğunu da görüyorlar. Bir de çok fazla revaç oldu, her yerde Türkiye’nin her yerinde oldu bu fosil sergileri. Bir de bizim milletimiz çok imanlı millet imana çok yatkın, dünya milletleri gibi değil. Çünkü Türkiye’de materyalizm uygulaması çok şiddetli oldu. E sol baskıda çok şiddetli oldu ama millet MaşaAllah ne imanını bıraktı, ne de materyalizmin etkisinde kaldı, çok güzel bir direnç gösterdi. 71’lerde ben çok iyi biliyorum. 71–81 arasında komünizm çok ciddi bir tehlikeydi, çok ciddi bir tehlikeydi, Rusya çok büyük bir tehlikeydi. Ne Rusya kaldı, ne komünizm kaldı MaşaAllah, yani Türkiye’nin şu anki gidişatını ben çok iyi buluyorum.
KORDON TV: Yani 71’lerdeki o baskı kimden geliyordu ama baskı var diyorsunuz da.
ADNAN OKTAR: Komünist baskı vardı, sokağa çıkılamıyordu, bütün sokaklar işgal edilmişti.
KORDON TV: Yani o şey 68 hareketinin şeyi diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Devamı olarak evet çok, ben liseye gittiğimde bir gidip geliyordum çatışma olmuş. Cam çerçeve aşağı indirilmiş, kan revan içinde kalmış ortalık. Hukuk fakültesinin önünden geçiyorum, mesela silah sesleri geliyordu. Hacettepe’ye gidiyordum, işgal edilmiş oluyordu. Yani nereye gitsem çok kötü olaylarla karşılaşıyordum.
KORDON TV: Efendim Türkiye çok kötü dönemler geçirdi maalesef o dönemlerde de ben şeyi sormak istiyorum size bir de bu sizin yazdığınız kitapla ilgili saldırılar oldu diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Fiili bir saldırı değil de fikri saldırı.
KORDON TV: O anlamda demiyorum zaten fikri bir saldırı. Sizinle o saldırıları, fikri saldırıları yapan insanlar oturup tartışmak istediler mi?
ADNAN OKTAR: Mesela Richard Dawkins var İngiliz.
KORDON TV: Evet.
ADNAN OKTAR: O sürekli kendince bir şeyler yazıyor, bayağı ünlü, dünyaca ünlü. Hemen hemen her makalesinde benden bahseder. Bunları da anlatıyor, o anlattıkça daha da insanlar merak ediyor, sitelerime giriyorlar, daha da konuyu iyi öğreniyorlar. Mesela benim kitabıma muhalif kitap yazmışlar, geçenlerde baktım, yani mükemmel anlatmışlar benim kitabımı. Yani sırf oradaki özet anlatımından konu bitmiş.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü verdikleri cevap, cevap yok baktım, yani sadece anlatmış böyle diyor diyor, yani ne kadar mantıksız değil mi diyor mesela. Veyahut bir cevap yazmış karmakarışık, okuyanın hiçbir şekilde anlayamayacağı karman çorman, benim anlatımımda çok sade ve yalın bir dil kullanılıyor ve kesin net delile dayalı oluyor, mesela proteinler tesadüfen meydana gelemez, gerçekten bu matematik bir gerçek. Fosiller olduğu gibi duruyor diyorum, 100 milyon yaşayan fosil var, yani ara fosil değil bunlar, yani gerçek, yaşayan fosiller, şu anki hayvanların aynısı ve 100 milyon adet. 1000 değil, 10.000 değil, 100.000 değil, 1 milyon adet değil, 100 milyon adet. 100 milyon delille bir mahkeme kazanılmaz mı? Karşı tarafa soruyoruz, diyoruz ki sizin bir tane Darwinizm'i destekleyen deliliniz var mı, ara fosil? Ara fosil tabir ettikleri onların bir tane var mı? Tek bir tane yok. Hatta geçenlerde de dedim, bir tane fosil getirin, ara fosil, size ne yapıp edip 10 trilyon vereceğim dedim. Bak çıt yok günlerden beri. 10 trilyon iyi para.
KORDON TV: Çok iyi para tabi.
ADNAN OKTAR: Ben buldum, ben buldum evet aldım, getirdim diyen yok.
KORDON TV: Efendim, bir de bilmeyen izleyicilerimiz için sormak istiyorum. Bu fosillerin hikayesini anlatır mısınız? Yani şimdi fosillerden, fosil sergilerinden bahsediyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Bir hayvan mesela farz edelim bir tavşan veya sincap kaplumbağa bataklık bir ortamda ölüyor, ama bataklığın yapısı antiseptik yapıda oluyor, mesela kireç ortamı oluyor, kirecin içine düşüyor hayvan veyahut bakteri barınmayacak bir yere düşüyor hayvan, bir süre sonra hayvanın vücudundaki yapı, protein yapısı olsun, kemik yapısı olsun, oradaki mineralleri çekmeye başlıyor. Mesela silisyum, kalsiyum, başka mineralleri çekiyor. Bir süre sonra hayvan taşlaşıyor, yani bildiğimiz taş haline geliyor. Fakat bütünlüğünü koruyor, yani iskelet yapısını tam anlamıyla koruyor. Daha da ileri safhalarda iyice sertleşiyor, yani bildiğimiz bir adeta mermer görünümünü, granit görünümünü alıyor. Yeraltı tabakaları eşildiğinde yahut kömür havzalarında, kömürleşmiş de oluyor bazen kömür madenlerinde de çıkıyor. Hayvanın olduğu gibi blok olarak kaldığını görüyoruz. Sanki yeraltına hayvanların fotoğrafları yerleştirilmiş. O fotoğraflar blok olarak çıkartılıyor, levha üzerinde tablo tarzında hayvanların görüntüleri aynen kalmış. Bunları çıkartıp insanlara sunulduğunda tabi insanların kesin kanaati geliyor. Bunu her yerde bulmak mümkün, Türkiye’de de birçok yerde bulunuyor ve sürekli halen de bulunuyor. Bazen çok küçük oluyorlar, bazen de çok büyük oluyor.
KORDON TV: Yani siz bunları kendiniz mi toplattınız fosilleri o anlamda?
ADNAN OKTAR: Fosiller, bunun amatör meraklıları var öyle diyeyim. Hemen hemen Türkiye’nin her yerinde var. Avrupa’nın birçok yerinde Orta Asya’da bile var, her yerde var. Bunlar internet yoluyla da satılıyor, açık arttırma yoluyla da satılıyor. Bizzat şahıslardan da satılıyor. Ama daha ziyade koleksiyonerlerle bağlantıda oluyoruz, onlar da koleksiyonlarını açıyorlar. Çok büyük koleksiyonlarını açıyorlar. Mesela 10 bin parçaya sahip, 5 bin parçaya sahip, hepsinin fotoğraflarını çekmemize müsaade ediyorlar. Halen de duruyor bu fosiller, yani gerçekleşmiş, yani tam klasik fosil veyahut müzelerde çekim müsaadesi alıyoruz. Ama müzelerde genelde az oluyor ne hikmetse.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi çok çok az oluyor. O şaşırtıcı. Halbuki müzelerde on binlerce fosil olması lazım. Gidin fosil olarak bulamazsınız müzelerde. Bir fosil müzesi bulamazsınız Türkiye’de bu çok gariptir, yani ne mahsuru var. Mesela çocuklar okuyor kitaplarında, fosillerden bahsediliyor. Ama fosil nerde deyince kimse göremiyor. Onun için bu amatör sergilere çok ilgi oluyor, çok şaşırıyorlar.
KORDON TV: Dinazorlardan falan bahsedilir değil mi? Geçmişten.
ADNAN OKTAR: Ama kimse fosili görmez. Yani niçin fosilleri sergilemezler bunun sebebini ben biliyorum.
KORDON TV: Nedir sebebi?
ADNAN OKTAR: Çünkü fosili sergilediğinde bakacaklar hiç bir değişiklik yok.
KORDON TV: Yani evrim teorisi.
ADNAN OKTAR: Evrim teorisini yıkan bir şey.
KORDON TV: Evrimi yıkacak diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Tabi yıkar nerde sergilense, hangi fosili koyarsak koyalım, illaki yıkar. Çünkü bütün mükemmel hayvanlar, hiçbir şekilde ara fosile benzeyen bir yapıları yok. Ya soyu tükenmiş varlıklar veyahut halen yaşayan fakat tam anlamıyla mükemmel hiçbir değişikliğe uğramamış hayvanlar.
KORDON TV: Yani siz diyorsunuz, sadece fosillere bakarak bile evrim teorisinin yanlış olduğunu ispatlayabiliriz diyorsunuz. Karşı taraftakiler size ne diyorlar bunun karşılığında, yani eleştirileri hangi yönde?
ADNAN OKTAR: Evet tabi biz katılmıyoruz diyorlar, peki cevap verin diyoruz. P=q x= böyle akıl almaz formüller ama yani ne kendileri anlıyor, ne okuyan anlıyor. Bu Darwinizm'in kurnazlığıdır. P=q=x’i açıklayamaz fosiller. Olduğu gibi duruyor çok açık, yani ben sizin buradaki varlığınızı anlamak için x=q p falan demem. Buradasınız görülüyor, fosil de ortada görülüyor. Darwinizm dünyanın en kolay açıklanacak ilmidir, bilgisidir. Yani 7 yaşında çocuk bile anlar, böyle karmakarışık çalışmalar yapmaya, üniversite araştırmaları yapmaya veyahut işte laboratuar çalışmaları yapmaya hiç gerek yok. Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesinin mümkün olup, olmadığı tabi laboratuar ortamında tespit edilmiştir. O yapılsın, ama bu mümkün olmamıştır, hiçbir şekilde de olamaz. Her türlü şartlar meydana getirilmiştir, proteinin ön maddelerini bile meydana getirmek çok çok zordur. Değil ki protein, dünyada tesadüfen meydana gelmiş proteinin oluşması imkansızdır, laboratuar şartlarında oluşamıyor çünkü yapılamadı yani şu ana kadar. Hele hele insanın canlı proteini olması için apayrı protein yapılarının da oluşması gerekiyor. Yani sıfır ihtimal olduğunu herkes kabul ediyor. Ama yaratılış nasıl oldu? Ben yeraltından 200 milyon yıllık, 300 milyon yıllık bir kaya çıkarıyorum bir kaya parçası e bakıyorum hayvan aynı. Yine çıkarıyorum yine bakıyorum yine hayvanlar aynı, hiç aksi yok, peki bunun anlamı nedir? Yani bir çocuğa sorsan evrim geçirmemiştir diyecektir. Hayır, mesela şöyle olsa olurdu, mesela yeraltını eşeriz, bakarız böyle hakikaten çarpık çurpuk böyle kolları kola benzemeyen, bacağa da benzemeyen mesela 3–4 başlı çenesi yanda, 2 tane çenesi yanda olur. 4 tane gözü olur, kolunun bir tanesi içe dönüktür, bir tanesi dışa dönüktür böyle yani mahluklar. Milyonlarca böyle mahluk olması lazım. Böyle bir şey olsaydı ve buna gittikçe mükemmele doğru giden bir gidiş olsaydı o zaman derdik ki Allah böyle yarattı. Önce garip varlıklar yarattı ibret olsun diye, yani belki meleklere, cinlere ibret olsun diye, sonra da böyle bir şey yarattı derdik, Allah’ın kanunu bu derdik.
KORDON TV: Yani onun açıklaması da öyle olurdu diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: E öyle olurdu tabii ki her halükarda, çünkü bir kere yoktan yaratılma var, bu çok önemli Big bang teorisini anlatıyorlar diyorlar, toplu iğne başı kadardı bütün kainat ve büyük patlamayla bugünkü haline dönüştü diyor alice harikalar ülkesinde gibi. Peki, toplu iğne başı kadar mıydı diyoruz büyüklüğü, bu seferde yeni bir açıklama getiriyorlar sıfır hacimliydi diyorlar. Toplu iğne başının bir hacmi var, sen sıfır hacimden bahsediyorsun. Sıfır hacim ne demektir, yok demektir.
KORDON TV: Sıfır yokluktur.
ADNAN OKTAR: Evet sıfır hacim ve sonsuz yoğunlukta diyor, kardeşim bunu Allah yarattı desene. Yoktan Allah yarattı desene. Daha önce diyor, zaman da yoktu, mekan da yoktu diyorlar. Zaman ve mekan yoktu. Zaman ve mekan aniden oluştu diyorlar. Büyük bir patlamayla peki bu nedir kim karar verdi bu patlamaya, yokluktan maddeyi kim yarattı?
KORDON TV: Tabi yani çok şey, bilimsel açıklamaların ne olduğunu bilmiyorum tabi ama en azından gelip bunları sizinle karşılıklı bu konuda otorite olduğunu savunan insanların tartışabilmesi lazım. Değil mi kamuoyu önünde en azından.
ADNAN OKTAR: Çağırdık mesela Richard Dawkins’i çağırdık, ses yok, masraflarını karşılayalım, biz ağırlayalım dedik, yine ses yok.
KORDON TV: İşte onun için söylüyorum madem bu kadar bize kesinlikle dediğimiz doğrudur diyorlarsa bunu karşılıklı tartışmaktan kaçınmamaları gerekiyor.
ADNAN OKTAR: İşte yasaklayalım, mesela Dawkins diyor ki hapishaneye girmesi çok iyi oldu diyor. Umarım diyor, ona hapishanede kalem ve kağıt vermezler diyor, açıklaması bu.
KORDON TV: Hapishane olayını anlatır mısınız?
ADNAN OKTAR: Yani şimdi benim güya çete mensubu olduğuma dair bir karar çıktı. Eğer onanırsa Türkiye’nin ilk 300 eseri olan çete reisi olmuş olacağım. Yani anti Darwinist eserler yazan, eserleri, kitapları dünya çapında olan, gece gündüz kitap çalışmaları yapan bir insan çete lideri olmuş olacak. Ama bakın bunu Darwinistler bir fırsat olarak görüyorlar ve kalem kağıt verilmemesi gerekiyormuş bana cezaevinde.
KORDON TV: E bu insan haklarına aykırı bir şey zaten.
ADNAN OKTAR: Yani mantığa bakın yani güya benim fikri çalışmalarımı öyle durduracak. Bilinçaltını açıklamış oluyor, ben buna ne diyeyim yani mesela daha önce de ben çalışmalarımla ilgili olarak kokain komplosu yapılmıştı bana. İzmir’de gözaltına alındım, sizin şehrinizde otururken, e tamam olabilir, savcılık talimatı yok, keyfi olarak gözaltına alındım, 72 saat gözaltında tutuldum. İstanbul’a getirildim, ortada ama hiçbir şey yok. E sonra beni muayeneye götürdüler, evimde arama yaptılar, kanımda çok yüksek oranda kokain çıktı.
Fakat kokain insanın kanında en fazla 24 saat kalan bir madde diğer antibiyotikler gibi, diğer ilaçlar gibi vücutta kalmıyor hemen atılıyor vücuttan, ama ben 72 saatten beri poliste gözaltındayım ve kelepçeli vaziyetteyim. Emniyette yiyeceğime, içeceğime karıştırılarak kokain verilmiş. Evde de arama yapıldı, 16 polisle arama yaptılar, salonun içine doluştular, benim büyük bir kitaplığım vardı böyle L biçiminde, kitaplığımın 3. katına geldi polis, sanki eliyle koymuş gibi 1. 2. 3. kitabı çekti, 1. kitaba şöyle baktı, 2. kitaba baktı, 3. kitabın arasında böyle plakalar çıkarttı, bir karton üstünde üstü jelatin kaplı bir şey.
KORDON TV: Evet.
ADNAN OKTAR: Ben karbonat zannettim önce. Bu karbonat olabilir mi dedim, pek benzemiyor dedi, peki ne olabilir dedim. Bilmiyorum dedi komiser, bir bakıp bana söyleyin dedim. Açtı jelatin paketi şöyle çıt parmağıyla dilini ıslattı aldı, baktı kokain bu dedi. O zaman anladım olayı, yani çok büyük bir oyun döndüğünü, emniyete gittik, eğer dedi kokain işini kabul edersen dedi muayeneye götürmeyeceğiz dedi, e ben kullanmıyorum ki dedim, götürün dedim götürdüler.
5 mikrogram bölü mililitre, en yüksek oran 72 saatten beri gözaltındayım, hakim huzuruna çıkarttılar, hakim hemen anladı, yaşlı bir hakimdi, çok yüksek sesle bağırdı bunlara. Ben dedi işte kaç yıllık hakimim dedi, hayatımda görmedim dedi 16 polisle eve arama yapıldığını dedi, bir de dedi elinizle koymuş gibi dedi, 3 dakikada bulmuşsunuz dedi bu nasıl oluyor dedi. Çünkü bulur bulmaz çıkıp gittiler, diğer odaları falan aramaya gerek duymadılar, diğer kitaplara da bakmadılar.
KORDON TV: Yani peki komployu yapan kimler sizce, yani komplodan bahsediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: İşte bas bas bağırıyoruz her zaman komünist derin devlet diyoruz. Komünist derin devlet ta o zamanlar biz bağırıyorduk, bunlar bize bunu yapıyor, komünist derin devlet yapıyor. Bu kadar pervasız.
KORDON TV: Derin devletimiz var mı?
ADNAN OKTAR: Tabii ki var.
KORDON TV: Öyle mi hem de komünist mi diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ergenekon komünist bir yapılanmadır, Marksist, komünist bir yapılanmadır. Türkiye’yi ikiye bölmeyi amaçlayan PKK ‘yla işbirliği yapan bir örgüttür. PKK Ergenekon’a Ergenekon örgütüne komünist Ergenekon örgütüne bağlıdır. Diyarbakır’ı başkent yapmayı düşünüyorlardı, yine İzmir, İstanbul’u da Batı komünist Türkiye’nin başkenti yapmayı düşünüyorlardı. İki Marksist devlet düşünüyorlardı, ama kahraman ordumuz, kahraman milletimiz olaya el koydu ve konu durduruldu Allah’a çok şükür.
KORDON TV: E böyle şimdi konuyu biraz değiştirmiş gibi olduk ama derin devlete Ergenekon’a girince Ergenekon‘dan şimdi biliyorsunuz 50’nin üstünde tutuklu var. Tutukluların arasında orgenerallerimiz var, şimdi böyle bir suçlamayı direkt onlara yöneltmiş oluyoruz o yüzden ben tekrar soruyorum evet.
ADNAN OKTAR: Şimdi onların içinde milliyetçiler de var, milliyetçiler, mesela vatansever insanlar da olabilir. Yani hiç olaya karışmamış insanlar da olabilir, mahkeme sonucunda bu belli olacak. Ama ben bak üzerinde özellikle durarak söylüyorum komünist derin devlet diyorum komünist olan, komünist olan benim muhatabımdır, mahkeme sonucunda ortaya çıkanlar.
KORDON TV: Evet yani mahkemede hakkında hüküm verilenler diyorsunuz. Tutuklananlar değil.
ADNAN OKTAR: Evet şu an hüküm verilip, ispat edilip, kesinleştirilip, delillendirilenler yoksa belki tutuklananların belki büyük bölümü bırakılacak, büyük bir bölümü beraat edecek belki. Yani ben orada şahıs demiyorum, ben örgütün yapısını söylüyorum. Bu ta İttihat Terakki’den beri gelen bir örgüt. Yani böyle bir örgüt zaten var diyorsunuz. Tabi tabi Osmanlı’nın son döneminden beri var. Mustafa Suphiler döneminden beri var, çok eski bir örgüt bu. Ve biz bundan sürekli yakınırız ve sürekli söyleriz biz. Komünist derin devlet, komünist derin devlet bunları yapan bu deriz, sürekli açıklarız. Herkes bundan yangın.
KORDON TV: Peki size o kokain komplosunu kuranlar komünist derin devlet dediniz o zaman poliste mi var işin içinde? Polis diyorsunuz geldi, aldı.
ADNAN OKTAR: E şimdi, polisin içinde de tabi Ergenekon yapılanması var. Komünist derin devlet orada da var, her yerde var, yani devletin bütün kurumlarına örümcek ağı gibi girmişler. Fakat yani tespiti, ancak işte devletin imkanlarıyla olabiliyor. Yani biz o devirde mesela buna bir çözüm bulamadık, yani normalde eğer Ergenekon yapılanmasının ciddi bir gücü olmasaydı, bana yapılan kokain komplosu ortaya çıkarılırdı. Bu kokaini kim koydu oraya diyemediler o zaman, kimse ortaya çıkıp, bunu diyemedi. Yani çünkü bir yerde bir kokain varsa, onun sahibin her halükarda bulunması lazım. Madem bana ait değil, o zaman kime ait onun bulunması gerekiyordu. Aramadılar.
KORDON TV: Yani size ait olmadığını da anladılar mı?
ADNAN OKTAR: Tabi mahkeme kararı var, ben beraat ettim. Mahkemenin hükmü var, yani bunun emniyette gözaltındayken, yiyeceğime, içeceğime karıştırılarak verildiği tespit edildi, Adli Tıp raporu var. Bunu benim yiyeceğime, içeceğime kim karıştırdı, hangi polis karıştırdı, bu tespit edilmedi mesela, devlet üstüne gidemedi bunun. Gitmesi gerekiyordu.
KORDON TV: Emniyet teşkilatında böyle insanların varlığını bile düşünmek istemiyoruz tabiî ki de, hepsini de suçlamıyoruz. Demek ki böyle bir şey mahkeme kararıyla tescillenmişse.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi.
KORDON TV: Söyleyecek bir şey yok.
ADNAN OKTAR: Biz sadece ilgili şahsa diyoruz, yoksa mesela Ergenekon’un sonucunda birçok milliyetçi, birçok insan beraat edecektir. Yani içlerinde birçok samimi insan da olabilir, biz bilmiyoruz.
KORDON TV: E tabi yargının vereceği karara hepimiz saygılıyız.
ADNAN OKTAR: Yargının tabi. Hem saygılıyız, hem de açık ispatlı delilli olur, kimsen inkar edemeyeceği bir şey olur. Ben örgün vasfını belirtiyorum.
KORDON TV: Evet anlıyorum tabi yani böyle bir örgütün varlığına inanıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Yani çok aleni, yıllardan beri yapılan faili meçhullerin haddi hesabı yok. Binlerce insan faili meçhul öldürülmüştür, binlerce aydın öldürülmüştür, Uğur Mumcu, Hablemitoğulları, şu bu, yani birçok insan öldürülmüştür. E bakıyoruz aynı adrese çıkıyor olay.
KORDON TV: Yani umarım her şey arık aydınlığa kavuşur.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
KORDON TV: Çünkü insanlar artık Türkiye’de acı çekmek istemiyorlar. Kimin yaptığı önemli değil, yapılmış olması önemli, yapanlar da umarım bulunur. Peki, sizin o komplodan sonra aldığınız ceza onanırsa dediniz, Yargıtay aşamasında mı şimdi?
ADNAN OKTAR: Evet Yargıtay aşamasında.
KORDON TV: Ne zaman sonuçlanacak biliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Belli olmuyor, bazen çabuk neticeleniyor, bazen uzuyor.
KORDON TV: Peki umudunuz ne Sayın Oktar?
ADNAN OKTAR: Ben hapishaneye göre hazırlık yapıyorum şu an.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Hangi kitapları yazacağım hepsini hazırladım.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Evet, hatta kitaplarımı bile ayırdım, hazırladım yani. Daha önce de girdim çünkü ben. Defalarca akıl hastanesine kondum biliyorsunuz.
KORDON TV: Biliyoruz tabi sizi biz yakından tanıyoruz, kamuoyu yakından tanıyor, çünkü çok renkli bir kimliğiniz var. Hakkınızda da çok fazla iddialar zaman zaman olduğu için sürekli gündeme gelen birisiniz.
ADNAN OKTAR: Evet mesela 10 ay cinayet işleyen delileri topladıkları, akıl hastanesine topladıkları, Abdülhamit devrinden kalan bir bina vardı, beni o binanın içine koydular. Yani ben bir yazarım ve deli olarak akıl hastanesine, onların böyle özel üniformaları vardı. Yani üniforma dediğim yeşil kıyafet giydiriyorlardı. Ama tam anlamıyla şuuru kapalı, yani hiçbir ihtiyacını bilmiyor, hiçbir şeyini bilmiyor, kimi kafasını duvara vuruyor, kimi yere yatıp bağırıyor, kimi ağlıyor, öyle bir ortamdayız ve tek bir koğuş hepsiyle iç içeyiz.
KORDON TV: Siz ne hissettiniz orada? Yani çok.
ADNAN OKTAR: Her şeyi yaratan Allah ‘tır. Ben orada tabi orada da hayır gördüm. Allah’ın beni imtihan ettiğini düşünüp, sevinç duydum. Yani onu bir güzellik olarak Allah’ın bana bir lütfu olarak gördüm. Yani ben en hoşuma giden şey Allah’a olan sevgimi gösterebilmektir. En hoşuma giden şeylerden birisi. Yani ona olan bağlılığımı gösterebilmektir. Orada ben Allah’a olan sevgimin göstermenin huzuru içindeydim. Çünkü hiçbir halükarda ben Allah’ın bana yaptıklarından haşa memnuniyetsizlik duymam, hepsinde bir güzellik hayır görürüm. Orada da güzellik ve hayır gördüm, o bir imtihandı, ben onu da İnşaAllah başarıyla geçmişimdir. Benim bulunduğum dönemde 7 kişi öldürdüler akıl hastaları. Tepsiyle saldırıyorlar birbirlerine, çelik tepsi veriyorlardı onlara.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi ara ara geliyorlardı, mesela sessiz sedasız cenazeleri kaldırılıyordu. Suç zaten onlar da şahitler de akıl hastası olduğu için hiçbir olay olmuyordu yani soruşturması bile olmuyordu, kapanıyordu konu.
KORDON TV: Peki bunu yani çok ilginç bir şey söylediniz, tepsi veriyorlar ellerine dediniz, yani bunların bu zarar vereceğini bilerek nasıl veriyorlar bunu?
ADNAN OKTAR: Yani ilginç tabi, mesela benim bir tanesi kapımı kırmıştı deli bana küçük böyle eski şeyden bozma böyle bir küçük kiler gibi bir yeri bozmuşlar. Oranın kırık kapısı vardı böyle eski püskü, biraz sağlamlaştırdık. Ben orada kitap yazıyordum, bir şey yazıyordum, bir kere bir deli vurduğuyla kırdı kapıyı açtı böyle, adamlar yardımcı oldular, dışarı çıkarttırdılar falan. Öyle çok kontrolsüz bir ortamdı. Halbuki orada açık servisler vardı, birçok akıl hastası cinayet işlemiş deliler geziniyorlardı bahçede. Yani mesela boydan boya böyle çok güzel daha, bakımlı servisler de vardı, fakat beni oraya koydular. E ama Yıldırım Aktuna rahmetli bana onun hikmetini açıklamıştı. Bana bir gün geldi, hemşireleri herkesi topladı, sen dedi, doktorlarla konuşuyorsun, hemşirelerle konuşuyorsun dedi, onu bir kere durduracaksın dedi, buraya da kimse gelmeyecek dedi. Amma illa konuşmak istiyorsan dedi hastalarla konuşabilirsin dedi.
KORDON TV: Size mi söyledi bunu?
ADNAN OKTAR: Evet bana söyledi, ama hemşireler, doktorlar var, herkesi sıraya dizdi, biz de hazırola geçtik, bir içtima vaziyetindeydik böyle. Sonra da beni ayrıca bir de hademelerle çağırttırdı, makamına çağırttırdı, odası yine kalabalıktı. Eğer dedi bu tip faaliyetlerine son vermezsen dedi, seni buradan hiç çıkartmam dedi, benim yetkim var dedi, hiç çıkamazsın dedi. Benim üzerimde güçler var dedi, o benim kafama çok takıldı o zamanlar. Ben boş bir insan değilim dedi. Yani bu söz biraz garip geldi bana o zaman. Yani benim kafamda böyle garip bir çağrışım yapmıştı. Çünkü yani akıl hastası oluğum için değil de faaliyetlerinden dolayı seni dışarı çıkartmam diyordu. Normalde cinayet işleyenler, 1 yıl kalıp çıkıyorlar. İnsan öldürenler 1 yıl kalıyorlar.
KORDON TV: Nerede akıl hastanesinde mi?
ADNAN OKTAR: Evet orada akıl hastanesinde ama benim için söylediği ömür boyu çıkartmam diyor.
KORDON TV: Hangi faaliyetlerden bahsediyor?
ADNAN OKTAR: Kitap faaliyetleri, tebliğ, çalışma, arkadaşlarım gidip geliyorlardı, bana yasaklanmıştı görüşmem, bir tek avukatımla, ağabeyimle ve annemle görüşmem serbest bırakılmıştı. Onlar da akıl hastalarının içinden yürüyerek geliyorlardı, tabi akıl hastaları da onlara sataşıyordu, onları yatıştırmaya çalışıyorduk. Öyle bir ortamdı yani, benim kaldığım o barak gibi yer daha solundaydı koridorun, o akıl hastalarının içinden geçmek zorunda kalıyordu avukatım da, annem de, ağabeyim de. Yani delileri de yatıştırmak akıl hastanesinde çok zor oluyordu. Yani çünkü çok kontrolsüz, yani ne yapacağı ne edeceği de belli değil.
KORDON TV: Yani onlar gelip gitmeleri zor olsun diye mi öyle bir şey yapıyorlardı sizce?
ADNAN OKTAR: Yani bilemiyorum, oraya konmam zaten çok acayip. Yani niye cinayet işlememiş akıl hastaları vardı, niçin onların içinde değilim de niye cinayet işlemiş akıl hastalarının içerisindeyim, mesela devlet bunu araştırmadı, bu bilinmiyor ve o döneme at bütün evraklar yok edilmiş, benim bulunduğum yıla ait. Yani şu an benim orada bulunduğuma dair bir belge bulmak mümkün değil.
KORDON TV: Yok edilmiş yani öyle mi?
ADNAN OKTAR: Yok edilmiş, tamamen yokedilmiş kim yok etti bunları?
KORDON TV: Yani anlattıklarınız gerçekten ilginç.
ADNAN OKTAR: Tek bir tane bile belge yok, benim orada kaldığıma dair.
KORDON TV: Devletin belgesi nasıl yok edilir değil mi o döneme ait.
ADNAN OKTAR: Yani tamamını yoketmişler, sadece o yıl benim kaldığım döneme ait. Onun dışında ta Mazhar Osman devrine kadar belgeler duruyor. Orjinal hepsi duruyor.
KORDON TV: Siz araştırarak mı öğrendiniz?
ADNAN OKTAR: Tabi tabi araştırarak öğrendik. Çünkü biz tetkik etmek istedik, bu niçin yapıldı, niye yapıldı falan, hiçbir belgeye ulaşamadık, yok, yani kaydım da yok.
KORDON TV: Sonra nasıl çıkardılar peki 10 ay sanıyorum kaldınız orada?
ADNAN OKTAR: 4. ihtisasa kanunen gitmem gerekiyordu. Kriton Dinçmen var çok sevimli, bir bilim adamı doktor, o tabi çok zeki, akıllı bir insan bakar bakmaz hemen anladı. Konuştuk, sohbet ortamı oldu. Ama tutkulu idealist dedi, yani hastalığı bunun bu dedi. Bu dedi ideali için her şeyi yapar dedi. O öyle bir insan dedi, tutkulu idealist dedi, o şekilde rapor verdi. Akıl hastası olmadığıma dair rapor verdi, o şekilde çıktım. Sonra da askeri hastaneye askerliğimi tam sağlıklı olduğum, yani bedenen ve ruhen tam sağlıklı olduğuma dair rapor verildi. O da tam olayı, kökünden halletmiş oldu.
KORDON TV: Yani orada o 10 aylık dönemi öyle boşu boşuna geçirmiş oldunuz.
ADNAN OKTAR: Artı yıllarca da akıl hastası olarak lanse edildim. Basın, sol gazeteler, akıl hastası, işte deli, kitaplarına nasıl itibar edilir bir akıl hastasının, delinin yazdıklarını mı okuyorsunuz? O tarz yani bunlar biraz bana çok yani garip geliyor. Böyle bir yöntem, böyle bir stil, yani tartışma yöntemi olarak çok çok ters ve hiç insancıl değil ve hiç akılcı değil.
KORDON TV: Evet peki yani az önce dediniz ki bana komplo kuruyorlar bunları yazdığım için, bu kitapları yazdığım için bu faaliyetlerimden dolayı beni susturmaya çalışıyorlar anladığım kadarıyla sizin gibi başka kimse yok mu onlara yapılmıyor mu böyle bir şey. Sizin bir farkınız mı var?
ADNAN OKTAR: Evet Darwinizm'i ve masonluğu doğrudan hedef alıp, onları belgelerle, fotoğraflarla ifşa edip, ciddi mücadele veren Osmanlı tarihinde de Cumhuriyet tarihinde kimse yoktur. Yani Darwinizm’e karşı net mücadele eden hiçbir İslam alimi çıkmamıştır. Masonluğa karşı da bu şekilde faaliyet yapan hiçbir yazar çıkmamıştır. Yani genellikle yazanlar, işte masonlar şöyle kötüdür, böyle kötüdür, söz olarak yani biraz da hakaretamiz bir üslup kullanmışlardır. Ama ben net fotoğraf ve belgelerle konuştum. Ve hiçbir şekilde de hakaret kullanmadım. Yani konu bu yorum sizin dedim, tamamen belgeselde, çok kapsamlı eserler hazırladım bu konuda, Darwinizm’le de ilgili de zaten malum faaliyetlerimi biliyorsunuz. Bu konuda da yani ilk defa oldu. Avrupa’yı da bu kadar sarsmasının nedeni o. Mesela İspanya devlet başkanı Türkiye’nin iki sorunu var diyormuş, biri Harun Yahya diyormuş, yani Darwinizm sorunu halbuki Türkiye’de öyle bir sorun yok % 90’ı inanıyor Türkiye’nin. Akıl almaz rahatsız etti Avrupa’yı ama çok şükür geniş bir kabul var şu an. Mesela Tony Blair çok değişti. Alenen sosyalist, solcu görüşe sahipti. Ateist görüşü açık açık savunan bir insandı Tony Blair, müthiş dindar şu an. Sürekli Allah’tan bahsediyor, dinden bahsediyor, hatta akşamları Kuran okuduğunu söylüyor. Onla ilgili çok çok kapsamlı geniş samimi detaylı ifadeleri var. Ama benim kitabım ulaştıktan yaklaşık 1 ay sonra bu ifadeler başladı, çok çok değişti.
KORDON TV: Yani sizin kitabınızla birlikte Avrupa Müslüman mı olmaya başlayacak diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: İyi bir Hıristiyan oluyorlar, daha dindar Hıristiyan oluyorlar, mesela Yahudi ise gerçek bir Yahudi oluyor.
KORDON TV: Az önce Kuran okumaya başladı dediniz ya Tony Blair için.
ADNAN OKTAR: Ama şöyle Tony Blair protestanken Katolik oldu. Yani onu daha iyi gördü herhalde, daha takva gördü. Ama İslam'ı da incelediğini söylüyor, İslam’a bir sempatisi olduğunu söylüyor, Tony Blair’e mahsus olarak çok fazla basında açık açık yeraldı, çok fazla demeci var, ama kendisinin bir Katolik olduğunu, iyi bir Katolik olduğunu söylüyor. Protestanken Katolik olması da zaten dindarlığının artmasından kaynaklandığı imajını veriyor.
KORDON TV: Evet Katolikler Protestanlara göre daha dindarlar değil mi?
ADNAN OKTAR: Daha koyu tabi daha koyudur.
KORDON TV: Daha koyu, daha dindar. Sayın Oktar ben bir şeyi merak ediyorum, siz bu evrim teorisiyle uğraşmaya başladığınızda işte Darwin’in teorisi bu. Türkiye’nin %99’u Müslüman zaten. Türkiye’de Darwin teorisinin çok etkili olmadığını ben düşünüyorum. Çünkü Müslüman olan bir insan zaten, evrim teorisine zaten yakın durmaz.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Böyle bir şeye neden ihtiyaç duydunuz? Yani Türkiye’de böyle bir sorun mu gördünüz?
ADNAN OKTAR: Birçok İslam ülkesinde yani halkı %100 olan yerlerde bile Darwin'e inanma oranı çok yüksek. Mesela koyu Katolikler de, protestanlarda da hatta papa bile Darwinizm’e inanıyor, yani bu dinle bağdaştırmıyorlar bunu.
KORDON TV: Yani bu çelişen bir şey değil mi sonuçta, yani bir insan Müslümansa, evrim teorisine inanırsa aynı zamanda o zaman bir çelişki olmaz mı arada?
ADNAN OKTAR: Yok şöyle diyorlar, yani Allah dünyayı evrimle yarattı diyorlar, hani başta söylemiştim ya evrimle yarattı ama Allah yarattı diyorlar.
KORDON TV: Anladım, anladım.
ADNAN OKTAR: Yani bunun diğer adı bükemediğin bileği öp gibi bir şey olmuş oluyor. E biz öpmedik, o kolu çevirdik, yere yatırdık yani benim yaptığım o oldu.
KORDON TV: Anladım yani o yüzden diyorsunuz, yoksa bana mantık olarak ters geliyor, ikisi birbiriyle bağdaşır bir şey gibi gelmiyor açıkçası.
ADNAN OKTAR: Koyu protestanlarla da görüşüyorum, koyu Katoliklerle Darwinistler, Allah o şekilde yarattı diyorlar.
KORDON TV: Çünkü genelde evrim teorisine inanan insanların Allah inancı olmaz diye bilinir.
ADNAN OKTAR: Tabi yani doğrusu da odur.
KORDON TV: Doğrusu da budur, samimi olmak lazım. Bence de yani ya ona inanırsın, ya ona inanırsın, o konuda insanların dürüst olması lazım. Peki, o zaman ben size şahsi bir şey sorayım, bu insanlar arasındaki ırksal farklılıkları nasıl açıklayacağız?
ADNAN OKTAR: Hz. Adem’in genlerinde hepsi vardı, zenci ırkı da vardı, Japon ırkı da vardı, diğer ırklar da vardır, ileriki nesillerde o yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı o kadar.
KORDON TV: Yani çevresel faktörlerden dolayı olduğu iddia edilir ya Afrika’da şeydir, sıcaktır, çöldür, o yüzden insanlar esmerleşmiştir derler.
ADNAN OKTAR: Bu laboratuar şartlarında da tespit edildi, yani dış etkenler, genlere etki etmiyor, böyle bir şey olmuyor, bir insan istediği kadar güneşin altında kalsın esmerleşir o kadar yani. Vücudunun mekanizması güneşe reaksiyon gösterir ve pigment yoğunluğu olur ve en fazla güneşte yanmış. Ama güneş ortamına çıktığında yeniden beyazlaşır. Mesela ayak ta sürekli vurursa nasırlaşır. Ama nasır sistemi kurulmuştur ayakta, yani o darbelere karşı, önceden Allah onu hazırlamış. Bir yer tahriş olduğunda ona savunma olarak Allah nasırlaşmayı yaratmış, yani bu bir evrim değildir. Bu mükemmel sistemin çalışmasıdır.
KORDON TV: Evet yani genlere işlemez diyorsunuz kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Yani mümkün değil, yani teknik olarak mümkün değil böyle bir şey.
KORDON TV: O zaman ben yine şöyle bir soru soracağım, ben aynı komploya takıldım ben de Türkiye’de diyorsunuz işte Darwin teorisine inanan bir derin devlet yapılanması var diyorsunuz değil mi? Onlar da bana sürekli komplo kuruyorlar.
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Onların böyle bir komplo kurmasının nedeni ne olabilir yani çünkü zaten %99’u Müslüman. Yani Türk halkının Müslümanlığından şikayetçiler mi? Yani böyle bir farklı bir dönüşüm mü yaptırmak istiyorlar Türkiye’de?
ADNAN OKTAR: Suriye.
KORDON TV: Anlatabildim mi bilmiyorum sorumu tam olarak.
ADNAN OKTAR: Suriye bütün ulemanın İslam ulemasının en yoğun olduğu, İslami eserlerin en yoğun olduğu dindar bir ülkedir, dindar Müslüman ülkesidir. Kimlerin hakimiyetindeydi, Baasçı’ların Baasçılar kim, Stalinci komünistlerin hakimiyetindeydi. Halkın %99’u değil, %100’üne yakın Müslümandı, ama buna rağmen halk, sosyalist görüşü savunuyordu ve Darwinisttiler, namaz kılıyorlar, fakat aynı zamanda sosyalist partide de sosyalist faaliyetlerde bulunuyorlar. Yani böyle bir durum vardı, Türk devletleri de öyleydi. Mesela Kazakistan olsun Azerbaycan olsun, bunların hepsi komünistlerin kontrolündeydi ve halk sosyalistti. Yani samimi olarak sosyalizmi savunuyorlardı, fakat Müslümandılar.
KORDON TV: Yani birisi bir yönetim şekli ama öbürü, insanların inancı, ikisi birbirinden farklı değil midir?
ADNAN OKTAR: Hem Müslümanım, hem komünistim tarzındaydı, yani ama komünistlik daha ağır basıyor çünkü insanlar evrimle meydana gelmiştir diyor, ama çok şükür Müslümanım diyor yani buradaki.
KORDON TV: Yani ben şunu sormak istiyorum devletin idari şekli olarak laik olur, başka bir idare şekli olarak ama insanların inancıyla devletin yapısının örtüşmesi gerekiyor mu sizce?
ADNAN OKTAR: Tabii ki mesela devlet laik olur, bu çok normal ama bir insan ben hem Darwinistim, hem tesadüfen bataklıkta atomlar birden bire hareketlendiler, kendi kendilerine karar verdiler ondan sonra göz yapalım, kaş yapalım, kulak yapalım, muhteşem bir dizaynda insanlar meydana getirelim, sonra da o insanlar gelip, bataklıkta biz nasıl olmuşuz, mikroskop yapıp bizi incelesinler şeklinde anlatıyorsa bir Müslüman yani bu nedir Kuran’a göre Allah birden yarattığını söylüyor, Sizi Adem ve Havva’dan yarattım diyor. Cinler var, melekler var yani onlarda mı evrim geçirdi. Cinler melekler de mi evrim geçirdiler. Bunun açıklaması yok, meleğe ve cine inanan insan, insanın yaratılışına inanan bir insan bunların Allah tarafından mükemmel olarak yaratıldığına inanır. Evrim geçirdiğine inanıyorsa, o zaman cinlerin meleklerin de evrim geçirdiğine inanması gerekir.
KORDON TV: Hayır ben şunu söylemek istiyorum bir devletin yönetim biçiminde bir felsefe vardır elbette. Yani sonuçta neyi düzenler, insanların arasındaki ilişkiyi düzenler, ekonomik ilişkiyi düzenler. Bir devlet yönetmek farklı bir şey sonuçta. Ama insanların o devletin yönetim biçimine oy vermesi, onun felsefesini, kendi hayatına birebir yaşam tarzına uygulayacağı anlamına gelmez. O anlamda söylüyorum, gelmemeli de düşünüyorum açıkçası.
ADNAN OKTAR: Tabi mesela devlet sosyalist olur da halk İslam’ı yaşar, ama böyle olmadı işte mesela Irak’ta böyle olmadı, Suriye’de böyle olmadı, Yemen’de böyle olmadı, bu insanlar kendileri de sosyalisttiler. Ve sosyalizmin gereğini yaşadılar, Karl Marx’ı savundular, İslam’ı savunmadılar, sonradan Müslüman oldu bu ülkeler. Sonradan gerçek manada İslam’ı yaşamaya başladı, mesela Filistin ‘ de tamamen komünistlerin kontrolündeydi. İsrail’in saldırılarından sonra, o olaylardan felaketlerden sonra onlar İslam'a döndüler, İslam’ı yaşamaya başladılar. Halk uzaktı İslam'dan çok çok uzaktı.
KORDON TV: Yani diyorsunuz ki o yönetim biçimi Arap ülkelerinde Suriye’de olduğu gibi halkı dinden uzaklaştırıyor.
ADNAN OKTAR: Yani uzaklaştırıyor derken zaten halk iktidara getiriyor, kendi fikrini iktidara getiriyor, ben bu fikirdeyim diyor, benim fikir iktidar olsun diyor. Zaten Marksist adam, yani seçilerek geliyorlar.
KORDON TV: Ama aynı zamanda Müslüman.
ADNAN OKTAR: Aynı zamanda Müslüman oluyor tabi.
KORDON TV: Evet yani Marksizm ve İslam birleşmiş orada şeyde, bahsettiğimiz ülkelerde.
ADNAN OKTAR: Yani burada açık aleni samimiyetsizlik var tabi.
KORDON TV: Öyle mi?
ADNAN OKTAR: Yani nüfus cüzdanında Müslüman yazmasıyla, yani çünkü ben tesadüfen meydana geldim diyorsa bir insan, tesadüfler sonucu meydana geldim diyorsa, yani Allah yarattı nasıl diyecek? Yani Adem’le Havva’dan geldik nasıl desin?
KORDON TV: Hayır ben şöyle olabilir mi acaba? Hani o Marksizm’in ekonomi sistemini, işte yönetim biçimini beğeniyor olabilir. Marksizm demek, Darwinizm demek midir? Yani belki o kısmını kabul etmiyordur, Müslümandır, böyle bir şey olabilir mi acaba?
ADNAN OKTAR: Bakın şöyle diyeyim Saddam koyu Stalinciydi, hatta tipini de Stalin’e benzetmek istiyordu, hayatını da Stalin’e benzetmek istiyordu. Namaz kılmaz ve dinin hiçbir hükmünü yaşamazdı ve dine karşı bir üslubu vardı, yani dinle mücadele eden bir üslubu vardı ve dindarlara karşı da mücadele eden bir üslubu vardı. Ama sonra Amerikan işgalinden sonra bu çok koyu dindar oldu. Yani sakal bıraktı, namaza başladı, Allah’tan bahsetmeye başladı. Ve ölürken de biliyorsunuz kelime-i şahadet getirerek öldü. Yani İslam ülkelerinin çoğunda dindarlığa dönüş, çok sonra yaşandı. İslam adeta yok olmuştu o ülkelerde yani halk tabanında yok olmuştu.
KORDON TV: Ama Saddam’la ilgili geçmişini de çok bilmiyoruz tabi, özel hayatında belki namazını da kılıyor olabilir, onu bilmiyoruz tabii ki.
ADNAN OKTAR: Biz çevresindeki insanların bilgilendirmesine göre onu söylüyoruz tabii ki, yani bir Müslümanın Stalinist olması, Stalin’in fikirlerini savunması, kitle katliamları yapması, zehirli gazla Müslümanları öldürmesi, despot bir rejim uygulaması, onun samimi olarak Stalinci olduğunu gösteriyor gibi geliyor bana. Yani bir Müslüman olarak onu yapması çok zor.
KORDON TV: O zaman Sayın Oktar, oradan Irak’a geçelim madem.
ADNAN OKTAR: Buyurun.
KORDON TV: Irak’ta Saddam rejimini siz eleştirdiniz az önce, Saddam’dan sonra olanlar hakkında ne diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Saddam’dan sonra tabi tam bir kargaşa var, hem Müslümanların başsızlığı, yani bir manevi lideri olmaması, hem aklı başında böyle akil Müslümanların orada görev yapmıyor olması, mezhep ayrılıkları muazzam bir kargaşa meydana getiriyor. Halbuki bu son derece mantıksız, aleviler son derece güzel ahlaklı insanlar, çok değerli insanlardır. Mesela Şiiler, yine alevi’dir onlar. Onlar da çok dine samimi, bağlı olan insanlardır, Vahabiler de öyle çok dindar insanlardır. Yani bunları oturup ayrım yapmak, aralarında çatışma yaptırtmak, çok anormal.
KORDON TV: Kim yaptırıyor bu çatışmaları?
ADNAN OKTAR: Oradaki derin devletler yaptırıyor.
KORDON TV: Yani bu işgalle birlikte olan bir şey tabii.
ADNAN OKTAR: Tabii ki tabii ki derin devletlerin yaptığı bir şey.
KORDON TV: Yani özgürlük geldi mi, demokrasi geldim. Irak’a onu merak ediyorum.
ADNAN OKTAR: Tabii ki gelmedi tabii ki gelmedi ama halk istese getirebilirler, orada bir akil insanlar topluluğu olması gerekiyor, bir aklı başında bir lider olsa, bütün İslam ülkelerini, böyle anarşinin çirkinliğini onlara tam gösteren, kardeşliğin, dostluğun, beraberliğin güzelliğini tam anlatan, onu hakikaten tam saygıyla kabul edebilecekleri bir lider çıksa çok güzel olur. Mesela nasıl Hıristiyanların papası var, Müslümanlığın da böyle bir lideri olsa, manevi bir lider bu yani devletler laik olur, milli devlet olur. Bu güzel ama oradaki Müslüman topluluğun bir manevi lideri olması lazım ve o manevi liderin de yine akil insanlardan oluşan bir arkadaş grubu olması lazım. Ve onun sözünün geçerli olması lazım. Mesela ey Irak halkı diyecek, bu yaptıklarınız doğru değil, siz tam anlamıyla demokrasiye dönün, çok güzel bir ülkedesiniz, güzel bir vatandasınız, aranızda kardeş olun, bu kargaşa bitsin dediğinde bu sözü dinleyip, bunu yerine getirmeleri lazım.
KORDON TV: Peki Saddam zamanında hiç kargaşa yoktu orada, yani en azından biz dışarıdan bir kargaşa görmüyor idik. İşgalden sonra orada ciddi bir kargaşa başladı. İşte Sadr grubu, Sünniler, Şiiler, artı Kuzey’de Kürtler, Irak şu anda paramparça gibi görünüyor ne yazık ki. Bir milyondan fazla insanın şöyle ya da bu sebepten öldüğünü biliyoruz. Yani lider dediğiniz orada dini liderler var salında ama çatışıyorlar birbirleriyle.
ADNAN OKTAR: Benim demek istediğim, işin doğrusunu aslını söyleyeyim aslında Türkiye’nin o bölgede ağabey olması lazım, yani lider olması lazım.
KORDON TV: İşte ben ona getirmenizi istiyorum. Tam olarak öneriniz nedir?
ADNAN OKTAR: Yani Türkiye’nin ağırlığını koyup, direkt ağabey konumunda hatta bütün Ortadoğu’nun, bütün İslam ülkelerinin lideri konumuna gelmesi lazım ve sözü geçen bir lider olarak. Çünkü Türkiye, çok aklı başında insanların samimi insanların bulunduğu bir ülke. Çok vicdanlı insanların olduğu bir ülke, ordusu mükemmeldir. Çok çok vicdanlıdır, böyle kılı kırk yarar, çok iyi eğitimlidir. Ve bütün ülkelerde seviliyorlar, nereye gitseler seviliyorlar. Mesela Irak’a gidiyorlar seviliyorlar, Bosna’ya gidiyorlar seviliyorlar, Somali’ye gidiyorlar, seviliyorlar, her yerde saygı görüyorlar. Afganistan’da çok sevilip saygı görüyorlar. Bu fiili bir durum var. Demek ki bütün Ortadoğu, bütün İslam alemi Türk ordusunu seviyor ve Türk milletini seviyor. Demek ki ağabeylik yapmalarını istiyorlar. Yani Türkiye’nin burada ortaya çıkıp, bir lider çıkarıp ortaya, bir manevi lider de ortaya çıkarıp gerekirse, bu ağabeyliği yerine getirmesi gerekiyor, İslam ülkelerinde ve Türk devletlerinde de. Yani Türk-İslam birliğini acil olarak oluşması bütün bölge için şart. Bu Türk-İslam birliği bir ırk üstünlüğü, en iyi bizi anlamında değil. Yani Hırisitiyanlara da çok şefkatli, Yahudilere de çok şefkatli, onlara da çok iyi hayat hakkı tanıyan, hayır din olarak değil, tabii ki dinimizin üstünlüğünü savunuruz o ayrı. Millet olarak da milletimizi tabii ki severiz. Ama yani kafatasçı anlamında bir iddiamız olmaz. Yani vasıf, ahlak olarak severiz milletimizi, ama diğer milletlerin de bundan nasibi olduğunu, onların da çok değerli ve kıymetli olduğunu biliriz. Ama en iyi kimdir onu Allah bilir. Ama biz burada sevgide ve güzel ahlakta yarışacağız. Ama benim milletim iyidir derim, diğer milletler iyi değildir demem, onları da çok severim, onlar da iyidir derim ben. Bu bir kere İsrail’in müthiş rahatlamasına sebep olur. O insanlar bir duvarın arkasına sıkıştı, kaldılar, bir hapishanede yaşıyorlar ve her gün ölüm korkusuyla yaşıyorlar. Filistin tam bir dehşet ortamı ve tam bir sefalet ortamı, yazık günah, başka da hiçbir çözümü yok. Ne Amerikan müdahalesi, ne İngiliz müdahalesi, bunların hiçbirisi kurtarmaz. Tek çözüm Türkiye’nin müdahalesidir ve ağabeylik yapmasıdır. Yani her geçen gün bize manevi sorumluluk verir. Bunun bir an önce olması gerekiyor.
KORDON TV: Yani müdahaleyi nasıl yapsın, silahlı kuvvetlerle mi girsin Irak’a demek istiyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Hayır hayır sadece teklif yapacak, diyecek ki, ben Türk aleminin de İslam aleminin de liderliğini istiyorum ne diyorsunuz diyecek?
KORDON TV: Yani halifelik mi, onu mu kastediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Hayır hayır bu halifelik değil, halifelikte siyasi hakimiyet vardır. Siyasi hakimiyetin dışında, bir sevgi birliği, bir dostluk birliği çünkü milli devletlerin olmasını istiyorum ben. Her yerde milli devlet olacak, mesela Türkiye Milli Devleti olacak, Irak Milli Devleti olacak, Suriye Milli Devleti olacak, laikse sistemi, yine laik olarak devam edecek. Fakat yine hiç bir ülkede yine dayatma olmasın diyorum, e yani hür seçimler olsun, tam bir demokrasi böyle bir ortamda Türkiye’nin bir manevi liderliği, mesela Akmeleddin İslamoğlu var, İslam Birliği’nin başkanı bu halife değil bu insan bir lider, bunun gibi bir lider, yani manevi bir lider. Yani siyasi gücü olmayan, ama manevi gücü olan bir lider. Mesela Papa’nın bir siyasi gücü yok, ama manevi bir gücü var, mesela söylediğinde ikna oluyorlar. Bir şey söylediğinde durabiliyorlar.
KORDON TV: Bu bahsettiğiniz manevi gücü olan lider için bir örnek var mı birisi var mı sizce?
ADNAN OKTAR: Bunu devlet çok rahat yapabilir, yani birçok vasıflı insanımız var.
KORDON TV: Ama bu atamayla olacak bir şey değil ki yani, bunu sizi devlet görevlendirir de diğerleri siz de kim oluyorsunuz diyebilirler.
ADNAN OKTAR: Zannetmiyorum yani, bu o kadar hırs yapılacak bir konu da değil yani. Çünkü nihayet bir sevgiyi, kardeşliği sağlamaya yönelik, muhabbeti sağlamaya, barışı sağlamaya yönelik bir görev, yani bunu aşkla, şevkle yapacak herkes olur farketmez.
KORDON TV: Evet yani ama işte dediğim gibi o devletlerle biz daha doğru dürüst ilişki kurmakta zorlanıyoruz. Değil mi?
ADNAN OKTAR: Yani teklif etseler gerçekten kabul ederler, mesela bizim vakfımızın Milli Değerleri Koruma vakfının ilanları çıkıyor. Azerbaycan için, iki devlet, tek millet diye bir ilanımız çıkıyor, onun arkasından, ilanımız arkasından biz dedik ki Ermenistan’da bizim dostumuz, kardeşimiz olsun, hep beraber kalkınalım, ama şu Laçin koridorunu açsınlar, Ermenistan bizim dostumuz olsun, Laçin koridoru da açılsın. Çünkü Azerbaycan’la Türkiye’nin bağlantı sağlayan bir koridor biliyorsunuz Laçin koridoru.
KORDON TV: Evet biliyorum.
ADNAN OKTAR: Bunun açılması çok hayati, açılsın, ticaret gürül gürül aksın, sanayileşme gürül gürül aksın, Ermenistan bize mal satsın, biz onlara mal satalım, orada sanayiye yönelik, ticarete yönelik her türlü çalışmalar yapılsın. Ya Ermenistan şahlanır böyle bir şeyle, bolluğa ve zenginliğe tam anlamıyla doyar. Bu ilanımız arkasından baktım geçen gün, dün herhalde basında vardı eleleler, Azerbaycan cumhurbaşkanı Aliyev’le Ermenistan devlet başkanı eleleler. İşte mesela bu çok güzel bir tablo, çok iyi bir gelişme, yıllardan beri olmayan bir şey bu. İlk defa oluyor bu.
KORDON TV: Peki elele olmalarının sebebi ne Karabağ sorununu çözdüler mi aralarında?
ADNAN OKTAR: Buna niyet edilmiş anlamına geliyor burada. Önce bir dostluğa niyet edilmesi lazım.
KORDON TV: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani bir prensipte anlaşmaları gerekiyor bu.
KORDON TV: Çünkü daha önce onların kocali katliamları daha hafızalarda çok taze.
ADNAN OKTAR: Evet evet Türkler hamiyetperverdir, affedicidir, merhametlidir, biz onları da affederiz, bütün tarihi affederiz. Yani bizim öyle bir hırs, kin iddiamız olmaz, yani Türkler de öyle kindarlık yoktur.
KORDON TV: Yani öç almak değil tabi de, işgal ettikleri yerler var biliyorsunuz oraları terkedecekler.
ADNAN OKTAR: Evet oralardan çıkmaları gerek.
KORDON TV: Tabi kesinlikle.
ADNAN OKTAR: Oradan çıkmaları gerek, yani Karabağ sorunun çözülmesi gerekiyor, zaten küçük bir toprak parçası.
KORDON TV: Türkiye Ermeni soykırımı taleplerinden vazgeçecekler, bizim onlardan isteğimiz çok.
ADNAN OKTAR: Yani bunlar çok kolayı yani tarihin hesaplaşmasını yapmak, yani savaş ortamı, yani ölenler oldu, yaralananlar oldu, yani onu o tarihte bırakmak lazım. Eğer bizim hakkımız varsa, biz hakkımızı gani gani helal ediyoruz ve bu konunun artık kapatılması lazım. Onların da bu konuya artık kafalarını takmaması lazım gerekir.
KORDON TV: Yani siz buna rağmen, bu aradaki sorunlara rağmen Ermenistan’la biz dost olabiliriz diyor musunuz yakın gelecekte?
ADNAN OKTAR: Çok rahat tabi şefkat, sevgi her şeyi çözer. Yani candan sevdiğimizi anlarlarsa, yani Ermenistan ruhuna müthiş bir heyecan gelir, çok açılırlar.
KORDON TV: Ama Sayın Oktar zaten biz onları seviyoruz ki sadece İstanbul’da sanıyorum 40.000 civarında Ermeni vatandaşı yaşıyor, kaçak yaşıyorlar, Türkiye’den iş bulup, öyle geçimlerini sağlayabiliyorlar. Ermenistan şu an ekonomik olarak çok kötü bir durumda biliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: İşte kapılarını açsın.
KORDON TV: Ama buradan Türkler Ermenistan’a gidemiyorlar.
ADNAN OKTAR: İşte onu sağlamaya çalışıyoruz.
KORDON TV: İşte biz yine şu anda öyleyiz zaten, biz müşfikiz, devlet olarak, Türk milleti olarak onları kucaklamışız, iş veriyoruz, bizim onlarla bir hesabımız yok.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi.
KORDON TV: Beraber yaşamışız ama onların öyle bir hesabı var, onların vazgeçmeleri gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Ama bunu onlar bilmiyor, iyi duyurulması lazım. Hem resmi kanaldan duyurulması lazım, hem de vakıflarla derneklerle böyle sivil toplum örgütleri tarafından bunun onlara duyurulması gerekir. Benim gördüğüm bu ilanların çok büyük etkisi oldu, nitekim Azerbaycan gazetelerinde bizim ilanlarımız yayınlandı, bir sevinç vesilesi oldu. Ve arkasından Türk Birliği toplantıları yapıldı. Yani özellikle bu iki devlet başkanının elele olması, birbirine sevgi göstermeleri, son yıllarda olan bir şey, ilk defa oldu çok çok muhteşem bir şey, bayağı güzel. Gerçekten sevildiklerini ve korunacaklarını bilseler, Ermenistan bence çözülür, çok çok rahat çözülür. Azerbaycan’la Türkiye’nin bir kere bir an önce birleşmesi gerekiyor, Azerbaycanlılar can atıyorlar Türkiye ile birleşmek için yani yalvarıyorlar adeta.
KORDON TV: Evet doğru Azeri kanallarında da o bahsettiğiniz slogan çok yer alıyor zaten.
ADNAN OKTAR: Tabi yani bunun bir an önce olması lazım. Kazakistan Kırgızistan, Türkistan hepsi bizi bekliyor, yani bunu çünkü niye istemesin adamlar milli devletleri duruyor, sadece manevi bir birlik, sevgi birliği, kardeş birliği. Mesela Azerbaycan’la giderken bizim niye pasaporta ihtiyacımız olsun, niye vizeye ihtiyacımız olsun. Kıbrıs’a gidiyormuşuz gibi nüfus cüzdanımızı cebimize koyup Laçin koridorundan basıp gidip rahatça geçmemiz lazım. Ermenistan’ da öyle Ermeni kardeşlerimizle gidip rahat rahat görüşelim, ticaret yapalım, orada okullar açılsın, fabrikalar kurulsun, onlar gelsin bize, yani çok muhteşem olur. Bu kasılmaya, bu gerilmeye hiç hiç gerek yok, hele hele geçmişin, tarihin muhasebesini yapmaya hiç hiç gerek yok. Biz kendi haklarımızdan gani gani helal ederek vazgeçiyoruz olsun bitsin.
KORDON TV: Zaten biz yapmıyoruz onu, onlar yapıyorlar biliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ama çözülür o mesela gerçekten İsrail’de böyle korunacaklarını bilseler, canı gönülden bu birliği isterler. Orada bir samimiyet çok önemli, Gerçekten bir coşku ve aşk gerektiren bir şeydir bu. Allah aşkı, Allah’ın yarattıklarına karşı derin bir sevgi mesela İsrail, bunlar hep peygamber soyudur. Hz. Musa’dan, İbrahim’den gelen seçkin bir soydur, yani peygamber neslidir. Biz de onlara karşı derin bir saygı duyarız, derin bir muhabbet duyarız. Ama bir kasılma var orada da yani iki tarafın bir kasılması var. Zaten kimsenin onların orada yaşamasına bir şey dediği yok. Yani vatanları, güzel yaşasınlar. Zaten Türkiye tanıdı İsrail’i bir sorun yok. İslam ülkelerinin çoğu da tanıdı.
KORDON TV: Hatta Türkiye İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden bir tanesi.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi evet.
KORDON TV: Bildiğim kadarıyla.
ADNAN OKTAR: Onun için olay sadece samimiyet ve sevgi bazında çözülecek gibi görünüyor. Bunlar böyle resmi nutuklarla soğuk açıklamalarla olmaz, candanlıkla olur. Mesela onların orada iki liderin candan dostluk göstermesi, sevgi göstermesi, bu önemlidir, bu fiili bir durumdur. Ama karşılıklı nutuk tarzında sözler, birbirimizi seviyoruz biz, yani bu pek inandırıcı olmaz. Ama birlikte yemek yemek, birlikte konuşmak, neşeli bir ortam meydana getirmek, karşılıklı iltifat etmek, gönül almak, gerekirse hediyeleşmek, karşılıklı ziyaretler, bunlar çok çözücü olur.
KORDON TV: Ama ülkeler arasında sevgi ne kadar geçerli bilmiyorum ama her ülke kendi çıkarına göre davranmaz mı? Yani bu tarihte de hep böyle olmuştur, bugün de böyle.
ADNAN OKTAR: Türk milleti çilekeştir, egoistte değildir, bencil de değildir. Gidin bir Türk evine en güzel köşede sizi oturtturur. En güzel yiyeceklerini siz çıkartır, yani kendi yemez, kendi yemeğini size yedirttik, en güzel yatakta sizin yatmanızı ister. Türk milleti fedakardır ve buna gönüllü olarak taliptir bizim milletimiz. Ermenistan zengin olsun, bölge zengin olsun, zaten Türkiye otomatik zengin olur, yani Türkiye’nin öyle bir hırsı olmaz. Yani bizim Afganistan’dan bir çıkarımız mı var, asker gönderiyoruz. Somali’de bir çıkarımız mı var dünyanın masrafını yapıyoruz. Bosna’ya dünyanın masrafını yapıyoruz, niçin yapıyoruz? Güzellik, sevgi, saygı, derinlik, muhabbet, insan sevgisi, Allah’a olan sevgimizin bir tecellisi olarak yapıyoruz.
KORDON TV: Biraz da tabi galiba NATO üyesi olduğumuz için yapıyoruz değil mi?
ADNAN OKTAR: Bence istese Türkiye hepsini reddeder yani, NATO’da olayın içinde ama bence istese hepsini yapmayabilir. Yapsa bile öylesine yapabilir, ama yaptığında hakkıyla yerine getiriyor bunu ve hakkıyla oradaki insanlar onları seviyor. Gider soğuk davranır, lakayt davranır, böyle bir şey olmuyor.
KORDON TV: Tabi Türk askerinin bir asaleti var elbette ki bir.
ADNAN OKTAR: Kayıtsız şartsız beğeniyorlar.
KORDON TV: Kesinlikle tabii ki ve orada hiç bir zaman zulmetmeye gitmez.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
KORDON TV: Bizim Mehmetçiğimiz orada barışı korumakla görevli olarak gidiyor ve o görevi yapıyor.
ADNAN OKTAR: Bu kadar sevilen dünyada başka hiçbir asker yok.
KORDON TV: Doğru, haklısınız tabi, ben de katılıyorum. Yani bir İngiliz askeriyle Türk askerini kimse kıyaslamaz elbette.
ADNAN OKTAR: Çok net, işte orada da lider olması gerektiğini insanlar lisan-ı halle anlatmış oluyorlar. Yani gelin, bizi kurtarın diyorlar, özetle bu.
KORDON TV: Peki biz kendimizi kurtardık mı?
ADNAN OKTAR: Büyüyen küçülmez, dışarıyı kurtaran, kendini de kurtarır.
KORDON TV: Yani önce dışarıdan mı başlayalım diyorsunuz Sayın Oktar?
ADNAN OKTAR: Biz büyüklüğümüzü daha çok hissedersek, gücümüzü daha çok hissedersek zaten iç sorunlar kalmaz. Küçük işlerle uğraşan insan küçük kalır, büyük işlerle uğraşan insanlar da büyük olur. Büyük işlerle uğraşmak lazım, büyük hedefleri olması lazım Türkiye’nin. Yani büyümeyi hedeflemesi lazım, mesela şu an bir küçülme korkusu var. Büyüme hedefi olan bir devlet küçülmez. Ama durumunu muhafaza etmeye kalkarsa, mazaAllah küçülebilir. Yani büyümeyi hedeflemesi lazım.
KORDON TV: Ticarette de kural budur değil mi?
ADNAN OKTAR: Her şeyde kural budur.
KORDON TV: Her şeyde kural budur. Mevcut durumumu koruyayım derken birçok şeyi kaybedebilirsin.
ADNAN OKTAR: İllaki çöker Allah esirgesin. Mutlaka sürekli büyümeyi hedeflemek lazım.
KORDON TV: Peki biraz isterseniz Türkiye’deki son gidişata bir sizinle göz atalım.
ADNAN OKTAR: Türkiye çok güzel, süper geliyor maşaAllah, yani sürekli tırmanışta 90 derece.
KORDON TV: Ekonomisi falan her şeyi yerinde diyorsunuz peki bu özelleştirmeler, yabancılara mal satışları, bu konuda çok eleştiri var biliyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ben her şeyin tabi milli olması taraftarıyım, işin doğrusu bu. Ve bize ait olmasını isterim. Ama yani bilemiyorum yani çok milli çıkarımızaysa, çok çok faydalı bir şeyse bazı şeylerde yani teknoloji transferi olacaksa, daha güçleneceksek, asli mal bizde kalmak şartıyla yani bize ait olmak üzere her türlü çalışmayı yapabilirler. Toprağı bizim olsun yapısı bizim olsun ama ticari ortaklık olur.
KORDON TV: Evet yani ortaklık değil de genelde eleştiriler şöyle oluyor Türkiye’de işte bizim hiçbir milli varlığımız kalmadı tamamı yabancılara verildi, sonunda Türkler kendi vatanlarında yabancıların yanında çalışan insanlar haline gelecekler bir süre sonra gibi eleştiriler var. Ve bu satılan malların parası da sadece borçların fazileri ödendi ve şu anda da borç 500 milyar dolara yaklaştı borç. Bu borçları ödeyecek durumumuz bundan sonra kalmadı gibi iddialar var. Hatta bu son aylardaki ekonomik krizin daha da derinleşeceği söyleniyor. Siz ne diyorsunuz bu konularda?
ADNAN OKTAR: Yani bina olarak satmaya gerek yok, işletme hakkı verilebilir, mesela bir binanın, bir şeyin 1 yıllık, 2 yıllık işletme hakkı verilebilir, bu hakikaten bize kar getirebilir ama direkt devretmek tabii ki gerek yok ben ona taraftar değilim, yani bu sizin denmez.
KORDON TV: Gerçi konumuzun dışındaydı ama hani dedik bunu da Türkiye nasıl gidiyor?
ADNAN OKTAR: Ama olmaz işletme hakkı verilir, çünkü o bizim lehimize olur, yani adam yetenekliyse işletsin, o da kar etsin, biz de kar edelim bu güzel. Ama Türk-İslam birliğine Türkiye eğer gönül verir de bunu yerine getirirse zenginliği, bütün dünya devletlerinin zenginliğinden daha fazla olur. Yani toplamından daha fazla olur, yani ne dış borç kalır, ne iç borç kalır dünyanın zengin devleti haline gelir Türkiye.
KORDON TV: Peki nereden alacağız, parayı nerden alacağız?
ADNAN OKTAR: İslam ülkeleri normalde çok çok zengin, parayı nereye vereceklerini bilmiyorlar. Yani çok akıl almaz yerlere yatırım yapıyorlar ve adamlar sıkıntı içinde. Hakikaten parayı biz nereye harcayacağımızı bilmiyoruz derecesine gelmiş nerdeyse adamlar, gidip parayı İngiliz bankalarına yatırıyorlar, Amerikan bankalarına yatırıyorlar, yani zibil gibi para var. Bir Türk-İslam birliği ruhu olmuş olsa, o zaman o insanlar parayı nereye yatıracağını bilirler. Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomik gücü adeta böyle bir patlama tarzında gelişir, muazzam gelişir. Çünkü bütün Türk milletlerinin maden varlıkları, petrolleri, yeraltı kaynakları, Türkiye’nin imkanları, Türkiye’nin teknik imkanları, mühendisleri, bilim adamları, bunların karşılıklı değerlendirilmesi durumunu bir düşünün yani akıl almaz bir gelişme meydana gelir.
ADNAN OKTAR: Yok yani hiç ömrüm boyunca kesin kararlıyım.
KORDON TV: Yani Türk-İslam birliği, ekonomik büyüme gibi projelerden bahsettiniz, ya da bahsettiğiniz modele uygun bir siyasi yapılanma lazım ki bu olabilsin değil mi?
ADNAN OKTAR: Ben mevcut siyasi yapılanmaları teşviklerim, desteklerim, bütün gücümle.
KORDON TV: Evet bu görüşe yakın siyasi yapılanma şu an var mı Türkiye’de?
ADNAN OKTAR: Aslında Türk milleti’nin gönlünde var, gönlünde yoğun olarak var. Ama daha adı konulmadı, biz adı konulsun istiyoruz. Adı konulması için de işte böyle sivil toplum kuruluşlarının, vakıfların, derneklerin bir ortam meydana getirmesi, bir kamuoyu meydana getirmesi gerekiyor, bunun için gayret ediyoruz.
KORDON TV: Evet faaliyetlerinizin önceliğini bu konular mı oluşturuyor şu anda?
ADNAN OKTAR: Evet.
KORDON TV: Vakıf dışında hangi alanda faaliyet gösteriyorsunuz peki?
ADNAN OKTAR: İşte biliyorsunuz kitap çalışmalarım var.
KORDON TV: Yani gazete, dergi gibi falan.
ADNAN OKTAR: Dergimiz var.
KORDON TV: Veya toplumsal iletişimi sağlayabilecek organlarınız var mı?
ADNAN OKTAR: Daha ziyade işte böyle sizin kanalınız bizim için çok büyük bir fırsat ve nimet. Buradan İzmir halkına canımız ciğerimiz İzmir’imiz o güzel insanlarımıza bu fikirlerimizi iletebilirsek, bu düşüncelerimizi iletebilirsek, bu çok güzel bir iletişim yolu ve en mükemmeli. Yani dergi çıkartmaktan, gazete çıkartmaktan çok daha mükemmel.
KORDON TV: Evet biz de zaten sizi izleyicilerimizle sizi buluşturalım istedik. Sizi çok da yorduk bu arada.
ADNAN OKTAR: Estağfurullah çok memnun oldum, çok sevindim, çok sefer duydum, olur mu? İzmir halkı bizim Türkiye’mizin daha böyle barışçıl, daha insancıl, daha neşeli insanlarından oluştuğu bir yerdir İzmir halkı. Böyle gitmiştim bir kere hakikaten öyle yani insanı cıvıl cıvıl, dost canlısı ve sevecen böyle herkes birbirini seviyor. Ama bazı yerler Türkiye bölgemizde mesela İstanbul’da pek öyle değil.
KORDON TV: Değil mi öyle?
ADNAN OKTAR: O kadar değil evet İzmir daha candan daha dolu doludur. İnşaAllah İstanbul halkı da öyle olur. Yani tabi hepsini tenzih ederim fakat bir kısmı sanki daha soğuk, yani daha sevgiye, dostluğa, kardeşliğe kapalı gibi görünen, sanki biraz sanki ürküntü içindeymiş gibi yaşayan insanlara rastlıyorum. Yani böyle yüzü donuk.
KORDON TV: Mutsuz insanlar mı diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Mutsuz insanlar evet çok görüyorum ama İzmir halkı öyle değil MaşaAllah daha neşeli, daha hayat dolular.
ADNAN OKTAR: İklimimizden herhalde, iklimimiz sıcak biliyorsunuz, Akdeniz iklimi tabii ki.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
KORDON TV: Ondan olabilir. Peki, Sayın Oktar çok teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ederim.
KORDON TV: Sanıyorum izleyicilerimizi oldukça aydınlattık. Size de geçmiş olsun şimdiden.
ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim.
KORDON TV: Umarım beklediğiniz sonuç olur yargıdan da.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah İnşaAllah.
KORDON TV: Evet olmazsa da.
ADNAN OKTAR: Hayır vardır.
KORDON TV: Her şeyde bir hayır vardır.
ADNAN OKTAR: Tabi tabi İnşaAllah.
KORDON TV: Öyle düşünüyoruz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
KORDON TV: Peki efendim teşekkür ederiz tekrar.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ediyorum lütfedip şeref verdiğiniz için size de ayrıca çok minnettarım, İnşaAllah yine görüşürüz.
KORDON TV: İnşaAllah.
Bu eser 135 kez incelendi.
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin. Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;