Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Malatya TV ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 251 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 131 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 124 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 83 download
Hazreti İsa Gelecek - Belgesel - 68 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Malatya TV ile Röportajı
Şubat 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Malatya TV ile RöportajıMALATYA TV: Merhaba sevgili izleyiciler. Sizlerde benim gibi çok heyecanlısınız, yıllardır bu kanalda, bu ekranda belgeseller izliyorsunuz programları izliyorsunuz. Hep bir isimden bahsedilir. Herkesin acaba görebilir miyiz, acaba konuşabilir miyiz acaba kendi dilinden bir şeyler duyabilir miyiz dediği, merak ettiği büyük merak uyandıran bir kişiyle beraberiz. Çok güzel bir yerdeyiz, çok güzel bir insanla beraberiz. Beraberliğimizle şeref duyduğumuz, mutlu olduğumuz bir insanla. Günlerdir fragmanlarımızda kendisinden bahsediyoruz. Siz kim olduğunu biliyorsunuz. Siz zaten onu ezberlemişsiniz, biz size yeni şey vermeyeceğiz bu programda biz size yeni şey anlatmayacağız olanlar tekrardan ibaret olacak ama hocamızın bizi kabul etmesi hocamızın bizi buraya kabul etmesi hocamızın ekranımıza çıkması büyük bir şeref oldu, bir onur oldu. Hocam hoş geldiniz programımıza.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Çok sağolun, Allah razı olsun.

MALATYA TV: Nasılsınız, iyi misiniz?

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah Allah’a hamd olsun çok iyiyiz, çok güzel, hoş haldeyiz. Sizin bu bu güzel sözlerinizden de çok memnun olduk. Allah razı olsun. İnşaAllah hüsnü zannınız gibi oluruz inşaAllah.

MALATYA TV: Allah-u Teala bir insanı severse meleklerine sevdirir, melekler de yeryüzündeki insanlara sevdirir ve yeryüzünde o insan kabul görür.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.

MALATYA TV: Siz önce Müslümanların, hepimizin gönlünde kabul gördünüz, hayatımızda kabul gördünüz. Biz sizinle gurur duyuyoruz, şeref duyuyoruz.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, elhamdülillah.

MALATYA TV: Sizi dediğim gibi izleyicilerimiz çok iyi tanıyorlar ama ben gönül her zaman ister ki hocam kendi dilinden kendi tarihçe-i hayatından kısa ve öz olarak bize bahsetsin. Nereden nereye geldi. Başlayalım.

ADNAN OKTAR: Evet, 1956 yılında, 2.2.1956 yılında Ankara'da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara'da yaptım. Sonra Güzel Sanatlar Akademisi'ni kazandım İstanbul'da. Orda sanatın merkezi olduğu için tebliğin orada güçlü olacağını, etkili olacağını düşündüm, özellikle oranın imtihanlarına girdim. Allah'a şükür kazandım. Orada iki-üç yıl kadar okuduktan sonra Güzel Sanatlar'dan ayrıldım. Edebiyat Fakültesi'ne geçtim. Edebiyat Fakültesi'nde de, Marksistlerin kontrolündeydi o okul da. Çok güçlü bir yapı vardı orada da. Orada da tebliğ faaliyetlerinde bulundum.

MALATYA TV: Ankara Üniversitesi'nde miydi?

ADNAN OKTAR: Yok, İstanbul Üniversitesi’nde. Edebiyat Fakültesi’nde. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi bir, Edebiyat Fakültesi iki. Felsefe bölümü, Felsefe ana bilim dalı. Sonra da malum işte kitap çalışmaları, tebliğ faaliyetleri bunlarla yoğun olarak iştigal ettim.

MALATYA TV: Çok kitaplarınız var, çok görsel yapımlarınız var. Bunları okuyan, görsel yapımlarınızı izleyen kişiler adeta size vuruluyor.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

MALATYA TV: Çok büyük bir hayran kitleniz var. Böylesi bir kitleye sahip olmak nasıl bir duygu? Bu sizin ilmi çalışmalarınızı nasıl tetikliyor, nasıl etki ediyor? Performansınızı nasıl etkiliyor.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Ben gücüm yettiği kadar Allah'a karşı samimi olmaya çalışıyorum. Samimi olan kullarına Allah yardım eder. Bunların tamamını yaratan Allah, kaderde bu kitaplar hazırdı zaten. Bir vesile, dünyada bir vesileyim sadece. Etkisinin meydana gelmesin Allah sağlıyor o da tabi Allah'ın bir lütfu inşaAllah daha da etkisi yayılır. Daha da etkili olacak gibi görünüyor. Allah'a hamd ediyorum. Seviniyorum tabi çok.

MALATYA TV: Peki bu kitleye ulaşabilme noktasında siz rahat ulaşıyorsunuz ama onların size ulaşma noktasında bir problem oluyor mu? Herkes ister ki Harun Yahya ile bir defa da olsa, bir dakika da olsa görüşmek ister. Ulaşma noktasında bir problem oluyor mu? Siz vakit ayırabiliyor musunuz? Bu yoğunluk içerisinde.

ADNAN OKTAR: Tabi biraz zor oluyor. Bazen dışarı çıkıyorum. Tevafuk eğer rastlarsam, orada bir görüşme oluyor. Kısaca bir ayaküstü selamlaşma, hal-hatır sorma.

MALATYA TV: Peki Anadolu'dan kalkıp gelen bir vatandaş, ben hocamı illa göreceğim dediği zaman, buraya kadar geldiği zaman görüşebiliyor mu sizinle?

ADNAN OKTAR: Herhalde kırmayız.

MALATYA TV: Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MALATYA TV: Peki hocam geçmişte felsefe ile 20. yüzyılda da özellikle Darwin ile Müslümanların aklını çelmeye çalıştılar. Allah-u Teala İmam Gazali'yi gönderdi felsefecilerin belini kırdı. Darwin teorisinin yayıldığı dönemde de sanki Allah-u Teala Harun Yahya denilen bir insanı görevlendirdi, vazifelendirdi. Darwin'in, Darwinizm'in belini kırdı. Şaşırdılar kaldılar. Ayakları yerden kesildi. Her şeyleri kesildi. Tutunacak dalları kalmadı. Siz ilk olarak neden buradan başladınız. Neden Darwin teorisini çürütme ile başladınız?

ADNAN OKTAR: Müslümanlar üzerlerinde yoğun bir baskı hissediyorlar ama bu baskının kaynağını bir türlü bulamadılar. Herkes bir şeyler anlatıyor. Halbuki akıllıca bakıldığında dinsizlik başıboş bir felsefe değil. Mutlaka bir dini vardır dinsizliğin de, bir inanç temeli vardır. İnanç temeli Darwinizm'dir. Bakıldığında bu açıkça görülür. Dinsizlerin dini ellerinden alındığında ortada kalırlar. Gücü kırılır, beli kırılır. Mesela bugün Türkiye'de can çekişiyorlar, perişan oldular. Çünkü dinlerini ellerinden aldık. O yüzden bu üzerlerindeki rahatsızlığın kökeni bu ve Müslümanlarda da müthiş bir rahatlama oldu daha da rahatlama olacaktır. Çünkü yılanın kuyruğunu da koparttık, kafasını da koparttık, yani inşaAllah tek bir parçaya bölünmedi. Bu durumda artık yılanın zehiri gittiği için etkisi de çok çok çok azaldı. Bundan sonra daha da azalacaktır. Bunu açıkça görüyoruz Türkiye'de ben tek tek saymayayım. Ama bu açık açık görülüyor. Bu yılanın dişini sökmemizden kaynaklanıyor. Zehirleme gücünü kaybetti.

MALATYA TV: Peki hocam, bu Darwin teorisine savaş açtığınız dönemde Müslümanların gerçekten bu yönlere meyilleri var mıydı? Herhalde şuurlu kesim çok fazla meyletmiyordu, çok fazla aldırmıyordu ama okullarımızda kitaplarda okutuluyordu gençlerimizin beyni bulanıyordu. Ben şöyle bir Müslüman, şöyle bir insan tasavvur edemiyorum, benim atalarım dedelerim maymunlar, ben şimdi insanım. Böyle bir ikilem içerisinde kaldığı zaman haleti ruhiyesi ne olur?

ADNAN OKTAR: Benim kanaatim Müslümanlar ilmi deliller ellerinde olmadığı için bir kısım Müslümanlar Darwinizm'i yenemeyeceği kanaatine varıp, hiç olmazsa bu Kuran'da var diyerek Darwinizm'le bir barış anlaşması imzalamak istediler. Bunu birçok alimde gördük biz tek tek. Birçok İslami cemaatte de gördük yani madem bu bileği bükemiyorsun bari öp bu bileği, fakat o da senin dinini ellemesin. Halbuki Darwinizm varsa zaten din de ortadan gider. Bu açıktır yani yılanla anlaşma olmaz. Üzerine saldırmaktan da çekindiler, o zaman ne dediler. Darwinizm zaten öldü zaten yok. Hani mezarlıkta ıslık çalarak giden adam olayı gibi. Hem korkuyor çekiniyor, baş edemeyeceği kanaatinde ama aynı zamanda da öldüğü kanaatinde. Eğer öldüyse niye sen böyle perişansın? Niye başörtüyle üniversiteye giremiyorsun? Niye bu kadar can yakılıyor? Niye her yerde tecrit ediliyorsun? Necip Fazıl'ın dediği gibi parya muamelesi görüyorsun? Demek ki kökeninde bir şey var. Düşmandan kaçmak bir kurtuluş değil, üzerine gitmek bir kurtuluştur. Bu da Darwinizm'in iyice ezilmesiyle olur. Bizim elimizde Allah'a çok şükür Darwinizm'i perişan edecek milyonlarca, binlerce delil var ve hakikaten sadece üç tanesi iki tanesi bile yetecek delillerin ama yüzlerce delille dişini kırdık onun için kafasını kaldıramayacak duruma geldi. Dikkat ederseniz o dönemde birçok alim Kuran'da zaten Darwinizm var, Darwinizm'i anlatır Kuran. Eski alimlerimiz de anlatıyor. Niye İslam'la çelişen bir şey yok. Bakın, iki cereyan var dikkat ederseniz. Bir zaten öldü diyenler bir de Kuran'la barıştırmaya çalışanlar. Her ikisi de güç yetirememenin verdiği zavallılıkla diyelim, Müslüman eğer azmedip de kesin kararlılıkla mücadele ederse neticeyi alır. Hz. İbrahim putu görünce, ben bu adamlarla baş edemem, ben bunlarla uğraşamam demedi. Aldı baltayı vurdu kafasına indirdi aşağıya, bütün bunları indirdi ve hatta sonra da alay etti. Ana büyük putlarından birini bıraktı, işte bu yapan dedi, baltayı da boynuna astı. Şimdi biz de maddeyle alay eder durumdayız şu an. Biz diyoruz ki gözü görmeyen taş-toprak, kulağı duymayan çamur, hissedemeyen tadamayan çamur bir gün ayaklanıp insan olmaz. Yahut böyle bir atomlar bir araya gelip karar verip, işte biz filleri, insanları yapalım, bu insanlar da üniversiteler kursun ilerde, gelsin bizi mikroskopta incelesin, ben neymişim zamanında vay be çamurmuşum gibi böyle bir mantık çıkmış oluyor. Akıl almaz bir mantıksızlık bu, biz bu rezilliği ortadan kaldırdık. Halen de devam ediyor bu. Avrupa'da bunun şoku yankılanmalarla halen devam ediyor, yüzlerce, binlerce yankılanma ile devam ediyor. Tam bir panik havası var. Fransa'da bir matem havası, bir dehşet, dehşetin arkasından da şu an matem, şu an ölü evi gibi Fransa.

MALATYA TV: Göstermemeye çalışıyorlar ama...

ADNAN OKTAR: Evet evet, ölü evi sakinliği var. Çünkü okullarda herkes soruyormuş hocalarına yazıyorlar, yana yakıla anlatıyorlar. Hocam siz bunları anlatıyorsunuz ama Harun Yahya da bunu söylüyor, kitaplarında bunu anlatıyor, ne diyorsunuz diyorlarmış onlar da cevap veremiyorlarmış. Cevap verememelerini de eğitimsizliklerine bağlıyorlar. Fosillerin biz binlercesini ortaya koyduk. Yok, bu fosil mi diyeceksin sen. Biz diyoruz ki bir tane ara fosil getir, yani kendi kastettiğin ara fosillerden bir tane getir. Yok diyor. Biz diyoruz ki yaşayan fosiller var elimizde binlerce, milyonlarca al sergiliyoruz diyoruz. Buna ne diyorsunuz diyoruz. Buna da ses yok diyor.

MALATYA TV: Hocam Allah-u Teala Kuran'da, İsrailoğulları'ndan bahsederken, bugünkü malum bazı kesimlerden bahsederken, 'Biz onlardan bir kısmını maymuna ve domuza çevirdik". Bazen aklıma gelir, siz açıklama getirin. Yani Allah'ın tarihte domuza ve maymuna çevirdiği insanların fosillerinden birisinin kafatası olabilir mi bu Darwin'in eline aldığı. Başka hiçbir gerekçesi olmadığı, ilmi bir gerekçesi olmadığı bir maymun kafatası, onlardan birisinin kafatası olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Şimdiye kadar böyle tek bir tane fosil bulunamadı. Bulunan fosiller ya gibonlara ait ya maymun cinslerine ait. O tarzda bir fosil bulunmuş değil, ara fosil olan bir fosil bulunmuş değil. Tek bir tane öyle fosil yok. Net varlıklar bunlar ya goril cinsi ya şempanze cinsi, ya gibon cinsi. O cins hayvanlara ait. Zaten iskelet yapılarından da bu açık açık anlaşılıyor. Şu an asrımızda da öyle. Bunlar ciddi şekilde insanı andırır görünüm olarak.

MALATYA TV: Peki hocam, siz çok büyük ilmi çalışmalar yapıyorsunuz. Müthiş bir ekibiniz var. Allah'a hamd olsun. Allah korusun bir Hıristiyan aleminin ya da Yahudi aleminin ilim adamı olsaydınız belki bugüne kadar birkaç defa Nobel ödülünü alırdınız. Ya da her sene benim kanaatime göre siz aday gösterilirdiniz. Hiç düşündünüz mü aday gösterilmediğiniz için üzüldünüz mü? Ya da gösterilmeyi beklediniz mi? Bu ödülü hiç arzuladınız mı? Sizin için bu ödülün bir değeri var mı?

ADNAN OKTAR: Bu ödülü biz inşaAllah ahirette Allah'tan umuyoruz. İnşaAllah. Allah'ın rızasını alırsak bu ödül tamam olmuş olur.

MALATYA TV: Nobel ödülü yerine Allah'ın ödülü diyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

MALATYA TV: İnşaAllah. Allah hayırlısını versin inşaAllah. Dünyada benim çalışmalarım çerçevesinde kitapları ışığında en çok görsel yapım yapılan kişisiniz. Yine bu çalışmaların başında da siz varsınız. Çok değerli ekibiniz var. Görsellik sizce bu kadar çok önemli mi?

ADNAN OKTAR: Tabi görsel beyne hitap eden bir şey. Bir insan bir resmi kolay kolay unutamaz. Yazıyı belki unutabilir ama özellikle etkileyici bir resmi unutamaz. Ve hafızaya bu yardım anlamındadır. Hafızaya yardım etmek çok önemlidir. Resimler hafızaya yardımdır ve çok iyi akılda kalmasını sağlar.

MALATYA TV: Evet ben değerli izleyicilerimizden beni mazur görmelerini rica ediyorum. Yani ben sıradan birçok insanla röportaj yaptım, binlerce insanla röportaj yaptım. Hocamın karşısında gerçekten çok heyecanlıyım, heyecanımı bağışlasınlar. Vallahi, soracaklarımı unutuyorum.

ADNAN OKTAR: Estağfurullah.

MALATYA TV: Ben hiçbir zaman kalem-kağıt kullanmadım. Size karşı kağıt-kalem kullanıyorum. Ondan şaşırıyorum. Beni mazur görsünler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MALATYA TV: Evet çalışmalarınızda özellikle hazırladığınız belgesellerde insanları daha çok düşünmeye sevk ediyorsunuz. Akıl erdirmeye sevk ediyorsunuz. Akıllarını çalıştırmaya sevk ediyorsunuz. Çoğu zaman da sonunda bunu Allah'ın bir ayetiyle ya da birkaç ayetiyle süslüyorsunuz. Bu metodu neden seçtiniz?

ADNAN OKTAR: Eskiden insanlar Kuran'ın hayattan kopuk olduğunu zannediyorlardı. Halbuki Kuran hayatla iç içedir. Ve her olaya ve her şeye bakar ve her şeyi anlatır. Bunu ispatlamak aynı zamanda. Bir de, Kuran'ın derinliklerini, etkileyici yönünü, hikmet yönünü insanlara daha kapsamlı sunmak amacı.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet bu amaçla.

MALATYA TV: Peki hocam birçok televizyon kanalının belki sahip olamadığı teknik bir beyne önce ve teknik imkanlara sahipsiniz. Karasal yayını olan bir televizyonunuz yok. Bu imkansızlıktan mı doğdu? Bugüne kadar buna vakit mi ayırt etmediniz? Vakit mi ayıramadınız? Ben şuna şahidim, yerel kanallar içinde belki fahri olarak en çok kanala siz sahipsiniz. Fahri kanal sahibi Harun Yahya'dır. Çünkü belgeselleriniz çok izleniyor. Bizim cankurtaranımızdır. Bizim programlarımıza 24 saat sizin belgeselleriniz girer. Biz bununla da gurur duyarız. Gerçekten doğru şeyler koyduğumuzu, hiçbir zaman bıkmadığını görürüz. Hiçbir izleyicimiz bir gün dememiştir, "Bu belgeselleri kesin, nedir bu kadar belgesel yayınlıyorsunuz? Nedir bu Harun Yahya?" hiçbirisi demedi. Fatiha Suresi'ni günde 40 defa namazda okurlar ya Müslümanlar, hiçbir zaman bıkmazlar, ilk okudukları zaman sanki ilk defa okuyorlar. O şevkle herkes izler sizi, dinler. Siz bu noktada, böyle bir ulusal televizyon kurmayı düşünmediniz mi?

ADNAN OKTAR: Bütün Müslüman cemaatler, bütün dindarlar hepsi kardeşimiz. Onların kanallarının hepsi bizim kanallarımız zaten o yüzden buna gerek duymadım. Asıl seyredilen de mahalli kanallardır. Çünkü oranın ruhunu, oranın yöresel özelliklerini, ananelerini, örfünü ve geleneklerini daha iyi yansıttıkları için, genellikle en çok onlar tercih edilir. Allah'a çok şükür, onlar da zaten bizlere kollarını sonuna kadar açmış durumdalar.

MALATYA TV: Siz diyorsunuz bir kanalımız olacağına yüzlerce kanalımız olsun. Elhamdülillah çok şükür.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

MALATYA TV: Hocam geçmişe dönüp baktığımız zaman, basının bir kesimi ulusal derler ya beni mazur görün, ben çok fazla ulusal demiyorum. Ulusalcılık bu değildir, ben biraz farklı düşünüyorum. Yaygın basın diyorum. Yaygın basın sizinle çok uğraştı. Aleyhinizde çok program ve propaganda yaptı. Bana göre bu sizin reklamınızı daha çok yaptı, daha çok sizi tanıttı, tanımayanlar da tanıdı. Size göre bütün bunlar sizi ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Hani Kuran'da diyor ya, "Hoşunuza gitmeyen şeyler vardır, sizin için daha hayırlıdır". Bu sizin için daha hayırlı mı oldu? Buraya bir girelim.

ADNAN OKTAR: Pek tabi ki çile insanı daha da olgunlaştırır, derinleştirir, şevkini artırır. Öbür türlü Allah esirgesin insanı durgunluğa itebilir veyahut performansında belki azalma olabilir. Ama bu tip saldırılar ve baskılar akıl almaz bir şevke, akıl almaz bir heyecana, akıl almaz bir ataklığa sebep olur. Adeta benzin etkisi yapar. Çok çok faydalıdır Müslüman’a yapılan baskı. Kor ateşe körük gibi. Kor ateş normalde yanar ama körük hızlandı mı körük ne kadar şiddetliyse o kadar şiddetli alev çıkartır. Bendeki etkisi de o şekilde oluyor.

MALATYA TV: Peki hocam bu süreçte en çok kimin desteğini arzuladınız ve en çok kimden destek gördünüz?

ADNAN OKTAR: Tabi ki Allah'ın desteğini.

MALATYA TV: Allah-u Teala da desteğini gösteriyor. Kısa ve öz tek.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MALATYA TV: İnsanlardan bir şey beklemediniz mi?

ADNAN OKTAR: Yok, elhamdülillah.

MALATYA TV: Siz öyle bir yere sırtınızı dayamışsınız ki ondan sonrası yok.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

MALATYA TV: Hamd olsun, çok şükür. Allah Resulü buyuruyor ki "Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kişidir", hiç şüphesiz bu karalama döneminde Müslümanlar da harekete geçirildiler. Müslümanların üzerinde de bir baskı oluşturdular. Onlar da mutlaka sağda-solda konuşmaya başladılar. Aleyhinize propagandanın yapıldığı bu dönemde dilinden emin olmadığınız bir kesim oldu mu?

ADNAN OKTAR: Tabi ki Müslümanların da bir kısmını olumsuz yönde etkilediler. Onlar da büyük basının sözlerini kesin kanıt gibi kesin delil gibi ele alabildiler. Mesela ben bazen konuşuyorum falanca gazetede böyle bir haber vardı diyor. Bu niye böyle diyor. Kardeşim falanca gazete diyorsun ama o açıkça Darwinist, materyalist ve ateist. Adam açık açık söylüyor ve gayri ahlaki düşünceyi alenen yayıyor. Alenen teşvik ediyor zaten adam. Ben zaten onların eleştirdiği şeyleri yapıyor olsam, gerçekten yapıyor olsam zaten sorun olmaz ki. Adam onu biz yapmadığımız için zaten rahatsız. Yani biz Darwinist, materyalist olsak onların iddialarında dedikleri gibi yapmış olsak zaten gece gündüz gazetelerinde öyle adamların reklamını yapmıyorlar mı bu adamlar? Zaten iftihar ediyorlar öyle adamlarla. Takdir ediyorlar zaten. Adam iftihar eder, takdir eder. Darwinizm’e, materyalizme, ateizme karşı olduğumuz için ve samimi Müslüman olduğumuzu gördükleri için ve ciddi tehlike olarak gördükleri için hatta bir numaralı tehlike gördükleri için bu kadar kapsamlı bir saldırıya gerek duyuyorlar.

MALATYA TV: O zaman irtica derken yani eşittir Harun Yahya diyorlar. Demek ki öyle kastediyorlardı. Samimi bir Müslüman’a mürteci diyorlar demek.

ADNAN OKTAR: Hayır irtica demeye de güçleri yetmiyor. Çünkü bilimsel yönden, ilmi yönden kolunu bükemedikleri bir kişiye irtica da diyemiyorlar...

MALATYA TV: Sözde kalıyor. Deseler de sözde kalıyor. Özde dediklerini çürütüyor...

ADNAN OKTAR: Ne diyeceklerini şaşırdılar. Yani önce şeriatçı örgüt kurdu dediler. Ondan sonra ümmetçilik propagandası yapıyor dediler. Hiçbirini tutturamadılar. En son da çete diyelim dediler, onda da tutturamadılar. Şantaj yapıyor dediler, ondan da tutturamadılar. Kokain içiyor dediler ondan da tutturamadılar. Hepsinde rezil kepaze oldular. Hepsinin yalan olduğunu ispat ettim hukuki olarak. Yani tutunacak dalları kalmadı şimdi şaşkın şaşkın bakıyorlar şu an.

MALATYA TV: Bükemediğin bileği döner öpersin. Böyle öpersin yani öyle yapmaları lazım. Gerekmiyor mu sizce?

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MALATYA TV: Yine de onlar için de, ıslahları için dua edelim.

ADNAN OKTAR: Tabi ki.

MALATYA TV: Allah onları da bir gün gerçekleri görmelerine vesile kılar sizleri, kitaplarınızı, çalışmalarınızı inşaAllah. Aleyhte olanlar bir gün ben ne yapmışım eyvah der belki o da döner inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabi ki zaten amacımız o kitleleri kazanmak. Yani özellikle de onlara karşı böyle ısrarlı çalışma yapmamızın nedeni zaten o. Onların doğru yolu görüp samimi olarak karar verip imanın, Kuran'ın ışığını artık fark etmeleri inşaAllah. Allah'ın hidayet vermesiyle tabi inşaAllah.

MALATYA TV: Genel birkaç sıkıntıya geleceğiz yani o kokain kullanıyor demeleri, çete kuruyor, şeriat devletini kuracak demeleri vs. onlara geleceğiz. Fakat hayatınızda en çok sıkıntı gördüğünüz, üzüldüğünüz zaman ne zamandı? Bu sıkıntılı süreç içerisinde.

ADNAN OKTAR: Ben hiçbir zaman için sıkıntıyı kabul etmem. Her zaman Allah’ın neşesi, Allah'ın verdiği neşe, Allah'ın verdiği huzuru, heyecanı her zaman yaşarım. Ama zorlu diyebileceğimiz dönem akıl hastanesi dönemidir. Yani 10 ay akıl hastanesinde kalmıştım. Akıl hastanesinin kapalı olması yani diğer insanlara göstertilen müsamaha ve imkanın elimden alınmış olması, dışarı çıkmamın engellenmesi, telefon etmemin engellenmesi, sadece akıl hastalarıyla konuşmaya mecbur edilmem, doktorlar ve hemşirelerle görüşmemin yasaklanması, öğrencilerle görüşmemin yasaklanması bu ciddi bir psikolojik baskıydı. Ciddiye aldığım bir tek bu var.


MALATYA TV: Peki o süreç içerisinde dayanak neydi? Neden bu kadar tecrit, neden bu kadar sıkıntı? Yani bir akıl hastasına tanınan hak o dönem aklı başında, ümmeti gütmeye talip bir insana verilmiyor. O haklar ona verilmiyor gerekçe neydi, dayanak neydi?

ADNAN OKTAR: Gerekçe, masonlara yönelik eleştirel bir eser hazırlamak, ateist Siyonizm’i eleştirmek, bununla ilgili kitap hazırlamak, bunlar zaten gerekçe olarak fazlasıyla yeterli.

MALATYA TV: Peki madalyonun öbür yüzüne baktığımız zaman sağlık sektörünün bu kesimin elinde olduğunun bir göstergesi olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Öyle görünüyor tabii yani çok şaşırtıcı çünkü yani benim deli olmadığım alenen belli. Bir de akıl hastası, çeşit çeşit akıl hastaları vardı, yani normal psikiyatrik bozukluk olanlar zaten daha açık daha normal daha insani şartlarda yerlerde yaşıyorlar ve onların bölümleri var. En kontrolden çıkmış, cinayet işlemiş, şuuru tamamen kapalı, bir kısmı kafalarını duvara vuran, elinden yüzünden kanlar akan, hiç bir ihtiyacını bilmeyen, delirmenin en son aşamasına gelmiş insanların içerisine alıp beni götürmeleri çok garipti. Yani bu çok çok acayip bir şey. Yoksa var birçok psikiyatri bölümleri var. Açık servis, bahçeye çıkabiliyor, dışarıda gezinebiliyor, ailesiyle görünüyor, hatta evine gidip geliyor. Yani büyük bölümü evine gidiyordu. Hafta sonları bırakıyorlardı, evine gidip geliyorlardı. Bana tamamı yasaktı yani bu çok acayipti.

MALATYA TV: Çıkmanıza kim vesile oldu nasıl kurtulabildiniz oradan?

ADNAN OKTAR: Zaten kanunen en fazla 12 ay kalabiliyorum. 10 ayı doldurduktan sonra kanunen çıkacağıma ihtisas dairesinde bozuldu, orada bozup çıkartılar. Yani akıl hastası değildir diye rapor verdiler, o şekilde çıkarttılar.

MALATYA TV: Dediniz ya hemşirelerle, doktorlarla bile konuşturmadılar. Bence şundan dolayı haklılar; onlarla konuşsanız onları da etkilersiniz. Bilimsel bir çığır, bir ufuk açarsınız onlardan, doktorumuz elden gider diye acaba bundan dolayı görüştürmüş, görüştürmemiş olabilirler mi?

ADNAN OKTAR: Açık açık söylüyorlardı zaten yani etkiliyorsun, o yüzden görüşmeyeceksin diyorlardı.

MALATYA TV: Ekrana çıktığınız zaman zaten diyorlar Türkiye’nin en karizmatik insanı. Bu Allah’ın bir lütfu. Yalnız şu var, davası büyük olanın, bedeli çok ağır ve büyük olur. Siz siz kendiniz talip olmuşsunuz bunlara davanız da büyük bedeliniz de büyük.

ADNAN OKTAR: Biliyorsunuz Müslümanlar böyle şeylere daha yok mu derler. Daha da isterler yani. Bir nimettir bu Elhamdülillah.

MALATYA TV: Hamdolsun, çok şükür. Peki, tersini sorsak, bu sıkıntılar, tersini sorsak. Hayatınızda en çok sevindiğiniz zaman ne zamandı?

ADNAN OKTAR: Sevindiğim, şu Fransa’da meydana gelen panik mesela çok hoşuma gitmişti. O sözler özellikle çok hoşuma gitti, deprem etkisi demeleri bir, ikincisi Fransız tarihinin en büyük saldırısı demeleri, bu çok müthiş bir ifade Fransa’nın kuruluşundan bu devre kadar en büyük felaket diyorlar, Fransızların başına gelen.

MALATYA TV: Tsunamiden daha büyük bir felaket oldu.

ADNAN OKTAR: Yani çok şiddetli bir zevk bu. Bu sözler özellikle anormal etkileyici.

MALATYA TV: Hamdolsun, çok şükür. Bu da Allah’ın bir lütfu.

ADNAN OKTAR: Evet MaşaAllah.

MALATYA TV: Peki hocam iyi ya da kötü keşke dediğiniz oldu mu? Yaptıklarınıza veya yapamadıklarınıza keşke şunu yapsaydım, keşke şunu yapmasaydım.

ADNAN OKTAR: Müslümanın zaten gün içinde binlerce keşkesi olur. Keşke şu sözü daha güzel söyleseydim, keşke şöyle davransaydım. Keşke şöyle daha çok faydalı hareket etseydim. Zamanımı keşke şöyle kullansaydım. Zaten vicdanlı bir Müslümanın sürekli kullandığı bir şeydir. Bende sürekli kullanırım.

MALATYA TV: Peki geriye dönüp baktığınızda bu çizilen kader sizin kaderiniz. Baştan çizilmiş bir şeydi. Ben geldim. Görevimi yaptım, yani Allah bunu takdir etmişti, biliyordu vakti geldi, çıktı. Ben de kaderimi yaşadım. Siz bu kaderinize bir insan fıtratı ile razı mısınız?

ADNAN OKTAR: Hem de nasıl, çok müthiş zevk alıyorum.

MALATYA TV: İyi ki Harun Yahya’yım.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. MaşaAllah.

MALATYA TV: Peki tekrar dünyaya gelme imkanı olsaydı, olamaz da reenkarnasyona biz inanmıyoruz. Darwinizm’e inananlar gün gelir reenkarnasyonu da önlerine koyacaklardı. Şimdi yavaş yavaş ısıtmaya çalışıyorlar. Siz tekrar dünyaya gelmiş olsaydınız tekrar aynı Harun Yahya olarak bu hayatı, bu sıkıntıları bildiğiniz halde tekrar bu sıkıntılara talip olur muydunuz?

ADNAN OKTAR: Büyük bir zevkle, büyük bir iştahla. Büyük bir heyecanla, şevkle. Sevinçle isterdim tabi ki. İnşaAllah.

MALATYA TV: Hocam hayatınızda demin kısa ve öz bahsettiğiniz bir kokain komplosu vardı. Benim bu konuda bir şey söylememe gerek yok. Herkes sizin ne kadar masum, ne kadar uzak olduğunuzu da biliyor. Ama bu komplo neden çıktı, neden bu komplo oluşturdular, neden böyle bir komplo yaptılar. Bu konuyu biraz.

ADNAN OKTAR: Ben bu komplo yapılmadan önce zaten üç gün öncesinden bütün devlet organlarını uyarmıştım faksla. Bana komplo hazırlanıyor. Bir oyun oynayacaklar dedim. Buna göre devlet tedbir alsın, bu günlerde de bunu tezgahlayacaklar diye de her yere bildirdim. O zamanlarda yine aynı faaliyetlerimizden rahatsız olan, kitaplarımdan rahatsız olan güruhun bir gözdağı verme operasyonuydu bu. Ben İzmir’de gözaltına alındım. Sonra İstanbul’a getirildim. Bu toplam gözaltı müddetim 72 saatti. Kokain kanda en fazla 24 saat kalan bir madde. Yani antibiyotikler gibi. Diğer ilaçlar gibi kanda en fazla 24 saat kalır. Yani tamamı atılır.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: 72 saat sonra ki başımda polis bekliyor, elim kelepçeli o şekilde 72 saat gözaltında tutuldum. Fakat ara ara kollarımı açıyorlardı bana Adana kebap, böyle acılı kebaplar getiriyorlardı bende yiyordum. Çok iyi olduklarını polislerin düşünüyordum yani. Böyle ne güzel insanlar var, ne güzel şeyler var diye düşünüyordum. İkramda reddedilmez gibisinden. Zaten o şartlarda da başka türlü bir şey olmaz.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Sonra kanımda 5 mikrogram / mililitre kokain çıktı. 72 saat vakit geçmiş yani olabilecek en yüksek dozda da kokain var. Bu çok acayip bir olay yani ilk defa ben bunu görüyorum. Yani emniyette yiyeceğime kokain karıştırılarak böyle bir şey yapılabileceğini aklım hiç almazdı benim yani olacak şey, Türkiye'de ben duymamıştım böyle bir şeyi.

MALATYA TV: Olsa visal yapar oruç tutardınız değil mi?

ADNAN OKTAR: E tabi, yani riskli görür yanaşmazdım tabi.

MALATYA TV: Evet. Evet. Evet.

ADNAN OKTAR: Yani hayretler içinde kaldım. Sonra evdeki aramada çok acayipti. Normalde 6 polisle yapılıyor en fazla arama, 20 polisle geldiler. Doğrudan salona doluştular, evin salonuna doluştular. Ve doğrudan kütüphaneye yöneldiler. Evin kütüphanesine. Yani bir evde arama yapılacağı vakit önce kap kacak aranır değil mi?

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Bavullar aranır. Bohça aranır. Bir şeyler aranır.

MALATYA TV: Kapalı yerler aranır.

ADNAN OKTAR: Kapalı yerler aranır.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Kitap ne alaka yani.

MALATYA TV: Zaten dünyada bütün her yerde kitaplarınız vardı yani.

ADNAN OKTAR: Evet

MALATYA TV: Dışarıda belki görememişler tükenmiştir doğru çok satılıyordu. Tükenmişse...

ADNAN OKTAR: Kitap, birde niye orta katından başlanıyor yani.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Ve bu ne sürattir böyle daha iki birinci, ikinci, üçüncü kitapta açıp arasından küçük küçük paketler. Oradaki adama sordum bu nedir dedim, tadına baktı, kokain dedi. Şimdi ne diyeceksin yani başka odalarda arama yapmadılar, diğer odalarda arama yapılmadı.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Gelir gelmez buluyorlar, ilk üç dakikada buluyorlar. Daha yeni gelmişler ve orta katında kütüphanenin. Niye diğer kitaplara bakmıyorsunuz, yüzlerce kitabım vardı benim.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Ya onların araları da doluysa, dimi.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Çünkü amaç oluşmuş. Boş yere niye vakit kaybedelim gibisinden hadi toplanıp gidelim dediler. Sonrada işte bu kan muayenesine gönderdiler, deminki olay oldu. İkisi birleşince tabi net netice alacaklarını düşündüler. Olay öyle olmuyor. Hakime bunu anlatınca adam çok vicdanlı insanmış, müthiş şüphelendi. Anormal sinirlendi. Ben dedim meslek hayatımda 20 kişiyle arama yapıldığını görmedim bir dedi. İkincisi gelir gelmez dedi ilk üç dakikanın içinde nasıl buluyorsunuz bunu dedi. Elinizle koymuş gibi dedi. Ama bayağı yüksek sesle çok sinirli bağırıyordu böyle.

MALATYA TV: Eviniz kaç katlı, ne kadar yeri aramaları gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Üç odası vardı. Bir salon, iki oda daha vardı.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Ve mutfak var. Balkon var her yeri var evin yani.

MALATYA TV: Ama bunlar bir yere girdiler.

ADNAN OKTAR: Evet bir yere girdiler.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Ve bulur bulmazda hadi çıkalım dediler. Yani ya başka yerlerde de varsa?

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Dimi?

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Çünkü amaç o değil ki. Çünkü zaten başka yerde bulamayacağını biliyor. Zaten hiç başka yerlerde yok. Bir yerde var. Onu da bulunca çıkmaları gerekiyor tabi ki.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Yani boş yere niye adam kendini yorsun. Yani olaydan emin çünkü. İkisi birleştirilince tabi çok acayip bir görünüm oldu. Yani net olmuş gibi oluyor. Böyle bir şeyde kesin tutuklama olur. Hakim tutuklama olayına bir kere hiç yanaşmadı. Çok samimi ifadesi dedi. 72 saat içerisinde böyle bir şeyin olmuş olmasından şüphelendi. Yiyecek içecekte bu verilebilir mi dedi, bir önce bunu sorun dedi Adli Tıp'tan. Birde böyle bir şey oluyor mu dedi. Yani kanda bu böyle bir şey olabilir mi?

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Bunu ama asıl şüphelendiği çabuk bulmaları, orta katta bulmaları, bulur bulmazda çıkıp gitmeleri.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Sonra Adli tıpa gitti. Adli Tıp bu ancak gözaltındayken yiyeceğine içeceğine karıştırılarak verilebilir. Böyle bir doz yani mümkün değil dedi Adli Tıp.

MALATYA TV: Birde yani Allah'ın bir hikmetidir bana göre. Ben şuanda yani ilk defa duyuyorum sizin kendi ağzınızdan. Yani 24 saat gözaltı olmuş olsaydı belki zor, 72 saat olunca 72 saat kalması mümkün değildir. O zaman yiyecek denmiştir.

ADNAN OKTAR: Allah ayaklar dolandırdı. Evet. Evet. Allah ayaklarına dolandırdı evet. Yani hakikaten öyle özelliklede 12 saat, 15, 16 saat sonra yapmış olsalardı net olurdu ve kurtaramazdık.

ADNAN OKTAR: Evet.

MALATYA TV: Yani çok net olacaktı. Ama 72 saat bunun hiç bir açıklaması yok. Birde çok yüksek bir doz. 5 mikrogram / mililitre. Yani en yüksek doz.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Oradan olay kesin netleşti ve beraat aldım. Ama olayı nerelere kadar tırmandıracaklarını ve neler yapabileceklerini de göstertiyor karşımızdaki gücün. Buna da bayağı bir Müslüman da inandı. Hatta ileri gelen Müslümanlardan bir tanesi, ya diyor belki sıkılıp almıştırsın diyor belki şey olmuştur diyor. Niye reddediyorsun diyor. Yani mahkemede ispat etmesem üstüme kalacak demek ki.

MALATYA TV: İnançlarına göre insan sıkıldığı zaman gayrimeşru şeyler, öyle, şimdi sigara içerler.

ADNAN OKTAR: Evet.

MALATYA TV: Niye içiyorsun, dertten. Bir daha içtiğini görürsün nedir, bayramdır, düğündür. Peki dertten içiyorsun, rahatlıkta içiyorsun. Bu nasıl izah ediyorsun bunu? Yani nasıl içer bir Müslüman. Nasıl katılır, nasıl alır?

ADNAN OKTAR: Hayır birde yani evet kokain şiddetli bir zehir. Aklı başında bir insan yani kendini bilen bir insan öyle şiddetli bir zehri alıp vücudunu perişan eder mi? Şu olacak iş mi? Biz suyun bile memba suyu olmasın dikkat ediyoruz. Temiz olmasına dikkat ediyoruz çünkü Allah yiyeceklerin temiz olanlarını Müslümanlara söylüyor.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Bu zehir bu. Zehir yenir mi?

MALATYA TV: Evet Hocam bu konuda iki konum daha var. Bir hapishane döneminiz bir de çete kurma davasıyla yargılandınız, biz çete kurmayla başlayalım sonra hapishane hatıralarınızla hapishane döneminizle, sizin tabirinizle medrese-i Yusufiye dönemi dediğiniz o döneme gelelim, önce çete kurma davasına bir dönelim.

ADNAN OKTAR: Psikolojik savaşta insanları en çok etkileyecek iddialar çok önemlidir. Mesela bir fikirle insanlar başedemiyorsa, mesela benim fikirlerimle; Darwinizm’i eziyorum, materyalizmi eziyorum, ateizme geçit vermiyorum. İlmi yönden başedemiyor, o zaman psikolojik savaş devreye girer. Psikolojik savaşta halkın en etkileneceği, halkın ruhunda en şiddetli etki meydana getirecek şeyler seçilir. Yani en akla gelmez, en çirkin iddialar olması gerekir ki halk etkilensin ve desin ki işte bu şahıs böyle şeyler yapıyorsa, yapmışsa ki yapıyor, görülüyor, basın bunu söylüyor gazeteler de söylüyor, o zaman biz bu insanın kitaplarını okumayalım, fikirlerine de önem vermeyelim. Amaç budur. Bu doğrultuda bir psikolojik savaş yapılmıştır. Akla hayale gelmeyecek şeyler iddia edilmiştir. Mesela telefon konuşmalarında ses kaseti deniyor, bu açıkça ve aleni, bunu bambaşka bir anlama getirmişler, konuşmalarda. Bahçe kameraları var, normal makul kameralar, herkesin her yerde kullandığı, bunları gizli kamera olarak ortaya koymuşlar. Mesela disket sürücü var normal bir şey onu disket silici olarak koymuşlar. Biz bunları teker teker bilirkişi tespiti yaptırıp gösterttik, anlattık, hepsini ispat ettik. Ebru Şimşek isimli bayanın attığı iftiranın doğru olmadığını, hem filmi seyrettirdik kadının o olaydaki çekilmiş gizli kamera filmini seyrettirdik, mahkeme heyeti heyet halinde seyrettiler. Baktılar ki alelade bir dairede, alelade bir insanla, çok alelade şekilde olmuş bir olay, evin benim bulunduğum evle alakası olmadığı yahut onların iddia ettiğiyle hiçbir şekilde bağlantısı olmadığı bizzat mahkeme heyeti tarafından görüldü. Çünkü heyet baktı, gördü koca koca kolonlar var, benim bulunduğum evde tavanda kolon yok dümdüz, yine heyet baktı gördü pencereler benim bulunduğum evde tavandan tabana kadar o evde pimapen küçücük pencereler var. Bir de olayda öyle ne bir silahlı adamlar var, ne şantaj yapanlar var, ne baskı yapanlar var, iki kişi var; bir o kadın, bir de karşısındaki kişi var, bomboş oda. Yani olayın çok net olduğunu açıkça mahkeme gördü, zaten bakar bakmaz mahkemenin kanaati geldi. Ayrıca şahitlerin beyanları, diğer şeyler, diğer delillerle, bu konuda mahkeme, 2. Ağır Ceza mahkemesi bütün delilleri saydıktan sonra net olarak beraat kararı verdi. Kardeşim bizi on yıldan beri uğraştırıyorsunuz. On yıllık bir iftira çalışması var basının, ama basının hiçbiri çıkıp bunda beraat etti ADNAN OKTAR demedi. İşti psikolojik savaşın bir gereğidir bu, beraat etti diyemiyorlar. Ama on yıldan beri sürmanşet, gazetelerin birinci sayfasından sürmanşet verdiler. Bu psikolojik savaşın yönteminin nerelere varacağını göstertiyor işte. Mesela çete iddiasından da beraat ettik bunu da söylemiyorlar. Mesela sanıkların savunmalarına, savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına, bilirkişilerin beyanlarına ve 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına ve yukarda deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere; tek tek gösterilen deliller, göre sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, yani çete ve bu örgüte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı ki bu şahıs, beraat eden şahıs imam olarak göstertilen, çete üyesi olarak göstertilen kişi ve bizim arkadaşlarımız; kanıt bulunmadığı, dolayısıyla bu suçların sabit olmadığı sonuç ve kanısına varılarak sanıkların bu suçtan da beraatlerine ilişkin aşağıda hüküm kurulmuştur. Açık açık...

MALATYA TV: Fakat bu hükmü gazetesinde yazan, manşetinde veren, haberin de birinci haber olarak veren yok.

ADNAN OKTAR: Tabi, mesela Ebru Şimşek’i de mahkeme çok detaylı delillerini tek tek sayıyor ve bu nedenle beraat etmişlerdir diyor, hiçbir yerde duymadık. Mesela geçenlerde bana mahkemeye gelmem için yazı yazıldı ki mahkemeye bir kere gelmeyen herkese yazılan sıradan bir yazıdır, bütün gazetelerde ADNAN OKTAR zorla getirilecek.

MALATYA TV: Tanık olarak yazıldığı zaman bile tanık olarak gidemediğiniz takdirde raporunuz vardır, raporunuzu sunarsınız, yine...

ADNAN OKTAR: İhzar çıkartılır.

MALATYA TV: Evet hemen o yazı çıkar polis zoruyla getirilmesine karar verilir. Ama öküzün altında buzağı arayanlar böyle yazarlar.

ADNAN OKTAR: Mesela birkaç gün sonra gittim ben, ifademi verdim ihzar kalktı. Hiçbir yerde haberi çıkmadı. Çıkmaz da çünkü psikolojik savaşa göre bunun yapılmaması gerekir.

MALATYA TV: Hocam siz bir sürü manevi tazminat davası, maddi tazminat davası açma hakkına sahipsiniz. Herhalde açarsanız bize de yeter herkese de yeter alacağınız tazminatlar. Hiç düşünmediniz mi öyle tazminat davası açmayı?

ADNAN OKTAR: Yok başladı şu an. Yavaş yavaş tazminat davalarını kazanmaya başladık.

MALATYA TV: Şimdi isimlerini zikretmeyelim, Ankara’da onlardan meşhur bir adam var sürekli yazar, bizim bir de belediye başkanımız var Ankara’nın, sürekli gider, Ankaralılara...

ADNAN OKTAR: Döner dağıtır.

MALATYA TV: Sürekli döner ikram eder, siz de böyle bir şeye bağlayın, İstanbullular döner keyfine doysun.

ADNAN OKTAR: Olabilir, hatta 7 milyar birisinden tazminat kazandık, böyle iftira atan bir şahıstan 7 milyar kazandık, gene bir 3 milyar daha kazandık, yani bunlar var. Olabilir o fikir güzel.

MALATYA TV: Peki hocam, hapishane dönemine dönelim. Çok zor dönem, ben de hapis yatmış bir kardeşinizim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MALATYA TV: O dönemde ben de sıkıntılı bir süreç yaşadım. Sizin sıkıntılı olduğunuz dönemde ben de aynı sıkıntıları yaşıyordum.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MALATYA TV: Niçin, neden, sorgulama hakkımız yoktu, asker iken hiç mahkeme görmeden ceza yatmış bir kardeşinizim. En iyi şartları bile hapishanenin dışarıdaki en kötü şartlardan daha kötüdür. Fakat Müslüman istediği zaman onu gerçekten medreseye, üniversiteye çevirebilir. Sizin medreseye çevirdiğiniz, adına Medrese-i Yusufiye dediğiniz bugünleriniz ne kadardı, nasıl geçti, kimle geçti?

ADNAN OKTAR: Evet, ben Bayrampaşa cezaevinde yattım, o zaman tektekler denilen koğuşlar vardı, tek kişilik koğuşlar. Orda cezaevi içinde cinayet işleyen veyahut ağır suç işleyenleri oraya hapsediyorlardı, ceza olarak oraya koyuyorlardı, tek tek koğuşlara, hiç kimse de oraya gelmek istemiyordu. Beni oraya koydular, tek tek koğuşlara...

MALATYA TV: Müşahede odası...

ADNAN OKTAR: Müşahede odası, evet tek tekler. Ben orda dokuz ay kaldım, ama tek teklerde olmam benim için daha iyi oldu. Tek tek koğuşu benim tam istediğim tarza gelmiş oldu. Kitaplarımı getirttirdim, hepsini koydum kütüphane gibi doldurdum. Bir kere son derece sakin bir ortam oldu benim için. Bu Yahudilik Masonluk kitabını geliştirdim orda, onun ilavelerini yaptım, tashihlerini yaptım, düzeltmelerini yaptım çok kapsamlı rahat çalışma yaptığım bir dönem oldu. Ama hiçbir insan orda tek kalmak istemiyor, şiddetli sıkılıyorlar; ama ben tek kalmak çok hoşuma gitti. Hz Yusuf da biliyorsunuz kuyuda tek kalmıştı. Tek kalmak, çilehanelerde de tek kalınır biliyorsunuz, Allah beni orda bir çilehaneye koydu demek ki MaşaAllah kaderimde bir çilehane dönemi varmış.

MALATYA TV: Peki hocam burada sözünüzü balla kesiyorum. Ben kendim o güne muhtaç olduğumu, o günün benim için rahmet olduğunu gördüm siz o tek kaldığınız dönemde, yahu ben sıkılmışım toplulukla uğraşmaktan, çevremdekilerle, biraz tek kalmaya ihtiyacım varmış dediniz mi?

ADNAN OKTAR: Şimdi tabi, kaderde her şeyde bir güzellik vardır. Ama dışarıda olsak, tebliğ yapsak daha güzel gibi görünür ama kader güzel olandır. Allah’ın kaderi güzel olandır. Allah orda en doğrusunu bana meydana getirdi. Hakikaten çok çok faydalı oldu benim faaliyetlerim açısından, çalışmalarım açısından. Arkadaş çevrem daha da genişledi ben cezaevindeyken, akıl hastanesindeyken kat kat genişlemişti, yani üç misline falan çıkmıştı arkadaş grubum.

MALATYA TV: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MALATYA TV: MaşaAllah, peki nasıl geçti Yahudilik ve Masonluk kitabına eklemelerin dışında?

ADNAN OKTAR: Genelinde yeni yeni başka kitaplarda yaptım, benim biliyorsunuz 250’yi aşkın kitabım var.

MALATYA TV: Onları soracağım, sorularımın içerisinde kaç tane görsel, kaç tane kitap eserine, gerçi sayılarını bilmek çok zor, MaşaAllah o kadar sayı çok ki. Şimdi adamlar yazıyorlar, biner biner basıyorlar diyorlar ki onuncu baskı. Toplam 20 bin tane basmış. Onuncu baskı. Belki sizin kitaplarınızı ararken dedim ya dışardan baskısını çabuk tükendiği için bulamamışlardır da onun için kitaplara dönmüşlerdir. Peki, hocam hapishane dönemini geçelim. Siz Yahudilik ve Masonluk kitabını çıkardınız. Biraz Yahudilerin ve masonların çalışmalarından biraz bize bahseder misiniz? Şimdi medyada sanki masonlar çok güzel şeyler yapıyorlar, sanki bunlara bağlı, bunların benzeri kulüpler gelip çok güzel yatırımlar yapıyorlar köylere yol getiriyorlar, çeşme getiriyorlar, işte öğrencilere kalem defter dağıtıyorlar. Bu çok güzel insani yardımmış gibi görülüyor. Bunların asıl hedefi nedir, nasıl içimize sızıyorlar?

ADNAN OKTAR: Masonluğun da ateist Siyonizm’in de tek amacı vardır. Dünyayı Darwinist, ateist ve materyalist hale getirmek ve tek bir dünya devleti yapıp komünal bir sisteme geçmek...

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Ve bu komünal sistemde de yine insanları ikiye bölüp sürekli birbirlerine kırdırarak sürekli bir anarşi ve azap içerisinde insanları yaşatmak.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Masonluğun da ateist Siyonizm’in de düşüncesi budur. Yani öbür türlü durağan olur diyor insanlık. Huzur içinde yaşamanın, sevgi ve barış içinde yaşamanın insanlar için iyi olmadığını, sürekli kavganın, gerilimin ve şiddetin gerektiğine inanan bir sistemdir bu. Tez-anti tez-sentez düşüncesi de buradan çıkmıştır zaten. Marksistlerde de vardır bu faşistlerde de vardır biliyorsunuz.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Bunun için de Darwinizm’e ihtiyaçları vardı Darwinizm’i ortaya koymuşlardır. Darwinizm biliyorsunuz ta Sümerlerden beri bir putperest inancıdır. Aynı putperest inancına şu anda da devam ediyorlar. Masonluk, kökenini Tevrat’taki bazı izahlardan alan fakat Tevrat’a şiddetle karşı olan bir sistemdir. Masonluk mesela Kuran üzerine yemin eder ama Kuran’a savaş esastır, Kuran’a karşı mücadele, Kuran’ın inanç sistemine karşı bir sistemdir masonluk. Hem Kuran üstene yemin eder ama Kuran’a karşı da mücadele eder, Tevrat üzerine yemin eder ama Tevrat’a karşı mücadele eder. Böyle bir sistemdir masonluk. Ateist Siyonizm de bunların arkasındaki temel itici güçtür. Benim çalışmalarım bunları ilk defa deşifre etti. Yani daha önce masonluk ve ateist Siyonizm’le ilgili ciddi hiçbir eser yoktu. Yani böyle daha hakarethamiz, biraz aşağılamaya yönelik ama belgeye dayandırmayan, belgelerle, fotoğraflarla, resimlerle anlatmayan, böyle üçüncü hamur kağıda basılmış soluk kitaplardı. Bilirsiniz onları.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet. Ben ilk defa resimli, belgeli, vurucu ve etkileyici olarak hazırladım yani çok inandırıcı olarak hazırladım. Yahudilik Masonluk o yüzden çok başarılı oldu. Mesela Yahudilik Masonluk baskısı yirmi bin basılıyordu. Aşağı yukarı evinde olmayan kalmadı neredeyse Müslümanlarda Yahudilik Masonluk o dönemde.

MALATYA TV: Ben hatırlıyorum kimin evine gidersem önce o iki cilt kitap. Resmi gözlerimin önüne geliyor.

ADNAN OKTAR: Evet o zamanlar çok hakikaten revaç buldu Elhamdülillah. Çok Müslümanların uyanmasına vesile oldu, olayın gerçeklerini görmesine vesile oldu bu kitap. Masonluğun gerçek yüzünü ateist Siyonizm’in gerçek yüzü ilk defa belgeli net delillere dayalı ve çok inandırıcı olarak yani aksi ispat edilemeyecek tarzda net olarak ortaya konmuş oldu. Bu bir başarıydı. Darwinizm’le ilgili de bu Yaratılış Atlası asıl yıkıcı etkiyi yaptı ve kesin netice aldık onda da.

MALATYA TV: Yaratılış Mucizesi de CD’lerde silsile halinde getirildi ve görsel olarak herkese ulaştırıldı.

ADNAN OKTAR: Tabi elhamdülillah. MaşaAllah.

MALATYA TV: Kanalımızda izleyicilerimiz bunları sürekli olarak görüyor zaten.

ADNAN OKTAR: Evet, Yaratılış CD’leri de Müslümanların imanını daha parlattı, daha şevklerini artırdı, imanı zayıf olanların imanlarını güçlendirdi. İmansız olanların da imanlarına vesile oldu inşaAllah

MALATYA TV: evet İnşaAllah. Peki, hocam ahir zamandan bahsediyorsunuz, son dönemlerde Mehdi’den bahsediyorsunuz daha çok size sorulan sorular içerisinde. Mehdi kimdir? Gelecek mi gelmeyecek mi? Hz. İsa’nın tartışması olur. Biz sizin kendi dilinizden bir ahir zamandan bahsedelim. Gerçekten ahir zamanı mı yaşıyoruz emareleri, belirtileri nelerdir? Biraz da mehdi konusuna değinseniz izleyicilerimiz için.

ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanı bize avucunun içi gibi adeta tarif etmiştir. Çok detaylı tarif etmiştir. O mübarek Peygamberimizin söylediklerinin tamamı mucizesi olarak alenen ve açıkça çıkmıştır. Yani teknik düzgünlükte adeta çıkmıştır. Mesela ahir zamanda olacak olayları belirtiyor. Mesela Fırat’ın suyunun kesilmesi. Fırat’ın suyunun kesilmesi çok çok zor bir şeydir. Çok güçlü bir nehirdir Fırat. O devirde insanın aklına gelmez o, yani böyle barajla kesileceği ve hakikaten havzasının kuruyacağı ve “Fırat’ın suyu kesildi” diye gazetelerde haber çıkacağa di mi kimsenin aklına gelmez. Ama bu oldu. Mesela Mehdi devrinde diyor Peygamber Efendimiz Ramazan ayında 15 gün arayla ay ve güneş tutulması olacak. Yani bu çok teknik bir kesinlik. Yani 16–17 gün değil 15 gün ve Ramazan ayı. Yani bu çok müthiş bir şey. Ve o devirde. Mehdi’nin çıkacağı yıl bu olacak diyor, yıllarda. E aynısıyla oluyor. Said Nursi Hazretleri’nin verdiği tarihlerin aynısı oluyor. Ve iki kere üst üste 15 gün arayla Ramazan ayında ay ve güneş tutulması oldu. Mesela Afganistan işgal edilecek diyor. İşgal edildi. Irak ve İran arasında savaş olacak diyor Peygamber Efendimiz. O da oldu. Irak’ın işgal edileceğini ve yabancı orduların geleceğini ve bunların birçok sancakla orada saldıracaklarını söylüyor bu da oldu. Buna benzer yüze yakın alamet var ve hepsi oldu. Ve bu devirde oldu. E bunu görmemek için ama olmak lazım artık. Yani inanılır gibi değil yani. Açık alenen bir ahir zaman yaşadığımız görülüyor. Benim evlatlarımdan bir genç diyor ahir zamanda Hz. Süleyman gibi dünyaya hakim olur diyor Peygamber Efendimiz. İki kafir iki tane de Müslüman dünyaya hakim olmuştur diyor. Biri Zülkarneyn, biri Süleyman biri Buhtunasr’dır diyor ondan sonra biri de Nemrut. Beşinci olarak benim evlatlarımdan Hz. Mehdi’dir diyor dünyaya hakim olacak diyor. Bu saklanacak, gizlenecek bir şey değil ki çok güzel bir nimet bu.

MALATYA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Bir gereksiz Müslümanların da bir Mehdi korkusu oluyor. Bu şu şekilde aynı Darwinizm’den korkmanın bir benzeri gibi bu da. “Biz Mehdi çıkacak diye beklemeyelim biz gayret edelim”. Peki, sana kim diyor Mehdi çıkacak olduğu durumda sen evde oturacaksın diye nerden çıkmış bu?

MALATYA TV: Gayret etme diyen var mı?

ADNAN OKTAR: Nereden çıktı bu? Sen zaten Kuran’a göre, Peygamberimizin sünnetine göre zaten bütün gücünle gayret etmek mecburiyetindesin sen. Sen gayret ettiğinde zaten istesen de istemesen de Mehdi’ye de yardım etmiş olursun. Yani illa Mehdi’nin bulunduğu yeri bulmak mecburiyetinde değilsin ki sen. İlla gidip onu görmek mecburiyetinde değilsin. Çünkü rivayetlerde Mehdi’nin talebeleri 200–300 kişi arasındadır deniyor. Demek ki milyonlarca Müslüman bunu göremeyecek...

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Bu ekibin varlığını hissedemeyecekler.

MALATYA TV: Bugün olduğunu farz etsek bir buçuk milyarın üzerinde Müslüman var

ADNAN OKTAR: E tabi mesela bir buçuk milyar Müslüman var. E Peygamberimiz üç yüz kişidir diyor onun demek ki birçok insan bunu göremeyecek ve fark edemeyecek. Ama Allah için canı gönülden gayret ederse zaten Mehdi’nin talebesi olmuş olur ve Mehdi’nin zaten askeri olmuş olur ve yardımcı olmuş olurlar. Onun için bu bir kaçış üslubudur, çok çirkin bu. Bu kaçış üslubuna gerek yok. Yani ben şu an Mehdi’yi göremiyorum ve öyle bir grubu da göremiyorum ama var gücümle gayret ediyorum. Ama kendimi bir Mehdi öncüsü olarak görüyorum. Mehdi’ye zemin hazırlayacak bir insan olarak görüyorum. Yani yarın öbür gün ben Mehdi’yi görürsem inşaAllah e beni vazife başında bulmuş olur. Yani ben kenarda köşede oturup “Ben bak Mehdi’nin çıkacağını söyledim. Artık benden görev sakıt oldu, görev kalktı Ben artık evimde oturuyorum Mehdi bu işi yapsın” der miyim ben? Son derece mantıksız olur bu.

MALATYA TV: Şu anda bunu bu şekilde söyleyen bir mezhebe mensup, bir devlete mensup var mı dünyada?

ADNAN OKTAR: Mehdi’yi bekliyorum...

MALATYA TV: Nasıl olsa Mehdi gelecek, işleri halledecek bana hiçbir şey düşmez

ADNAN OKTAR: Diyen olmadığı halde bu denebilir iddiası var.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Ve bu yüzden de Mehdi konusunu hiç ağzımıza almayalım söylemeyelim, gizleyelim diyorlar.

ADNAN OKTAR: E peki ayetlerde İsa’nın ineceği söyleniyor açık açık sahih rivayetlerde Mehdi’nin çıkacağı söyleniyor. Yani bunu gizleme yetkisini nereden almışlar. Peygamber Efendimiz bunu gizleyin demiyor ki bunu müjdeleyin diyor. E niye hadislerinde bu kadar detaylı anlatsın Peygamber? Gizlenecek bir şeyse zaten hiç söylemez Peygamber ve söyler de ashabına. “böyle birisi çıkacak ama gizleyin bunu kimse de duymasın” der

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: E bu kadar detay verme niçin verilir? Alametler niçin verilir. Bu kadar alamet verdiğine göre ve bu alametler çıktığına göre gizlensin diye mi veriyor Peygamber bu alametleri? Gizleme yanlıları çeşitli zaafları nedeniyle bunun gizlenmesini istiyorlar. Bu gizlenecek bir şey değil. Bilakis müjdelenecek bir şey. Çünkü eğer Mehdi beklentisi olursa kendi lideri veya kendi grubu tartışılır hale gelir diye düşünüyor olabilirler.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Müslüman kendinden hiçbir zaman için emin olmaz. Biz cennete de gidebiliriz cehenneme de gidebiliriz. Biz hiçbir zaman için büyüklük iddiasında bulunamayız. Biz Allah”a teslim olup Allah’ın bize gösterttiği yaşattığı kaderi yaşamakla mükellefiz ve elimizden geldiği kadar gayret etmekle mükellefiz. Nur Suresi’nin 55. ayetinde dünyaya Müslümanların hakim olacağını Allah açık açık söylüyor. Samimi olduklarında dünyaya hakim olacak diyor Allah Nur Suresi’nin 55. ayetinde. Peki, bu hakimiyette Müslümanların lideri olmayacak mı? Bir lider olacak değil mi?

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: İşte biz buna Mehdi diyoruz. Yani bu saklanacak gizlenecek bir şey değil. İsa’nın inişi de çok açık ve alenidir. Ayetler de çok açıktır. Bunu gizlemeye kalkmak yani çok akılsızca ve çok zayıf imanın bir gereğidir. Çünkü bunu gizleyenler genellikle Kuran’ın diğer hükümlerini de gizlemek istiyorlar. Mesela İsa’nın inişi yok diyorlar. Mehdi de gelmeyecek. Zaten bu da Peygamberimiz bunu da belirtmiş “ Mehdi gelmeyecek derler” diyor ahir zamanda. Mehdi’nin geliş alametidir bu.

MALATYA TV: O da bir alamet

ADNAN OKTAR: Tabi o da bir alamet. Bununla ilgili hadis, iki tane hadis var. İsa’nın inmeyeceğini iddia edenlere Kuran’ın siz diğer hükümlerini de sorun onları da reddediyorlar.

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Yani işlerine gelmeyen Kuran’ın birçok hükmü var onları da reddediyorlar. Zannediyorlar ki, bu şahıslar sadece İsa’nın inişini reddediyorlar yahut Mehdi’nin çıkışını reddediyorlar. Değil. Yani bunlara sorulduğunda Kuran’ın birçok hükmünün bunların işlerine gelmediğini görüyoruz.

MALATYA TV: Hocam zaten genelde Kuran’ın bir hükmünü yada birkaç hükmünü inkar etmek, inkar etmenin arkasında diğer işine gelmeyen hükümleri inkar etmek var.

ADNAN OKTAR: Tabi ki

MALATYA TV: Yani asıl tümünün inkarına giden yol birinin yada ikisinin inkarından geçer

ADNAN OKTAR: Hatta bunu deneyebilirler Müslümanlar. Yani Mehdi ve İsa’yı reddedenlere gidip sorsunlar Kuran’ın bazı onların işlerine gelmeyecek hükümleri vardır bilinir. Gidip sorun. Kesinlikle ya ağız eğip bükeceklerdir. Ayette münafıkların ağız eğip bükmeleri vardır münafık alametidir bu. Ya ağızlarını eğip bükeceklerdir veyahut reddedeceklerdir. Öyle adamdan o beklenir zaten.

MALATYA TV: Hocam siz televizyon seyrediyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Tabi

MALATYA TV: Peki Kurtlar Vadisi diye bir vadimiz var. Siz o vadinin bölümlerinden hiç seyrettiniz mi?

ADNAN OKTAR: Seyrettim, birkaç kere seyrettim

MALATYA TV: Mesela orada tapınak şövalyelerini konuştular. Yani kısmen Yahudi ve masonluğa sanki değiniliyordu. Nasıl gördünüz gerçeklik payı olarak?

ADNAN OKTAR: Ha o kadar o bölümlerini o kadar detaylı seyretmedim de fakat bazı bölümlerine rast geldim. Tapınak şövalyeleri masonlar zaten. Ama tapınak şövalyesi diye o ismi değiştirmek bence doğru değil. Direkt ismini söylemek lazım. Çünkü halk anlamaz Tapınak şövalyesi dendiğinde. Masonların böyle kendini gizlemek için kullandıkları isimlerdendir tapınak şövalyeleri. Tapınak şövalyesi diye bir şey yoktur mason vardır. Yani bazı uyanık şahıslar da öyle. Mason diyemiyor, korkuyor. Tapınak şövalyesi diyor. Eğer cesursa açıkça bu işleri eleştirebiliyorsa alenen söylemesi lazım. Masonluk demesi lazım masonlar demesi lazım. Tapınak şövalyeleri bir dil eğip bükme yöntemidir.

MALATYA TV: Birazda daha fazla şey yapıyor, yani böyle pişirilmiş bir aşa dönderiyor, böyle güzel bir şekil veriyor, dile hoş geliyor, kulağa hoş geliyor.

ADNAN OKTAR: evet

MALATYA TV: Tapınak şövalyeleri.

ADNAN OKTAR: Evet

MALATYA TV: Biz böyle şövalye filmlerini seyretmeye de alışkınız ya

ADNAN OKTAR: Evet

MALATYA TV: Sanki böyle bir film, film kahramanı gibi gösteriyorlar

ADNAN OKTAR: Bir de tapınaktalar falan, sanki ibadet ediyorlar orada bir şeyler garip bir imaj verilmeye çalışıyor. Bunların ismi açıktır masondur. Tapınak şövalyesi diye bir şey yok.

MALATYA TV: Bu konuyu geçiyoruz hocam. Günlük nefis muhasebesi yapması gerekir mi bir Müslümanın? Siz nefis muhasebesi yapıyor musunuz? Neyinizi sorguluyorsunuz? Bir Müslüman 24 saatin sonunda geçmiş 24 saatin analizini yapmalı mı sizce? Ne kadar kardayım, ne kadar zarardayım diye?

ADNAN OKTAR: Her an, her dakika analiz yapılması lazım. Yani Allah zaten bizi böyle yaratmıştır. Nefse diyor Allah, Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “fücurunu ve ondan sakınmayı öğreten, gösteren Allah’a andolsun” diyor Cenab-ı Allah ayette. Yani Allah nefse hem fücurunu öğretmiştir, yanlışlıklarını hem de ondan sakınmayı öğretmiştir Cenab-ı Allah

MALATYA TV: Evet

ADNAN OKTAR: Biz de nefsimizden çıkan her olaya karşı otomatik olarak onun yanlışlığını veya doğruluğunu tespit imkanı içerisinde oluruz. Dolayısıyla her an, her dakika sürekli kendimizi eleştiririz.

MALATYA TV: Peki sizce Türkiye toplum olarak ileriye mi gidiyor yoksa geriliyor mu? Gerek teknolojik olarak, gerek ahlaki olarak gerek, İslami olarak? Sizin üstlendiğiniz dava ve misyon olarak sizce Türkiye ilerliyor mu, geriliyor mu?

ADNAN OKTAR: Türkiye Ortadoğu Balkanların, dünyanın süper devleti olmaya doğru gidiyor. Bu da en fazla 10–15 yıl içerisinde olacak gibi görünüyor.

MALATYA TV: Bu çok büyük bir müjde hocam

ADNAN OKTAR: EvvelAllah yani ezip geçecek Türkiye.

MALATYA TV: İnşaAllah

ADNAN OKTAR: Bölgenin süper devleti olacak ben de buradayım herkes burada. Dediğimin doğru olduğunu herkes görecek. İnşaAllah

MALATYA TV: Bugün 2008, 2018 gibi.

ADNAN OKTAR: 2018–2020–2023 gibi inşaAllah herkes de görecek

MALATYA TV: Allah'ın izniyle.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah

MALATYA TV: Bu toplumu yıkmak, çökertmek isteyenler sizce neyi kullanıyorlar? Düşman hangi tarafımızdan içimize sızıyor sizce. Daha çok ne kullanılıyor topluma karşı?

ADNAN OKTAR: En temel, en güçlü kullanılan şey Darwinizm'dir, materyalizmdir. Sürekli dikkati yılanın başından ayırmamak lazım. Sürekli aynı noktaya vurmak lazım. Yılanın kuyruğunu koparırsan yılan yine gider. Belinden koparırsan yine canlı kalır.

MALATYA TV: Ve hırçınlaşır.

ADNAN OKTAR: Evet, yılanın burnuna filan da değil direkt beynine vurmak lazım. Ve ısrarla sürekli aynı noktaya vurulması gerekiyor. Dikkat ederseniz çılgınlaşmalarının ve delirmelerinin nedeni de sürekli onların beynine vurmamızdan kaynaklanıyor. Darwinizm bittiğinde Türkiye'de bütün olaylar sütliman olur. Gayet sakinleşir.

MALATYA TV: Sizin belirlediğiniz 10–15 yıllık hedefi yakalamanın en kestirme yolu nereden geçiyor? Toplum ne yapmalı? Vatandaş ne yapmalı sizce?

ADNAN OKTAR: Darwinizm'in üstüne gitmek, iman hakikatlerini okumak, bunları birbirimize anlatmamız. Müslümanların tefrikadan kaçınmaları. Gruplar halinde olsalar bile birbirlerine sevgi ve saygıyla yaklaşmaları, birbirlerine anlayışla yaklaşmaları. Bölücülüğü savunan kişilere karşı tavır koymaları, birleştirici insanları daha çok desteklemeleri şeklinde bir mücadele olabilir.

MALATYA TV: Bilimsel çalışmalarınızda temel ilham kaynağınız nedir? En çok neden esinleniyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Tabi ki Kuran'dan. Bir Müslümanın zaten beynidir Kuran. Beynini yönlendiren ana bilgidir. Her şeyi Kuran'dan alan, Kuran'a göre hareket eden, Peygamberimizin sünnetini de Kuran'la birleştirerek o yönde gayret eden bir düşünce içindeyim.

MALATYA TV: Biraz kısa ve öz, çok vaktinizi aldım, siyasete gelsek. Türkiye'nin siyasetini nasıl görüyorsunuz? İyiye mi gidiyor, yönetim nasıl şu anda? İkinci dönemdir AK Parti dönemini yaşıyoruz. Bazılarına göre ekonomik politikaları tutmadı hükümetin, dolayısıyla ekonomik olarak sıkıntılar daha yansımadı topluma. Yansısa anamız ağlar tabiri caizse, öyle diyorlar. Siz nasıl görüyorsunuz Türkiye'nin ekonomisini. Gerçi siz tabloyu çizdiniz ben anladım ama...

ADNAN OKTAR: Bence hiç öyle değil. Yani hükümet tabi kusursuz değil, eksikleri, yanlışları, hataları var bunu açıkça herkes görüyor ama eskiye göre daha önceki hükümetlere göre çok çok mükemmel, çok çok insancıl, demokrat, akılcı ve ılımlı bir hükümet yapısı var. Politikası da yine o çizgisi içerisinde mükemmel olmamakla beraber yine iyi gidiyor.

MALATYA TV: Son günlerin tartışılan konusu var. Sizin de benim de bizim gibilerin de mağdur edildiği dönemde bir başörtüsü problemi çıkardılar. Başı örtülü kızlar okuyamadılar. Bu hükümet yaklaşık 10 yıl sonra geldi, bu yaraya neşter attı. Sizce yerinde ve zamanında mı müdahale etti? Ve yaptığı yasal düzenleme yeterli mi? Yani üniversitede bu başörtüsü sorununu halletmesi, liselere el atmaması doğru mu? Yeterli mi yaptığı düzenleme sizce?

ADNAN OKTAR: Tabi bu tip uygulamaları yerine getirmek o kadar kolay bir şey değildir. Bunda toplumun genelinin en azından büyük bir bölümünün kabulünü almak, devlet kurumlarının genel kabulünü almak önemlidir. Mesela şu yapılan uygulamada hem devlet kurumlarının hem halkın genel oluru alınmıştır. Ondan sonra bu uygulama yapılmıştır. Şu an yapılan uygulama güzel. O dediğiniz uygulama için de yine devlet kurumlarının ve halkımızın büyük çoğunluğunun onayının alınması gerekir. Hükümet de zannediyorum bu yönde bir gayreti var. Hükümetten bir şey isterken tabi olabilecek bir şey istemek lazım. Yani bardağın içinde altın meydana getirsin demek gibi bir şey olur o. Yani mucize tarzı şeyler değil de akılcı şeyler istemek lazım.

MALATYA TV: Her hükümet iktidar olabilir ama her iktidarda istediğini yapabilme muktedirliğine sahip olmayabilir.

ADNAN OKTAR: Yapsa bile toplumsal barışı sağlayarak, ılımlılığı sağlayarak bunun yapılması lazım. Tabi başörtülüye bu hakkı verirken ateiste de insanca yaşaması hakkının verilmesi gerekir. Yani onların da sosyal yönden korunması, kollanması ve ezilmemelerinin de sağlanması da çok önemlidir. Arada dengenin sağlanması da gerekir. Çünkü ateisti yaratan da Allah'tır. O da kaderinde öyledir.

MALATYA TV: Bugüne kadar olmadı zaten. Osmanlı'dan bugüne hiçbir problem yaşanmadı. Musevi, Müslüman ile Hıristiyan bir arada yaşadı. Hiçbir zaman Müslüman’dan zarar görmediler.

ADNAN OKTAR: Pek tabi, bu politikanın devam etmesi gerekiyor. Bu politika içinde hiçbir mahsuru yok. Çok güzel gidiyor.

MALATYA TV: Önemli birisiniz, büyük bir beyinsiniz. Büyük bir beyin grubunun başındasınız.

ADNAN OKTAR: Estağfurullah.

MALATYA TV: Siyaseti hiç düşündünüz mü? Siyasetin başı olmayı hiç düşündünüz mü? Bir parti kurmayı düşündünüz mü? Veya bir partide siyaset yapmayı düşündünüz mü hiç?

ADNAN OKTAR: En önemli siyaset Kuran'ı anlatıp, Kuran'ı insanlara sevdirmek, Kuran ruhunu etrafa yaymaktır, insanlara yaymaktır. Bunu yaptın mı zaten siyaset kendisini doğal olarak gösterir. Ben evimdeyim ama fikirlerim iktidarda şu an ve benim düşüncelerim, inançlarım yavaş yavaş topluma hakim oluyor. Demek ki iman hakikatlerinin anlatılması, Kuran'ın savunulması yeterli oluyormuş demek ki. İnşaAllah.

MALATYA TV: Peki, siyasetin bilfiil ortasında olmaktansa siyaset üstü olup, fikirlerin siyasette rol bulması daha önemli bir şey diyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Siyasetle hiçbir şey yapılmaz, eğer inançlı bir kadro meydana getiremezsen, inançlı bir toplum, inançlı bir halk meydana gelmezse siyasetçinin yapacağı hiçbir şey yoktur. Televizyona çıkıp konuşmakla halk iman etmez, inançlarını da değiştirmez, fikirlerini de değiştirmez. Ama sen çıkar aslan gibi Darwinistlerin yalanlarını ortaya koyarsan, iman hakikatlerini yayarsan, bütün Türkiye'de imani bir coşku ve heyecana vesile olursan, o sandığa da yansır, siyasete de yansır, her yere yansır. Siyasetçiye de en güzel destek bu şekilde olur.

MALATYA TV: Peki Sayın Hocam ben sizin bir gününüzü çok merak ediyorum. Saat kaçta başlar? Kaçta biter, nasıl geçer 24 saatiniz? Çok merak ediyorum her zaman.

ADNAN OKTAR: Ben genellikle sabah namazdan sonra uyumam. Mutlaka kalkarım, hemen bir duş, kısa bir spor çalışması, biraz bahçeye çıkıyorum, genelde alışkanlığımdır. Arkadaşlarımla sohbet ederim, konuşurum, öğlen vaktine kadar, öğlen 2'ye 3'e kadar genellikle kitaplar üzerine ve CD'ler üzerine çalışmalar yapıyorum. Kitaplara yapılacak eklemeler ilaveler, yeni baskılar üzerinde düzenlemeler onlar bana gelir. Onlarla ilgili görüşlerimi ifade ederim. Son zamanlarda biraz dışarıya çıkıyorum, daha önce çıkmıyordum. Ama genellikle %80 kitaplar ve CD'ler vaktimi alıyor diyebilirim.

MALATYA TV: Akşam programınızı nasıl yapıyorsunuz? Güneş battıktan sonra akşam ve yatsı namazından sonra.

ADNAN OKTAR: Genellikle biraz televizyona bakıyorum. Haberleri izliyorum. Haberlerde önemli bir şey var mı ona bakıyorum. Arkadaşlarımla sohbet ediyorum. Ondan sonra genellikle erken yatarım.

MALATYA TV: Ben de uyku saatini soracaktım.

ADNAN OKTAR: Mesela şu an 11.00 gibi falan yatıyorum.

MALATYA TV: Siz erken deyince izleyicilerimiz böyle 7–8 anlamışlardır. 11 erken. O zaman 3'te 4'te de kalkıyorsunuz demek ki. Peki. Alimin uykusu da ibadettir.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, estağfurullah. Allah o şekilde yapar inşaAllah.

MALATYA TV: Birkaç sayı verdiniz ama ben şimdi oraya geldim. Yapılan çalışmalar kitap ve görsel olarak sayı olarak nereye ulaştı? Kaçıncı kitabınızı çıkardık. Çıkardığınız belgeseller nereye ulaştı şu anda?

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kitaplar 270'i aştı. Belgeseller de 250'yi aştı maşaAllah.

MALATYA TV: MaşaAllah. Bir de yoğun bir tercüme var. Çeşitli dillere tercüme ediliyor. Sanıyorum 37 dile kitaplar çevrilmiş. Kitaplar mı belgeseller mi ben öyle bilgi almıştım?

ADNAN OKTAR: Hepsinde var. Kitaplar da var belgeseller de var.

MALATYA TV: Çok güzel.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah

MALATYA TV: Peki Hocam. Programımızın sonuna geliyoruz. Bütün bu çalışmaların sonunda hedefiniz nedir? Neyi hedefliyorsunuz? Kendiniz için hedefiniz nedir? Bu topum için hedefiniz nedir? İnsanlık için hedefiniz nedir?

ADNAN OKTAR: Allah'ın rızası, rahmeti ve inşaAllah Allah cennet nasip eder. Hedef Allah'ın rızasıdır. Hepsinin üzerinde Allah'ın rızasıdır. Bunun dışında bir hedef olmaz.

MALATYA TV: Kanal Malatya izleyicileri sizinle şereflendiler biz aracı olduk sadece. Kapılarınızı açtınız. Gönül kapılarımız açıktı bugüne kadar, maddi kapılar açıldı, buluştuk programımızı yaptık.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.

MALATYA TV: Son olarak izleyicilerimize özel ne söylemek istersiniz? Mutlaka sizden bir cümle de olsa bir şey dinlemek isterler.

ADNAN OKTAR: Kardeşlerime müjdeliyorum, önümüzdeki günler çok güzel olacak inşaAllah. Türkiye çok büyük olacak, İslam aleminde Türklük aleminde büyük bir birleşme ve büyük bir ilerleme olacak. Medeniyette akıl almaz bir ilerleme olacak. Hz. Süleyman devri gibi inşaAllah. Onu andırır tarzda mükemmel, güzel bir şey olacak. O devir gibi olamaz. Çünkü Kuran'da onun bir özelliği vardır ama büyüklük ve ihtişam, güç açısından her devrin kendine has bir özelliği vardır. Çok mükemmel olacak inşaAllah. Kardeşlik, birlik ve beraberliği iyice güçlendirmek, tefrikadan şiddetle kaçınmak, cemaat ayrılıklarından tedirgin olmamak, bunları bir rahmet bilip, kardeşliğimizi iyice pekiştirmemiz gerekiyor inşaAllah. Darwinizm'e materyalizme karşı ciddi bir tavır koymak, kitaplarımdan bu yönde istifade edebilirler, zaten ücretsiz internetten indirilebiliyor biliyorsunuz.

MALATYA TV: Dünyada en çok indirilen kitaplar sizin kitaplarınız biliyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.

MALATYA TV: Yani sayı yüz binler, binler değil Hocam, milyonlar, on milyonlar.

ADNAN OKTAR: Evet, yaklaşık 40 milyona yaklaştı bu sene indirilen kitap sayısı, maşaAllah. Çok yüksek miktarda indiriliyor. Her şey güzele doğru gidiyor inşaAllah. Siz de bizlere lütfettiniz şeref verdiniz.

MALATYA TV: Estağfurullah o şeref bize ait.

ADNAN OKTAR: Bu güzel birlikteliğimiz, bu kardeşliğimiz inşaAllah daha da artar. Yine böyle güzel programlar yaparız inşaAllah. Kardeşlerime de selam, saygı ve hürmetlerimi iletiyorum inşaAllah, herkese. İnşaAllah.

MALATYA TV: Selam üzerinize olsun, saygı, sevgi, hürmet size olsun. Biz de size çok teşekkür ediyoruz. Ağzınıza sağlık, dilinize sağlık, yüreğinize sağlık. Sizinle şeref bulduk.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

MALATYA TV: Allah ilminizi artırsın. İlminizin feyzinden tüm ümmetin nasiplenmesini, ilminizin bereketlenmesini Cenab-ı Allah'tan diliyorum. Size de sonsuz kalbi muhabbet ve sevgilerimi sunuyorum.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Allah razı olsun. İnşaAllah cennette, güzel cennet bahçelerinde, cennet koltuklarında da böyle karşılıklı konuşmak nasip etsin Allah hepimize. Tüm Müslümanlara inşaAllah.

MALATYA TV: İnşaAllah. Hocamın bu söylediklerine katılarak inşaAllah cennette, cennet bahçelerinde cennet koltuklarında buluşmak üzere. Ben çok keyif aldım, çok zevk aldım. Benim için çok büyük şerefti, hedeflediğim arzu ettiğim, düşündüğüm, Yarabbi bir gün beni karşılaştır, karşılıklı sohbet edelim, muhabbet edelim dediğim Hocamla bir araya geldik. İstanbul'dan sizlere seslendik, bu programı gerçekleştirdik. Sizlerin de aynı şekilde istifade ettiğinize inanıyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Bizleri izlemeye devam edin. Kanal Malatya sizin kanalınız. Kanal Malatya'da Harun Yahya belgeselleri, Harun Yahya'nın çalışmaları sürekli ekrana geliyor, gelmeye devam edecektir. Bizleri izlediğiniz için bizlere vakit ayırdığınız için siz değerli izleyicilerimize da ayrıca teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum hoşçakalın.

Bu eser 144 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 9 download
133.89 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Cem TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Denge TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Tokat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Amasya TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Türkmeneli Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Erzincan Can TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 914 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 833 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.