Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
VAKİT GAZETESİ: Evet hocam yani şu anda Türkiye sizin son alınan kararla birlikte tekrar Türkiye’nin gündemine gelmiş bulunuyoruz maalesef. Gerçi biraz üzücü bir dava oldu bir karar çıktı. Uzun süren bir davaydı bu uzun süren bir sürecin sonunda çıkmış bir karardı. Bu konuda...
ADNAN OKTAR: Sevinç verici...
VAKİT GAZETESİ: Mutlaka bunda da bir hayır vardır.
ADNAN OKTAR: Evet.
VAKİT GAZETESİ: Bunu tabii sizden dinlemek en güzeli. Hemen oradan başlayalım istersiniz siz bu çıkartılan son kararı nasıl yorumluyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz? Oradan başlayalım.
ADNAN OKTAR: Havadaki yaprak yere düşerken Allah’ın izni ile yere düşer. Hangi biçimde ve hangi açıda düşeceği dahi bellidir. Mahkemede hakim kalemi tuttuğunda hangi kalemi tutacağı ne şekilde imza atacağı, kararı, günü, saati, dakikası, saniyesi kaderde bellidir. Hiç kimse Allah’ın gücünün dışında hareket edemez. Buna hakimlerde dahil bizler de dahil herkes dahil. Kaderde olan en hayırlı ve en güzel olandır. Mesela Hz. Yusuf kuyuya konduğunda bu üzücü olaydı demiyoruz. Hayır vardır diyoruz, hakikaten de hayrını sonra gördük. Hz. Yusuf sonra hapse sokuldu. Bu üzücü olaydı demedik hayır vardır dedik. Ve o hayrı sonra gördük. Mısır’a sultan oldu sonra ve cennete gitti en önemlisi bu. Allah’ın rızasını kazındı, biz buraya Allah’ın rızasını kazanmaya geliyoruz. Burası imtihan yeridir, burada heyecan vardır, kovalamaca vardır, koşuşturma vardır, olaylar vardır. Tekdüze değildir burası.
Mesela Hz. Musa, Allah diyor elindeki nedir ey Musa Diyor. Asamdır diyor onunla diyor davarlarıma ot silkelerim niçin kullandığını anlatıyor onu at deyince asa yılana dönüşüyor ve Hz. Musa kaçmaya başlıyor korkma diyor Allah. Bizim Katımızda peygamberler korkmaz diyor çünkü o asanın yere düşüşü ve asanın yılan halini alışı zaten kaderde belli onu da yaratan Allah. Musa diyebilir mi ki ben üzüldüm asam yılana döndü. İlla ki, hayır var onda illa ki bir güzelik var. Allah orada tecelli ediyor. Anlıyoruz ki Allah’ın olmadığı hiç bir yer yok asanın içinde dışında her yerinde Allah tecelli ediyor. Bazen asa olarak görünür bazen ejderha olarak görünür. Yahut yılan olarak görünür hepsini Allah yaratır. Onun için orada bir tekdüzelik olmadığına göre, mesela Musa firavundan çekinerek kaçıyor. Dikkat edersen hep hayatı heyecan dolu.
Müslüman hayatı da işte böyledir. Heyecan doludur. Bir hareketlilik vardır. Hapis olur, tutuklamalar olur, baskı olur şiddet olur tehditler olur her şey olur. Müslüman’ın buna karşı yapacağı tavır son derece sabırlı, şefkatli, sevgi dolu, affedici ve ılımlı tavır koymaktır. Mesela bize mahkeme ceza verdi. Ne diyeceğiz? Hayır olmuş diyeceğiz, ne diyeceğiz. Allah razı olsun deriz. Allah’ın kaderini tecelli ettirdiği için de Allah razı olsun deriz. İçimize bir öfke gelir mi? Asla. Bir kızgınlık gelir mi? Asla. Hakkımızı helal ediyoruz. Binlerce kere hakkımızı helal ediyoruz. Çünkü o Allah’ın kaderine uydu. Biz de Allah’ın kaderine uyduk. O güzel bir gelişmenin, tohumunu attı şu an mahkeme. Belki farkında değil, belki farkında onu Allah bilir kaderde. Birçok hayırlara vesile olacaktır bu.
VAKİT GAZETESİ: Evet ama hocam yani burada çok önemli şeyler söylüyorsunuz mesela söylediğiniz şeylerden birisi asla kırgın değiliz. Hakkımızı helal ediyoruz diyorsunuz, ama öbür taraftan baktığınız zaman suçlamalar çok ağır. Çok birilerine göre tırnak içinde ciddi suçlamalar var. Bu suçlamaları kabul ettiğiniz anlamına gelmiyor sanırım. Bu konuda da söyleyeceğiniz şeyler vardır.
ADNAN OKTAR: Biz Türkiye çapında dünya çapında beraat ettik. Yani beraatten herkes emin. Ben mahkemenin de bizim masum olduğumuza inandığına inanıyorum. Yani samimi kanaatim olarak söylüyorum. Ve Türkiye’de buna inanan bir kişi bulamam ben. Samimi olarak inanmış olan bir kişi bulamayız. Yani bizim çete olduğumuza benim çete lideri olduğuma inanacak bir kişi bile bulamayız. Ben bir yazarım. 250 tane kitabım var. Ve suçlamaların tamamının cevabının verildiğini herkes gördü. Hatta Cumhuriyet Savcısı hiç bir delil yok dedi. Hiç bir delil olmadığı için, beraat teklifinde ayrıca bir kere de değil. Ayrıca mahkemeye siz daha önce beraat vermiştiniz dedi bu daha önce imam olarak görülen, güya imam olarak görülen bir kişi ve arkadaşlarına ve dosyadaki delillere dayandırdınız bunu yani dosyadaki delillere göre suç unsuru yok dediniz şeklinde savcı bunu açıkladı. Peki bundan ala beraat olur mu zaten çok açık, beraat oldu. Bizim için mühim olan insanların samimi kanaatidir. Yani kağıt üstünde olan değil. Samimi olarak bakıldığında bizim, halkın gözünde insanların gözünde beraat ettiğimiz çok açık bu bize yeterli. Kağıt üstünde ceza hiç önemli değil.
VAKİT GAZETESİ: Hocam şimdi bu uzun süren bir davaydı yani 28 Şubat sürecinin hemen arkasından açılmış ve hatta zaman aşımına uğramış dediğiniz gibi bir davaydı. Tekrar bu ısıtıldı ve bu şekilde ilginç bir karar çıktı. Bu davanın bu şekilde sonuçlanmasında sadece sizin meselenizde değil, bunun dışında bir gerilim havası oluşturuluyor. Sanki, yeniden o 28 Şubat sürecinde yaşadığımız tatsız kararlar, tatsız kararlar, tatsız gerilimler sanki onların kokusunu alır gibi bir atmosfer oluşturulmaya çalışılıyor. Sizde böyle bir endişe taşıyor musunuz yani, yeniden bir 28 Şubat süreci mi hortlatılmak isteniyor. Böyle bir endişe sizde taşıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: 28 Şubat sürecinde Türkiye’de Müslümanlık anlayışı, katlamalı ve olağanüstü gelişti. Onun için 28 Şubat’ı oluşturan herkesten Allah razı olsun diyoruz. Eğer 28 Şubat Müslümanlar bu gün bu şuura bu güce ve bu kaliteye erişemeyebilirlerdi. Daha bir meskenetli daha sakin daha ilgisiz daha alakasız daha kendi içine kapanık olabilirlerdi. 28 Şubat Müslümanları silkelemiş kendine getirmiş, canlandırmış, aktif hale getirmiştir. %46 oy varsa 28 Şubat’ın etkisidir. Yoksa AKP %10 bile oy alamazdı. Yani en fazla %8–9 oy alabilirdi. %46 28 Şubat’ın hizmetinin bir sonucudur. Demek ki çok büyük hayır var. Yapanlardan Allah razı olsun.
VAKİT GAZETESİ: Yani 28 Şubat’ı siz Müslümanların hayrına yorumluyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hem nasıl ki görüldü bu. Yani bütün herkes gördü. En mesela MHP’de de müthiş bir gelişme oldu. Sırf orada değil, sırf AKP’de değil, MHP’de de gelişme oldu. Sağda çok büyük bir gelişme oldu. Bütün Müslüman cemaatlerde gruplarda, müthiş bir kalite artışı oldu, şevk artışı oldu.
Heyecan artışı oldu. 28 Şubat öncesi dönemi bir düşünün ne kadar içine kapalı, ne kadar zayıf, ne kadar etkisizdi Müslüman cemaatler ve gruplar ondan sonraki gücüne bir bakın. Arada dağlar gibi fark oluşmuştur.
VAKİT GAZETESİ: Evet şimdi tekrar bu çünkü dava çok önemli bir dava, bu davaya sizin de itirazınız var sanırım BAV olarak.
ADNAN OKTAR: Evet herkesin var.
VAKİT GAZETESİ: Yani şey davayı açanların da var. Bunu nasıl yorumluyorsunuz yani ikiniz de itiraz ediyorsunuz, iki taraf da itiraz ediyor.
ADNAN OKTAR: Onlar en az tabii bir 20–30 sene almamı istiyorlar hapis cezası için yani 3 yıl yetmez diyorlar en az bir 20–30. Hatta normalde müebbet de isterler tahminim de fakat ona ağızları varmıyor. Çünkü onları kurtaracak olan müebbet hapistir işin doğrusu. Yani onları rahatlatacak olan müebbet hapistir. Onun dışında bir şey kurtaracak gibi görünmüyor onları. Çünkü eninde sonunda bu çıkar diyorlar. Ve gene hizmet eder en iyisi müebbet hapis mantığındalar.
Fakat insanların istemesi ile olmaz. Allah’ın istemesi ile olur hapisler. Yani hiç bir insanın istemesi ile şu ana kadar hapis oluşmamıştır. Allah Müslümanı bir itikaf yazar kaderine. Mesela şu kadar yıl itikafta kalacaksın. Orada düşüneceksin, manevi melekelerini geliştireceksin, ruhaniyet kazanacaksın derse Allah Müslüman itikafa girer. Bazen de camiilerde itikafa giriliyor biliyorsunuz. Allah da cezaevinde gir itikafa derse Müslüman'a o daha makbul ve daha hayırlıysa, o da orda girer itikafa olay budur.
VAKİT GAZETESİ: Siz daha öncede cezaevine girdiniz.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
VAKİT GAZETESİ: Dolayısıyla bu cezaevi hayatı pek de sevimli olmasa gerek.
ADNAN OKTAR: Bana sevimli geldi bilmiyorum. Ne kadar zorsa o kadar aşığın sevgisini ifade etmesi güçlü olur. Zorlukla orantılıdır sevgi, yani Allah’ı seviyoruz ama bunu göstermemiz gerekir. Bu aşkı göstermemiz gerekir. Evde oturarak sevgi gösterilmez. Yatarak sevgi gösterilmez. Çileyle zorluklarla, sahabeler nasıl hicret ettiler, aşklarını gösterdiler. Evleri yakıldı, çocukları öldürüldü iki taraftan muhasara altında kaldılar. Hatta bir ara peygamberimiz düşmanın arasında kaldı. Öldürüldü, zannettiler peygamberimizi şehit ettiklerini zannettiler. Yani muazzam zor anlardı. İşte o aşıkların aşklarını gösterttikleri zor onlardır.
Münafıkların ortaya çıktığı ehli imanın da gücünü gösterdiği anlardır. Orada tutunacak yeriniz kalmadı diyen münafıklar da var. Mesela onlarla savaşa çıkmadıkları için sevinenler var. Eğer sizinle birlikte çıksaydık biz de bu hallere gelirdik bu durumlara düşerdik diyorlar mealen, ama diğer yandan Müslümanlar da diyorlar ki, bu bize Allah’ın vaat ettiğidir. Şeytandan Allah’a sığınırım bak ve bunların imanlarına iman katıyor heyecanlarını arttırıyor. İşte aşk ehli ile delalet ehlini ikisini birbirinden ayıran olaylar bunlar demek ki bu zorluklar olmadan bunlar anlaşılmaz işte. İlla ki bu tip olaylara ihtiyaç vardır.
VAKİT GAZETESİ: Yani siz bir anlamda bunun sevginin Allah sevgisinin ve inandığı davanın bedeli olarak bedelini ödeyeceksiniz manasında...
ADNAN OKTAR: Aşığın sevgi ifadesidir bunlar. Sevgisini kendisine Allah göstertiyor.
VAKİT GAZETESİ: Hocam biraz daha isterseniz şu kararın, daha doğrusu dava konusu olan bir suçlama, gerçi bu çok anlatıldı, yazıldı, çizildi ama bir çeteden bahsediliyor çete kurmak suçlamasıyla ki bu bizim toplumumuzda ilk etapta hafızasında çok ciddi olarak çok yanlış anlaşılan ve gerçekten de içi doldurulduğu zaman çete çok ağır bir suçlama. Bilim Araştırma vakfı ve Adnan Oktar’ı yan yana getirdiğimizde çete isminin yan yana getirilmesi gerçekten ne türlü anlaşılabilir birşey bunu bilemiyoruz. Bu suçlama çetede çete kurmak suçlaması şantaj suçlaması bunlar sizi psikolojik olarak nasıl etkiledi?
ADNAN OKTAR: Türkiye’de çete ile suçlanan gruplar çok fazla Fethullah Hoca cemaatini de çete ile suçluyorlar, diğer cemaatleri de çete ile suçluyorlar. Yani bütün Müslümanların aşağı yukarı her cemaatin her grubun, tamamı için bu suçlama yapılıyor. Son zamanlarda Fethullah hoca ile ilgili de bir itiraz da oldu hatırladığım kadarıyla yine çete iddiası ile ilgili olarak, zaman aşımı kaldırılsın, çeteden olaya bakılsın gibi ona benzer, bir iddialar, zaten çeteden yargılandılar biliyorsunuz.
Fethullah Hoca hiç çete liderine benziyor mu çete elemanına benziyor mu oradaki cemaat çeteye benziyor mu kim inanır buna yani orada nasıl yahut Mahmut Hoca efendim, İskender Paşa cemaati çeteye benziyor mu? Bunlar halis, muhlis tertemiz Müslümanlar. Onlar ne kadar çete değilse onlara yapılan ne kadar anlamsız ve komikse bu da aynısı muhatap olunacak konuşulacak bir yönü bile yok ama diyen diyebilir. Yani Müslüman'a çetenin de dışında çok büyük iftiralar atılır normalde, Kuran’da var bu çete herhalde en hafifi iftiraların, en hafiflerindendir. Peygambere yapılan iftiralara bir bakalım çete en hafifi kalır herhalde.
VAKİT GAZETESİ: Peki ailelerin sonuçta bir şikayet var ve aile var işin içinde. Bu aileler neden bu kadar şikayetçi oldular yani.
ADNAN OKTAR: Aile 5 kişi var ama buna karşı da 500 tane de aile karşı yani. 5 kişi nerde 500 kişi nerde, 500 aile bizi savunuyor. İnternete çıkıyorlar anlatıyorlar. Bize karşı sevgilerini, saygılarını bize karşı, çocuklarının nasıl rahat ettiğini, nasıl iyi olduğunu, ahlaklarında kişiliklerinde nasıl gelişme meydana geldiğini, onların bu tavrından neden mutlu olduklarını uzun uzun anlatıyorlar. Ama 5 tane aileyi dışarıdan ikna ettiler. Masonların, dış güçlerin 5 aileyi ikna etmesi o kadar güç değildir ki. Yani masonlar istesin herhangi bir aileyi de gene istese 5 kişiyi bulabilirler öyle bir sorun yoktur. Yine burada iktisatlı davranmışlar 5 kişi bulmuşlar. Yani fazla masrafa girmek istememiş olabilirler.
VAKİT GAZETESİ: Peki neden böyle bir yolu seçiyorlar hocam yani, bu aileleri neden ayarlıyorlar neden size karşı bir girişimde bulunuyorlar? Bunu nasıl izah ediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Asıl olan Masonlar bu hareketi durdurmak istiyorlar. Yani Darwinizm’e karşı yaptığımız mücadeleyi, materyalizme karşı yaptığımız mücadeleyi durdurmak istiyorlar. Ama bunun için legal bir zemin gerekiyor. Yani bize karşı birilerinin olması gerekiyor. Hiç olmazsa 3–5 kişinin olması gerekiyor. Yani durduk yerde hiç şikayetçisi olmayan bir dava olmaz. Yani biraz şikayetçiye ihtiyaç var onlarda bunu buluyorlar işte gururlarını biraz tatmin ediyorlar, ihtiyaçlarını tatmin ediyorlar. Bunları şevklendiriyorlar işte arkanızdayız, devlet arkanızda, millet arkanızda, masonlar arkanızda gibisinden böyle garip iddialarda bulunuyorlar.
Halbuki böyle bir şey yok sadece masonlar bunların arkasında bunların destekçisi sadece masonlar, fakat masonluk gizli olduğu için, görünmeyen bir güç olduğu için şeytan gibi hareket kabiliyeti daha yüksek oluyor. Mesela şeytan da görünmediği için hareket kabiliyeti yüksektir. Müslüman görünür bir güç olduğu için merdane savaşır. Yani sağından gelir insanın, solundan gelir nerede olduğunu bilemezsin.
Masonluk da öyledir. Şeytan gibi gizli olduğu için nerede ne yapacağı, nerede nasıl oynadığını bilemezsin. Mesela kimi kandırmıştır, kime ne oyun oynamıştır, rüşvet vermiştir kimi tehdit etmiştir bilemezsin. Bilemediğin için de bir netice, alamıyorsun. Ancak geçenlerde sadece bunların gönderdiği 8 tane mektubun fotoğraflarını ele geçirebildik. Orada mektuplardan bir tanesinde benden açıkça bahsediyorlar. Hem kitaptan, atlastan hem de benden evet...
VAKİT GAZETESİ: Hocam çok özür dilerim. Mektuplara geleceğim ama ondan önce bu kararda masonların etkisinin olduğunu mu söylüyorsunuz siz?
ADNAN OKTAR: Mahkemeye direk değil de dolaylı yoldan ben masonların etki ettiğini görüyorum herkes görüyor. Çünkü en azından basın kanalıyla mahkemeyi baskı altına aldıklarını herkes görüyor.
VAKİT GAZETESİ: Yani mahkeme baskı altında kaldı bu kararı verirken, onu mu demek istiyorsunuz kararı?
ADNAN OKTAR: Baskı çok açık görülüyor zaten mahkeme rahat değil baskı altında oldukları çok açık görülüyor.
VAKİT GAZETESİ: Bu konuda bir şeyiniz var mı? Yani bunun içini dolduracak ve ispat mahiyetinde bir duyumunuz belge falan.
ADNAN OKTAR: Benim gördüğüm basının yaptığı baskı tek başına yeterli. Yani hiç bir şeye başka gerek yok. Çünkü Aydın Doğan’ın kontrolünde olan basın, bu gün Türkiye’de üçüncü büyük kuvvettir ve en büyük güç gibi görünüyor. Kimse böyle bir güç ile mücadele etmek istemiyor yani karşısına almak istemiyor. Dolayısıyla mahkemenin de bu medyadan etkilenmediğini iddia etmek çok zor olur.
VAKİT GAZETESİ: Bu mektuplar meselesi mektuplar olduğunu söylediniz. 28 Şubat sürecinde de böyle bir mektuptan bahsedilmişti. Fransa büyük locasından refah partisinin kapatılması ile ilgili bir mektup çıkmıştı. Bu mektuplar buna benzer bir mektup mu ya da aynı mahfilden mi gelen geliyor bu mektuplar?
ADNAN OKTAR: Bu Fransız locasından geliyor yine İngiltere ile bağlantılılar, Fransa ile bağlantılı. Türkiye’ye göndermişler Fransızca sadece ben kendi ismimle ilgili gördüğüm kısımlar dikkatimi çekti onları tercih ettim. Orada açık açık atlasın etkisine karşı alınacak önlemler neler olabilir bunun nasıl devam ettiği, buna karşı bu ilgisizliğin sebebi nedir yani buna karşı niçin mücadele edilmiyor. Niçin durdurulmuyor gibi...
ADNAN OKTAR: Evet Yaratılış Atlası. Onunla ilgili kendilerince bir şeyler döktürmüşler. Onun tam tercümesini de herhalde önümüzdeki günlerde basına sunacağız. Şu an tercüme ettiriyorum.
VAKİT GAZETESİ: Sizin isminizin dışında yani sanıyorum sizinle ilgili kısımda bu hizmetler ya da bu atlas çalışmalarının durdurulması talep ediliyor. Ama bu kararın sonucu da Atlastan çok yıllar önce açılmış bir davanın sonucu bu son kararlar o zaman yeni davalar mı bekleyeceğiz yani? Yani bu şu anda alınan karar yıllar önce açılmış bir davanın, geldiği nokta. Ama mason localarının mektubunda sizin atlasınız söz konusu o zaman başka bir tezgah, başka bir dava açılırsa sürpriz olmaz.
ADNAN OKTAR: Yani her şey beklenir bunlardan. Yani öyle duracak gibi durmuyorlar. Çünkü biz de durmayız. Onlar da durmazlar bu mücadele kıyamete kadar devam eder. Yani Hz. Adem devrinden başlamıştır. Kıyamete kadar devam eder. Yani durma zaten Allah’ın sünnetinde yok yani mutlaka iki taraf sürekli mücadele içindedirler.
VAKİT GAZETESİ: Peki sizinle ilgili bölümün dışında eğer söylemek isterseniz. Tabii ki, başka şeyler de var mı mesela kamuoyunu ilgilendiren, iktidarları ilgilendiren, ya da masonların talebi dikkatinizi çeken?
ADNAN OKTAR: Şimdi biraz hukuki yönünü araştırıyoruz. Çünkü bu belgelerin orijinali değil, orijinallerinin fotoğrafları yani locada çekilmiş fotoğrafları, tabii ki böyle anlatılan şöyle öyle pek yenilir, yutulur gibi değil. Yani çok anormal çok akıl almaz izahlar var. Fakat meydana getireceği etkiyi de tabii çok iyi hesaplamamız gerekiyor. Yani nasıl bir etki meydana getirir- hukuki sorumluluğu ne olur? O yüzden biraz hukuki değerlendirmesini yapıyoruz ondan sonra açıklamasını yapacağız.
VAKİT GAZETESİ: Ama böyle bir belge var ve siz bunları elde ettiniz.
ADNAN OKTAR: Tabii tabii.
VAKİT GAZETESİ: Bir de şey var hocam yani yakında çıkması muhtemel bir kitabınız söz konusu olacak iki cilt sanıyorum. Biraz ondan bahsedelim neden böyle bir kitaba ihtiyaç duydunuz?
ADNAN OKTAR: Bu Türkiye’nin 100 yıldan beri çektiği sıkıntının kökünü anlatıyor. Yani 100 yıldan beri bu Ergenekon yapılanması, bu Marksist yapılanma devam ediyor ta ittihat terakkicilerin devrinde oluşmuş bir sistem bu yeni yapılmış bir şey değil bu. İsmi de ta o zamanlar konmuş bir şey yani yeni bir sistem değil bu.
VAKİT GAZETESİ: İsmi ne olarak konmuş efendim?
ADNAN OKTAR: Yine Ergenekon. Yani çok eskidir bu yani o o devirden kalma bir şey. Yeni isimlendirilmiş bir şey değil. Yani o zamanlar Türkçülüğü güya kullanmış Marksistler. O zamanın komünistleri yani yeni komünistlerin palazlandığı güçlendiği dönemlerde. İhtilallerde, Türkiye’de meydana gelen terör olaylarında şiddet olaylarında falan, sürekli yönlendirici devlet içinde bir görev odağı olarak sürekli çalışmışlar.
Daha yeni devlet bunun farkına vardı. Yani yeni durdurma kararı aldı. Mesela yapılan suikastler, şunlar, bunlar, hepsinin kökeninde bu teşkilat yatıyor. Mesela Türkiye’deki 12 Eylül öncesi ortamın meydana getirilmesi, 12 Mart devrinde o devirdeki olayların meydana getirilmesi, kargaşanın meydana getirilmesi, hatta bombalama olayları şunlar, bunlar hepsinin kökeninde, bu örgüt yatıyor kökeninde. Yani bu tamamen temizlenirse son derece sakin halim selim huzurlu bir ortam olacaktır.
VAKİT GAZETESİ: Peki yıllardır bahsedilen bu derin devlet kontrgerilla ve Ergenekon hepsi aynı şey mi aynı yola mı çıkıyor?
ADNAN OKTAR: Hayır değil yani bu Marksist amacı olan Marksist ideali olan bir yapılanmadır bu Ergenekon. Yani vardır başka öyle çeşitli devlet içinde yapılanmış yapılanmalar haberdar oluyoruz bu öyle bir şey değil. Bu daha köklü daha ciddi bir yapılanmadır. Yani devleti daha kökten sarmış, bütün eski Marksistleri solcuları herkesi değerlendiren yani Türkiye’yi ikiye bölmeyi amaçlayan, doğu komünist Türkiye batı komünist Türkiye olarak ikiye bölmeyi amaçlayan, bölgeyi komünist hale getirmeyi amaçlayan bir sistem. En dayandığı nokta da ateist Siyonistlerdir. Yani ateist Siyonistlerin kontrolünde bir yapılanma. Yani bir dindar Siyonistler vardır. Bir de ateist Siyonistler vardır. Ateist Siyonistlerin gönderdiği bir yapılanmadır. Yönettiği bir yapılanmadır.
VAKİT GAZETESİ: Şimdi Türkiye NATO’ya girdikten sonra işte İtalya’daki tarz Gladyo tarzı bir yapılanmadan bahsediliyor. Bunun tarihi dolayısıyla 1952’lere dayanıyor. Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle başlayan bir süreç. Bu dediğimiz yapılanma tabii kontrgerilla olarak anıldı. Ergenekon ile bunlar dirsek teması ile mi çalıştılar. Ya da NATO’nun payı dediğiniz şey nedir yapılanmada?
ADNAN OKTAR: Onlar tamamen onun dışında daha küçük daha zayıf yapılanmalar onlar. Onların o kadar gücü yok. Bu devlet içinde çok köklü yani tarihi bir yapılanma Osmanlı’nın yıkılışında görev almış bir teşkilat Ergenekon Marksist Ergenekon örgütü. Osmanlı’nın yıkılışını organize etmiş, Osmanlı’nın dağılmasını organize etmiş, ileride de Kürt devletinin kurulmasını ta o zamanlardan hedeflemiş planlamış bir yapılanma.
VAKİT GAZETESİ: Nerede yapılandı bu efendim yani Selanik’te mi nerede?
ADNAN OKTAR: Fransa İngiltere Selanik hep onların alanıdır. Yani sırf tek yerde değildir.
VAKİT GAZETESİ: Dolayısıyla siz burada zaten kitabın ismi sanıyorum Masonluğun Kılıncı Ergenekon dolayısıyla da bununla da masonların ciddi temas içinde oldukları.
ADNAN OKTAR: Tabii tabii yani asıl yöneten asıl güç masonluktur. Çünkü yani en güçlü dünyadaki en sistemli, en disiplinli örgüt masonluktur. Yani ondan daha disiplinli bir örgüt yoktur şu anda dünyada. Onun için ateist Siyonistler en disiplinli kullanıyorlar onların organize ettiği en disiplinli örgüttür. O örgüt böyle bir yapılanmayı çok rahat geliştirebiliyor. Yani Ergenekon tipi bir örgütlenmenin masonluğa çok büyük ihtiyacı vardır. Yoksa hareket edemez. Güç bulamaz. Yani rahat hareket edebilmesi için, güç bulabilmesi için istediği yerlere daha rahat sızabilmesi için rahat eylem yapabilmesi için böyle dünya çapında dev çok disiplinli organize bir örgüte ihtiyacı vardır. Bu da masonluktur.
VAKİT GAZETESİ: O zaman buradaki maksat bu Ergenekon’un ortaya çıkarılması ve işte sonra AKP’ye kapatma davası açıldı. Sizin hakkınızda verilen bir karar var. Necmettin Erbakan hakkında verilen bir karar var. Bunları yan yana getirdiğimizde sanki Ergenekon’un bu kararlarda, faktörü var mıdır? Yani üzerine gidilmesinin bu kararlarda faktörü var mıdır?
ADNAN OKTAR: Ergenekon’dan ziyade asıl masonluğa karşı yapılan bir hamle olarak bu görülmüştür. Yani masonluğa karşı yapılan bir hamle olarak, görüldüğü için bu tip olaylar gelişmeye başlar. Yani bir masonik refleks bu yani masonların bir savunma refleksi.
VAKİT GAZETESİ: Yani masonların yani masonlar asıl çeteleşmeyi onlar mı yapmış demek istiyorsunuz? Çünkü çeteler var işin içinde yani...
ADNAN OKTAR: Evet Atatürk rahmetli masonluğu bir çete olarak gördüğü için kapatmıştır. Dağıtmıştır ve çok galiz konuşmuştur onlar hakkında. Büyük bir tehlike olarak görmüştür. Yani bugün dünyadaki bütün kargaşaların bütün olayların, devrimlerin, savaşların kökeninde kararı alanlar masonlardır ve bunları onlar övünerek anlatıyorlar zaten yani bunu gizlemiyorlar. Araştırılması gereken gizli bir gerçek değil, dergilerinde mesela Fransız ihtilalini biz yaptık diyorlar adamlar açık açık söylüyorlar şunu biz yaptık şuradaki ayıklamayı biz yaptık. Mesela Marks bir masondur diyor açık açık söylüyor. Lenin masondur diyor. Marks ve Lenin mason olduğuna göre karşı güçler de mason olduğuna göre açıklanacak ne kalıyor geriye.
VAKİT GAZETESİ: Ama işte biliyorsunuz efendim sizde bilirsiniz bu meselenin kitabını yazdınız. Selanik’te yapılan o 31 Mart vakasındaki İstanbul’a yürüyen askerlerin içerisinde yer alan paşalar Talatlar Cemaller Enverler ve İttihat ve terakki bu dediğiniz çeteleşmenin ilk nöbetini oluşturan gruba Mustafa Kemal de bir ara dahil olmuş olduğunu biliyoruz. Artı Mustafa Kemal’in en yakın bakanlarından Şükrü Kaya da dahil, Tevfik Rüştü de dahil bayağı önemli bir bakan isim de mason olduğunu biliyoruz. Mustafa Kemal’in burada bir çelişkisi yok mu yani mason böyle bir çeteyi kendine bakan yapmış bir anlamda çete ile çalışmış.
ADNAN OKTAR: Atatürk’ün etrafını masonlar sarmış olabilir ama Atatürk masonları darmakeşan etti mühim olan bu. Yani örgütlerini kapattı faaliyetlerini durdurdu ve buna da çıtını çıkaramadılar. Bu çok büyük bir başarıdır yani yapılabilecek en önemli eylem onlara karşı buydu ve bunu yapabilecek de başka hakikaten pek lider çıkmaz. Çıkmamıştır da. Yani Osmanlı döneminde de mesela Osmanlı padişahları bile masonları karşılarına alamamıştır. Padişah olmalarına rağmen buna güçleri yetmemiştir. Ama Atatürk’ün gücü yetmiştir. Bu yönüyle açık açık takdir edilmesi gerekir.
VAKİT GAZETESİ: Evet bundan sonra siz 28 Şubat türü bir gerilim- müdahale bekliyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Her gerilim her müdahale hep hayra vesile olur. Daha ileriye daha güzele vesile olur. Her doğum sancısında yeni bir güzellik meydana gelir. Bu sadmelerle bu çalkantılarla sonunda İslam ahlakı bütün bölgeye Ortadoğu’ya hakim olacak. Biz sizinle 2014te de görüşeceğiz 2017’dede görüşeceğiz. Hocam aynısıyla demiştiniz diyeceksiniz.
VAKİT GAZETESİ: 2014’de ne olacak?
ADNAN OKTAR: Eee, gelince görürsünüz. Ama bu dediklerimi bak açık açık söylüyorum Ortadoğu’ya Balkanlar’a Türkiye hakim olacak Türkiye süper devlet olacak, Türk İslam aleminin lideri olacak, ve en sonunda da Türkiye’nin dünyanın lideri olmasıyla sonuçlanacak. En son aşamasında bunu açık açık söylüyorum.
VAKİT GAZETESİ: Bu dediğiniz tarih olarak 2017 mi gösteriyor?
ADNAN OKTAR: 2014–2017–2021 Hz İsa’nın nüzulu Hz. Mehdi’nin zuhuru, bütün İslam ahlakının dünyaya hakim olması, bunların hepsini bu nesil görecek inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Bu dediğiniz tarihlerden önce mi gelecek İsa ve Mesih?
ADNAN OKTAR: Mehdi’nin özelliğidir zaten gaibdir. Onun bir özelliğidir o gaip-görünmeyen yani en mühim vasıflarından birisidir. Hatta diyor Said Nursi kendisi kendisini dahi bilmez diyor. İmanın nuru ile belki o şahsı ahir zaman tanınabilir diyor. İmanın nuru ile tanınabilir diyor. İmtihan alemi olduğu için bilinemez diyor hatta, İsa-ı aleyhisselam diyor kendisi İsa olduğu diyor bedahat derecesinde bilemiyor olabilir diyor ilk geldiğinde. Onun için imtihan alemi olduğu için bilemiyor olabiliriz. Göremiyor olabiliriz.
VAKİT GAZETESİ: Bilemiyor olabiliriz. Ama sonuçta bu mehdi çalışmalarını sürdürüyordur o zaman geldiyse ve İsa Mesih de 20ye kadar gelecek deniyor inşaAllah o zamana kadar düzelir. O zaman fazla sıkıntımız kalmamış hocam.
ADNAN OKTAR: Zaten sıkıntıların sürekli gittiğini görüyoruz. İlk defa %46 oyla muhafazakar mukaddesatçı bu kadar muhafazakar ve bu kadar mukaddesatçı bir hükümet iktidar oldu. Yani bu nedir bu ne zaman olmuş bu. İlk defa oluyor bu yani bu yüzyılın ilk olayıdır bu yani çok çok büyük bir olay bu. Cumhurbaşkanını düşünün başbakanı düşünün. Diğer başkanları düşünün diğer kişileri düşünün.
Yani nasıl gittikçe mukaddesatçı maneviyatçı bir çizgiye doğru derinlik aldığını bütün Türkiye’nin görüyoruz. Niye %90’lara çıktı Allah’a inananların sayısı Türkiye’de yani Darwinizm’e inanmayan Allah’a inananların sayısı şu an %90 niye daha önce öyle değildi mesela 71lerde öyle değildi 1971’de %40 falandı Darwinizm'e inanmayanların sayısı. Şu an Darwinizm'e inanmayanların sayısı %90 bu nedir bu muazzam bir gelişmedir bu demek ki çok şahane bir yere doğru gidiyoruz.
VAKİT GAZETESİ: Ama aynı zamanda böyle bir dönemde sizin gibi bir hizmet şahsiyeti de ceza alabiliyor.
ADNAN OKTAR: Zaten eğer ceza almazsak bizde bir hastalık vardır yani, eğer bize saldırılmıyorsa, bize zulmedilmiyorsa, bize haksızlık yapılmıyorsa bizden uzaklaşın zaten bir anormallik var demektir. Yani dava adamıysa bir insan çile çekmiyorsa dava adamı değildir o zaten zorluklarla karşılaşmıyorsa haksızlığa uğramıyorsa Hz. Yusuf denince akla ilk ne geliyor.
VAKİT GAZETESİ: Ceza geliyor.
ADNAN OKTAR: Ee tamam.
VAKİT GAZETESİ: Medrese-i Yusufiye diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Adı üstünde.
VAKİT GAZETESİ: Bundan sonra ne yapacaksınız hocam dava konusunda ne yapmayı düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Evvelallah ben yerin altında yerin üstünde de olsa gökte de olsa her yerde hizmet ederim. Hapishanede de orası da bizim topraklarımız. Orası da bizim vatanımız hapishane dediğim, benim evimin başka bir odası, oradan geçer hapishaneye girerim. Hapishaneden geçer kedi odama girerim yani hiç fark etmez her yer bizim vatanımız her yer bizim toprağımız. Oranın suyu da bu vatanın toprağı oranın yiyeceği de bu vatanın yiyeceği.
Her yerde hizmet yapılır ben orada üç tane kitap yazmıştım cezaevindeyken geçen girdiğimde. Yahudilik masonluk kitabını akıl hastanesindeyken yazmıştım. Yani engel yok çalışana gayret edene şevkli olana aşık olana, Hz. Yusuf cezaevinde de faaliyet yaptı. Oranın cezaevinin müdürünü de etkilemişti Hz. Yusuf orada nizamı intizamı sağlamıştı cezaevinde, orada bile faaliyet yapıyordu.
VAKİT GAZETESİ: Evet siz mesela geçtiğimiz günlerdeki basın açıklamanızda ama hakimlerin hakimlere sanırım yüklü miktarda rüşvet verildiği yönünde, bir iddia mı oldu ben mi yanlış okudum bilmiyorum.
ADNAN OKTAR: O şikayetçi olan kişiler var yani o tarzda şikayetçi olan arkadaşlar var. Ayrı ayrı şikayet edenler var onlar beni bağlamaz yani herkesin kendi duyumu var kendi düşüncesi var. Bağımsız yargılanan insanlar, birçok kişi mesela tazminat davası açan var. Şikayet eden var yani onlar bizi bağlamaz.
VAKİT GAZETESİ: Verdiğiniz ilanlarda adalet bakanına ve başbakana biraz sitem içeren ifadeler vardı. Sitem ediyor musunuz adalet bakanına ve başbakana?
ADNAN OKTAR: Yok yok ben Mehmet Ali Şahin’i çok severim tanırım da inşaAllah başbakanı da çok severim. Öyle bir şey olmaz. Onların ben samimi olduğunu biliyorum ellerinden geleni onlar yapıyorlar. Onlar da nasıl bir baskı içinde olduğunu herkes görüyor. Yani gel başbakanım bizi kurtar bizi diyemeyiz tabii demeyiz. Çünkü durum ortada onların elinden geleni yaptığını düşünüyoruz. Onların karşılaştıkları zorluklarda da hayır var onlara karşı sevgiyi de arttırıyor o mesela bir dahaki sevgiyi arttırıyor o mesela bir dahaki sefere %60–70 ile iktidara gelir o söyleyeyim. Yani bu böyle devam ederse, yani çok rahat %60–70 oy alabilir.
VAKİT GAZETESİ: Peki partinin kapatılması konusunda bir öngörünüz var mı?
ADNAN OKTAR: Kapatılır benim kanaatim kapatılır ama %60-70’lerle iktidara gelir.
VAKİT GAZETESİ: Tabii ki yasak söz konusu olursa bu biraz.
ADNAN OKTAR: Yok yok çok rahat, gelir.
VAKİT GAZETESİ: Ama sizin sanıyorum hissiyatınız kapatılması.
ADNAN OKTAR: Allahu alem kapatılır gibi geliyor bana.
VAKİT GAZETESİ: Ama 5–6 yıllık bir AKP iktidarına baktığınız zaman çözülmemiş bir başörtüsü var. Kuran kurslarının önündeki yasaklar engeller sürüyor. İmam Hatiplerin sorunu sürüyor.
ADNAN OKTAR: Hiç fark etmez.
VAKİT GAZETESİ: Hiç bir şey yapmış değiller aslında Müslümanları rahatlatan.
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey fark etmez samimi gayret ediyor olması yeterli.
VAKİT GAZETESİ: Ediyorlar mı?
ADNAN OKTAR: Bence ediyorlar. Yani samimi mücadele etmeleri yeterli. Samimi istemeleri samimi bunu hissettirmeleri yeterlidir. Meydana gelmiyorsa Allah meydana getirmiyor. Hükümet yapmadı diye bir şey yok. Allah yaptırmaz onu. Bir hayır vardır.
VAKİT GAZETESİ: Yine bir ilanınızda mason etkisini yargıda mason etkisini, size gelen bu listede bu yeni kitapta da çünkü sanıyorum daha önceden bastırdınız yeni masonik düzen kitabında çok önemli bir liste vardı ve masonların listesi vardı. Bu kitapta yer alacak listede de şu anda tanıdığımız ünlü yönetici, hukukçu, devlet adamı var mı efendim?
ADNAN OKTAR: Şimdi işte hukuki konumunu düşünüyoruz. Yani aslında çok şaşırtıcı insanlar var. Mesela bizim böyle muhafazakar mukaddesatçı bildiğimiz bir ağabey bildiğimiz güvendiğimiz birisi vardı. Baktık ki yani bize karşı yapılan oyunlarda muhalefette, kilit konumda bu adam ve mason. Hem de üst düzey bir mason şaşırdık kaldık. Şimdi ben bunun belgesini yayınlasam ne getirir onu bilemiyorum şu an. Onun için kararsızım.
VAKİT GAZETESİ: Aktif görevde yani şu ana?
ADNAN OKTAR: Yani evet.
VAKİT GAZETESİ: Çok ilginç.
ADNAN OKTAR: Ama yani bu zararı da olabilir bunun, faydası da olabilir, riskli de olabilir onun için şu an karar veremiyorum. Yani yoksa var listelerde hepsi var. Yani hakikaten Marksist bildiğimiz mesela, solcu gibi bildiğimiz mesela masonlukla alakası yok gibi kendini gösterten kişilerin de mason olduğunu gördük.
Mesela ben halkın adamıyım, solcuyum diyor ama bakıyorsun ki üstat mason yani şaşıracak şeyler var. Mesela öbürü sağcı muhafazakarım diyor ağabey biliyorsun biz önce pek konduramadık o şahsa önce bizim arkadaşlar onunla görüşmeye gittiler çocuklar deli gibi kaçmış yani dedik, herhalde hakikaten bir işi gücü vardır tevafuktur dedik bir kere daha görüşmeye gittiler yine deli gibi kaçmış Allah Allah nedir dedik bir araştırdık araştıra araştıra araştıra sonunda baktık efendim o sırmalı kıyafetleriyle falan elinde tokmağıyla bir mason karşımıza çıktı.
VAKİT GAZETESİ: Çok ilginç.
ADNAN OKTAR: Tabii.
VAKİT GAZETESİ: Şaşırdınız mı?
ADNAN OKTAR: Yani nasıl şaşırmasın.
VAKİT GAZETESİ: Hocam varsayalım günün birinde bunu yayınlayacak olsanız dahi o zaman şöyle bir soru çıkacak ortaya doğal olarak tabii sizi tanıyanlar, bilim araştırma vakfını tanıyanlar şunu diyebilirler bu belge doğrudur burada yayınlanmışsa ama bir de kamuoyu dediğimiz bir şey var bu belgelerin doğruluğu konusunda siz emin misiniz yani?
ADNAN OKTAR: Bize gönderen adam locanın içinde fotoğraf çekip gönderen adam yani, artık inanmamak biraz güç oluyor. Yani orijinal belgeden çekmiş, orijinal belgeyi vermedi gösterdi orijinal belgeyi ama vermedi. Vermez de normal yani vermemesi.
VAKİT GAZETESİ: Normal geçtiğimiz dönemlerde de sanıyorum bazı görüntüler çıkmıştı. Bazı kanallar yine 28 Şubat sürecinde yayınlamışlardı. Sanıyorum bunun gibi bir şey birileri bir şeyler servis yapabiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Yani şöyle masonlar diyor ki kitaplarında diyorlar bazı arkadaşlarımız bilerek veya bilmeyerek haricilere yani bizleri kastediyorlar. Bizlere ait gizli bilgileri belgeleri, aktarabiliyorlar buna karşı ne tedbir alabilir nasıl alabiliriz diye bununla ilgili özel bir oturum yapmışlar. Özel bir raporları var yani nasıl tedbir alacaklarına dair. Hatta böyle kişiler diyor vefat ettiklerinde bunların kitaplarını sakın sattırmayın, satmayın girdin hemen satın alın ailesine söyleyin haricilerin eline geçmesin gibi izahları var.
VAKİT GAZETESİ: Peki o görüntüler mesela bir televizyon kanalında yayınlanan yemin ayinleri vardı nikah ayinleri vardı bu görüntüleri sizin vakfınız mı sızdırmıştı. Çünkü böyle bir dedikodu çıkmıştı gerçekten sizinle alakası var mıydı onların?
ADNAN OKTAR: Yok alakası yok.
VAKİT GAZETESİ: Evet şeyi soracağım hocam 90.yılında masonlar sergisi açılmıştı. Aya İrini müzesinde bilginiz vardır 1998 di sanıyorum. Orada sizin yazdığınız sizin imzanızı taşıyan Harun Yahya, imzalı Yeni Masonik düzen kitabınız ve masonlukla ilgili kitaplarınız sergileniyordu. Ben gerçi mason üstadına sormuştum bu bir çelişki değil mi sizi yerden yere vuran kitaplar burada sergileniyor diye, onun verdiği cevap ayrıydı. Ama sizin bu konudaki cevabınız nedir yani, kavga ettiniz bir örgüt masonlar örgütü sergilerinde sizin kitaplarınızı cömertçe sergiliyorlar.
ADNAN OKTAR: Biz de bunu yaparız yani bu bir yöntem vardır. Biz etkilenmedik, bir şey olmadı bak korkmuyoruz. Kitaplarını bile getirdik buraya koyduk, bizim de başkalarının da bundan etkilenmesi söz konusu olamaz gibi, kendilerince bir psikolojik telkin metodudur bu. Bu bir savunma refleksidir. Bu kitaplar çıktıktan sonra, Türkiye’de çok etkili olarak durduruldu yani geniş çapta durduruldu yoksa akıl almaz bir gelişmeyle gelişiyordu. Her üniversiteyi bitiren neredeyse genç mason olmak için can atar hale gelmişti. Yani mason olmak çok ideal bir şeydi hayatı kurtaran yani masonluğa kabul edilmek onur meselesiydi insanlar için. Biz bunu bu halde çıkarttık bu çok önemli, bu durumdan çıkmış oldular.
VAKİT GAZETESİ: Solucanı güneşe koydunuz yani.
ADNAN OKTAR: Tabii ki.
VAKİT GAZETESİ: Peki masonluk gerçekten yani mason olan birisinin hayatı kurtuluyor mu yani, cazibesi var mı?
ADNAN OKTAR: Tabii ki yani milyonlarca taraftarı olan dünya çapında dev bir disiplinli örgütün üyesi olmuş oluyor o onun için bir hayat garantisi gibi oluyordu ama bu açıklamalardan sonra bu eserlerden sonra bu kitaplardan sonra bu durdu.
VAKİT GAZETESİ: Peki sakıncası ne şimdi masonlar diyorlar ki bizim siyaset ile alakamız yok. Biz sadece gönül barış örgütüyüz sevgi örgütüyüz. Tabii ki öyle diyorlar ama sonunun tabii ki siz de diyorsunuz ki çok büyük tehlike diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Daha yakınlarda masonluk başörtü ile ilgili bir açıklama yaptı Fransa masonluğu. Demek ki her konu ile ilgileniyorlar yani öyle sadece barış ile ilgilenmiyorlar. Yani fıkıh ile de ilgileniyorlar, din ile de ilgileniyorlar çünkü din diye bir şey yoktur diyor masonlar. Bu insanların haşa uydurduğu bir şeydir diyorlar din.
VAKİT GAZETESİ: Ama hocam mabedde takdir edersiniz İncil, Tevrat, Kuran hazır bulunduruluyor ve inançsız kişileri kabul etmediklerini söylüyorlar. El basarak da ayine alıyorlar.
ADNAN OKTAR: İşte ilk girenlerin dindar olacağı ihtimaline karşı önceden hazırlığını yapmış zaten onlar, yani ilk gelişte onlara cazip bir ortam sunuyorlar. Zaten onlar diyor uykulu bir göze diyor ışığı birdenbire veremezsin diyor. Yavaş yavaş diyor onu nur-u ziyaya kavuşturacağız diyor yavaş yavaş nur-u ziya dediği dinsizlik. Allah’ın inkar edilmesi, bunu yavaş yavaş onlara veririz diyor.
Belli bir dinin etkisinden kurtulamamış kardeşlerimizin varlığı diyor maalesef diyor adam bak maalesef bir gerçek diyor devam ediyor diyor hatta ilerlemelerine rağmen hala bir dinin etkisinden kurtulamamış diyor yani dindar olmalarını maalesef ile açıklıyor. Ondan sonra barış örgütüyüz diyor kardeşlik örgütüyüz diyor. Yani dinin bütün müesseselerine saldıran bir örgütlenme. Dinin bütün müesseselerine fikren saldıran, yani fiili bir saldırıları yok ama fikren saldıran bir örgütlenme yani düşünce olarak bir barış örgütü nasıl oluyor.
VAKİT GAZETESİ: Evet siz onlarca kitap yazdınız bu konudaki belki de en ciddi mücadeleyi sizin vakfınız yaptı. Sizin imzanızı taşıyor bu eserler. Şu ana kadar size heyet gönderip çeşitli şekillerde ya bu işlerden vazgeçin ya da yaptığınız yanlıştır açıklamalar bu yönlerden ya da bir şekilde sizi ikaz etmeleri hiç oldu mu?
ADNAN OKTAR: Bir kere açık aleni oldu. Ben duyardım bu tip şeyleri de fakat gerçekten olacağını pek bilmiyordum. Cezaevindeyken, bir avukat geldi hiç tanımadığım bir avukat o geldi söyledi. Eğer vazgeçersen hem herhalde o zamanın parasıyla herhalde şu anın parasına göre tam kıyaslayamıyorum da yaklaşık yani 300 milyar falan olmuş oluyor. Hatırladığım kadarıyla ve hem de çıkartalım seni buradan dedi yani bu şekilde teklifleri var ne diyorsun dediler.
Ben artık gülüyüm mü yani çok acayip münasebetsiz bir teklif tabii tersleyip göndermiştim ama tabii yani saygısız bir üslupla değil de olmaz gibisinden yani kabul etmem devam ederim diye göndermiştim ama genelde masonluk öyle yapmaz. Yani kural harici yaptıkları şeylerden birisi bu acil durumlarda yapılır. Masonluk aba altından sopa göstererek yapar anlatmak istediğini. Bak tehlike gittikçe yaklaşıyor der ayağını uygun at, ayağını denk al, bak yavaş yavaş olayın nerelere doğru gittiğini görüyorsun gibisinden, yani duruma göre vaziyet alır masonluk. Ve aba altından sopa göstererek hareket eder öyle aleni hareket etmez. Yani anlayanın anlayacağı şekilde hareket eder.
VAKİT GAZETESİ: Size anlaşacağınız şekilde geldi mi mesaj?
ADNAN OKTAR: Yani tabii ki.
VAKİT GAZETESİ: Yani bu çalışmalarla bu karardan önce de geldi mi hocam?
ADNAN OKTAR: Bu uzun süreden beri devam eden mesajlardı yani, ama bakarsan basından da mesaj alabilirsiniz başka yerlerden de mesaj alabilirsiniz. Onu o size anlatır yani onun renkleri vardır şekilleri vardır. Bir masonik onun mutlaka bir mesajı vardır. Mesela basında da onun bir mesajı olur onu hissettiren onu anlatan bir mesajı olur.
VAKİT GAZETESİ: Evet bundan sonra da devam edeceksiniz yeni kitap çıkıyor çünkü evet bu kitapta öncekilerden farklı ne bulacağız hocam yani yeni masonik düzenden Yahudilik ve masonluk kitaplarından başka farklı ne bulacağız?
ADNAN OKTAR: Bu ortalığı çok karıştıracak bir kitap yani çok çok fazla karıştıracak bir kitap onun için, yani ne götürür ne getirir onun bir hukuki değerlendirmesini yapıyoruz şu an. Yani bu o kitaplarla kıyaslanacak gibi değil bu. Yani ortalığı çok karıştırır bu...
VAKİT GAZETESİ: Ergenekon ile ciddi bağlantılarını buldunuz.
ADNAN OKTAR: Asıl masonik örgütlenme çok önemlidir yani Ergenekon, bunların bir hizmet garson koludur. Yani istedikleri gibi yönlendirdikleri bir koldur. Masonlar da yani ateist Siyonistler için hiç önemli değildir yani bunları hiç adam yerine dahi koymazlar ateist Siyonistler onların da onlara bakış açısı öyle yani bir silsile var ateist Siyonistler bunların üstünde bunların altında masonlar masonların altında Ergenekon Ergenekonun da kullandığı işte devlet içinde kullandığı kişiler...
VAKİT GAZETESİ: Yine daha önce çıkmıştı gerçi bazı generaller de olduğu söylenmişti. Bu listede asker de var mı?
ADNAN OKTAR: Biraz beklerseniz o zaman kimler olduğunu göreceksiniz.
VAKİT GAZETESİ: Evet ne kadar bekleyeceğiz hocam kitap konusunda bir tarih...
ADNAN OKTAR: Şimdi aslında 1–2 aya kadar çıkartmayı düşünüyorduk fakat hukuki yönü çok önemli. Yani kitabın toplatılmaması kitaba dava açılmaması çok önemli, onu sağlamaya çalışıyoruz yani nasıl yapabiliriz? Yani mesela yüzlerini karartarak mı koyalım şahısların. Mesela rumuzla mı koyalım isimleri rumuz koymak kurtarır mı nasıl yapacağız ona bakıyoruz.
VAKİT GAZETESİ: Evet bayağı bir ciddi...
ADNAN OKTAR: Çünkü çok açık belli kim olduğu, nasıl yapacağız onu?
VAKİT GAZETESİ: Muhafazakar kesimden de var diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Özellikle birisi yani bayağı şaşırırlar herhalde tahmin ediyorum.
VAKİT GAZETESİ: Hocam gerçekten çok tatlı bir sohbet oldu bu yargı süreci bundan sonra ne kadar devam edecek onu bilmiyoruz sanırım, itiraz ettiniz 8. daireye gidecek galiba Yargıtay 8. daireye?
ADNAN OKTAR: Allah onu götürür bir yerlere getirir.
VAKİT GAZETESİ: Pek önemsemiyorsunuz gibi bir hava var.
ADNAN OKTAR: Yok yani mühim olan kaderdeki sonuç önemlidir. Yani orada burada gezmesi niye önemli olsun yani, gitsin gelsin ne oluyorsa olsun, kaderde Allah’ın verdiği hükmün hikmetine bakıp oradaki hayırları görmek çok önemlidir. Yoksa hiç kimse Allah’ın dediğinin dışına çıkamaz zaten. Ama askerler için şunu söyleyeyim üstat kahraman ordu diyor, yani Türkiye’nin Türk-İslam birliği lideri olmasında Türk ordusunun görevi olacak onu söyleyeyim. Yani masonluğa karşı da tavırlı bir yapısı vardır Türk ordusunun. Onu da ayrıca bir müjde olarak belirtiyim çünkü, geçenlerde de öyle bir kanun açıklandı masonluğa girmek yasaklandı askerler içinde hatırladığım kadarıyla, eğer yanlış hatırlamıyorsam. Yani onun da bilinmesinde fayda görüyorum.
VAKİT GAZETESİ: Evet hocam inşaAllah bu dava dediğiniz gibi hayra vesile olur sonuçta karar sizi psikolojik olarak çok iyi gördüm gayet rahatsınız bu konuda...
ADNAN OKTAR: Ama böyle olmayan zaten Müslüman değildir, o zaman böyle bir tehlikeye niye giriyor ki hiç girmesin insan eğer iman etmiyorsa böyle bir şeye eğer Allah’a iman etmiyorsa kaderde her şeyin hayırla yaratıldığına inancı yoksa, böyle bir mücadeleye girmesinin anlamı ne oluyor o zaman, çok anlamsız olur zaten böyle olması lazım Müslümanın.
VAKİT GAZETESİ: Bir şey daha soruyum hocam bu şikayetçi 5 aile diyorsunuz, hiç şunu düşündünüz mü yani bu aileler kim dinleyim bakayım ne diyorlar bunlar hiç böyle bir şey düşündünüz mü?
ADNAN OKTAR: Bunlar çok güçlü motive edilecek aileler yani o şekilde ikna edilecek gibi bir yapı olduğunu zannetmiyorum yani onların üstündeki güç çok kararlı bir güç. Yani ne istiyorsanız yapalım falan zaten istedikleri yok benden onların yani sebepsiz.
VAKİT GAZETESİ: Tabii ki burada kızların da şikayeti var annelerinde babalarında şikayeti var. Hepsinin şikayetinden ortaya çıkan bir dava var.
ADNAN OKTAR: Bizim kız arkadaşlarımızın da onlara karşı şikayeti var. Ailelerine karşı şikayeti var. Ailelerinde kızlarına karşı şikayeti var. Yani karşılıklı bir şikayet var. Ama kız arkadaşlarımız biz hayatımızdan memnunuz, baskı altında değiliz, biz evliyiz kendi işimizde gücümüzde, normal hayatını yaşayan insanlarız ama bizim inancımıza müdahale edildiği için, bizim inançlarımıza baskı yaptığı için bu kişiler, sevdiğimiz saydığımız insanlarla görüşmemizi istemedikleri için, dindar insanlarla görüşmemizi istemedikleri için biz de onlarla görüşmek istemiyoruz diyorlar özetle. Ama bizi hür bırakırlarsa inançlarımızı hür bırakırlarsa, sevdiklerimizle görüşmede bizi hür bırakırlarsa, niçin görüşmeyelim niçin bağlantıda olmayalım hiç bir sorun olmaz diyorlar.
VAKİT GAZETESİ: Evet bir duyum daha aldım bilim araştırma vakfı da kapatılmış.
ADNAN OKTAR: Duyum değil o doğru çok oluyor epey oluyor.
VAKİT GAZETESİ: Siz de itiraz etmiştiniz ama şu anda kullanıyorsunuz hala bilim araştırma vakfı şeyini.
ADNAN OKTAR: Evet ama tabii bir hukuki süreci devam ediyor tabii o biraz süre alır inşaAllah. Bizim bilim araştırma vakfıyla sorunumuz olmaz yani vakıf kapanırsa başka bir vakıf kurulur. Yani vakıf bir şey değil ki bir eşya da değil bir isim sadece, mühim olan insanlardır ve inançtır ve düşüncedir. Yani herhangi bir Müslümanın vakfını da kullanabiliriz gider, orada rica ederiz onların imkanlarını da kullanabiliriz kendimizde vakıf kurabiliriz onlar sorun değil.
VAKİT GAZETESİ: Yeni vakıf çalışmasını hazır o zaman yeni vakıf çalışmalarınız var.
ADNAN OKTAR: Zaten var vakfımız yani bir tek o değil Bilim araştırma vakfımız, yani benim fahri başkanı olduğum başka bir vakıf daha var.
VAKİT GAZETESİ: Daha var oradan devam edeceksiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ediyoruz zaten.
VAKİT GAZETESİ: Ediyorsunuz evet hocam gerçekten çok çok iyi bir sohbet oldu kısa sürede çok şeyi özetlediniz. Sizin aklınıza gelen ve eklemek istediğiniz bir şey varsa onu da alalım hocam.
ADNAN OKTAR: İşte her şey hayra güzelliğe gidiyor inşaAllah Müslümanlar birbirlerini çok sevsinler koruyup kollasınlar, cemaat ayrımı şu bu falan olmasın. Özellikle böyle cemaat ayrımı yahut böyle grup ayrımlarında abartılı hareketlerin olmaması çok önemli yani tek bir düşüncede toplanılması ehlisünnet inancı olan Müslümanların hatta Şii de olsa fark etmez Caferi de olsa fark etmez. Herkesin Kuran etrafında toplanıp peygamberimizin sünneti etrafında toplanıp, tek bir vücut olması çok hayati inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Böyle bir ayrılık görmüyorsunuz ama yani. Görüyor musunuz öyle bir şey?
ADNAN OKTAR: Müslümanlar içerisinde? Yani az da olsa zayıf da olsa var onun da kalkması gerekiyor. Yani dünyada görüyoruz biz Sünni Şii ayrımı yani gerçi tavanda öyle bir konu yok ama zeminde öyle bir konu varmış gibi oluyor ama zamanla bunun üstüne üstüne gidilmesi bununla ilgili yazılar yazılması, konuşulması mesela Şii, Caferi kardeşlerimizle oturup sohbet edilmesi, biz kardeşiz birlikteyiz, beraberiz mesajının verilmesi, çok önemli.
VAKİT GAZETESİ: En azından şu anda fitnenin alıp götürdüğü bir zamanda...
ADNAN OKTAR: Tabii tabii... Mesela bir yemek toplantı yapıp ehlisünnetin ileri gelenleri, Caferilerin ileri gelenleri, efendim Alevilerin ileri gelenleri hep beraber, gelip hatta böyle el ele tutuşup biz kardeşiz birbirimizi çok seviyoruz çok sayıyoruz bizim ayrımız gayrımız yok mesajının verilmesi çok hayati. Çok güzel etki yapar.
VAKİT GAZETESİ: Yani sizin bu konuda düşünceniz nedir siz açtınız hocam. Diyanet mesela diyanetteki yapılanma bazen diyorlar ki şu şu Aleviliğe de açılmalı, işte Aleviler cemevi olmalı falan tarzında, talepler var.
ADNAN OKTAR: Yani tabii ki isteyen istediği gibi yapsın ibadetini yapsın yani laik sistem içerisinde hepsine kucak açılıp hepsine saygı duyulması lazım. Her inanca saygı gösterilmesi lazım. Aleviler bizim başımızın tacı. Hepimiz Hz. Ali’ye coşkun bir sevgi duyuyoruz. Onlar diyor ki biz Hz. Ali’yi çok seviyoruz biz de diyoruz ki daha çok seviyoruz onlar diyor ki biz daha çok seviyoruz ne güzel işte. ... inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Evet inşaAllah İsa Mesih gelecek buna inanıyoruz Hıristiyanlar da inanıyor buna.
ADNAN OKTAR: Evet tabii ki, yani dünyadaki en büyük iki din Hıristiyanlık ve Müslümanlık Hz. İsa’nın geleceğine inanıyorlar. Bu çok mühim bir şey, İncil’de de var bu Kuran’da da var çok mühim bir gerçek çok ehemmiyetli bir gerçek.
VAKİT GAZETESİ: Mesela şunu bir mesela İsrail şu anda İsa Mesih gelecek diye Evanjelist Hıristiyanlar bir an önce Kudüs etrafını işgal etmeye çalışıyorlar. İsa Mesih gelecek diye Tanrıyı bir anlamda kıyamete zorluyorlar. Bir anlamda bu söylenti bu inanç böyle bir vahşetin yaşanmasına da vesile olmuyor mu?
ADNAN OKTAR: Hayır o Allah zorlama çok acizce bir ifade Allah’ı kimse zorlayamaz Allah insanları zorlar. Cabbar ismi ile zorlar. Öyle bir şey olmaz. Onu yapan kaderinde olduğu için onu yapıyor. Allah’ı kıyamete kimse zorlayamaz. O zavallıca ve akılsızca bir iddia, herkesin ne nefes alıp vereceği, ne yapacağı, Evanjeliklerin ne zaman ortaya çıkacağı, Evanjelikler diye bir mezhebin oluşacağı bunların hepsini yaratan Allah’tır. Ve ne zaman nerede nasıl hareket edeceklerini Kudüs’ün çevresinde bir şeyler yapıyorlarsa, bunları yaptığı başka bir eylem varsa bunları hepsini ALLAH yaratır. Allah’tan bağımsız hiç bir şekilde hareket edemezler.
VAKİT GAZETESİ: Evet ama şundan ümitli olmamız gerekiyor İslam dünyası yeniden toparlanacak ayağa kalkacak.
ADNAN OKTAR: Dünya tarihinde ilk defa bu kadar büyük bir İslam hakimiyeti olacak inşaAllah. İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olacak, zaten nereye gitsek, Malezya’ya gidin bunu görürsünüz Filipinlere gidin bunu görürsünüz. Mesela Filistin’deki İslami şuur, Filistin tarihinde hiç olmamıştır.
Şu anki gibi yani muazzam bir İslami şuur oluşmuştur Filistin’de. Irak’ta meydana gelen İslami şuur, daha evvel hiç bir dönemde olmamıştır. Daha evvel her ikisi de komünistti. Irak da komünistti, Filistin de komünistti. Komünistlerin kontrolündeydi şu an çok dindar çok muttaki çok takva hale geldiler. Sırf şu iki ülke bile ölçü açısından yeterli. Türkiye’nin konumu ortada diğer ülkelerin konumu ortada muazzam bir yükseliş var. İnternetin çok büyük etkisi oluyor kitapların çok büyük etkisi oluyor. Bilim geliştikçe kültür geliştikçe okuma yazma geliştikçe İslam dinindeki güç de kuvvet de gittikçe artıyor ve artacak da inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Hocam çok teşekkür ediyorum çok sağolun. Gerçekten çok zevkli bir sohbet oldu sizde eklediniz. İnşaAllah hizmetlerinize devam edeceksiniz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Cezaevine de hayırlısıysa girmezsiniz veya girerseniz de hayırlısı olsun diyelim.
ADNAN OKTAR: Aslan gibi girer aslan gibi çıkarız evvelallah hiç bir şey olmaz, İnşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Evet evet.
ADNAN OKTAR: Medrese tecrübemiz var medresede eğitildik zaten. İki kere medrese tecrübem var gerekirse üçüncüde de giderim gerekirse yine eğitimime devam ederim inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Bir de zaten cezaevinden çıkanlar Başbakan da olabiliyorlar. Yani siz de çıktıktan sonra artık başka bir kahraman da olabilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Kahraman yani cennet Allah nasip etsin Allah’ın rızasını kazanıyım tamamdır benim için, kahramanlık olarak o yeter bana sadece Allah’ın rızasını kazanıyım yeter yani o çok önemli. Yani Müslümanın amacı zaten Allah’ın rızasıdır.
Allah’ın rızasını rahmetini kazandı mı, zaten sonsuz hayatı kazanıyorsunuz ondan sonra bitti zaten. Burada başbakan olsan ne olur, başka şey olsan ne olur. Dünya bu nihayet Hz. Yusuf bile tahta geçtiğinde iktidarı ele aldığında Yarabbi diyor bana ahireti nasip et diyor, yani şey istemiyor yine ne kadar güzel bir saltanat ne kadar güzel yaşayacağım, demiyor tabii o bir nimettir elhamdüllillah der Allah’a şükreder ama hemen ahireti istiyor. Çok önemli ben de ahireti istiyorum. Yani bütün bu yapılanlar Allah’ın rızası içindir.
VAKİT GAZETESİ: Mesela şu söylediklerinizi vatandaş dinleseydi, şunu diyecekti hocam tamam ahireti istiyorsunuz, önem vermiyorsunuz dünyaya ama yaşadığınız hayat çok çok lüks bizden çok daha şatafatlı bu bir çelişki değil mi diye soracaktır belki de.
ADNAN OKTAR: Mal sevgisine diyor Hz. Süleyman, Yarabbi senin rızan için girdim diyor. Allah rızası için bu zenginlik, yani biz bunu kullanıyoruz ki dini yayabilelim, İslam ahlakını yayabilelim küfre karşı dinsizlere karşı üstünlüğümüzü gösterelim. Bu İslam’ın izzetidir. İslam’ın şerefini ve onurunu onlara hissettirelim ve gösterelim. Yani Müslüman gariban aciz ezik niye olsun... Tabii ki güçlü olacak, Hz. Süleyman niye saraydaydı, Sebe melikesi sarayı görünce niye iman etti.
VAKİT GAZETESİ: Evet o kadar lükstü ki eteğini topladı.
ADNAN OKTAR: Tabii tahtı soruyor bu taht senin mi diyor di mi Biz daha öce iman etmiştik diyor şaşırıyor. Demek ki teknik ihtişam, sanat ihtişamı insanların ruhlarında derin etki meydana getiriyor. Ve hediye kabul etmem diyor Hz. Süleyman hediye istemiyorum diyor. Ben de hediye almam benim de özelliğimdir.
VAKİT GAZETESİ: Siz de almıyorsunuz mu?
ADNAN OKTAR: Almıyorum Said Nursi almıyordu hediye...
VAKİT GAZETESİ: Neden hocam neden bunun, bir sakıncası mı var?
ADNAN OKTAR: İşte o Allah işaret ediyor ona Kuran’da.
VAKİT GAZETESİ: İslam peygamberi de hediyeleşin diyor mesela...
ADNAN OKTAR: Hediyeleşin evet biraz da o anlam da ama dava adamları için, bu yani dışarıdan gelen eğer bir karşılığı yoksa, hediye pek olmaz. Yani olmaması lazım yani illa ki en az onun karşılığında bir şey olması gerekir.
VAKİT GAZETESİ: Evlenmemizde Said Nursiyle bir şey…
ADNAN OKTAR: Pek tabii ki, tabi.
VAKİT GAZETESİ: Fethullah Gülen de çünkü.
ADNAN OKTAR: Tabii ki... Üstat has talebelerim evlenmesin diyor.
VAKİT GAZETESİ: Ama peygamber kendisi çok evlenmiş mesela.
ADNAN OKTAR: Helal olsun ona maşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Said Nursi sakal bırakmıyordu ama mesela.
ADNAN OKTAR: Hapse girdiğimde diyor şimdi keserler diyor onu kaldıramam öyle bir diyor.
VAKİT GAZETESİ: Sizde de öyle bir endişe var mı şimdi cezaevine girerken sakalımı keserler.
ADNAN OKTAR: Yok o bizim zaman 86’da vardı o, ben o zamanlar sakalı kestirmemek için bayağı bir uğraşmıştım. O zamanlar sakal yasağı vardı hatta doktorla falan bile görüşmüştüm. Cezaevi doktoruyla yani nasıl engellenebilir ben istemiyorum gibisinden inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Hocam bir de şeyi soruyum bu biraz özel olacak ama maşaAllah her geldiğimizde çok dinç görüyoruz sizi, çok formda görüyoruz bize de tavsiyeniz mahiyetinde olsun bu yani, bu genç kalmanın sırrı dinç kalmanın sırrı?
ADNAN OKTAR: İman, iman sadece iman Allah’ı çok coşkuyla seversen çok dinç de kalırsın genç de kalırsın inşaAllah, sıhhat sağlık verir Allah hastalık da verebilir Allah ayrı imtihan için. İman mesela peygamber efendimiz vefatten önce çocuk gibiydi yani daha çocukluğundaki güzelliği kalmıştı üstünde bozulmamıştı saçında da çok az beyazlıkları vardı cildi böyle ayna gibi tabii rivayetlerde cildi ayna gibi ve çocukluğundaki temizliği aynı kalmıştı diyorlar. Yani aynı çocukluğundaki yüzü kalmıştı diyorlar. Hiç değişmemiş imanından dolayı maşaAllah Hz. Süleyman da öyleydi maşaAllah. Hz. Yusuf zaten Allah’ı tenzih ederim bu herhalde melek diyorlar, evet ellerini kesiyorlar yani adeta hipnotize oluyorlar gördüklerinde, imanın heybetinden oluyor o, iman heybetinden etten kemikten kaynaklanan bir şey değil o.
VAKİT GAZETESİ: Ama sonuçta sizin kendinize göre bir diyet uygulamanız vardır sporunuz vardır.
ADNAN OKTAR: Zeytinyağlı yemek vardır bolca peygamberin sünnetine uygun yiyeceksiniz. Meyvelerden kavun, yağlardan zeytinyağı, ondan sonra hafif yiyecekler, yani ağır yiyeceklerden kaçınmak. Ekmeğe biraz arpa unu karıştırılması. Resulullah’ın sünnetidir ondan sonra, hurma yenmesi çok az ama hurma fazla değil Peygamberimiz de az yiyordu hurmayı. Süt içilmesi zaman zaman ama az miktarda sulandırılmış olarak süt içilmesi, inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Sizde bunlara tabii ki tam riayet ediyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Tabii ki sünneti seniyeye tam temasük inşaAllah.
VAKİT GAZETESİ: Evet hocam gerçekten çok iyi oldu okuyucularımıza da söyleyeceğiniz not varsa.
ADNAN OKTAR: Vakit okuyucularının hepsini çok seviyorum Vakit gazetesine bütün güçlerinle destek olsunlar çok önemli bir gazete o yani çok hayati bir gazete yani etraflarına da tavsiye edebilirler yani destek her yönde olur. Mesela ben bir tane alıyorsam iki tane alıyorum bir tanesini dostuma sevdiğime veriyorum böyle de yapabilirler.