Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Türkmeneli Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 237 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 123 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 118 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 82 download
İlmi Mercek Sayı 52 - Dergi - 72 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Türkmeneli Röportajı
Nisan 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Türkmeneli RöportajıTÜRKMENELİ: İyi akşamlar sevgili izleyiciler. İstanbul’dan hepinizi candan selamlar, bir güzel program ile daha karşınızdayız. Bugünkü programımızın konuğu Bilim Araştırma Vakfı’nın Onursal Başkanı, yazar ve düşünür Hocamız Adnan Oktar. Hocam programımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz.

ADNAN OKTAR: Hoşbulduk, sizlerde hoş geldiniz, şeref verdiniz, lütfettiniz. Çok memnun oldum.

TÜRKMENELİ: Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Hepimizden inşaAllah.

TÜRKMENELİ: Hocam öncelikle sizleri tanımak istiyoruz. Adnan Oktar Hocamız kimdir? Öncelikle biz sizi tanıyalım. Daha sonra birkaç soru hazırlamıştık, inşaAllah güzel bir program olur programımız.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. 1956 yılında Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da yaptım. Sonra Güzel Sanatlar Akademisi’ni kazandım. İstanbul’a geldim. İç Mimari Bölümünü, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi. Orada bir süre okudum. Sonra bu terör, anarşi olayları yoğun olduğu için İstanbul Üniversitesi’ne, Felsefe Bölümü’ne kaydımı yaptırdım. Baktık orada da pek rahatlık yok, orada da anarşi, terör var. O şekilde bir vaktimiz oralarda geçti bir süre. Sonra kitap çalışmalarına başladım biliyorsunuz. Sonra Vakfımız kuruldu işte Bilim Araştırma Vakfı. Şu an bir tek Bilim Araştırma Vakfı daha çok ortada gibi görülmekle beraber yine vakfımız var, bir vakfımız daha var. Ama en çok tabii kitap, CD çalışmalarımız, internet üzerinden yapılan çalışmalarımız ağırlıklı olarak devam ediyor.

TÜRKMENELİ: Hocam bu vakfınızın kuruluş amacı nedir? Hangi konularda ve hangi bölümlerde kamuoyuna daha doğrusu millete hizmet ediyor?

ADNAN OKTAR: Milliyetçi, mukaddesatçı, maneviyatçı, Büyük Türkiyeci. Türk-İslam Birliğini savunan, Atatürkçü, ilerici, çağdaş, laik bir vakıftır.

TÜRKMENELİ: Hocam çağdaş yazarın misyonu topluma karşı ne olmalıdır sizce?

ADNAN OKTAR: Toplumu toptan kucaklayan bir yapı olması gerekir. Toplumun her kesimini. Allah’a inananı, inanmayanı, Hıristiyan’ı hatta Mecusi de olsa Mecusi’yi, Yahudi’yi, hepsini birinci sınıf vatandaş olarak kucaklayan, koruyan, vatanın milletin menfaati için, toplumun huzuru için gece gündüz gayret eden, samimi bir ruh hali ve samimi bir düşünce.

TÜRKMENELİ: Sizce Türkiye’de ki yazarlar bu misyonu yerine getirmişler mi?

ADNAN OKTAR: Türkiye’de ki yazarların bir kısmı anarşi ve kargaşadan taraflar. Yani illaki taraf olsun, illaki kendi tarafı haklı olsun. Karşı tarafa hayat hakkı tanımasın, konuşturmasın, bu çok yanlış. Ben mesela milliyetçi, mukaddesatçı ve maneviyatçıyım ama bir ateist olsa ben onun birinci sınıf insan gibi yaşamasını isterim. Tam anlamıyla hürriyet içerisinde olmasını isterim ve ona bunu hissettirecek hiçbir davranışım da olmaz ve her türlü hukuki hakkının da, sosyal hakkının da en iyi şekilde korunmasını isterim. Benim istediğim bütün yazarların, bütün düşünürlerin, aydınların da bu çizgide olması gereği.

TÜRKMENELİ: Bazı söylentiler var ki Türkiye’de gündemi köşe yazarları belirliyor. Diyelim ki bir konuyu köşe yazarları sütunlarına alıyor. Ertesi gün diğer basın kuruluşları ve medya organları özellikle de büyük medya gruplarının başında olan patronlar Türkiye’nin gündemini belirliyorlar. Siz bu söylentilere katılıyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Bence milliyetçi, mukaddesatçı, aklı başında, dindar olan Büyük Türkiyeci, Türk-İslam Birliğini savunan herkes Büyük Basının yönlendirmelerinde çok dikkatli davranması gerekir. Yani bir kere bir haber geldiğinde ona bir nokta koyması lazım. Yani her gelen habere inanmanın kalkması, karşı tarafa karşı çok etkili bir mücadele olur. Bunun için ne yapılabilir? Mesela üç beş tane internet sitesi oluşturulur. Burada gerçek haber sitesi tarzında bir yer tanzim edilir. Gerçek haberi öğrenmek isteyen oraya basar, tıklar ve bakar ve dolayısıyla o gazetenin haberine körü körüne inanmaz. Yani körü körüne inanmama çok büyük bir kazanç getirir ve çok büyük bir eylem olur bu, çok büyük bir güç gösterisi olur. Ve bu tip çevrelerinde gücünü kırmış olur. Hani biz haberi atarız, herkeste inanır şeklinde inanıyorlar yani halkı böyle saf ve çocuksu görüyorlar bir kısmı, buna çok ciddi bir darbe indirilmiş olur.

TÜRKMENELİ: Sayın Oktar konuşmalarınızda sık sık Türk-İslam Birliği’nden bahsediyorsunuz, öncelikle Türk-İslam Birliğini biraz açalım. Acaba Türkiye Avrupa Birliği’ne mi girse, Türk Birliği’ni mi kursa, Türk-İslam Birliğini mi kursa, hangisi Türk toplumuna daha fazla ivme kazandırır, katkı sağlar vatandaşa?

ADNAN OKTAR: En mükemmel yapılacak şey Türk-İslam Birliğini oluşturmaktır. Yani bütün İslam ülkelerinin liderliğini almak, bütün Türk illerinin liderliğini almak çünkü bütün Türk illeri zaten Müslüman genelinde Müslümanlar. Ama aynı zamanda bölgenin de ağabeyi olması Türkiye’nin yani Ermenistan’ın menfaatlerini koruması, onlarında zengin olması için gayret etmesi, İsrail’in menfaatlerini koruması, Filistin’e huzur getirmesi, bölgeye barış getirmesi, her yönden bölge de ağabeylik yapması. Bu en acil görev, bu Avrupa Birliği açısından da çok önemli. Avrupa Birliği’nin terörden kurtulması, terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Bunu bir kere Türk-İslam Birliği çok sağlam sağlar, kesin sağlar. İslam âleminde ki bütün çileler biter, bütün kargaşa biter. Türk Devletleri Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yaparlar. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin devletler. Çok zengin coğrafya. Fakat iyi organize edilemiyorlar. Yani mesela bugün Türkmenistan, Azerbaycan, buralar muazzam potansiyeli olan yerler. Bunların Birliği demek dünyanın en büyük medeniyeti demektir.

TÜRKMENELİ: Yeraltı kaynaklarıyla da zengin.

ADNAN OKTAR: İnanılmaz yeraltı kaynakları var. Petrol olsun, maden olsun malumunuz.

TÜRKMENELİ: Gaz olsun.

ADNAN OKTAR: Tabii her yönden. Türk-İslam Birliği’nin bir gün bile gecikecek durumu yok, hemen olması lazım. Bu herkesin lehine, ne NATO’nun aleyhine, ne Avrupa Birliği’nin aleyhine, bütün dünyanın lehine bu. Çin’de bunda rahat eder, Rusya’da rahat eder, özellikle Rusya çok rahat eder. Avrupa Birliği çok rahat eder, Amerika zenginleşir, güçlenir yani her yönden büyük menfaat ve fayda var bunda. Ama Türkiye’nin lider olması şart görünüyor.

TÜRKMENELİ: Peki Avrupa Birliği’ne girme konusunda birçok Türk vatandaşının endişeleri var. Özellikle de bazı siyasi partiler bu konuya sıcak bakmıyor. Türkiye Avrupa Birliği’ne sizce girer mi veya Avrupa Birliği Türkiye’yi oyalıyor mu bu konuda?

ADNAN OKTAR: Türkiye Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak Avrupa Birliği’ne girebilir ama Türk-İslam Birliği’nin lideri olmadan Türkiye’nin girmesi demek Türkiye’nin yok olması demektir, İslam’ın da yok olması demektir, Türklük bilincinin de Allah esirgesin yok olmasına sebep olabilir bu, İslam’ın yok olmasına sebep olabilir. Çok çok tehlikeli olur bu, milli benliğimizi, milli varlığımızı eritip yok edebilecek büyük bir tehlike olur bu. Ama Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak büyük Türkiye olarak girersek bu Türkiye’nin şanına yakışır ve çok da faydalı süper bir şey olur.

TÜRKMENELİ: Bir de Türkiye’nin, genç kesimin son günlerde biraz Batı’ya yönelik adımları vardır acaba genç kesim Türk-İslam Birliği’ni kabul eder mi sizce çünkü batının da Türkiye üzerinde bazı sinsi oyunları vardır bunu da hatta birçok vatandaşımız da bilir hatta siyasi partiler de biliyor bunu. Ancak gidişatlar o doğrultu da değil.

ADNAN OKTAR: Eğer doğrudan Türkiye Avrupa Birliği’ne girerse Avrupa Birliği’nin bir nevi garsonu konumuna gelir yani buralar gazinolar, eğlence yerlerinin, turistlerin eğlendiği, onların böyle nefsanî çıkarlarına hizmet eden bir komplekse dönüşür, dönüşebilir Türkiye yani bütün Türk halkını garson haline getirebilirler. Onlar da lokantaya gelmiş seçkinler konumuna gelebilir. Türkiye’miz çok güzel, insanlarını kullanabilirler, işçilerini kullanabilirler o yüzden çok büyük bir risk var. Ama Türk-İslam Birliği’nin lideri olursak çok anlı, şanlı olur bu ve çok güçlü olur ve hakikaten onların da lehine olur bu. Onlarında beğeneceği ve onları da zenginleştiren bir sistem olur. Öbür türlü Türkiye hem Avrupa Birliği’ne hem yükte olur, ekonomik yükte olur, milli benliğini kaybetmiş bir yapıya da bürünebilir Allah esirgesin, bu da çok büyük bir tehlike olur.

TÜRKMENELİ: Peki Kürt sorunu Avrupa Birliğine girmesini engeller mi?

ADNAN OKTAR: Eğer Kürt kardeşlerimiz ki bence Kürt, Türk diye bir şey yoktur hepsi Türk’tür bana göre çünkü Türküm diyen herkes Türk’tür. Eğer gerçekten akılcı davranmak istiyorlarsa Türkiye’nin Türk-İslam Birliği’nin lideri olmasını canı gönülden desteklemeleri lazım. Ve Türk-İslam Birliği oluştuğunda Türkiye’de ki bütün kardeşlerimiz rahat edeceği gibi doğuda ki, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde ki halkımız da, orada ki insanlarımız da son derece rahat edecektir, bu zenginlikten bol bol istifade edebileceklerdir. Öbür türlü Allah esirgesin, o İsrail’in oyununa, İsrail’in imansız ateist Siyonistlerin oyununa gelmek olur ki, bu da çok çok büyük bir hata olur. Zaten buna da asla da müsaade etmeyiz ayrıca onu da söyleyeyim.

TÜRKMENELİ: Oyuna gelmek hem Türkiye’nin bölünmesinde, hem de Irak’ın kuzeyinde sözde bir Kürdistan Federe Devleti’nin kurulması beklenecek.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki.

TÜRKMENELİ: Bu konuya geleceğiz zaten. Malum 9 Nisan 2003’ten sonra rejimi düştü, Amerikalılar Irak’ı işgal ettiler. Türkiye’yi de yakından etkiledi bu konu, özellikle de 1 Mart tezkeresine Türkiye ‘hayır’ dedikten sonra Türkiye’nin içinde de bazı kargaşalar yaşandı. Sizce Amerika Irak’ı neden işgal etti?

ADNAN OKTAR: Evet. Amerika, Irak’ı işgal etmesinin sebebi masonluğun aldığı karardır. Yani Dünya masonluğunun aldığı karardır. Dünya masonluğu ateist Siyonistlerin ve onların adeta gençlik örgütü olarak ya da ya örgütü olan masonluğun ittifakıyla meydana gelen bir sistem var. Masonlar ve ateist Siyonistler bir sistem kurmuşlar. Bu sistemin gereği olarak karar alınıyor. Karar alınınca her kim olursa olsun, mesela diyorlar ki Bush işgal kararı aldı. Bush tek başına işgal kararı alacak ne gücü var, ne imkânı var, ne çevresi var. Ne de birikimi var. Bu kararı aldırtan ve uygulatan tek bir güç vardır: masonluk ve ateist Siyonizm'dir. Ateist Siyonizm emin adımlarla, kendince, yavaş yavaş ilerliyor. Bu plan içerisinde Türkiye’nin Güneydoğusu’nu alma var, Kürt devleti kurma planı var ki bunlar kolay lokmalardır. Bölünmüş kolay lokmalardır. Orada ki Kürt devletini, hayali, farz edelim ki buna da müsaade edilmesi son derece yanlış olur, bir lokmada alır orayı İsrail, çok çok rahat olur bu.

TÜRKMENELİ: Türkiye buna seyirci mi kalacak?

ADNAN OKTAR: Kalmamasının tek çözümü Türk-İslam Birliği’dir yani bunun sürekli dillendirilmesi lazım, buna talip olunması lazım, ortaya çıkılması lazım, bundan hiçbir devletin gocunmaması gerekir. Her devletin lehine bu, herkesin lehine yani kimseyi rahatsız eden bir şey yok bunda.

TÜRKMENELİ: Kürt Devleti kurulursa Türkiye’yi nasıl etkiler, özellikle de Türkiye dışında komşu ülkelerde var. Mesela Suriye vardır, İran vardır, Ürdün vardır, Suudi Arabistan vardır. Bunlar acaba seyirci mi kalırlar çünkü onlar da karşı Kürt devletinin kurulmasına.

ADNAN OKTAR: Kürt devleti, Allah esirgesin, Siyonist İsrail’in yani ateist Siyonistlerin çünkü İsrail’in samimi dindarlarını ben çok seviyorum, samimi Yahudileri çok severim ben. Allah’a dua eder, ibadet eder, Allah’tan korkar, helale harama dikkat eder. Bu insanlardan kimseye zarar gelmez, bakın diyorum ateist Siyonistler yani Allah’sız kitapsızdır bunlar ve zalimdir. Bunların zulmüne karşı çok dikkatli olmak lazım. Bunların amacı önce bölgeyi tamamen ele geçirmek, arkasından bütün dünyayı ele geçirmek, sonra da bütün dünyaya zulüm etmek. Dünyayı köle haline getirmek. Gerçek Museviler bunlara şiddetle karşılar ve hiçbir şekilde kabul etmezler. Tevrat’ta, bu yapılan zulüm şiddetle telin ediliyor. Tevrat’ta böyle bir hüküm yok. Ben bununla ilgili kitapta çıkarttım, Tevrat’ın hükümlerinden çıkmış, Tevrat’ta ki güzel sözleri toparlayan, güzel izahları toparlayan bir eser hazırladım. Orada bunlar açıkça var. Burada Türklük ve Müslümanlık şuurunun şiddetle ayakta tutulması, bu konuda çok titiz olunması, devletin buna çok destek vermesi, bu tarz gruplara, vakıflara, cemaatlere, birlikteliklere şiddetli destek olunması, özellikle milliyetçi kesimle, mukaddesatçı, maneviyatçı dediğimiz kesimin kardeş olmaları, birlikte ve beraber olmaları çok önemli yani bugün MHP ve Saadet Partisi’nin çok sıkı bir kardeşlik bağı içine girmeleri gerekir. Mesela Büyük Birlik Partisi’nin de aynı şekilde, çok sıkı bir kardeşlik bağı içine girmesi lazım, Doğru Yol Partisi yine aynı şekilde, AKP aynı şekilde yani bütün sağın, bütün mukaddesatçı kesimin birbirini çok iyi koruyup kollaması gerekiyor. Çok iyi destek olmaları gerekiyor. Aynı şekilde ANAP’ta, hepsi.

TÜRKMENELİ: Hocam Irak’ta biliyorsunuz işgalden sonra Şii-Sünni meselesi, mezhep çatışması meydana çıktı, dolayısıyla da son haftalarda Sadr’a bağlı silahlı milisler hükümetle bir çatışma içerisine girmişler. Siz Şii-Sünni meselesini MOSSAD ve İsrail veya Amerika ajanları mı ortaya attı yoksa toplumun içinden hareket eden bir faktör mü?

ADNAN OKTAR: Bunu da yine ateist Siyonistler yapıyorlar, masonlar yapıyorlar. Mesela Aleviler, Allah’ın aslanlarıdır yani çok yiğit, gerçek Müslümanlardır, halis Müslümanlardır, Sünni Müslümanlar zaten tavizsiz, halis Müslümanlardır. Bu bölünme çok çılgınca bir hareket, düşman olmak birbirine çok çok çılgınca bir hareket ve doğrudan bir oyundur. Aklı başında hiçbir Sünni, hiçbir Alevi, hiçbir Şii böyle bombalama olaylarına girsin, Müslümanları katletsin, camilere bomba atsın, olacak iş değil bu.

TÜRKMENELİ: Çünkü Sadr’ın bir açıklaması var, aynı zamanda, eş zamanda, hem Sünni camiiler patlıyor, hem Şii camiler patlıyor, bunu Şiiler Sünnilere karşı yaparsa aynı zamana nasıl denk getirebilir?

ADNAN OKTAR: İmkânsız o.

TÜRKMENELİ: Demek ki bunu ya bunu CIA yapıyor ya MOSSAD yapıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki.

TÜRKMENELİ: Bunu birçok medya grupları da, medya araçları da gündeme getiriyor. Hocam biraz da Türkiye’ye dönelim, Türkiye’de türban konusu vardır, türban konusunda düşünceleriniz nedir?

ADNAN OKTAR: Biraz kamuoyunu bu konuda biraz daha rahatlatmak lazım yani şimdi Türkiye’de dindar insanlar olduğu gibi dini o kadar yaşamayan insanlar da var. Bu insanların hayat garantisi, bunların huzuru çok çok önemlidir yani dindarların huzuru önemli olduğu gibi o insanlarında huzuru çok çok önemlidir. Onlara çok iyi güvence verilmesi lazım. Laiklik konusunda iyi güvence verilmesi lazım. Tedirginlikleri tamamen gittikten sonra bir konsensüs oluşturarak bunun yapılması gerekiyor. Yani böyle canlarını rahatsız ederek acıtarak ürküntü vererek bu iş olmaz yani bu özellikle bu zamanda olmaz. Bu konuda mutlaka bir uzlaşma şart. Mesela CHP ile diğer partilerle, sol partilerle, herkesle de uzlaşma yapıp ortak bir karar ile bunun oluşması gerekiyor yoksa kapalı kızlarımız çok efendi çocuklar bunlar, çok tertemiz insanlar, girsin çocuk n’olur üç tane, on tane kız çocuğunun kapalı olması neyi değiştirir, neyi rahatsız eder yani Türkiye için bu niye tehlike olsun? Ve bunları üzmenin alemi ne? Niye üzülsün bu çocuklar? Başını açtığında canı yanıyor, rahatsız oluyor, vicdanen huzursuz oluyor, bırak girsin ne var, bir şey yok, bizim zamanımızda giriyorlardı, hiçbir şey olmuyordu.

TÜRKMENELİ: Sayın Oktar isterseniz biraz da Irak’a dönelim.

ADNAN OKTAR: Evet.

TÜRKMENELİ: Irak’ta malumunuz 1917’den itibaren ki Irak Osmanlı Devleti’nden kopardıktan sonra öncelikle İngilizlerin yönetimi, denetimine geçti daha sonra 1920’de Kraliyet kuruldu. Orada üç milyon civarında Türkmen vardır. Bugüne kadar Türkmenler asimilasyon politikasına maruz kalmışlar, yok etme politikası, sindirme politikası. Saddam sonrası kurulan meclislerde de, hükümetlerde de Türkmenler temsil haklarını ciddi bir şekilde ne siyasi alanda, ne kültürel alanda alamadı. Acaba bu yine bir İngiliz’in oyunu mu?

ADNAN OKTAR: Musul ve Kerkük Türkleri çok yamandır, ben söyleyeyim yani onları oradan kimse sökemez. Yani halk tabiriyle tam delikanlıdırlar. Yani yıllardan beri de bu delikanlılıklarını gösterirler. Oradan onları Allah’ın izniyle kimsenin sökemeyeceğini açık açık söyleyeyim bir kere, orada hiçbir şey olmaz. Ve her zaman da orası o şekilde kalacaktır yani Kerkük Türk’tür, Türk Bölgesi’dir, Müslümanlara ait bir bölgedir, oranın vasfı değişmez, Musul’da öyledir. Yani bunu zorlamanın âlemi de yok zaten. Ama işin doğrusu buralar Türkiye’nin bir ili sayılır, Konya nasıl, efendim Eskişehir nasıl, bir ili sayılır. Bunlar Türk-İslam Birliği oluştuğunda kökünden hallolacak konulardır. Yani bu şuurun verilmesi çok önemli. Orada ki kardeşlerimize candan sevgi duyulması çok önemli, onlara manevi destek verilmesi çok önemli. Modernleşme faaliyetleri içerisinde bu bir tehlikedir, demin söylediğiniz şey çok önemli. Ben mesela dışarı çıkıyorum, böyle gençler var hakikaten lakaytlar. Musul diye bir yer var mı, Kerkük diye bir yer var mı, haberi bile yok.

TÜRKMENELİ: Hâlbuki Lozan’dan sonra İngilizlere terk edildi. Musul Türkiye’nin bir uzantısıdır.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki.

TÜRKMENELİ: Bu şuurun verilmesi bir milli politika olarak yapılması gerekiyor, ders olarak okutulması, milli güvenlik derslerinde okutulması gerekir. Tarih derslerinde okutulması gerekir. Televizyonlarda, radyolarda, basında bunun çok ciddi yer alması gerekiyor. Çünkü mesela bizden Konya’yı almaya kalksalar nasıl rahatsız oluruz, aynısıdır, Kerkük’ü almaya kalkarlarsa aynı rahatsızlığı duyarız. Nasıl ki Konya’yı Allah izniyle kimseye kaptırmayız, orayı da kimseye kaptırmayız Allah’ın izniyle. Ama bu şuurun tabii ki sürekli gündemde tutulması, bir de hiçbir grup taassubu yapmadan herkesin bunu desteklemesi gerekir yani MHP’linin de, Büyük Birlik Partilinin de, Saadet Partilinin de.

TÜRKMENELİ: Sol partilerinde yani destekte bulunmaları lazım.

ADNAN OKTAR: Sol partilerinde, tabii ki. Onların da tabii ki, onlar da bu vatanın evlatları, bir şey yok burada çünkü onlarda istemez bunu çünkü onlarında bir milli ruhu var yani milliyetsiz değiller.

TÜRKMENELİ: Yani bizler Irak’tan baktığımızda Türkiye’de yıllardan beri sağ kesim, Türkmen meselesini, Kerkük meselesini, Irak’ta Türk varlığını sağlamışlardır ancak Irak’ta ki Türkler yalnız sağ kesimde değil, sol kesimde de bunu bekliyorlar.

ADNAN OKTAR: Doğru.

TÜRKMENELİ: İktidara gelen kesimler veya hükümetler bir bütün olarak milli politika olarak, özellikle Dışişleri Bakanlığımızın ve Türkiye’nin milli politikası çerçevesinde, Türkmen hassasiyeti çerçevesinde Türkmenlere bakmasını arzu ediyorlar Türkmenler. Ancak gidişatları öyle değil mesela son günlerde Türkiye’de ki iktidar bazı faaliyetlerinde Türkmenleri kızdırmışlardır. Mesela Kuzey Irak’ta bugün üç yüz, dört yüz civarında Türk şirketi vardır, hâlbuki Kerkük’te yirmi civarında şirket yoktur. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Burada ki Türk iş adamlarının da orada bir hatası var yani Kerkük’e aşkla şevkle hizmet heyecanıyla gitmeleri gerekir illa kar değil ki karda ederlerde yani çünkü her yer Türk kaynıyor, orası bir ilimiz gibi, sanki bir Konya’ya tesis açmış gibi, daha hoş, daha güzel. Bunu devletin teşvik etmesi gerekir, basının teşvik etmesi gerekir, televizyonların teşvik etmesi gerekir. Yani pek düşünmüyor da olabilirler aslında, bir hatırlatılsa yaparlar yani, yapılmayacak bir şey değil.

TÜRKMENELİ: Hocam Irak kaynayan bir kazandır.

ADNAN OKTAR: Evet.

TÜRKMENELİ: Irak’ın önemi, Türkiye için de büyük bir önem arz eder. Özellikle hem Türkiye, hem Türk dünyası için. Irak’ın Türkiye’ye karşı sempati de bellidir çünkü son yıllarda Irak politikacıları sık sık Türkiye’ye gelip gidiyorlar. Türkiye ile fikir alışverişi yapıyorlar. Sizce Türkiye’nin Irak politikasında ne gibi değişiklikler olması gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin Irak politikası tabii çok hayati. Türkiye’nin tabii önemli bir hedefi Irak’ın milli bütünlüğünün bozulmamasını sağlamak yani Irak’ı bir bütün olarak ele almak ve bütün kalmasını sağlamak ve Irak ile çok içli dışlı olup Irak sanki bizim bir şehrimiz gibi olması gerekir, aslında Türk-İslam Birliği düşüncesi içerisinde ilk birleşmenin yapılması gereken ülke diyebilirim Irak için yani Türk-İslam Birliği içerisinde Türkiye’ye hatta kendilerinin ilhak düşünceleri de vardı yani Türkiye ile birleşme düşünceleri de vardı. Bu Irak için müthiş bir kurtuluş olur yani bir anda Irak’ı adeta patlatır yani muazzam bir ekonomik gelişme, muazzam bir huzur, muazzam bir ekonomi de canlanma ama çılgınca bir canlanma olur ve Irak halkı bütün şu ızdırapdan, çileden, acıdan birkaç gün içinde ferahlar kurtulur yani Türkiye’nin himayesine girmeyi istemek Irak için çok büyük bir nimet olur.

TÜRKMENELİ: Hocam peki “himayesini”, bunu biraz açar mısınız? Himaye.

ADNAN OKTAR: Diyecek ki Türkiye, şunu söyleyecek “Biz yönetimde Türkiye’nin etken olmasını istiyoruz” yani bizim yönetimimizde, memleketin yönetiminde birinci dereceden etkili güç olsun. Yani garantör devlet olsun. Nasıl Kıbrıs’a garantör Türkiye yani Kıbrıs-Türk ilişkisi nasıl, bunun gibi olsun.

TÜRKMENELİ: Ama bunu Amerika kabul eder mi sizce?

ADNAN OKTAR: Amerika’nın müthiş lehine bu. Yani adamı ölmeyecek, Amerika gelsin şirketlerini kursun, Türkiye’nin yönetiminde olduğunda, istediği gibi ticari faaliyetler yapsın. Bu Amerika’yı müthiş yıpratıyor, şu anki sistem. Yani Türkiye garantör olarak bölgeye girdi mi, o saat orada terör biter, konu biter. Yani Araplar müthiş rahat eder, Türkler rahat eder, Kürtler rahat eder, herkes rahat eder.

TÜRKMENELİ: Peki Kürtlerin endişeleri vardır. Özellikle Türk ordusunun Kuzey Irak’a girdiği dönemlerde. Türkiye Amerika gibi, Kuzey Irak’ı, Kerkük’ü, Musul’u tekrar işgal etmek peşindedir, böyle bir söylentiler oldu özellikle de Kürt liderlerin.

ADNAN OKTAR: Yok Türk ordusunu tanımıyorlar da onun için. Türk ordusu çok sevecenler, sevgi doludur, herkesin iyi olmasını çok ister yani sırf Türklerin rahat etmesini düşünmez Türk ordusu, herkesin rahat etmesini ister. Yani oraya girdiğinde birçok ülkeye gitti, Bosna’ya gitti, oraya buraya, dünyanın her yerinde Türk ordusu. Her yere huzur, rahatlık sunuyor. Her yere zenginlik, bereket, bolluk sunuyor, oraya gidince Araplar da rahat edecektir tabii ki. Onlara da bereket, bolluk sunacaklar ama tabii ki Türkmenler üzerinde ki baskı da kalkacaktır yani bu gayet insani, makul olan bir şey, bunda şaşıracak veya karşı tarafı üzecek bir şey yok. Yani Irak Türkmenlerin üzerinde ki baskı kalkınca rahatsız olmaz ki bundan, hoşuna gider.

TÜRKMENELİ: Hocam tabii zamanımız biraz daraldı, programımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Programımızın sonunda özellikle İslam âlemine, Irak’ta yaşayanlara, Arap ülkelerinde yaşayanlara, bütün dünya insanlığına neler söylemek istersiniz?

ADNAN OKTAR: Bu önümüzde ki on, yirmi yıl içerisinde Türk-İslam Birliği kesin oluşacak. Hocamız söylemişti desinler, hatırlasınlar söylüyorum, her yıla dikkat etsinler, tamam acı da şile de çok olacak, bu doğum sancısıdır fakat doğumda mükemmel olacak, çok güzel böyle nur topu gibi İslam bütün dünyayı ışıtacak inşaAllah. İslam ahlakı hâkim olacak, Mehdi’nin zuhurunu görecek İslam âlemi, Hz. İsa’nın nüzulünü görecek. Nefes kesecek bir medeniyet, nefes kesecek bir mutluluk çağına doğru giriyoruz. Bu kadar çile ve bu kadar acı, bunların hepsi hadislerde belirtilmiştir. Bu çilelerin hepsi bir doğumun sancısı olduğu çok detaylı anlatılmıştır. Hiç tedirgin olmasınlar. Türk âlemi de, Arap âlemi de, diğer kardeşlerimizde mutlu ve müreffeh bir dünyaya doğru gidiyorlar. Amerika’nın da canı yanıyor bundan. Amerika’da huzura kavuşacak, onların üzerinde ki çile de kalkacak, İsrail’in üzerinde ki çile de kalkacak ve bölgenin tümü rahatlayacak yani bugünlere doğru gidiyoruz. Fakat bu şeyde kenetlenmemiz çok önemli. Bütün Türk milliyetçilerinin, milliyetçi mukaddesatçı kesimin, Atatürkçülerin, aklı başında sol kesimin, tutarlı olan sol kesimin de bu konuda kardeşlik bilinci içerisinde hareket etmesi çok önemli.

TÜRKMENELİ: Bir son soru sormak istiyorum. Tabii cevabınızdan yola çıkarak. Türk-İslam Birliği diyorsunuz ancak Türkiye’de laiklik meselesi ağır basıyor, özellikle de AK Parti’nin iktidara geldikten sonra bir irtica faaliyetini, sanki öyle empoze ediyor basına, Türk-İslam Birliği ile laiklik acaba birbiriyle bağdaşır mı, bu söylediğiniz çerçevede? Ve etkiler mi laiklik bunu?

ADNAN OKTAR: Evet. Laiklik İslam’ı böyle süt gibi ortaya çıkartır. Yani münafığı yok eden bir sistemdir laiklik. Laikliğin olduğu yerde münafık olmaz. Münafık çok büyük bir beladır. Yani kanser gibi gizli bir güçtür. Büyük bir beladır. Bu uru toplumdan yok eder laiklik. Yani laikliğin olduğu yerde İslam en güzel şekliyle yaşanır. En samimi ve en dürüst şekliyle yaşanır. O yüzden laikliği bir nimet olarak değerlendirmesi gerek bir Müslüman’ın.

TÜRKMENELİ: Çünkü İslam kelimesi geldiği zaman gündeme herkes laikliği karşıt, zıt bir kelime olarak algılıyor bunu. Özellikle bizde, Irak’tan ve yurt dışından Türkiye’ye baktığımızda Türk medyası veya Türk basını bu şekilde empoze ediyor halka.

ADNAN OKTAR: Hayır, hayır son derece huzur veren, sistemi rahatlatan bir şeydir laiklik. Yani bir kere herkes rahat olur. Bir tek bizlerin değil, Yahudilerinde çok huzurlu olması çok önemlidir. Yani canı yanıyorsa Yahudi’nin sen rahat yaşayamazsın. Hıristiyan’ın canı yanı yanıyorsa sen rahat yaşayamazsın. Veya ateist perişan edildiyse sen rahat yaşayamazsın. Allah onu öyle yaratmış, adam açıkça söylüyor, gizlesin mi? Gizlemiyor, açıkça ben dinsizim diyor, açık açık söylüyor. Bu çok daha iyi, gizlemesi kötüdür. Laiklikte işte bunun güvencesi olmuş oluyor.

TÜRKMENELİ: İnşaAllah Hocam umarız dediklerinizin hepsi gerçekleşir, dünya insanları da hepsi rahatlar, barış içinde yaşarlar.

ADNAN OKTAR: Allah’ın izniyle kader böyle.

TÜRKMENELİ: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kader böyle. Kaderi kimse değiştiremez. Allah’ın kadiri işleyecek inşaAllah.

TÜRKMENELİ: Hocam, çok çok teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ederim.

TÜRKMENELİ: Bizi kırmadınız, konuk ettiniz.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.

TÜRKMENELİ: Çok sağolun, teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Bende teşekkür ederim. Şeref verdiniz, lütfettiniz, kerem buyurdunuz.

TÜRKMENELİ: Çok sağolun.

ADNAN OKTAR: Bütün kardeşlerime selamlarıma, hürmetlerimi iletiyorum, hepsine.

TÜRKMENELİ: Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Hepsini sevgiyle kucaklıyorum.

TÜRKMENELİ: Evet değerli seyircilerimiz, programımızın sonunda Bilim Araştırma Vakfı Onursal Başkanı, yazar ve düşünür Sayın Adnan Oktar Hocamıza çok teşekkür ederiz. Bir daha buluşmak üzere, hepinize Allah’a ısmarladık, hoşçakalın, mutlu kalın, sevgiyle kalın.

Bu eser 101 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 17 download
75.28 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Kuşadası TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın İran Televizyonuna Verdiği Röportaj - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bağdat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Asia RFA Radyosu ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 913 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 831 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.