Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Alhurra TV ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 237 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 123 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 118 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 82 download
İlmi Mercek Sayı 52 - Dergi - 72 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Alhurra TV ile Röportajı
Nisan 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Alhurra TV ile RöportajıALHURRA TV: Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. İlk önce Türkiye’de şu anda AK Parti davası olarak, nasıl bakıyorsunuz? Bundan sonra Türkiye, bu davadan sonra gelecek olarak da nasıl bakıyorsunuz, nasıl yorumluyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Bir kere tabii her şeyde bir hayır vardır, her şeyi Allah yaratır. AK Partiye davayı açtıran da Allah. AK Partiyi yaratanda Allah, her şeyde bir hayır vardır. Fakat iki yönlü olayı düşünmek lazım. Bir AK Parti açısından, bir AK Partiye karşı olan insanlar açısından olaya bakmak lazım. AK Partiye karşı olan insanlar açısından bakmak daha da önemli. Bu çok mühim bir şey. Bir kere her düşüncede insana birinci sınıf insan muamelesi yapılması çok önemlidir. Mesela ateist olabilir, Marksist olabilir, Budist olabilir yani İslam dışında her şeyi düşünen insanlar olabilir. Bu insanlara birinci sınıf vatandaş olarak muamele yapılması, bunlara saygı duyulması, bunların sosyal haklarının çok iyi korunması çok önemlidir. Bu konuda iyi garanti veren bir sistem olursa bence bu sorunların hiçbiri olmaz. Yani bu konuda samimi, kesin garanti verilmesi lazım. Rahatlatıcı olunması lazım.

Bu şartlarda tamamen dini reddeden bir insan dahi böyle bir yönetimde yaşamak ister çünkü daha güvenli onun için. Allah’tan korkan, güzel ahlaklı, siyasetin kurallarında titiz olan bir parti, diğer partilerimizi tenzih ederim tabii onlarda güzel ahlaklı, onlarda Allah’tan korkan partiler fakat yani iktidara geldiyse, gelmişsek hangi parti geldiyse onun için bunu söylüyorum, bu vasfını iyi ortaya koyması lazım. O zaman herkes bundan sevinç duyar, rahatlık duyar. Mesela bir Müslüman da sol bir partinin iktidara gelmesini kabul edebilir şu şartla, onun her türlü sosyal hakkını tam savunması şartıyla ve ona birinci sınıf vatandaş olduğunu çok iyi hissettirmesi şartıyla. Bunu, sol partiler bunu düşünemiyorlar. Bunu düşünseler onlar da iktidar olur aslında. Yani bütün mesele buradadır.

ALHURRA TV: Peki sizce süreç nereye kadar gelecek yani?

ADNAN OKTAR: Kapanırsa da kapanır sorun değil. Yeni bir parti açılır. Daha derli toplu, daha sıhhatli, daha atak olarak ta devam edebilir. Yani olmamış bir şeyde değil, Refah Partisi de daha önce kapatılmıştı, yeni partiye dönüştü. Bu sorun meydana getirmez böyle bir şey.

ALHURRA TV: Peki son tutuklamalar, Ergenekon olayı, bir bağlantı kurabilir miyiz bununla, bir nevi karşı tarafın rövanş meselesi görebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Ergenekonun başının üst kısmından bir kere gidilmiştir. Bu bir süreçtir. Normalde devam eder bu, eğer iyi desteklenirse, savcılarımıza iyi destek sağlanırsa, bu konuda kararlı bir tavır konursa bu çok güzel gider yani yolları kesilmezse bu çok güzel gider. Ergenekon olayı bugünün dünün olayı değil bu, en az yüz yıllık geçmişi olan bir çete oluşumudur. Ta Mustafa Suphilerin dönemine kadar gider bu, çok eski bir yapılanmadır. Amaç her halükarda Türkiye’yi komünist ideolojiye teslim etmektir, gözü kara bir sistemdir. Ve ayrıca psikopat bir yapısı var. Mesela gidiyor bir gün bir savcıyı öldürüyor, gidiyor bir gün bir solcuyu öldürüyor, niye yaptığı da belli değil, neden yaptığı da belli değil, çıldırmış gibi, çok şuursuz bir sistem bu. Onun için taraftarlarını da çok iyi yıldırabiliyor ve ürkütebiliyor, çünkü ölümün hangisinden, nereden geleceği belli değil. Yani yöneticisini de bir anda öldürebiliyorlar, işin içinde olan ya da olmayan herhangi bir insanı öldürebiliyorlar, böyle gözü kara bir sistem. Ama milletimiz gördüğüm kadarıyla bilinçleniyorlar bu yapıya karşı, özünde Allah’ı inkâr etme, dine karşı olma düşüncesinden kaynaklanan bir yapıdır Komünist Derin Devlet.

ALHURRA TV: Bu sivil toplum örgütleri yaptığı çağrılar sizce yani içinde şey de hissediyor musunuz? Yani gerçekten bir çözüm için bu çağrıyı yaptılar mı yoksa arkasında yani endişe ettikleri mi vardı? Yani samimi olarak ta hissediyor musunuz, bu sivil örgütler yaptığı çağrılar. İlk etapta gerek AK Partinin, gerek.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir ara hakikaten telaşlanmış olabilirler. Hakikaten, bir ara gerilim hakikaten yükselmişti, o gerilim içerisinde birisinin aklına böyle bir şey gelmiş olabilir ve kısa süreli bir uygulama oldu bu ama çok kısa sürdü dikkat ederseniz, hemen söndü ve sakinleşti, böyle olmaması gerekiyordu, bunun her gün gündemde tutulup, netice alınıncaya kadar devam etmesi gerekirdi. Fakat 2 gün sürdü ne hikmet ise ve söndü durdu, böyle olmaz. Eğer bu konuda samimi iseler bunu ısrarla devam ettirip, netice alıncaya kadar devam etmeleri lazım çünkü bir orta kuşak, birleştirici bir kuşak çok önemli yani zıt düşünceleri ortada birleştirecek makul, dengeli, tutarlı, herkese ılımlı bakan, sevecen, sevgi dolu bir orta yol kuşağı olması gerekir, herkesi toparlayacak, bu orta yol kuşağını destekleyen bir sistem olarak devam etmeleri gerekiyordu normalde ama tabii gecikmiş bir şey yok yine devam etmeleri için teşvik edilebilir, nerede kalmıştık diye devam edebilirler.

ALHURRA TV: Peki sizce bu başörtü meselesi ve özellikle yasağın kaldırılması, davayla bir ilgisi var mıdır yoksa arkasında şey mi var, gizli gündem mi var? Yani nasıl yorumluyorsunuz bunu, kimi şeye de bağlıyor yani bu başörtü meselesiyle bağlıyor, özellikle AK Parti İsrail’e bunu şeyle getirdi karşı karşıya, Anayasa Mahkemesini karşı karşıya getirdi. Siz nasıl bakıyorsunuz, nasıl yorumluyorsunuz? Özellikle başörtüsü meselesi konusunda. Nasıl çözülmeli?

ADNAN OKTAR: Evet. Başörtüsü bir kısım insanları tedirgin edebilir yani bu makuldür çünkü bu İslam’ın bazı kuralları eskiden beri insanlarda tedirginlik meydana getirir ve yahut yanlış anlaşılmaya dayalı bir tedirginlik meydana getirir. Yani aslında İslam’ın kuralı değildir ama o İslam’ın kuralı zannettiği içinde İslam’dan korkar ve tedirgin olur, böyle büyük bir kitle vardır ve yahut böyle belirli sayıda bir kitle vardır. Demin dediğim olay yine o, yani bu kitlelere sizin başörtülü olmanız ya da olmamanız bizi rahatsız etmez, devlet sizi her halükarda korur kollar, mahalle baskısı da olmaz, sokak baskısı da olmaz, aile baskısı da olmaz, son derece rahat yaşarsınız mesajının iyi verilmesi gerekiyor ve bunun da gerçekten sağlanması gerekiyor. Bu bir politikadır, bununla ilgili yazılar çıkması gerekir, gerekirse parti açıklamaları yapılması gerekir.

ALHURRA TV: Sizce AK Parti bu konuda aceleci mi davrandı yani?

ADNAN OKTAR: Bence biraz öyle.

ALHURRA TV: Ön hazırlık…

ADNAN OKTAR: Evet biraz öyle tabii.

ADNAN OKTAR: Çünkü kamuoyunun iyice rahatlatılması, bir fikir birliği, kanaat birliği oluşması gerekir çünkü bu itiraz edilecek bir şey değil. Daha önce başörtülü kızlar bizim zamanımızda benim okula gittiğim, akademi dönemimde giriyorlardı, hiçbir sorun çıkmıyordu, çıkmaz da. Ama madem genel bir, sosyal bir ürküntü var, aniden karşılarına çıkmak olmaz, önce bunda gerçekten bir şey yok ve bu bir amacın ara safhası da değil yani biz şeriatı getirmek amacında değiliz, kesinlikle bunla ilgili isterseniz biz maddede koyalım, isterseniz açıklama da yapalım, bizim amacımız bu değil. Ama bu genç kızlar sürekli yurt dışına gitmek durumunda kalıyor, biz de mahcup oluyoruz hükümet olarak mahcup oluyoruz. Yazık bu çocuklara dışarı göndertmeyelim, kendi okullarında okusunlar ama mesela devlet dairelerinde başörtüsünü uygulatmayacağız denebilir mesela bu bir rahatlık meydana getirir ama üniversite eğitiminde biz buna müsaade ediyoruz denebilir çünkü yani genel bir sosyal korku varsa, tedirginlik varsa, bunu zorlamak o vatandaşları gereksiz ajite etmek olur.

Belki o insanlar bunu ileride çok makul görecekler, acele edecek bir şey yok. Yani sevdirerek, ısındırarak bunu kabul ettirmek lazım. Yani O’nun hayat kalitesini bozmayacağını, neşesini, mutluluğunu bozmayacağını O’na göstertmek lazım. Mesela saçı açık bir genç kız o hayatı beğeniyor, şimdi bir gün saçının kapanacağını ve devlet zoru ile kapanacağını düşünmek O’nun için bir kâbusa dönüyor, buna bu acıyı tattırmakta kötü ama yani bu tedirginliği vermekte kötü, buna da gerek yok, ona da gerek yok. Bu orta ve ılımlı bir üslupla ve samimi bir üslupla çözülebilir. Yani hepiniz bizim vatandaşımızsınız mesela hakikaten de birçok ülke de insanlar karışık yaşıyorlar mesela Mısır’da da öyle, Müslümanlar ve Hıristiyanlar karışık yaşıyorlar. Hiçbir sorunda olmuyor. Yani çok yüksek bir nüfus Hıristiyan, çok yüksek bir nüfusta Müslüman. Ama halk bunu özümsemiş, fakat bu birdenbire karşılarına çıksaydı yani kalabalık bir Hıristiyan kitle, Müslümanlar çok tedirgin olabilirdi ya da Hıristiyanların karşısına öyle bir Müslüman kitle çıkarılsaydı çok tedirgin olabilirlerdi. Demek ki ılımlı bir alıştırma, sevecen bir alıştırma ve samimi güvence çok önemli.

ALHURRA TV: Yalnız Hocam biz şey bahsediyoruz, % 99’u Müslüman bir ülke olarak başörtü meselesi o kadar gündemde kalmaması gerekiyor. Yani özellikle yani halk arasında böyle bir çatışma sergileyeceğine siz düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Evet. Başörtülü kızlar.

ALHURRA TV: Yani böyle bir iddialar vardı. Bu tarafa çekmeye çalışıyorlar, siz…

ADNAN OKTAR: Evet, başörtülü kızlar. Başörtülü kız çocuklarıyla sık sık röportaj yapıyorlar, sık sık konuşuyorlar, herkes, halkta bilir, mahallelerin de bilinir, okulları da bilinir. Bunlar çok efendi çocuklar, utangaç, terbiyeli. Mesela olay çıktı, gürültü çıktı, çocuklar çekindikleri için gitmiyorlar okula başörtülü kızlar, gidemiyorlar. Yani bunlar öyle tehlikeli, insanları tedirgin edecek insanlar değil, son derece mazlum, sevecen, terbiyeli, kendi halinde efendi çocuklar bunlar yani böyle baskı yapacak, milleti tedirgin edecek, rahatsız edecek bir şey değil. Zaten her zaman dindarların belirli bir sayısı olur her zaman her toplumda, dine inanmayanlarda olur bu çok makuldür. Dine inanmayanlara nasıl saygı duyuluyorsa, dine inanıp ona göre kıyafet giyenlere de saygı duyulması lazım.

ALHURRA TV: Bu dava ile beraber Avrupa Birliği, Avrupa’dan gelen açıklamalara baktığımızda hep AK Partiyi destekliyor. Aynı zamanda böyle bir dava açılırsa, devam ederse Türkiye’nin Avrupa Birliği yani bir üye olmasını engelleyebilir diye. Sizce Avrupa’dan gelen açıklamalar ne kadar samimidir? Avrupa Birliği’nin tavrını Türkiye’ye karşı.

ADNAN OKTAR: Evet çok önemli. Evet. Şimdi Türkiye’nin bir Avrupa Birliği ideali olması çok iyi. Demokrasiye dönüş açısından çok iyi ama Avrupa Birliği’ne Türkiye’yi hiçbir şekilde almazlar onu söyleyeyim ama Avrupa Birliği’nin demokrasi anlayışını bir ideal edinmek ve ona doğru yürümek çok iyi ve bu güzel. Ama Avrupa Birliği’nin AKP’nin kapatılması ile ilgili reaksiyonları, timsahın gözyaşları gibi bir şey çünkü AKP’nin başörtüsü ile ilgili düşüncesine Avrupa Birliği şiddetle karşı, çok şiddetle karşı. Dolayısıyla da kapanmasını isterler gibi görünüyor yani şu an. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istemeyen bir Avrupa Birliği neden AKP’nin kapatılmasından rahatsız olsun, yani onları hiçbir şekilde ilgilendirmez. Ama kamuoyuna, dünyaya bir şov yapıyorlar, demokrasi şovu yapıyorlar, fikir özgürlüğü şovu yapıyorlar, hâlbuki eğer böyle bir düşünceleri olsaydı başörtüsünün demokratik bir hak olduğunu söyleyip olayı neticelendirebilirlerdi, bunu söyleyemediler ve söylemediler, söylemezlerde. Çünkü kesinlikle karşılar. Din, Avrupa Birliği için karşı olunacak bir sistemdir yani Avrupa Birliği’nin özelliği bu. Her tür dine karşılar, hem Yahudilik, hem Müslümanlık, hem Hıristiyanlık. Dinin dünyadan kalkmasını isteyen bir sistem. O yüzden böyle bir açıklama tabii ki samimiyetsiz.

ALHURRA TV: Ben azınlık meselesine gelmek istiyorum özellikle son günlerde ya da son zamanlar Kürtler dışında şimdi Alevi cemaati sesini çıkartmaya başladılar ya da sesini duyurmaya çalışıyorlar. Daha önce bir kimlik meselesi vardı, kimlik sorunu vardı, şu anda talepler. Bu talepleri nasıl değerlendiriyorsunuz yani özellikle Türkiye’de yaşayan burada bir mozaik, halk olarak ta bir mozaik, baktınız bir Alevisi var, bir Arabı var, bir şeyi var. Alevi cemaatinden gelen talepleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Alevilik öyle yadsınacak, öyle karşı olunacak bir sistem değil. O da bir İslam mezhebidir ve kendi içinde yasaklayıcı olma, mesela bir Alevi, bir mahallede saygı duyularak karşılanmalı. O’na saygı gösterilmeli. Ama bu bir lütuf değil yalnız, lütuf olarak değil. Hak ettiği için. Alevi vatandaşların özgürlüğüne, ibadet özgürlüğüne, yaşam özgürlüğüne hem destek olunmalı, hem saygı duyulmalı. Bunu yaşadığında hiçbir sorun olmaz bir Alevi için. Aynı şekilde Kürt vatandaşlarımız içinde bu böyle. Kürt vatandaşlarımız içinde böyle. Kürtler genellikle çok dindar, çok efendi insanlardır, çok mazlum, son derece saygılı insanlardır, Anadolu insanının genelinde bu vardır. Misafirperverlikleri, sevecenlikleri herkesin malumudur.

Gitsin herhangi bir insan, bir gidip baksınlar, çok farklıdır Avrupa insanından Kürt vatandaşlarımız. Ama ben tabii Kürt, Türk, Laz, böyle bir karışım görmüyorum sadece bir Türk milleti vardır. Benim çocukluğumda böyle bir şey hiç bilinmezdi. Biz böyle es kaza duyardık bir insanın kökeninin Kürt olduğu ve bizi hiç ilgilendirmezdi. Bu sistem yine geçerli. Kürt de olsa, Laz da olsa, şu da olsa bu da olsa, Çerkez de olsa, bunların hepsi ‘ben Türk’üm’dedikten sonra, Türkçe konuştuktan sonra Türk vatandaşıdır, birinci sınıf vatandaştır. Birlikte bereket vardır, birlik olmada. Bölünmede uğursuzluk vardır. Bölünme kötü bir şeydir. Bölünme güçsüzlük getirir, acı getirir, azap getirir. Kürt kardeşlerimizin de bunu istememesi lazım. Yani eğer kökenine biraz daha inerse o zaman Sümerlere gidecek, Hititlere gidecek yani Hitit Birliği mi olacak o zaman, Sümer Birliği mi olacak, en sonuna kadar Hz. Adem’e gidecek, demek hepimiz kardeşiz.

ALHURRA TV: Peki siz haklı mı buluyorsunuz yapılan taliplerinde Alevilerin Cem evleriyle ilgili.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki. Cem evleri, ibadethaneler istedikleri gibi yaşasınlar, istediklerini okusunlar. Yani baskı insana saygıya uymaz. Cem evi açsın yani insan, mesela yine Allah’ı anıyorlar ne güzel, orada da yine Hz. Ali’nin sevgisinden bahsediyorlar, bir arada sohbet ediyorlar yani dinsizliği, imansızlığı konuşmuyorlar ki. Allah’tan, dinden, imandan, Peygamber’den, Peygamberimiz’in neslinden, on iki imamdan ki canımızın en güzel.

ALHURRA TV: Siz o operasyonun verdiği mesajlar nelerdir ve gerçekten arkasında böyle gizli kalan yönler var mı, Türkiye Amerika arkasında?

ADNAN OKTAR: Ben kendi fikirlerimi söyleyeyim yani bana kalsa ne yapardım gibi söyleyeyim.

ALHURRA TV: Ben sizin fikirleriniz olarak ta soruyorum.

ADNAN OKTAR: Evet. Bana kalsa o helikopterle kitap atarım bölgeye, dergiler atarım, indiririm daha Türkçesi. Halka dağıtırım, halkın okumasını sağlarım. Onlara sevgi sunarım, çocuklara, insanlara yiyecek dağıtırım bol bol. Kıyafet dağıtırım, onlara ne kadar saygı duyduğumu anlatırım. Yine uçaklardan kitap atarım, yiyecek atarım. Ama bütün bunlara rağmen saldıran ve kan döken, kan dökmeye azmetmiş insanlar varsa, devlet kendini korur tabii yani. İnsan kendini korur. Nefsi müdafaa. Nefsi müdafaa haktır. Yani öldürecek seni adam. Kendini savunacaksın. Bu anlamda olan bir askeri operasyonu makul görüyorum tabii ki.

ALHURRA TV: Herhangi bir verdiği mesaj görmüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yok, Türkiye iyi niyetlidir. Yani genelinde bizim ordumuzda çok iyi niyetli, mazlum bir ordudur. Yani efendi ve terbiyeli bir ordudur. Öyle karanlık işler, karmaşık planlar, onunla bununla düzen yapma, onu bizim ordumuz bilmez. Çok çok efendi insanlardır askerler. Üst düzey komutanlarda çok nezih insanlardır.

ALHURRA TV: Biliyorsunuz bugünlerde Irak’ın işgalini beşinci yol dönümü. Türkiye bu teskereyle, reddedilmesiyle, sizce beş yıl sonra sizce haklı mıdır reddedilmesi, teskerenin reddedilmesi?

ADNAN OKTAR: Tabii gönül isterdi ki öyle o kadar kan dökülmeseydi, o kadar olay olmasaydı, Saddam’a o zamanlar ben Milli Gazete’de mektup yazmıştım. Milli Gazete’de yazı da çıkmıştı. Dedim ki sen çoluğunu çocuğunu al, kendin de beraber gelin bir İslam ülkesine yerleşin, olay çıkmasın bırak bir başka hükümete burayı, can güvenliğinde sağlansın, mal güvenliğin de sağlansın, ailene de kimse dokunmasın, bu konuda garanti verilsin sana, bu iş bitsin dedim.

Benim bu yazımdan üç gün sonra Amerika’nın açıklaması geldi, aynı mahiyette, kelimesi kelimesine aynısını açıkladı Amerika, resmi açıklama geldi. ‘İşte çık, çoluğunla çocuğunla git, sana kimse bir şey yapmayacak’ falan tarzında yani noktası, virgülü bile aynı gibi bir yazı çıkarttılar. Söz dinlemedi Saddam, laf söz dinlemedi. Hem kendini yaktı, hem orada ki Müslümanları yaktı. Hâlbuki bırakıp gitmesi çok şerefli bir hareket olacaktı, bir şey yoktu bunda. Irak halkı kendi kendini idare eder. Yani iş çıkarttı, olay çıkarttı ama bu da tabii kaderde, bunda da hayır vardır. Allah’ın takdiri buymuş, bu şekilde oldu.

ALHURRA TV: Görünen şu ki ister istemez sıra İran’a geliyor yani Amerika İran konusunda ısrarlı görünüyor. İki gün önce İsrail, Suriye-Lübnan sınırında bir askeri tatbikat yapıldı. Kimi bazı yorumcular, bu askeri tatbikat gerek İran’a, gerek Suriye’ye bir mesajdır. Bütün bunların şimdi Türkiye neresinde? Yani Irak krizi sırasında çektiği zaman Türkiye’nin tavrını gördük. Bundan sonra, beş yıl geçtikten sonra, şu an İran krizi çıkarsa ki görünen şu ki çıkacakta Türkiye’nin neresinde, bu krizin neresinde? Nerede olması gerekir, ne yapması gerekir?

ADNAN OKTAR: Evet, Türkiye her zaman çok dürüst davranır Türkiye Devleti. Bu konularda böyle, demin de söyledim böyle karanlık işlere, karanlık ortaklara yaklaşmaz. En dürüst, en doğru, en vicdanlı ne ise onu yapmaya çalışır. Dikkatlice bakanda bunu görür çünkü bakın her ülkeye Türk askeri gittiğinde sevinçle karşılanıyor. Bu oradan anlaşılıyor zaten. Demek ki alabildiğine dürüstler. Demek ki alabildiğine iyi niyetliler. Yoksa tedirgin olurlardı.

Mesela Afganistan’da seviliyorlar. Bosna’ya gittiler, seviyorlar. Nereye gitseler seviyorlar. Bu onların dürüstlüğünden kaynaklanıyor, Türk askerinin dürüstlüğünden kaynaklanıyor. Amerika ile İran’ın arasında savaş olacağını pek zannetmiyorum. O çok çok zor, olmaz o, öyle bir şey olmaz. Yani Amerika’nın hali hazırda ki askeri gücü de buna uygun değil, mantıkta uygun değil, bir gerekçe de yok, buna uygun kamuoyunu ikna edecek bir delil de yok.

ALHURRA TV: Uzak bir ihtimal.

ADNAN OKTAR: Çok çok uzak bir ihtimal. Amerika’nın bunda hiç bir çıkarı da yok.

ALHURRA TV: Peki sizce İsrail uçakları daha önce Irak, 1982’de saldırdı nükleer markajlara, aynı şekilde bir darbe olarak olabilir mi, yani savaş olmasa da, yani böyle bir ihtimal var mı?

ADNAN OKTAR: Yok yapamaz, yok yapamaz. İran’ın askeri gücü caydırıcı biraz İsrail açısından çok caydırıcı, ben zannetmiyorum öyle bir şey yapacaklarını.

ALHURRA TV: Peki Türkiye’nin bu krizde mesela böyle bir krizde rolü ne olmalı? Nerede olmalı?

ADNAN OKTAR: Yatıştırıcı olması lazım her iki tarafa itidal tavsiye eden, makul isteklerin yerine gelmesi önemlidir. Mesela Amerika makul bir istek istiyorsa bunu sağlamak lazım. İran makul bir şey istiyorsa, makul bir isteği varsa bunun da sağlanması lazım. Çünkü aklın yolu birdir derler. Yani hangi dinden, hangi inançtan olursa olsun, akıllı yol hep ortada görülür yani doğru olan, dürüst olan yol görülür, buna uyulması gerekir. Amerika’nın mesela haklı endişeleri varsa bunun giderilmesi gerekiyor.

Amerika’nın haklı özgürlük talepleri varsa bunun da yerine getirilmesi gerekiyor. Yani İran’ın talepleri de çok önemli. Onların da özgürlük talepleri var, faydalı çalışmalar yapmak istiyorlar, bunların engellenmesi makul olmaz ama bir orta yolda mutlaka birleşilmesi şart. Ama bunun için her zaman bir orta kuşağa ihtiyaç var, yani ılımlı düşünce Türkiye için de gerekli, bölge için de gerekli, her yer için gerekli.

ALHURRA TV: Yalnız bu tavırda Irak savaşı öncesinde Türkiye izledi ve şey çıktı yani eli boş çıktı, kimileri öyle diyor, sizce öyle bir yeri olması, ya Amerika yanı, ya İran yanı. Bazı yorumlar öyledir.

ADNAN OKTAR: Evet. Türkiye Irak olayında olaya hiç karışmadı yani hiç karışmadı diyebiliriz. Karışmamasında da hayır vardı. Hayırlı oldu karışmaması da fakat tabii itidal tavsiye etti. Saddam’ın hükümeti bırakması içinde birçok sivil girişimde oldu Türkiye’de, çok uğraşıldı o dönem, basına da yansıdı, benim o dönem yazımdan sonra gazetelerde de çıktı, büyük basında da çıktı bu tip yazılar. Ama tabii kader işleyince insanın iradesi sıfır olur. Yani Allah’ın takdiri mutlaka yerine gelir ve bunlarda da bir hayır var. Bunlar hep ahir zamanın alametleri, bir doğum sancısı bunlar. Irak’ta kan akıtılması, İran-Irak arasında ki savaşların olması, bunlar hep hayırla yaratılmış, sonucu güzele bağlanacak olayın aşamalarıdır. Yani bunlarda tedirgin olunacak, korkulacak bir şey yok çünkü Allah ne yaratırsa güzel yaratır. ‘Mevla’m ne eylerse güzel eyler’ sözü vardır biliyorsunuz Türklerin kullandıkları, bilinir. Allah ne yaratırsa güzel yaratır. Onun için bir aksi olan, ters olan bir şey şu ana kadar olmamıştır.

ALHURRA TV: Ben Kıbrıs konusunda sizin görüşünüzü almak istiyorum. Uzun bir aradan sonra tekrar diplomatik bir hareketlilik var. Yani diplomasi bir hareket var. Lokmacı kapısı açıldı. Her ne kadar ilk gün, ikinci gün fazla sorunlar çıkmışsa, görünen şu ki her iki tarafta bir çözüm bulmaya çalışıyorlar. Kıbrıs’ta geleceğe nasıl şeyle bakıyorsunuz? Türkiye tarafı gerek Yunan tarafı bir çözüm olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki olur.

ALHURRA TV: Biliyorsunuz hep Avrupa Birliği konusunda bir sorun haline getirildi Kıbrıs meselesi. Ya çözüm ya Avrupa birliği üyelik.

ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği üyesi olsun Kıbrıs, bu çok güzel olur. Yani Türk bölgesi bir kere o şekilde kalması gerekir, Türk bölgesi olarak kalması lazım. Çünkü can güvenliği mevzu bahis çünkü Rum vatandaşlar, Rum insanı alkol aldığında, içki içtiğinde ve yahut coştuğunda ne yapacağı belli olmayan tavırlar gösterebiliyor. Orada kadınlar var, kızlar var, çocuklar var. Bunlarda geçmişe dayalı bir kin ve öfke var. Ve cahil insanlar var, aklı başında olmayan insanlar var ama Rumların tabii çok aklı başında, sevecen, güzel huylu, demokrat olanları da var, ben onları tenzih ederim, yani hakikaten Türkleri seviyor, beraber yaşamaktan zevk alıyor, onlarla eğlenmekten dost olmaktan zevk alıyor ama bir de kindar olanlar var.

Şimdi buna karşı Türk Bölgesi mutlaka ayrı olması ve Türk askerinin de mutlaka orada bulunması gerekiyor. Yani bu her mahallede bir karakol olması gibi bir şey. Yani her toplumun ya hırsızı, ya uğursuzu mutlaka olur. Rumların da hırsızı uğursuzu olabilir, saldırganı olabilir. Onların, Türklerin can güvenliğini sağlayacak bir birim bulunması gerekiyor, birilerinin olması gerekiyor. İşte bu Türk askeridir. Çok da güvenilir, son derece emin olabilecekleri bir güvenlik unsurudur Türk askeri. Yani onlar içinde bir güvence, onlar içinde bir rahatlık.

ALHURRA TV: Peki bu diplomasi hareketlilik nasıl yorumluyorsunuz yani bir sonuca varılır mı bu sefer yoksa eskisi gibi belli bir yere kadar gelipte sonra tıkanmış olur, hep devamlı öyle olurdu, yani Annan referandum yapıldı, onunla ilgili, bir taraftan kabul edildi, bir taraftan hayır dedi. Peki, bu sefer gerçekten bir çözüme varılır mı? Nasıl?

ADNAN OKTAR: Evet tabii gittikçe bir rahatlama oluyor, belli, gittikçe bir gevşeme oluyor. Yani Rum kesiminin kültürü arttıkça, bilgisi arttıkça, olgunluğu arttıkça, Türklere karşı sevgileri artarsa, ılımlı bir bakış açısı olursa, tabii ki dostluk ve kardeşlik daha da pekişir, daha da canlanır, ticaret güçlenir. Tabii ki bütün kapılar açılsın, çok güçlü bir ekonomi olsun, gitsinler, gezsinler, yiyip içsinler, birbirlerinle arkadaş dost olsunlar ama akşam oldu mu herkes kendi evine gitsin. Rumlar kendi evine, Türkler kendi evine. Tabii ki kapıya pencereye gerek yok oralarda.

ALHURRA TV: Hocam son olarak ta Avrupa Birliği Türkiye için kapısını açar mı?

ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği’nin bir kere zihniyetini değiştirmesi gerekiyor. Avrupa Birliği ‘biz Hıristiyanız’ desin, Hıristiyanlığın gereğini yerine getirsin, samimi Hıristiyan olsunlar o Avrupa Birliği’ne girilir. Samimi Hıristiyan olurlarsa girilir. Mesela Sarkozy dindar olduğunu açıkladı bu benim kitaplarım Fransa’ya gittikten sonra, ateistti daha önce O, biliyorsunuz.

ALHURRA TV: Evet.

ADNAN OKTAR: Muhtemelen benim kitaplarımı şöyle güzelce bir okudu, atlası özellikle. Bütün düşüncesi değişmiş. Ve şimdi koyu bir Katolik. Papa ile de görüşmüş. Mesela böyle Hıristiyan olması, dinsiz olmasındansa, böyle Hıristiyan olması çok çok büyük bir nimet ve güzellik, onu takdir ediyorum, tebrik ediyorum. Tony Blair’de öyle, O’da benim kitaplarımı okuduktan sonra, atlası oraya da göndermiştik, O’na da göndermiştik. O’da Katolik olduğunu açıkladı, O’da dindar olduğunu açıkladı. Bunlar güzel gelişmeler.

Yani ateist olmaktansa, böyle Hıristiyan, Allah’a inanan olması çok çok çok çok iyi. Kıyası kabil değil. Bu Avrupa’da bu yayılırsa, Hıristiyan bir Avrupa ile Avrupa Birliği çok çok güzel olur, ona kimse bir şey demez. Ama dine karşı olan bir Avrupa Birliği, Yahudiliğe, Hıristiyanlığa ve Müslümanlığa karşı olan bir Avrupa Birliği yani hayatı ortadan kaldırıyor demektir, yaşantıyı ortadan kaldırıyor demektir hiç gereği yok, onların parası da onların olsun, zenginliği de onların olsun. Hiç ihtiyacımız yok öyle bir şeye.

ALHURRA TV: Ama benim şeyde almak istediğim şeyde almadım, samimi midir? Yani gerçekten kapısını açar mı? Samimiyeti var mı?

ADNAN OKTAR: Şöyle açar, eğer Türkiye’de dini ortadan kaldırabileceğini düşünürse o zaman açar. Yani Türkiye’nin tamamen Darwinist olduğunu görseydi Avrupa Birliği, ateist olduğunu görseydi, sol düşüncenin Türkiye’de olduğunu o görseydi, alırdı. Ama bu haliyle alması çok zor.

ALHURRA TV: Çok uzak bir ihtimal.

ADNAN OKTAR: Yani böyle antidarwinist, Darwinizm'in yerle bir olduğu bir Türkiye’yi, Avrupa’da ki Darwinizm'i de yerle bir eden bir Türkiye’yi alması bir hayli zor. Ama ben onlarında akıllanacağını düşünüyorum.

Masonluğun son günlerde Türkiye üzerinde bazı oyunları var. İngiliz ve Fransız masonluğunun Türkiye’yi karıştırmak, ekonomik istikrarını çökertmek için büyük oyunları var. Bunu da bir ek bilgi olarak sunayım.

ALHURRA TV: Buyurunuz efendim.

ADNAN OKTAR: Evet. Türkiye’de de yaklaşık 5000 mason vardır. İkibin küsürü de gizlidir bunların, gizli masondur Türkiye’de yani kayıtlara geçmemiş masondur, beşbin de kayıtlı mason vardır, bunlar emniyet birimlerinde vardır, bunların listesi. Geçenlerde Fransa’da ve İngiltere’de masonluğun bazı çalışmaları oldu, demin söylediğim tarzda. Bazı kararlar aldılar. Bu kararları uygulamaya başladılar.

ALHURRA TV: Ne gibi mesela?

ADNAN OKTAR: Yani masonluk biraz mantık dışı bir örgüttür böyle yani neye karar vereceği, ne düşüneceği belli olmayan bir örgüttür. Yani neyi ne için yaptığını anlayamazsın. Şeytanın etkisinde olan bir örgüttür. İlhamını şeytandan alır, trans halindeyken şeytanı çağırıp, ondan bilgi alan bir örgüt. O yüzden mesela şimdi durduk yere Türkiye ile neden uğraşma kararı aldığını bilemiyoruz.

Yani neden istikrarı bozma kararı aldığını bilemiyoruz. Ama muhtemelen Türk halkının dindar olmasından gocunmuş olabilir masonluk, bundan rahatsız olmuş olabilir. Kendince bir nevi cezalandırmak istiyor olabilir. Ama bu çok geniş bir konu olduğu için inşaAllah bunu başka bir programda daha detaylı anlatırız fakat ben bir özet olarak yani söylememiş olmamak için söylüyorum kısaca, bu durum böyle.

ALHURRA TV: İnşaAllah başka bir görüşmede özellikle masonlar ile ilgili ve Türkiye’de ki faaliyetleri ile ilgili bilgilerinizi.

ADNAN OKTAR: Evet, çok geniş açıklamada bulunabiliriz.

ALHURRA TV: Çok sağolun, teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ederim, çok sağolun, lütfettiniz, şeref verdiniz.

Bu eser 135 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 33 download
82.08 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın Denge TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Hilal Televizyonu'na Verdiği Röportaj - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Tokat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Azerbaycan TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Asia RFA Radyosu ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Alman Art TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 913 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 831 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.