Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Le Monde ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 237 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 123 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 118 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 82 download
İlmi Mercek Sayı 52 - Dergi - 72 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Le Monde ile Röportajı
Mayıs 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Le Monde ile RöportajıLE MONDE-ÇEVİRMEN: Teşekkür etmek istiyorum kabul ettiğiniz için görüşmeyi.

ADNAN OKTAR: EstağfiruAllah. Ben çok memnun oldum, şeref verdiniz, lütfettiniz, çok mutluyum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bir kaç ay öncesine kadar Fransa’da sizden çok söz edilmiş. Evrim teorisiyle ilgili yapmış olduğunuz çalışmayla ilgili daha çok, bu Fransa’da yapılmış olan haberler. İlk sorum Fransa’da ikinci bölümünü yayınlamayı düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümü evet şu an tercümedeler; dört bölüm hazırlandı şu ana kadar. İkinci cildin tercümesi tamamlandı, üç ve dördünkü devam ediyor.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Birincisinde kullanmış olduğunuz sistemi aynı şekilde kullanarak mı bunları dağıtacaksınız?

ADNAN OKTAR: Dağıtım açısından mı teknik kitap açısından mı?

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Dağıtım açısından evet.

ADNAN OKTAR: Fransa doydu kitaba yeteri kadar, yeterli Fransa için. Ama Fransızca konuşan çok fazla ülke var.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Yani birincisinde yapmış olduğunuz gibi yani ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümleri okullara göndermiş olduğunuz gibi yine göndermeyeceksiniz; bu anlama mı geliyor?

ADNAN OKTAR: Yok, şu an satış çok yüksek, baskıya ancak yetiştiriyoruz.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Fikir edinmek babında bir kaç rakam verebilir misiniz, baskıyla ilgili?

ADNAN OKTAR: Normal beş bin basılıyor, bir baskısında beş bin basılıyor. O bittiğinde gene beş bin basılıyor, o şekilde devam ediyor. Avrupa, Amerika’dan çok fazla talep var kitapla ilgili. Özellikle üniversitelerden, öğretim üyelerinden.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Kitapla ilgili olan düşünceleriniz, kampanya açısından nihai hedefe ulaştı mı sizce?

ADNAN OKTAR: Nicolas Sarkozy’nin daha önceki demeçleriyle şimdiki demeçleri arasında çok büyük bir fark oluştu dikkat edilirse. Fransa’yı temsil eden insandır Nicolas Sarkozy. Onun Allah inancı, Allah’a sevgi konusunda çok coşkun ifadeleri var, daha önce böyle değildi. Bu kitabın etkisi. Fransa’nın liselerinde de genel olarak kanaat Darwinizm’in aleyhinde çok ciddi şekilde değişti. Buna ait çok fazla yazı ve mail alıyoruz. Fransa halkının böyle gerçekçi davranması, Nicolas Sarkozy’nin böyle samimi inancını açık açık savunması, Fransa halkına karşı ve Nicolas Sarkozy’ye karşı sempati ve sevgimizi kat kat artırdı. Onu tebrik ediyorum; mason baskısına rağmen, mason localarının üzerindeki şiddetli baskısına rağmen inançlarını cesurca ve samimi olarak savunuyor.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sarkozy beyden bahsediyorsunuz...

ADNAN OKTAR: Evet.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Fransa’da kimi çevreler aynı zamanda öğretim üyeleri de olsa bir takım endişeleri dile getirdiler. Bu endişelerle ilgili olan düşünceleriniz, yorumlarınız nelerdir?

ADNAN OKTAR: Bu endişelerden örnek alabilirsem. Birkaç örnek verebilirse.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Mesela Fransız Koleji, en saygın kurumlardan biri olduğunu söylüyor. Bu konuda yani bu kitapla ilgili olan görüşleri konusunda pek müspet görüşler ifade etmediler.

ADNAN OKTAR: Bilim adamlarından bize gelen müspet görüşler yüzlerce, bir ara onu sunabilirim. Bir de Darwinizm’in yıkılışı o kadar sarih ki yani en orta zekada yahut alt zekada birinin bile çok rahat kabul edebileceği gibi, yani direnilecek gibi bir durum yok, özellikle bu on binlerce fosili delil olarak ortaya koyduktan sonra kimsenin söyleyecek bir sözü kalmadı. Biz söyledik Fransızlara; eğer elinizde bir tane evrimi ispatlayan veyahut onu destekleyen tek bir delil varsa getirin Eiffel Kulesi’nin önünde sergileyelim dedik, getiremediler. Darwin’in doğru dediğini ispat eden herhangi bir delil, bir fosil... Ara fosiller olsaydı, yani Darwin zaten bunu şart koşmuştur. Ara fosiller bulunursa benim teorim doğru diyor Darwin. Ara fosiller yoksa benim teorim doğru değil diyor, biz de ara fosil olmadığını gösterttik ve Darwin’in sözünü doğruladık yani evrim yoktur. Ayrıca bir proteinin meydana gelmesi teknik olarak imkansız, bilimsel açıdan imkansız, tek bir proteinin meydana gelmesi bile; ilk yapı taşı olarak kabul edilen proteinlerin, herhangi bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi şu ana kadar rastlanmış bir şey değil, tesadüfen oluşamıyor protein. Darwinistler aslında yenildiklerini fark ettiler fakat şu an çocukça bir direnç içindeler. Aslında dünya çapında şu an Darwinizm’in yenildiği tescil edildi. Bilimsel bir kitaptan korkulmasının ana nedeni yenilgidir. Eğer bir kitaptan korkuluyorsa onun içindeki fikirler doğrudur. İnsanlar gerçeklerden korkarlar genelinde. Burada sadece gerçeklerden korkma var ve eski dünyasını yeni dünyaya değiştirmenin acısı var sıkıntısı var. Halbuki Allah’ın varlığı çok neşeli, çok zevkli ve çok güzel. Bunu sevinçle karşılamaları gerekir. Yani yok olmayacakları, sonsuz bir hayat yaşayacaklarına dair bir müjde veriyorum ve bu müjdeyi kendileri de fark ediyorlar; bilimsel açıdan bunun doğru olduğunu fark ediyorlar, bu çok sevinç verici bir şey. Yok olmak mı güzel, sonsuza kadar yaşamak mı güzel? Sonsuza kadar yaşamak güzel tabiki.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Amerika’da ve Avrupa’nın bir çok; ki Hıristiyanlar da dahil olmak üzere fundemantelist, köktendinci olan gruplarda da bu yaratıcılığın Allah’tan geldiğine dair olan teori de destekleniyor. Sizin bu Avrupa’da veya diğer ülkelere yapmış olduğunuz kampanyadaki gayeniz nedir, girişiminizin nedeni?

ADNAN OKTAR: Bütün insanların Allah’a inanması, Allah’ın birliği altında bütün insanların kardeş olması, birbirini sevmesi, anarşi ve terörün kalkması, tek bir ailenin çocukları gibi mutluluk içinde bu dünyada yaşamamız.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bir şey daha sormak istiyorum, bu kitabın amacı Fransızları İslam’a mı davet etmek?

ADNAN OKTAR: Yok, gerçek Hıristiyan olmalarını, gerçek Musevi olmalarını ve Müslümanların da gerçek Müslüman olmalarını istiyorum. Mesela Nicolas Sarkozy’nin gerçek Katolik olması, gerçek bir dindar olmasına ben çok sevindim ve şu an onu kardeşim gibi çok seviyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Size göre gerçek bir Katolik nedir?

ADNAN OKTAR: İnsanlara zarar vermeyen, insanları seven, komşusuna zarar vermeyen, Allah’ı çok seven, ahirete inanan, meleklere inanan, ahirette Allah’a hesap vereceğine inanan dürüst bir insan. Bütün dinlerin amacı zaten sevgi, kardeşlik ve barıştır. Mesela Tony Blair de aynı şekilde; İngiltere Başbakanı, onda çok ciddi değişiklik oldu kitap gittikten sonra. Sosyalist eğilimli ve materyalist düşüncedeyken Allah inancıyla ilgili çok samimi, güzel demeçleri olmaya başladı. Bu çok sevinç verici, ona karşı da saygım, sevgim inanç bağlamında çok arttı. Allah’a inanması konusunda ona karşı sevgim çok arttı, çünkü aynı Allah’a inanıyoruz. Bu, onda daha olumlu değişikliklere sebep olacaktır. Zamanla insanlar bunu görecektir; ahlakına, kişiliğine çok çok olumlu etki edecektir, insanlar da bundan çok memnun olacaklardır diye umuyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Başka bir şekilde de ifade etmek gerekirse bu kitabınızın esas amacı aslında dinin yeniden ön plana çıkması mı?

ADNAN OKTAR: Evet, bütün dünyada Allah inancının yeniden güçlenmesi, bütün insanların Allah’ın koruması altında tek bir aile gibi mutlu ve sevinç içinde yaşamaları, adeta bir cennet gibi olması dünyanın. Savaşların, terörün ve anarşinin tamamen ortadan kalkması, silaha verilen paraların insanların mutluluğu için harcanması. Bu yakın zamanda olacak, bu dediklerim. İsa’nın inişiyle bu tam mükemmel hale gelecek; İsa’nın inişi bir hayali düşünce değil bir gerçek, dünya buna çok şaşıracak. Dünyayı şok edecek en büyük olaylardan biridir Mesih’in inişi.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bu girişimin içinde kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Bu bir dini örgüt mü yoksa bir organizasyon mu?

ADNAN OKTAR: Yok, ben sadece araştırmacı, bilim adamıyım, yazarım. Mütevazı herhangi bir Müslüman’ım. Bir de her insanın arkadaş çevresi vardır, benim de bir arkadaş çevrem var.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bir teşkilatın çünkü, mesela Fransa’da insanlar bu kadar pahalı bir eserin, bu boyuttaki bir eserin dağıtılmasının arkasında mutlaka sağlam bir finansal yapıya sahip bir teşkilatın olmasını gerektiriyor. Yani örneğin böyle bir evin kiralanması bile belli bir gücün varlığı anlamına geliyor?

ADNAN OKTAR: Fransa’nın bütün sahilleri villalarla dolu, çok güzel evlerle dolu, on binlerce güzel ev var Fransa’da. Bir tanesi de Müslümanların olsun ne var bunda?

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Peki sizin teşkilatınız bu tür şeyleri nasıl finanse ediyor?

ADNAN OKTAR: Fransızlar nerden kazanıyorsa biz de aynı şekilde kazanıyoruz. Fransız zenginler nerden kazanıyorsa. Yani o nasıl normalse bizimki de o kadar normal.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Fransa’daki çeşitli araştırmacı, bilim adamı ve yazarlar çok büyük bir para kazanmıyor elbette. Siz?

ADNAN OKTAR: Haa, benim değil ev, ben kitaplardan para almıyorum. Ben sadece kitapları yazıyorum, yayınevi bunu yapan. Bir yılda sekiz milyon kitabımı sattı yayınevi, ben kar payı almadım. Bu çok büyük bir miktar. Çok normal böyle, bu kazançtan belirli bir miktarda kitap dağıtması yayınevinin çok makul. Ayrıca işadamları da alıp kendi arkadaşlarına hediye ediyorlar, dağıtıyorlar. Topluca mesela on tane, yirmi tane alıp dağıtan işadamları oluyor. O yüzden çok süratli bir dağıtım meydana geliyor. Arkadaşlarımdan da, halktan da çok miktarda alıp dağıtan insanlar var.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Giyom bey diyor ki, Fransa gibi bir ülkede hiç tanınmayan bir insanın bu kadar güçlü bir şekilde kendisini anlatması ister istemez endişeler ve soru işaretleri yaratıyor, yani anlamaya çalışıyorlar.

ADNAN OKTAR: Fransız halkı hiç endişe etmesin, ben bütün dünyanın iyiliğini, güzelliğini istiyorum, ben inanmayanlara da çok saygılıyım, Marksistlere de saygılıyım, ateistlere karşı da saygılıyım. Onların da birinci sınıf insan olduğuna inanıyorum ve laik düşünce yapısındayım. Herkesin özgürce fikrini savunmasını düşünüyorum ve istiyorum. Modernliği, bilimi, sevgiyi, arkadaşlığı her zaman destekliyorum. Barışçıl bir insanım, düşüncem de barışçıl ve her inanca saygı duyan bir düşünce içerisindeyim. O yüzden tedirgin olacakları hiçbir şey yok, ben onların mutluluğu için gayret ediyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Marksistler de mi, beni biraz şaşırttı, kitaplarınızda böyle bir ifade kullanmıyorsunuz saygı duyduğunuz şeklinde, yani yazılarınızda Marksistler veya Siyonistler çok arkadaşlarınız değil.

ADNAN OKTAR: Arkadaş olma ayrıdır, saygı ayrıdır. Ben saygı duyuyorum yani onların birinci sınıf insan olarak hür yaşamalarından yanayım. Ayrıca Marksist arkadaşlarım var o doğru değil; Marksist ve Musevi bir çok arkadaşım var. Misafir olarak kalıyorlar evimde. Ama fikren, zaten tabiki bir fikir mücadelesi olacak, bu fikir mücadelesi ona düşman olmamı gerektirmez. Her fikri Allah yaratır; çok normal, her zaman Allah’a inananlar, inanmayanlar olmuştur. Bu Kuran’da da, İncil’de de, Tevrat’ta da belirtilen bir husustur. Son derece normaldir. Onların inancını da Allah yaratıyor, onda şaşıracak bir şey yok.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Efendim bu şekilde Allah mıdır Darwinizm’i yaratan?

ADNAN OKTAR: Tabiki. Marx’ı da, Lenin’i de, Mao’yu da yaratan Allah’tır. Ama Musa’yı da, Muhammed’i de, İsa’yı da yaratan Allah’tır. Tez ve anti-tezi Allah yaratır.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sizin ilhamınız veya etkilendiğiniz akımlar nelerdir? Mesela daha çok Said Nursi’nin etkilerini ben görüyorum.

ADNAN OKTAR: Evet, doğru. Çünkü Said Nursi çok insancıl, barış yanlısı, kargaşaya karşı olan, teröre karşı olan, sevgiyi isteyen bir insan. Fanatizme karşıdır, sertliğe karşıdır, anlayışsızlığa karşıdır, katılığa karşıdır. Ben de o düşüncedeyim. Demokrasiyi şiddetle savunur. Ben de aynı şekilde düşünüyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Kendinizi o zaman Nurcu olarak mı tarif edersiniz?

ADNAN OKTAR: Diyebiliriz bir anlamda.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Yine Nurculuğa benzeyen çok güçlü başka bir teşkilat olan Fetullah Gülen’in teşkilatı var ya da organizasyonu var. Onun hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Fetullah Gülen çok insancıldır, benim düşünce yapıma çok uygun bir insandır. Çok sevecen, merhametli, şiddete ve teröre şiddetle karşıdır. Her fikre, her düşünceye karşı saygılıdır. Her şeye insancıl ve sevecen yaklaşır, merhameti ve şefkati esas alır. Bu zaten dinin gereğidir, o da dinin gereğini yapıyor, ben de aynı şekilde.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sizi şu anda yurt dışında daha çok biliyoruz Türkiye’den; Türkiye’de daha az sizden bahsediliyor ama yurt dışında sizden çok bahsediliyor. Kendi ülkenizde siz nasıl bir rol edinmek istiyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ben Türkiye’de de aynı şeyi istiyorum. Herkesin birbirine karşı çok sevgi duyması, şefkat duyması, bir aile gibi olmamız, mutlu olmamız. Anlayışlı, hoşgörülü; çünkü her inançtan insan olabilir, her inanca saygı duymak gerekir. Ben bunun ancak güçlü bir laik sistemle sağlanacağına inanıyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Said Nursi’yi sevenler de bunları savunuyor, bu değerleri savunuyor. Ama şöyle bir endişe var; sanki bunun arkasında başka bir şeyler gizlenmiş gibi.

ADNAN OKTAR: Bu çok mühim gerçekten bu söylediğiniz, evet. Ben bu konuda kesin doğru söylüyorum, kesin inancım böyle. Çünkü mesela Fransız zarafeti, Fransız kibarlığı, Fransız estetiğini çok beğeniyorum, ben bu sistemin yıkılmasını istemem. Ama Allah’a inanmalarını, mesela Sarkozy tarzında, onun gibi Allah’a inanan, ahirete inanan, insanların mutluluğu için gayret eden bir Fransa istiyorum. Ayrıca ben bunu hayatımla da göstertiyorum. Ben Avrupa’nın estetik anlayışına, dostluk anlayışına, sevgi anlayışına, temizlik anlayışına her zaman saygı duydum. Aşırılıklardan ve şiddetten en az onlar kadar ben de çok rahatsız oluyorum. Çünkü benim için estetik, güzellik, sevgi, huzur çok hayati ihtiyaçlar. Bunun bir fanatik, delice bir yorumla ve delice, çılgınca bir din yorumuyla karartılmasını ben istemem. Ama bu her düşünce için olabilir mesela laiklik istenirse çok sert, dinsiz bir sisteme de çevrilebilir, ama çok güzel, demokratik, insanların fikrini özgürce savunabildiği gerçek laiklik şeklinde de uygulanabilir. Bütün mesele bunu uygulayan insanların samimi olmasında. Ben samimi bir insanım. Ben kendi elimle kendimi boğacak bir sistemi savunmayacağım çok açık. Ben güleryüzlü, neşeli insanlar istiyorum, yani çocukların sokaklarda neşeyle koşuşturmasını, evlerin güzel olmasını, her şeyin güzel olmasını istiyorum, despot bir sistemden iğreneceğim çok açık, çünkü din bunu, zaten İslam bunu savunmuyor.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Şimdi şey sormak ister sizlere. Şu anda Türkiye’nin yaşadığı siyasi krizle ilgili düşünceleriniz, ben de sordum aşağı yukarı neyi sormak istediğini, mesela şu anda hükümette olan partiyle askeriye arasındaki ilişkilerin kritik durumda olması konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: İşte aynı endişe, yani hükümetin bunu çok iyi vurgulaması lazım. Bu anlattığım düşüncede samimi olunduğunu iyi vurgulamaları gerekiyor. Çünkü Marksistler, materyalistler, ateistler yaşam hakkı istemede haklılar. Birinci sınıf insan olarak yaşama, düşüncelerini rahat beyan etme hakkına kavuşmak isterler. Bu son derece normal. Bunun iyi vurgulanması, bu konuda çok güçlü garantiler verilmesi yeterli olur. Daha Türkçesi hükümetin, hükümeti tasvip etmeyen herkesin inancının ve düşüncelerinin garanti altına alınması ve onların savunulması, onların rahat yaşam haklarının, birinci sınıf insan olarak yaşama haklarının çok iyi onlara verilmesi, garantisi.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Çoğunluk tarafından seçilmiş olan bir partinin yasaklanması...

ADNAN OKTAR: Yasaklamaya tabiki gerek yok, uyarı yeterlidir. Ama tabi takdir yine mahkemenin, bana kalsa ben öyle bir şeyi savunmam. Ama kanunlar ne diyorsa, mahkeme ne diyorsa tabi herkes ona saygı göstertmek durumundadır.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Peki siz kendinizi daha mı yakın hissedersiniz AKP’ye, diğer daha önce gelmiş olan hükümetlere göre, onlar biraz daha dindar öbürlerine göre ne de olsa?

ADNAN OKTAR: Ama son zamanlarda Deniz Baykal da üslubunu tamamen değiştirdi. Dini birinci plana alan çok güçlü çıkışları var? Din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim şeklinde, böyle çok coşkulu, Kuran ahlakını savunan güzel demeçleri var. Benim şu anki kanaatim Deniz Baykal’ın da düşünceleri en az Erdoğan’ın düşünceleri kadar sıhhatli hale geldi bence. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllardan beri kullanmadığı bir üsluptu. Bu çok güzel bir gelişme; bu da gene kitabın etkisini çok açık göstertiyor, Türkiye’deki büyük etkisinin çok açık bir yansımasıdır bu.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bu o zaman şu anlama mı geliyor, kitaplarınız aynı zamanda Türkiye’de de mi çok etkili?

ADNAN OKTAR: Tabiki. Çünkü Türkiye’de Darwinizm’e inanmayanların oranı %90’dır. Dünyadaki en yüksek miktar bu, en yüksek oran inşaAllah.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Medeniyetin, eğitimin gelişmesine işaret midir bu?

ADNAN OKTAR: Tabiki. Kültürün ne kadar önemli olduğunu, bir de bilimsel gerçeklerin akılcı vurgulanmasının, delilli vurgulanmasının ne kadar insanlarda doyurucu etkiye sahip olduğunu göstertiyor.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bazı bilim adamları da bunun hiç bilimsel olmadığını, bir gruptan bahsediyor bilmediğim için sormak istemedim TÜBİTAK mıdır diye, bir bilim adamları konseyi, hatta şey, savunduğunuz fikirlerin aslında gerçek olmadığını söyledi ama ben adını alamadığım için, o da hatırlayamadığı için söyleyemedi, size de aktaramadık.

ADNAN OKTAR: Kitabımı okuyup da etkilenmeyen tek bir tane bilim adamı yok Türkiye’de. Yani kabul etmeyen de kitabı okumayanlar, okumuyorlar. Fikirlerinin yıkılmasından dolayı bunu bir yenilgi gibi kabul edip, gurur meselesi yapıyorlar. Sorun bu. Yani o kadar ezici ki etkisi kitabın, tartışılacak gibi değil olay. Normalde iki üç delille bu bitecek bir teoriyken binlerce delil ortaya konmuştur. On binlerce fosil evrimin geçersizliğini ispat ediyor.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bir sorum var. Türk adaletiyle birkaç sorun yaşadığınızı duydum ben. Şu anda ne durumdasınız?

ADNAN OKTAR: Avrupa masonluğu Darwinizm konusunda yenilmekten çok şiddetli olumsuz etkilendi. Bu onlarda çok büyük sarsıntı yaptı. Türk masonluğuna talimat göndererek benim üzerimde ve Bilim Araştırma Vakfı üzerinde baskının yoğunlaşması ve bize karşı mücadelenin güçlenmesi için yoğun bir yazışma trafiği içinde olduklarını biliyoruz.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Yani bu yazışma, ben yorum yapmaya başladım da o yanlış olur, yani bu Avrupa’daki masonlarla Türkiye’deki masonların yazışmaları adaleti yönlendirmeye yönelik mi?

ADNAN OKTAR: Evet evet, bizim aleyhimizde mahkemeye baskı yapıyor masonlar.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Ne şekilde? Adaleti temsil eden, adalet sisteminde karar verici olan insanlara baskı kurarak mı, ne tür bir ilişkileri var bu insanların?

ADNAN OKTAR: Ergenekon derin devlet yapılanmasının Marksist-Leninist kanadı bu konuyu kendisine bir görev edindi. Masonlar bu grubu kullanıyorlar aleyhimizde.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Ergenekon davasıyla ilgili tekrar alabilir miyim ben?

ADNAN OKTAR: Biliyorsunuz bir Ergenekon örgütü var. Bunu masonlar kullanıyor bu örgütü, bunun Marksist-Leninist kanadını bizle mücadele için masonlar görevlendirdiler. Bunlar da devletin içindeki uzantıları kanalıyla devletin bir çok kilit noktasına sızmış durumdalar, bunlar örümcek ağı gibi her yere sızmış durumdalar. Ve basına da sızmış durumdalar. Büyük medyanın bir kısmının içerisinde de çok ciddi etkinler. Bu şekilde mahkemeyi baskı altına alıyorlar. Bunla ilgili belgeleri savcılıklara arkadaşlarımız ulaştırdılar. Fikren yenemeyince komployla yenmeye çalışıyorlar şu an.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sizin arkadaşlar dediniz de ben onu tarif etmekte biraz zorlandım.

ADNAN OKTAR: Yargılanan arkadaşlarım. Benle birlikte yargılanan arkadaşlarım. Ben bir yazar ve bilim adamıyken ve arkadaşlarım da seçkin, kaliteli insanlar, üniversite öğrencisi bunlar, trafik cezası bile almamış insanlar, hepimizi şu an çeteden yargılıyorlar, zaten bu her şeyi açıklıyor. Seçkin üniversitelerden mezun, seçkin kolejlerden mezun, trafik cezası bile almamış insanlar arkadaşlarım.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sizin mesela teşkilat olarak tariflendiği, sizin temsil ettiğiniz teşkilatın benzerlik açısından Amerika’daki Scientology Kilisesi’ne benzetiliyor. Bunla ilgili olan düşünceleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: O biraz komik, çünkü onlar bir din değil, sapkın bir inanç ve iddiaları da çok komik ve akılsızca. Bir kere Allah’ın varlığını reddediyorlar, nasıl benzerliğimiz olabilir.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Sizin kendi hareketinizi diyeyim, tarif etmeniz gerekirse nasıl tarif edersiniz? Bir dini sekt mi, dini bir örgüt mü, tarikat mıdır?

ADNAN OKTAR: Hayır, sadece bir arkadaş grubu. Yani her yerde dindar arkadaş grupları vardır. Dünyanın her yerinde binlerce, on binlerce dindar arkadaş grubu vardır; bu da onlardan birisi. Her şehirde Türkiye’de, her kasabada bir dindar arkadaş grubu vardır. Dünyanın her yerinde bu bilinir, yaşanan bir şeydir ve dinin de gereğidir bu zaten.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Madem adaletle ilgili olan problemlerinizden bahsettik. Bir arkadaşınız var birçok basında davanın müsebbibi olarak tarif ediliyor. Edip Yüksel. Bu kişiyle ilgili ne demek ister Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: İnançlarımız aynı değil, ben ehli sünnet inancındayım, o ehli sünnete karşı bir insan.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Tam olarak açıklayabilir misiniz biraz daha?

ADNAN OKTAR: Ehl-i Sünnet inancı, dünya genelindeki en büyük mezheptir, Ehl-i sünnet inancı yani Katoliklik gibi en büyük mezheptir. O Ehl-i sünnet inancını kabul etmiyor, aramızdaki fark bu.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Biraz daha açıklayabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Sünni Müslümanlık, Sünniler.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Peki Edip Bey nedir, Sünni değilse?

ADNAN OKTAR: O Sünniliği de, Şiiliği de kabul etmiyor, kendine has bir inancı var.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Edip Bey mesela bazı yazılarında, ki bunlar internette yer aldı. Sizin kendinizi Mesih gibi tanımladığınızı iddia etmiş.

ADNAN OKTAR: Bir Müslüman kendisinin Mesih olduğunu veya Mehdi olduğunu iddia edemez. Mesih çünkü annesi babası olmayacak Mesih geldiğinde, benim annem babam var. Bu çok saçma bir inanç olur. Herhalde zannediyorum Mehdi demek istedi olabilir. Benim Mehdilik iddia ettiğimi söylüyor. Bu da dinen mümkün değil. Çünkü böyle söyleyen bir insan dinden çıkar. Böyle bir iddiada bulunamaz bir Müslüman. Ama ancak bir güzel zan olarak insanlar ümit edebilirler, sevdikleri insanların Mehdi olabileceği ihtimalini verebilirler. Ama bir insan çıkıp ben Mehdiyim diyemez çünkü ben masumum, ben ahirette mutlaka cennete gideceğim anlamına gelir bu da Müslüman inancında dinden çıkmayı gerektiren bir durum. Ben her şeyi akılcı değerlendiririm, benim düşünce sistemimde uç fikirler, uç düşünceler, garip fikirler olmaz; her zaman bilimsel ispatlı, doyurucu delile dayalı olur benim izahlarım.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bu atlas projesinden sonraki ikincisi, üçüncüsü, dördüncü cildinin çıkacağını söylediniz. Bunun dışında projeleriniz var mı?

ADNAN OKTAR: Benim tabiki bir çok kitabım var bunun dışında, kitap çalışmalarım var.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Konu olarak belirtebilir misiniz bunları?

ADNAN OKTAR: Mesela Adamlık Dini diye bir kitabım var, onun ikinci cildini hazırlıyorum.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Biraz daha açabilir misiniz Adamlık dininin ne olduğunu?

ADNAN OKTAR: İnsanların yapmacık davranışları, yapmacık hareketleri; bunları eleştiren bir kitap. Samimiyetsiz konuşmaları, samimiyetsiz mimikleri; bunları eleştiren, daha ziyade insan psikolojisini yorumlayan, onunla ilgili bir eser... Bizim davamızda en önemli konu, bizim üzerimize atılan iftirada en önemli konu, biz poliste ölüm tehdidi altında, işkenceyle bize zorla ifadeler imzalatıldı. Bunun dışında bizim aleyhimizde bir delil yok. Ama bu, avukat yanında alınmadığı için bu imzalar hukuken geçersiz. Ama buna rağmen bu dava bu deliller üzerinde devam ediyor. Sorun bu.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: İşkence dediniz değil mi?

ADNAN OKTAR: Evet, işkence ve ölüm tehdidi altında alındı, mecburen iddiaları kabul ettik. Dünyada bilinen bütün suçlar üstümüze yükletildi.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Avukat kısmını söylememiştim, özür dilerim Adnan Bey. Daha yani karara bağlanmadı değil mi bu?

ADNAN OKTAR: Karara bağlanmadı evet ama mahkemede şu an sorun bu. Avukat yanında alınmayan bu ifadelerin geçersizliği konusu yani bunu mesela Yargıtay geçerli olarak sundu. Biz de bunu kabul etmeyen karşı dilekçeler verdik. Yargıtay’dan gelen yazıda polis ifadelerinin tamamının kabul edildiğini gördük. Bu bizde müthiş bir şaşkınlık meydana getirdi. Halbuki Yargıtay’ın kendi kararı da var, avukat yanında alınmayan ifade geçersizdir şeklinde, kanunlarımız da bu şekilde. Mahkeme de bu şekilde karar verdiği halde Yargıtay bunu geçerli kabul eden bir iddianame gönderdi. Mahkeme de şimdi seyrini Yargıtay’ın bu kararı dolayısıyla değiştirdi, aleyhimize olarak değiştirdi. Bu çok şaşırtıcı ve olağanüstü bir durum. Çünkü bize poliste insan aklının alacağı her türlü suç kabul ettirildi, zorla. Ellerim arkadan bağlı olarak ve gözlerim bağlı olarak bir hafta müddetle betonda oturtulduk. O şartlar altında ölüm tehdidiyle ve işkenceyle bu evraklar bize imzalatıldı ve birbirinin aynı aşağı yukarı hepsi. İşte bizim fikri mücadelemizin karşısındaki olaylar bunlar yani fikri mücadelede karşılaştığımız zorluklar bunlar. Halbuki biz özgürce fikirlerimizi savunmak istiyoruz. Bu tür baskılar üzerimizde olsun istemiyoruz. Mesela kitaplarımızın yasaklanması da bir ayıptır Fransa’da veyahut diğer ülkelerde yasaklanması, bu, fikre ve düşünceye karşı saygıya uygun değil.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Fransa’da yasaklanmamış.

ADNAN OKTAR: Yasaklandı. Dava açtık hatta, avukat tuttuk bunla ilgili.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Kütüphanelerde satışı mı yasaklandı yoksa topyekün mü?

ADNAN OKTAR: Okullara gönderilmesiyle ilgili.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bu sadece size has bir durum değil diyor yani sadece eğitim bakanlığının onayladığı kitaplar okullara gönderilebiliyormuş Fransa’da, bu sadece size has değilmiş dedi. Ama sizin kitabınızı almak istiyorlarsa bir kitapevinden ya da bir kütüphaneden alabilirler.

ADNAN OKTAR: Eğer öyleyse bir sorun yok dersiniz.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: İnternet sitenizde hepsi var zaten.

ADNAN OKTAR: Avrupa Birliği’nin toplantısında da bir yasaklama kararı çıktı. Yani o yasak kelimeleri pek demokrasiye, insan haklarına, fikir özgürlüğüne uygun ifadeler değil.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Hangi konuyla ilgiliydi bu yasak, özür dilerim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yine benim kitaplarımla ilgili, bu atlasla ilgili.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Avrupa Konseyi mi Komisyonu mu?

ADNAN OKTAR: Avrupa Konseyi Komisyonu. Hiçbir kitaba yasak konmaması gerekir. Yani hakaret olmadıktan sonra, tehdit olmadıktan sonra kitapta.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Fransa halkına da selamlarımı, saygılarımı iletin. Onları çok sevdiğimi söylersiniz. Fransız kibarlığına, Fransız estetiğine de hayranlığımı ayrıca belirtmek isterim.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Fransa’da konferans vermeyi düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Yurt dışı yasağı koydular şu an, çıkmam mümkün değil.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Öyle mi?

ADNAN OKTAR: Fransa’ya gelmek istiyordum konferans için. Hemen akabinde yurt dışı yasağı kondu dersiniz.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Bu karar bağlanana kadar herhalde, mahkeme karara bağlanana kadar.

ADNAN OKTAR: Evet.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Ne zaman olacağını biliyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Mahkemenin ne kadar süreceği mi mahkemenin ne gün olacağı mı?

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Kararı, kararı ne zaman?

ADNAN OKTAR: Belli değil o.

LE MONDE-ÇEVİRMEN: Biraz daha sürecek galiba.

ADNAN OKTAR: Zannediyorum, çünkü sekiz yıldan beri yargılanıyoruz.

Bu eser 138 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 17 download
123.84 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın TimeTurk Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Tokat TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Islam Channel ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Suud 1 TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 913 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 831 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.