Harun Yahya, harun yahya
E-mail :
Şifre :
Beni Hatırla
 
Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 7783 tanesi Türkçe, toplam 9181 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
 OTHER LANGUAGES :
Konularına Göre Eserler:
 Ana Sayfa  / Haberler /  Sayın Adnan Oktar'ın Milli Gazete ile Röportajı
TR Arama: 
 ESERLER
Kitaplar (266)
Cep Kitapları (72)
Kitapçıklar (13)
Dergiler (180)
Belgeseller (253)
Ses Kasetleri (100)
CD'ler (11)
Web Siteleri (157)
Makaleler (6609)
Posterler (17)
Afiş Sergisi (48)
Harun Yahya'nın Tüm Eserler Listesi
DİĞER LİNKLER
Site Hakkında
Harun Yahya Hakkında
Basında Harun Yahya
Türkiye'den Yankılar
Dünyadan Yankılar
İlanlar
Röportajlar
Ramazan Sayfaları
Haber Arşivi
Yardım Sayfası
Bize Ulaşın
Detaylı Arama
Satış Sitesi
Kampanyalar
Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz
GEÇEN HAFTA ÇOK İNDİRİLENLER
Allah'ın Sonsuz Delilleri
Allah'ın Sonsuz Delilleri - CD - 237 download
Hazreti Nuh - Belgesel - 123 download
Atom Mucizesi - Belgesel - 118 download
Matrix Felsefesi - Belgesel - 82 download
İlmi Mercek Sayı 52 - Dergi - 72 download
Haber : Sayın Adnan Oktar'ın Milli Gazete ile Röportajı
Mayıs 2008


Sayın Adnan Oktar'ın Milli Gazete ile RöportajıMİLLİ GAZETE: Efendim önce Milli Gazete olarak bizleri yani Milli Gazete’yi de kabul ettiğiniz için, röportaj için size teşekkür ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Biz teşekkür ederiz. Estağfurullah, benim için büyük bir şeref, lütuf olur mu?

MİLLİ GAZETE: Şimdi tabii siz gelişmelerle ilgili sürekli kamuoyunu aydınlatmak için basın toplantıları düzenliyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet.

MİLLİ GAZETE: Fakat ben şimdi söze ilk önce 10–15 gün sonra çıkacağını tahmin ettiğimiz kitapla mı başlıyım yoksa bu mahkemenin de son vermiş olduğu bu sizin ve arkadaşlarınızla mı alakalı kararla mı başlıyım ama ben bu mahkeme sonucunu sorarak yani bunu nasıl değerlendiriyorsunuz böyle bir şey bekliyor muydunuz?

ADNAN OKTAR: Tabii ki bunun normal karşılığı beraattir. Çünkü cumhuriyet Savcısı bunu açıklıyor. Dosyada suç unsuru yok diyor daha önce de siz beraat verdiğiniz diyor aynı iddialarla yine imam konumunda olan güya imam konumunda olan bir kişi de dahil olmak üzere beraat verdiniz ve çok mühim olan şey dosyadaki delil durumuna göre diyor yani dosyadaki tek tek sayılan delillere göre diyor. Bunu hakim söylüyor zaten daha önce. İkinci kere mütalaa verdi savcı onda da yine hem 313 bakımından zamanaşımıdır hem de beraattir dedi. Çok net bu açıklamalar ama buna rağmen ceza çıktı hatta indirimsiz ceza çıktı 1 yıl ilave edilerek normalde 2 yıl ceza veriliyor fakat 3 yıl ceza verilmiş. Efendim bu nedir? Bu tabii hayırdır. Bu Allah’ın yaratma sanatındaki inceliklerden derinliklerden biridir. Bir hikmet üzerine bu bu şekilde yaratılmıştır. Bunu önümdeki yıllarda önümüzdeki aylarda önümüzdeki günlerde görürüz mesela Hz. Yusuf’un 7 yıl ceza alacağı bir suçu yoktu. Hiçbir suçu yoktu hiçbir şeyi yoktu. Bilakis mazlumdu fakat ona ceza verme kararı ağır bastı diyor Allah. Ağır bastıran kimdir Allah’tır. Normalde öyle bir şey hiç olmaz. Onu meydana getiren Allah’tır. Allah müminleri böyle eğitir, sevdirir, güçlendirir, daha takva hale getirir daha ufkunu açar, onun güzel kaderini Müslümanların güzel kaderini daha da Allah güzelleştirmiş olur. Biz buna tabii hayır hikmet gözüyle bakıyoruz. Mahkemeye ben hakkımı helal ediyorum, gani gani helal olsun her zaman söylüyorum. Şikayetçi de değilim hayır görüyorum çünkü. Fakat tabii biz hukuki haklarımızı kullanırız yine temyize gideceğiz. Ama her olayın bir karar yeri vardır yani her şey Allah’ın takdir ettiği bir noktaya doğru gider ve o noktada da hayır vardır. Mesela biz beraat ederiz onu biz hayır zannederiz şer olabilir o. Allah şer zannedersiniz hayır olur hayır zannedersiniz şer olur onun için, Biz Allah’tan sürekli hayrı istemek durumundayız. Hayır istiyoruz Allah’tan demek ki hayırlısı buymuş ki bunu meydana getirdi Allah.

MİLLİ GAZETE: Siz şimdi bu davayla ilgili düzenlemiş olduğu basın toplantısında karşınıza geçenlerin arasında çok yakından tanıdığımız muhafazakar ve mütedeyyin bir insan çıktı...

ADNAN OKTAR: Evet doğru.

MİLLİ GAZETE: Bu kişi kimdir bunu biraz açabilir misiniz? Sizin açınızdan mahsuru yoksa.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu ne getirir ne götürür tam bilemediğim için, bu kişinin konumunu tam açıklamak istemiyorum. Ama aşağı yukarı bu tahmin edilen birisi yani, tahmin edilen bir insan, en önemli özelliği de her devrin adamı olması, bunun üstüne başka bir delil sunmayayım her devrin adamı olması.

MİLLİ GAZETE: Yetiyor zaten... Tamer Ayan isimli bir mason var bilmiyorum hiç ismini duydunuz mu? Bu kişi yazmış olduğu kitabında Atatürk’ün de mason olduğunu iddia ediyor. Halbuki bizim bildiğimiz kadarıyla siz de bir iki kere ifade etmiştiniz. Atatürk yani mason localarını kapatan bir kişi. Şimdi neden masonlar Atatürk’ün arkasına sığınma ihtiyacı hissediyorlar?

ADNAN OKTAR: Kendilerini aşağılanmış hissettikleri için çünkü Atatürk mason localarını kapatırken çünkü çok ağır sözler de kullanmıştır ve kesin hükümle de kapattırmıştır mason localarını. Bu durumda toparlamak için ne yapsınlar o zaman Atatürk de masondu iddiasına sığınarak Atatürk’ün vefatından sonra kendini savunamayacağını düşünerek, böyle bir iddiayı ortaya atmışlardır. Atatürk hiç bir zaman için mason olmamıştır. İddialar da yalandır böyle olsa zaten belgesi olurdu. Bir de Atatürk masonluğa çok şuurlu olarak şiddetle karşı olan bir insandı ve net kapattırmıştır öyle kenardan köşesinden değil ve bütün Türkiye çapında kapattırmıştır.

MİLLİ GAZETE: Ergenekon Masonluğun Kılıncı isimli bir kitabınız çıkacak yakında fakat İtalya’da masonluğun ortaya çıkmasında daha önce de siz zikretmiştiniz p2 mason locasının deşifre edildiği gibi Türkiye’de de mason locaları deşifre edilmeden, bunlar tasfiye edilmeden acaba Ergenekon olayı ortaya çıkarılabilir mi ne kadar yani köküne inilebilir bu işin?

ADNAN OKTAR: Yani bu dediğiniz doğru çünkü asıl olay masonluktadır. Çünkü masonluk Ergenekon’u taşeron örgüt olarak kullanıyor yani, bir alt örgütü olarak kullanıyor. Asıl masonluğun üstüne gidilip, mason localarındaki belgelere el konup detaylı olarak incelendiğinde, 100 yıllık tarihimizdeki bütün karmaşanın bütün karanlık noktaların çıktığını görebiliriz.

MİLLİ GAZETE: Az önce Hz Yusuf peygamberin hayatından örnekler verdiniz. 7 yıl hapis cezasını hak edecek hiç bir şey yapmadı şeklinde, şimdi sizin yazılarınızı daha çok inceliyoruz yazmış olduğunuz kitaplara falan baktığımız zaman, yani burada Hz Mehdiden bahsediyorsunuz ağırlıklı olarak, acaba insanların aklına böyle bir şey gelir bizim gelmiyor ama bazı insanların gelebilir Mehdilik yani iddianız var mı sizin? Yani bu kitaplarınızda Hz Mehdi’yi Hz. İsa Aleyhisselam'ı fazla bir ağırlık veriyorsunuz yazılarınızda...

ADNAN OKTAR: Ehlisünnet inancının temel inançlarından birisi de Hz. İsa’nın inişi ve Mehdi’nin zuhurudur ve kıyamet alametlerindendir bu. Bizim ahir zamanda olduğumuzu herkes biliyor bu bir net gerçek. Ahir zamanın bütün alametlerini sayıp da iki önemli ve en hayati alametini görmezden gelmek bir kasıttır. Burada bir anormallik var buna çok dikkat etmesi gerekir Müslümanların. Bakın diğer alametlerin hiç birinden rahatsız olmuyorlar. Sadece iki alametten rahatsız oluyorlar, bir mehdinin çıkışı, biri İsa’nın inişi bunda tam bir panik var. Bizde bunu tam kıracak şekilde eserler çıkartarak, kitaplar çıkartarak, yazılar çıkartarak bunu düzeltmeye çalışıyoruz. Mehdi ile ilgili benim yazdığım kitaplarda hepsi hadistir, hepsi muteber eserlerden ehl-i sünnet alimlerinin eserlerinden alınmadır. Ama hadislerdeki anlatımlardan hadislerin izahlarından, sen kendini tarif ediyorsun gibi bir iddiaları var. Yani bana benziyorsa beni rahatsız eden bir şey olmaz benziyorsa güzel ne güzel. Ama bu mehdilik iddiası için yeterli değildir. Bir kere zaten bir Müslüman mehdilik iddiasında bulunamaz. Yani hiç bir dönemde ve hiç bir zaman bunu yapamaz. Dünyaya İslam ahlakının hakimiyeti döneminde de İslam dinin lideri olan kişiye İslam ahlakının yayılmasına vesile olan kişiye de biz çıkıp bu illa ki Mehdidir diyemeyiz. Allah-u alem diyebiliriz. Dolayısıyla bir mehdilik ilanı ve iddiası hiç bir zaman olmayacaktır.

MİLLİ GAZETE: Sizin 250’ye yakın kitabınız var. Bunları da siz basın toplantılarınızda vurguluyorsunuz. Fakat yine kamuoyunda şöyle bir söylenti ve şaibe var. Bu kitapları sizin yazmadığınız birileri tarafından yazdırılıp, fakat mahlaslar kullanılarak sizin adınıza yayınlatıldığı şeklinde söyleniyor. Bir de bu kitapları yani Yahudilik masonlar bu kitapları da sizin kamuoyundaki bir şaibeye göre de sizin Sabetayist olduğunuz fakat bu tür kitaplarla bunu örtmeye çalıştığınız şeklinde yine yorumlar yapılıyor. Bu konulardaki sözleriniz nasıl olur?

ADNAN OKTAR: Evet ben Sabetayist değilim. Peygamberimizin neslinden gelen seyidim. İlmi olarak yapılmış çok kapsamlı bir çalışma var. Bu çalışmada benim soyum en ince detaylarına kadar vurgulanmıştır. Ta Hz. Hasan’dan gelen Hz. Ali’den gelen bir soyum ben ve peygamber efendimizin altın silsilesine bağlanıyorum. Ama Sabetaycı olsam Sabetayist olsam onu da söylerim yani bu bir suç değil ki Müslüman bir Sabetaycı aileden gelmişse mesela Babuna kardeşlerimiz biz diyorlar Sabetaycı bir aileden geliyoruz ama ehlisünnet bir Müslümanız diyorlar. Ne var bundan çok çok güzel bu bu onların Sabetaycı olmasını gerektirmez ki, yani ailesi Sabetaycı olur veyahut ailesi Marksist olur Komünist olur ama adam Müslümandır. Yahut ailesi Hıristiyandır kendisi Müslümandır. Yani Yahudilerden çok fazla kişi peygamberimiz zamanında Müslüman olmuş ve sahabe sahabidir Radıyallahu anh diyoruz biz bu kişilere biz Sabetaycı dönme demiyoruz bu insanlara. Yani başımızın yerinde olan büyük değerli velilerdir bunlar değerli insanlardır dolayısıyla yani Yahudi bir aileden gelmek Musevi bir aileden gelmek suç olmaz. Ve hiç bir zaman için suç değildir. Bir insanın Yahudi veya Musevi olması da suç değildir. Ama Sabetaycılığını Sabetaycı olduğu halde gizlemek, bunların toplantılarını yapmak bunların eylemlerini yapmak bu da çok samimiyetsiz davranışlardır. Ben bunu eleştiriyorum.

MİLLİ GAZETE: Kitapların yazımı? Kitaplarınızın başkaları tarafından yazılışı ile ilgili olarak?

ADNAN OKTAR: Kitaplarımın başkaları tarafından yazıldığını iddia eden kişiler daha önceden bizimle görüşen fakat ayrılan kişiler. Bunlar diyorlar ki kitapları biz yazdık, yani bunlar hala duruyorlar ortalıkta ayrıldıktan sonra bunu söylediler zaten, ben de bu kişilerden ricam şu ki bu kitapların bir başka benzerini yapın. Ben bu kitapları da yazmama gerek kalmasın. Hatta biz imkanımız varsa maddi yönden de finanse edelim imkan sağlayalım ve bu kitaplar yayınlanmaya devam etsin. Ne hikmetse benim yanımdan ayrıldıktan sonra bu kişiler, kitap yazmayı bırakmış oluyorlar. Yazabiliyorsa niye devam etmiyorlar. Ama bak dikkat edin ben yazmaya devam ediyorum ama bu arada. Yazdığını iddia eden adamlar yazamıyor. Fakat kendi yazdığını iddia eden adamlar ayrıldıktan sonra ben yazmaya yine devam ediyorum ve daha kalitelisini daha da güzelini çıkartıyorum.

MİLLİ GAZETE: Bir de hocam sizin ailenizden sizden başka kimse tanınmıyor. Hayatta olan anneniz ağabeyiniz babanız yani kimse var mı?

ADNAN OKTAR: Annem var ağabeyim var onlar hayattalar, babam vefat etti.

MİLLİ GAZETE: Tanınmıyorlar bilinmiyorlar nerde yaşarlar?

ADNAN OKTAR: Kafkasya’dan gelmişler babam Bala’ya gelmişler Kafkasya’dan Arslaniko ailesinden geliyorlar Aslan soyadlı bizim asıl soyadığımız odur yani Arslanoğulları fakat biraz daha geriye gittiğimde Arslaniko isimli bir soyadına ulaştık. Arslaniko Hz. Ali’nin lakabından gelen bir isim. Biliyorsunuz Allah’ın arslanı deniliyor Hz. Ali’ye oradan gelen daha evvelki silsilelere kadar yine gittik. Devam etti devam etti devam etti Medine’ye kadar gidiyor. Yani oradaki yöneticilere kadar gidiyor. Büyük bir secere onu biz zaten internete koyduk o secereyi orada seyidlere başka bir şey de deniyor. Murzala murza yani beyler deniyor o murza listesinde de benim dedemin ismi de geçiyor. Yani Rus arşivinden çıkarttırdık orada da ismi geçiyor. Ama yani benim geçmişim Sabetaycı olsa ben onu da rahat rahat söylerim yani öyle bir şey yok. Çünkü Yahudiler de peygamber neslinden yani akılsız onu söyleyenler, o da bir onurdur güzelliktir. Yahudi soyundan gelmek o da bir onurdur çünkü safkan peygamber soyundan geliyor demektir. Çünkü yani kan olarak Hz. Musa’nın Hz. İbrahim’in efendim Hz. Eyüb’ün Hz. Yusuf’un soyudur. Hz. Davud’un soyudur. Soyda bir asillik var onda bir şey yok onda güzellik var. İnançtaki bozukluk sorun, yani Müslüman olmadığı halde Müslüman görünümlü, Yahudi olduğu halde bunu açıkça samimi olarak söylemeyip bunu gizlemek suçtur. Yoksa alenen Yahudi olduğunu söyleyip Yahudiliği yaşayan bir insan ehli kitaptır saygı duyarız biz o insana... Sevgi duyarız yani hatta onlardan kız alınır yemekleri yenir yani ailece toplanılır konuşulur, ticaret yapılır o insanlarla.

MİLLİ GAZETE: Adnan Oktar hiç evlendi mi? Neslinin devamı için evlenmeyi hiç düşündü mü?

ADNAN OKTAR: Neslimizin devamı, bundan sonra kıyamet var zaten. Şimdi Mehdi zuhur edecek ondan sonra Hz İsa Aleyhisselam gelecek yani birkaç yüzyıl içerisinde de Allah-u alem kıyamet kopar. Allah-u alem diyorum. Dünyanın ömrünün son katresindeyiz. Zaten Peygamber Efendimizin rivayetinde de var. Hicri 1500’e kadardır diyor ümmetimin ömrü, 1600’ü aşmayacağını söylüyor Peygamber efendimiz rivayetlerde, Allah-u alem diyoruz tabii onun için nesille falan yani benim öyle bir şeyim yok. Öyle bir talebim yok. İslam’ı çok iyi yayarsak, İslam’ı çok iyi anlatırsak, işte benim neslim çevremdeki kardeşlerim. Onlar hepsi benim evladım herkesin bir tane iki tane üç tane evladı var benim yüzlerce evladım var. Neslim de onlar inşaAllah.

MİLLİ GAZETE: Sizin kitaplarınızda dinler arası diyaloğa bayağı bir atıfta bulunuluyor. Fethullah Gülen gibi. Fethullah Gülen de dinler arası diyaloğa atıfta bulunurken, tabii ve şia Müslümanlığa hiç yer vermiyor. Yani bu dinler arası diyaloğa yani neden bu kadar atıfta bulunma ihtiyacı hissediyorsunuz? Siz de bunun taraftarı mısınız? Çünkü İslam dininden başka bilmiyorum diğer dinlerin hükümleri kalmış mıdır İslam geldikten sonra...

ADNAN OKTAR: Benim güzel yönlerimden birisi Vahabileri, Şiileri, Caferileri yıllardan beri canım gibi sevdiğim kardeşlerim olarak ilan ederim ve aralarında hiç bir ayrılık görmem. Ve hepsiyle bağlantı içinde olurum ama Allah bir diyen ve Allah ile bağlantı içinde olan her inananı da çok çok severim. İster Yahudi olsun, ister Musevi olsun hiç farketmez. Çünkü Hz. İbrahim’i seviyor mu seviyorlar, Davud’u seviyor, Hz. Yusuf’u seviyor. Benim sevdiğim peygamberleri seviyorlar. Melekleri seviyorlar, ahirete inanıyorlar. Allah’ın birliğine de inanıyorlar. Tamam o zaman ben onları severim. Ama eksik yönleri var onlar ayrı mesela, onu eleştiririz. Biz mesela Hıristiyanlarla arkadaşız, kardeşiz, ama hangi konuda ayrılıyoruz tevhid konusunda Allah’ın varlığı ve birliğini tek olarak kabul edecekler biz bunu istiyoruz bu konuda bir anlaşalım diyoruz o olmadığında o yönlerini kabul etmeyiz. Ama genede ehli kitap olarak biz onlarla dostluğumuzu devam ettiririz yani ehli kitap vasfını kaldırmaz o onların. Kuran’da ehli kitap değildir demiyor Allah, bu onların yanlış yönü olarak belirtiyor Allah yani teslis inançlarının yanlış olduğunu söylüyor Allah, ve Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu demelerinin yanlış olduğunu söylüyor Allah gelin bir kelimede birleşelim. Allah’ın birliğinde birleşelim diyor Allah onlara. Ama bunlar bağlantı kurulmayacak görüşülmeyecek, insanlardır demiyor Allah. O anlamda mesela Museviler de öyle biz onlarla görüşürüz hatta Musevilerin kestiği de yenir. Yani kestiğini yeriz, efendim yemekleri yenir, kız alabilirsiniz, evlerine gidilir, diyalog budur işte. Yani Kuran’ın bize gösterdiğinin dışında yeni orijinal bir diyalog anlayışı değil bizimki. Peygamberimizin yaptığı diyalog ne ise peygamber efendimiz zamanında Hıristiyanlarla yapılan diyalog ne ise, aynısıdır benim söylediğim.

MİLLİ GAZETE: Bu gün 14 Mayıs bundan takriben 60 yıl önce İslam topraklarında özellikle işgal edilmiş Filistin topraklarında İsrail devleti kuruldu işte diyalog kurma çalışmaları yapan da bunlar. Yaptıkları da ortada aşağı yukarı her gün çoluk çocuk demeden Müslümanları mazlum Müslümanları katlediyorlar. Bu İsrail’i yani hançer gibi bağrına saplanmış olarak kurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: O da kaderde yani Allah’ın kaderde yarattığı bir şey... Çünkü onlar orda olacaklar ki Müslümanlar daha diri ve canlı olsunlar. Yani onlar orada olacak ki Müslümanların daha dindar olmasına daha takva olmasına sebep oldu. Daha önce çünkü hemen hemen tamamı sosyalist ve komünistti. Mesela Irak komünistlerin kontrolündeydi, Suriye komünistlerin kontrolündeydi, Filistin komünistlerin kontrolündeydi, tüm bölge Yemen falan hep komünistlerin kontrolündeydi, İsrail bölgeye geldikten sonra bütün bu ülkelerin dindar olduğunu görüyoruz. Demek ki Allah İsrail’i vesile etti.

MİLLİ GAZETE: Yani şerden hayır çıktı.

ADNAN OKTAR: Yani her şeyde bir hayır vardır. Her şeyde bir hayır vardır. Burada İsrail olmasaydı bugün orada dev bir komünist imparatorluğu oluşacaktı belki her yeri saracaktı, Allah onu vesile etmiş oldu, yani Allah’ın meydana getirdiği bir şeyde hayır yönünü aramak lazım.

MİLLİ GAZETE: Milli görüşlülerden Erbakan Hoca’nın aldığı bir hapis cezası var sizin de hapis cezanız aşağı yukarı aynı zamana denk geliyor. Bu ikisi arasında bir bağlantı kuruyor musunuz ve bu aldığınız cezalar bundan sonraki çalışmalarınızı ne yönde etkiler?

ADNAN OKTAR: Hz. Yusuf’u nasıl etkiledi çok güzel etkiledi olumlu yönde etkiledi. Beni de çok güzel olumlu yönde etkiledi, her zamanda böyle olmuştur. Ben ilk defa giriyor değilim hapse de her zaman girdim. 86’da da girdim 1999 yılında da girdim. Her seferinde daha canlanmış daha zinde güçlü olarak daha aşkla şevkle İslam’ı Kuran’ı anlatmak azmiyle ortaya çıktık. İslam ahlakını yaymak için bütün gücümüzle gayret ettik yine edeceğiz inşaAllah

MİLLİ GAZETE: Bu günlerde gerçi gündemden biraz düşürüldü ama AKP’nin kapatılması konusu var bir de takriben 10 ay sonra gerçi tam gündeme girmedi ama bir yerel seçim var. Şehirlerin kaderini etkileyecek bunda sizin yani Adnan Oktar’ın ve fahri başkanlığını yaptığınız Bav camiası olarak yani bu konularla ilgili görüşleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Türkiye sadmelerle sarsılmadan sürekli güzele doğru gidiyor ve gidecek. Hem İslam ahlakı şiddetle yayılıyor, inananların gücü daha artıyor. Darwinizm gittikçe geriliyor materyalizm gittikçe geriliyor. Ateist gücün yükselişi tamamen durdu ve son derece güçsüz ve alta doğru giden bir yapıya doğru geçti. Her yönden güzel bir gelişme var bu önümüzdeki 10 yıl 20 yıl içerisinde de had noktaya çıkacağı anlaşılıyor. Yani çok çok yükseğe çıkacağı anlaşılıyor eğer bu hızla giderse, yani 10 yıl 20 yıl içinde Türkiye’ye İslam ahlakı tam anlamıyla yerleşeceği anlaşılıyor.

MİLLİ GAZETE: 30 yıldır içinde bulunduğunuz bir mücadele hayatınız var. Bu mücadelenizi 30 yıldır sürdürüyorsunuz ama nihai hedefiniz nedir bir siyasal yapılaşma mıdır yoksa bir cemaat midir bir tarikat midir? Yani neyi murad ettirmek istiyorsunuz bu çalışmalarla?

ADNAN OKTAR: Allah muradımızı Kuran’da belirtmiş tek muradı vardır insanın Allah rızasıdır. Onu kazandın mı artık sonsuz cennet hayatını kazanıyorsun. Sonsuza kadar sevgililerin en güzeliyle Allah’ın tecellileriyle sonsuza kadar yaşamış oluyor Müslüman. Bu dünya hayatı sonsuza oranla saniye bile değil. Salise bile değil hiç bir şey değil biz saliseyi esas almıyoruz, salise sadece imtihan için kullanılır o kadar.

MİLLİ GAZETE: Bir de gerçi daha önceden medyada bu ağırlıklı olarak yer alıyordu yani etrafınızda bulunan gençlerin yani İslami ağırlıklı yönleri değil de hep diğer yönleri ön plana çıkarılıyordu. Şimdi bundan dolayı da böyle bir imaj kalmış durumda Adnan Hoca’nın etrafındaki gençlerin dinle diyanetle pek alakası yok namazını diğer taatlarını pek yerine getirmiyorlar şeklinde bu gerçek midir doğru mudur yani medyanın çizmiş olduğu bu profil?

ADNAN OKTAR: Bu imaj bizim için çok hayır oldu çok çok iyi oldu. Yani bu şekilde daha rahat hareket edebildik, çok daha rahat tebliğ yapabildik. İnsanlarda o önyargı tamamen kalkmış oldu yani bunlarda en fazla bizim gibi insanlar şeklinde bir imaja sebep olmuş oldu. Bunda da bir hayır vardı Allah o hayrı da yaratmış oldu. Şu anki imkanlarımız şu anki gücümüz dünyayı çok kökünden etkileyecek hale geldi Allah’a şükür. Yani gerek kitaplarımız gerek internet sayfalarımız yani şu an dünyada Darwinizm’e, materyalizme karşı olan en büyük güç halindeyiz bu çok büyük bir şeref ve büyük bir güç bizim için ve büyük bir nimet. Bize şöyle dese başka türlü dese zaten biz dünyada insanların ne dediğinin peşinde değiliz. Allah ne diyor bizim için bu çok önemlidir. Çünkü bu dünya hayatı çok kısa ve geçersiz. Bu dünyada zaten Müslümanlara iyi denmez. Yani küfür Müslümanlara iyi diyorsa, inanmayanlar Müslümanlara iyi diyorsa zaten o anlamda bir anormallik vardır o insanda bir gariplik vardı. Ne denmesi gerekiyor, o devrin şartlarında insanların en kötü bulacağı iftiraların atılması gerekiyor. Mesela Peygamberimiz devrinde nedir o devrin insanlarında en etki edecek iftiralar ne ise o iftiralar atılmıştır. Hz. Musa devrinde Hz. Musa’nın kavminin ve çevresindeki insanların anlayacağı tarzda iftiralar atılmıştır Hz. Musa’ya Allah onu diyor Hz Musa’yı onların iftiralarından belik kıldı temizledi diyor ayet. Demek ki Hz. Musa’ya kim bilir ne kadar anormal bir iftira atıldı ki, bu ağır iftiradan Allah onu temizledi diyor iftiranın ne olduğunu da söylemiyor. Kim bilir ne tarz iftiralar attılar. Onun için iftira Müslümanın adeta gıdası gibidir, onun gücünü arttırır şevkini arttırır. Hem onun bir küfürden gizlenmesini sağlayan bir şeydir yani onun için bir örtü gibidir. Onların hepsinde hayır vardır.

MİLLİ GAZETE: Şimdi Biliyorsunuz son olarak biliyorsunuz. Türkiye’ye güneş batmayan Britanya’nın kraliçesi geldi. Tabii onlarda Avrupa Birliği ve Türkiye de Avrupa Birliğine desteklerini açıklıyorlar. Sizin Türkiye’nin AB’ye girişi için bakışınız nedir?

ADNAN OKTAR: Bu haliyle Türkiye girerse Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’yi yok ederler. Yani hem parçalarlar hem yok ederler bu çok tehlikeli olabilir. Ama Türk-İslam aleminin lideri olarak Türkiye Avrupa Birliğine girerse bu tabii çok muhteşem bir şey çok güzel. Ama bu haliyle girerse hiç olmaz yani lider ülke olarak girmesi lazım.

MİLLİ GAZETE: Kraliçenin gelişini nasıl karşılıyorsunuz? Birde cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanlığı yemini ederken bile frak papyon takmamışken, şimdi kraliçenin gelişi dolayısıyla.

ADNAN OKTAR: Ne güzel işte şık olmuş giymiş, yakışmış... Giyinsin güzel bir şey yok onda. Kraliçenin hepsinde bir hayır vardır. Yani belki Türkiye’nin bölgede lider ülke olmasında bir aşamadır bu belki vesiledir yani mutlaka bir hayır vardır onu kraliçeyi buraya getiren de Allah kraliçeyi yaratan da Allah, o cumhurbaşkanımıza frakı giydiren daha annesinin karnından doğmadan o frakı vardı onun giyecek elbiseyi de Allah yaratır. Onun için her şeye hayır gözüyle bakmak lazım. Mühim olan Müslümanlıkta çok güzel bir gelişme var inananlarda güzel bir heyecan var coşkun bir atak var ve çok şuurlu bir Müslüman kitlesi oluştu. Kimse her şeyi eskiden farkedemiyorlardı birçok şeyi oyunları farkedemiyorlardı. Mesela şu an en ufak bir kıpırtıyı farkediyorlar en ufak bir oyunu farkediyorlar. Bu hemen internette gündem oluyor kritik yapabiliyorlar ve eskisi gibi artık masonlar elini kolunu sallayıp artık oyun oynayamıyorlar.

MİLLİ GAZETE: Etrafınızdaki arkadaşlarınızın arasına eğitim seviyesi yüksek insanların dışında başka arkadaşları da başka insanları da katmak cemaatinizi genişletmek istiyor musunuz? Mesela sokaktaki insanlar size nasıl ulaşabilir, sizinle nasıl diyaloğa geçebilir, sizin cemaatinizin arkadaşlarınızın içinde nasıl yer alabilir? Neler yapmaları gerekiyor mesela...

ADNAN OKTAR: Bizim arkadaşlarımız sokakta her yerdeler, işyerleri ortada, kendileri ortada ben de sokakta geziyorum zaten.

MİLLİ GAZETE: Bağcılar, Esenler Gaziosmanpaşa bu tip yerler bahsediyorum. Çok merak ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Mektup yazsınlar telefon etsinler vakfa veya arkadaşlarımızın işyerlerine gitsinler biz görüşmek istiyoruz bir yerde bir toplantı ayarlasınlar gidip görüşelim konuşalım. Çok severim çok hoşuma gider.

MİLLİ GAZETE: Son olarak mesela Milli gazete okuyucularınıza vermek istediğiniz bir mesajınız...

ADNAN OKTAR: Milli Gazete Vakit gazetesi gibi Türkiye’de en sevdiğim, en çok desteklediğim en samimi bulduğum gazetelerden birisidir. Müslümanların bütün gücüyle Milli gazeteyi desteklemesini isterim vakit gazetesini de aynı şekilde desteklemesini isterim. Bunlar çok halisane samimi, hasbi Müslümanların gayretiyle çıkan gazeteler. Diğer gazeteleri tenzih ederim fakat özellikle bu gazetelerin çok daha titiz olduğunu görüyorum. Yeni Şafak da öyle maşaAllah onlar da öyle Müslümanlara ve Kuran’a karşı titiz bir tavır içinde olduklarını görüyorum. Var yine öyle gazeteler tek onlar değil de. Fakat genel olarak tabii Milli gazete Erbakan Hoca Saadet Partisi bunları duyduğumda benim hep içim açılan hoşuma giden İslam’ı tavizsiz yaşayan insanların topluluğu olarak hep aklıma gelir. Ve zincirleme aklıma gelir ama milli gazete deyince böyle güvenle gidebileceğim bir yer samimi Müslümanların bulunduğu bir ortam. Mesela Erbakan Hocanın o güler yüzü aklıma gelir. Böyle tatlı güzel bir topluluktur. Allah huzurlarını arttırsın Allah kuvvetlerini güçlerini arttırsın manevi yönden güçlendirsin hidayetlerini arttırsın. Her türlü kazadan beladan da Müslümanları korusun Allah. İnşaAllah.

Bu eser 196 kez incelendi.
Flv Dosyası (.zip) - 19 download
53.67 MB
Lütfen bulamadığınız, bozuk veya hatalı link verilmiş dosyalar için mail gönderin.
Çalıştıramadığınız dosyalar için yardım sayfamıza bakabilirsiniz
 
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için kullanıcı girişi yapmalısınız. Üye değilseniz buraya tıklayınız.
Yorumunuz   :  
 
Tavsiyelerimiz
Bu Haber ile ilgili yazarın aşağıdaki eserlerini de inceleyebilirsiniz;
Sayın Adnan Oktar'ın TimeTurk Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Denge TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Bosna TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın El Siglo TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Arnavutluk Vision Plus TV ile Röportajı - Haber
Sayın Adnan Oktar'ın Suud 1 TV ile Röportajı - Haber
Bu eserin konusuyla ilgili yazarın diğer eserlerini görmek için tıklayınız.
ÇOK İNCELENEN HABERLER
Belgeseller 212 Televizyon Kanalında!
Ücretsiz 75 Adet MP3
Bedava mp3ler
Harun Yahya Eserleri Ramazan Ayı Boyunca Okuyucuları İle Buluşacak
Mevlid Kandili
ÇOK İNDİRİLEN HABERLER
Mercek Dergisi Artık İlmi Mercek Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1034 download
Araştırma Dergisi Artık İlmi Araştırma Olarak 7 Temmuz 2004 Tarihinde Yayında - 1008 download
Dinler Terörü Lanetler - 913 download
Dinler Terörü Lanetler - 861 download
Balkanlar Osmanlı'yı Arıyor - 831 download
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla
telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Harun Yahya International © 2002.