 |
Yeryüzünde meydana gelen her olay ancak Rabbimiz'in dilemesiyle, O'nun gücü ve O'nun iradesiyle gerçekleşmektedir. Allah (cc)'ın dışında hiçbir güç yoktur. Allah (cc) Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)
Ancak buna rağmen kimi insanlar Allah (cc)'a katıksız bir iman ile iman etmezler. Allah (cc)'ın kudretini bildikleri halde kendilerine Allah (cc)'tan başka ilahlar da edinirler. Ancak gözlerinde büyütüp hoşnutluklarını kazanmaya çalıştıkları bu ilahlar, kendilerine dahi fayda sağlamaktan aciz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve kendileri yaratılmış varlıklardır. Rabbimiz Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirmektedir:
O'nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler. (Furkan Suresi, 3)
Allah'tan başka taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler. (A'raf Suresi, 194)
Bu gerçekten gafil olan insanların kimilerine sorulacak olsa, gözlerinde büyüttükleri bu varlıkları "ilah" olarak adlandırmaz, onları ilah olarak gördüklerini kabul etmezler. Fakat gösterdikleri tavırlar, bu kimseleri ilahlaştırdıklarını ortaya koyar. Yalnızca Allah (cc)'tan medet ummaları, yalnızca O'ndan yardım dileyip, O'na şükretmeleri gerekirken, tüm bunları güç sahibi sandıkları insanlarda ararlar. Yine yalnızca Allah (cc)'tan korkup sadece O'nun rızasını aramaları gerekirken, insanlardan çekinip, onların hoşnutluğunu kazanmayı Allah (cc)'ın rızasından öncelikli görürler.
Kimileri de, Allah (cc)'ın "Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?" (Furkan Suresi, 43) ayetiyle belirttiği gibi, kendi kendilerini de ilahlaştırabilmektedir. Bu kimseler de Allah (cc)'ın gücü karşısındaki tüm acizliklerine rağmen, kendilerine ait müstakil bir güçleri olduğuna inanırlar. Bir nimete kavuştuklarında bunu kendi çabalarıyla elde ettiklerini, bir başarısızlığa ya da kayba uğradıklarında da bunun kendi hataları nedeniyle oluştuğunu sanırlar.
Elbette ki tüm bunlar bu insanların, Rabbimiz'in gücünü gereği gibi takdir edememiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Oysaki Allah (cc)'tan başka İlah yoktur. Evrende meydana gelen her olay gibi bunlar da yine Allah'ın dilemesiyle, O'nun buyurmasıyla gerçekleşmektedir. İnsanların dualarına, isteklerine karşılık verebilecek, onları içine düştükleri sıkıntılardan kurtarabilecek, kalplerine huzur ve güven duygusunu yerleştirebilecek, güzel bir hayat yaşamalarını sağlayabilecek başka bir kuvvet yoktur. Allah (cc)'ın Kuran'da bildirdiği gibi "… Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'ındır…" (Yunus Suresi, 65)
Bazı insanların bu konuda sık sık gaflete düşmeleri, imanın huzurunu gereği gibi yaşayamamalarına ve pek çok konuda sıkıntı çekmelerine neden olur. Sevgiyi, saygıyı, beğeniyi, dostluğu, fedakarlığı, ince düşünebilmeyi, sabrı, affediciliği ve daha pek çok güzelliği insanlardan beklerler. Aynı şekilde, tüm bunları kendi alacakları tedbirlerle, kendi çaba ve iradeleriyle kazanacaklarını sanırlar. Oysa bir insanı bir diğerine beğendirecek, sevdirecek, saydıracak olan Allah (cc)'tır. Her ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın hiç kimse insanların kalbine etki edemez. Kuran ahlakı gösterildiğinde, bunun sonucunda bir nimet olarak, Allah (cc) o kişinin kalbinde sevgi oluşturur. Aynı şekilde hiçbir insan kendi kalbinde bir başkasına karşı sevgi oluşturamaz. Bu hissi ona veren de Allah (cc)'tır. Bunlar gibi insanlara ulaşan maddi manevi her ne varsa, her birini yaratan Allah (cc)'tır. Allah (cc), Kuran'da bu gerçeği insanlara şu sözlerle bildirmektedir:
... De ki: "Şüphesiz 'lütuf ve ihsan (fazl)' Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır, bilendir." O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük 'lütuf ve ihsan (fazl)' sahibidir. (Al-i İmran Suresi, 73-74)
Sadece Allah (cc)'ın rızasını arayan bir insan için herşey çok kolaydır. Hayatı boyunca uyacağı doğrular ve yanlışlar Kuran'da kendisine bildirilmiştir. Bunun dışında insanların ne düşündüklerinin ve ona karşı nasıl bir tavır içerisinde bulunduklarının hiçbir önemi yoktur. Samimi bir Müslüman, Allah (cc)'ın rızasına uyduğu sürece, dünyada ve ahirette kurtuluş bulacağını umarak yaşar. Dolayısıyla çevresindeki insanlara göre sürekli kendisini şekillendirmek zorunda olan ve insanların rızasını arayan kişilerden çok daha huzurlu, kolay ve güzel bir hayata sahip olur.
Her insanın, şirk konusu üzerinde dikkatle düşünmesi, inancını ve hayatını bu gerçeğe göre düzenlemesi gerekir. Çünkü Rabbimiz'in bildirdiği gibi, "Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur." (Nisa Suresi, 48)
Bu eser 91 kez incelendi.
|
 |
|