Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15879 tanesi Türkçe, toplam 19177 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Allah korkusu, bir müminin en temel vasıflarından biridir. Çünkü insanın, Allah'a olan yakınlığının ve imanının artması, her an ihlaslı davranması, güzel ahlak gösterebilmesi ve bun...
Bulunduğu Yer: Green River Oluşumu, Uinta County, Utah, ABD
Fosillerin de ispatladığı gibi bütün bitki türleri, kendi içlerinde özel ve orijinal olarak yaratılmış apayrı türlerdir ve birbirleri arasında herhangi bir evrimsel bağlantı yoktur. Evrimci paleontolog E. C. Olson'un kabul ettiği gibi, "Çoğu yeni bitki grubu aniden ortaya çıkar ve kendilerine yakın hiçbir ataları yoktur." (E. C. Olson, The Evolution of Life, 1965, s. 94) Bu gerçeğin delillerinden biri de resimde görülen 50 milyon yaşındaki meşe yaprağı fosilidir. Meşe ağaçlarının 50 milyon yıldır aynı kaldıklarını gösteren bu bulgu, evrimi geçersiz kılmaktadır.
Elimizde bir imkanımız olsa ve bütün yağan kar tanelerini bir araya getirip inceleyebilsek, hepsinin birbirlerinden tamamen farklı olduklarını görürüz. Bunun nedeni, kar tanelerini meydana getiren su moleküllerinin moleküler özelliği ve kar kristallerinin buna bağlı olarak farklı geometrik yapılarda oluşmalarıdır.
Asıl dikkat çekici olan ise; meydana gelen bu çeşit çeşit kar tanelerinin mükemmel ve kusursuz bir simetriye sahip oluşlarıdır.
Yüce Rabbimiz’in kar yağdırmasındaki hikmetler nelerdir?
Kar dünya üzerindeki hayatın devamı için gerekli olan en önemli faktörlerden birisidir. Çünkü yapılan araştırmalarda yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak yeryüzüne düştüğü anlaşılmıştır.
Rabbimiz’in olayları sebeplere bağlı olarak yarattığı dünyada karın yağması için de belli sebepler söz konusudur. Bölgenin ekvatordan uzaklığı ve deniz seviyesinden yüksekliği kar yağışında etkili olurken, ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli olmasa bile, kar yağışı görülür. Kar yağışı, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda gerçekleşir.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, amaçlarının mezhepsel çatışmalara bir son vererek tüm İslam dünyasına ve Afganistan halkına kalıcı barışı getirmek olduğunu söyledi.
Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü ve George Mason Üniversitesi'nce Barcelo Topkapı Eresin Oteli'nde gerçekleştirilen ''Afganistan'da Barış Dolu Bir Gelecek için İslam İşbirliği Projesi'' konulu uluslararası toplantıda, ''İslam Konferansı Teşkilatı'nın Afganistan'daki Rolü ve Müslüman İşbirliğinin Afganistan'ın Geleceğindeki Önemi'' başlıklı oturum yapıldı.
Oturumda konuşan İhsanoğlu, Afganistan'dan davet edilen din bilginleri, din görevlileri ve inanç önderlerinden İİT'nin faaliyetlerini dikkate almaları ricasında bulunarak, 57 üyeye sahip birliğin hastalık, yoksulluk ve savaştan, dinlerarası işbirliğine kadar çok önemli çalışmalar yaptığını söyledi.
Dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce türde hayvanın her biri -en küçüğünden en büyüğüne kadar- “uygun ortam ve zamanda” göç ederler. Göç eden canlıların şaşırmadan ve yanılmadan en doğru zamanda hedefledikleri yere ulaşmaları çok açık bir mucizedir. Beyaz fırtına kuşları da yaşamsal faaliyetlerini devam ettirmek için göç ederler. Pek çok kuş gibi onlar da geceleri göç ederler. Fakat diğer kuşlardan farklı olarak yönlerini dolunaya bakarak belirledikleri düşünülmektedir.
Beyaz fırtına kuşları niçin gece göç ederler?
Beyaz fırtına kuşlarının dolunaya bağlı olarak göç etmeleri onlara ne gibi avantajlar sağlar?
Kuşların çoğu yaşamsal faaliyetlerini gündüz gerçekleştirirler. Fakat uzun seyahatler için geceyi seçerler. Gece gökyüzünde büyük bir hareketlilik yaşanır. Dolunayda teleskopla yapılan gözlemlerde kuş yollarından saatte 9.000 kuşun geçtiği tahmin edilmektedir. Bu gece göçleri, güneşin batmasından bir saat sonra başlar, gece yarısından biraz önce maksimuma ulaşır ve gün ağarana kadar yavaş yavaş azalır. Beyaz fırtına kuşları da gece göç eden kuş türlerinden biridir. Gece göçünü tercih eden kuşların günün bu saatini seçmeleri onlara bazı avantajlar sağlar.
Allah’ın Beyaz Fırtına Kuşlarına Gece Göçünü Tercih Etmelerini İlham Etmesinin Özel Nedenleri Vardır.
Bir böcek uçarken ortalama olarak saniyede birkaç yüz defa kanat çırpar. Hatta kanatlarını saniyede 600 defa çırpabilen böcekler bile vardır. Bir saniyede bu kadar hareketin, üstelik olağanüstü bir hassaslıkta yapılması, bu tasarımın teknolojik olarak taklit edilmesini imkansız kılmaktadır.
Nitekim California Üniversitesi'nde biyoloji profesörü olan Michael Dickinson ve arkadaşlarının meyve sineklerinin uçuş tekniğini ortaya koyabilmek için geliştirdikleri robot, meyve sineğinin 100 katı büyüklükte ve ancak binde biri hızla kanat açıp kapama hareketi gerçekleştirebilmektedir. Üstelik her beş saniyede bir kanat hareketi yapan robot sineğin bu hareketi için 6 ayrı motor kullanılmak zorundadır.
Bilim adamları yıllardır böceklerin kanat çırpma hareketlerinin ayrıntılarını ortaya koymak için çeşitli deneyler yapmaktadırlar. Bunlardan biri de California Universitesi'nde bir biyolog ola Prof.Michael Dickinson'un meyve sinekleri üzerinde yaptığı deneylerdir. Bu deneyler sırasında Dickinson sinek kanatlarının -basit menteşelerle tutturulmuş gibi- düz hareketler yapmadığını, aksine son derece kompleks aerodinamik tekniklerden yararlandığını tespit emiştir.
Allah korkusu, bir müminin en temel vasıflarından biridir. Çünkü insanın, Allah'a olan yakınlığının ve imanının artması, her an ihlaslı davranması, güzel ahlak gösterebilmesi ve bunda istikrarlı olması sadece Allah korkusuyla mümkün olur.
Kuran'da öğretilen gerçek sabırla, cahiliyedeki sabır anlayışı çok farklıdır. Gerçek sabır, zorluklarda olduğu kadar güzel olan herşeyde de kararlılık göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek yaşamayı gerektirir.
Allah korkusunu dünyevi korkulardan ayırmak
Bazı insanlar Allah korkusunun anlamını bilmedikleri için, bunu diğer bazı dünyevi korkularla karıştırırlar. Oysa arada çok büyük bir fark vardır. Kuran'ın Arapça orjinal metninde Allah korkusu için ''haşyet'' kelimesi kullanılır. Bu kelime, çok derin bir saygıyı ifade eder. Öte yandan Kuran'da dünyevi korkular için kullanılan kelime "havf"tır. Bu kelime, bir insanın yırtıcı bir hayvandan korkması gibi basit bir korkuyu ifade etmektedir.
Hücreyle virüsler arasındaki savaş, insan hayatı için büyük önem taşımaktadır. Virüsler kimi zaman nezle, grip gibi hastalıkların sebebi oldukları gibi, kimi zaman da AIDS, tifo gibi öldürücü hastalıklara da neden olmaktadırlar.
Virüslerin hücreye saldırıları son derece öldürücü, çok gelişmiş saldırı teknikleri nedeniyle de bir o kadar hayret vericidir. Virüsler, hücreyi hücrenin kendi silahı ve imkanlarıyla vururlar. Kendi kopyalarını üretmek için yaptıkları bu akıl almaz saldırı, aslında bir anlamda intihar saldırısıdır. Virüsler, soylarının devamı için hem kendilerini hem de hücreyi feda ederler. Hücreler yaşamlarını sürdürebilmek için DNA'larındaki bilgiler doğrultusunda protein üretmek zorundadırlar. Virüsler işte bu protein üretiminin önünü keserek, hücreyi proteinle birlikte, virüs üreten bir fabrika haline dönüştürürler.
Virüsün bu şekilde hareket edebilmesi için mükemmel bir bilgiye, şuura ve ayrıca güce ihtiyacı vardır. Sadece elektron mikroskobuyla görülebilecek kadar küçük olan virüsün bu mükemmel yapısının farkında bile olmadığı ortadadır. Peki bu yapı nasıl oluşmuştur? Gözü, beyni olmadığı halde, virüs ne zaman ve nasıl hareket etmesi gerektiğini nereden bilmektedir?
Tüm Müslümanların, Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ılımlı, yumuşak, hoşgörülü, sakin ve sevecen üslubu özümsemesi gerekir.
Radikalizm; herhangi bir konuda sert, kökten, ani değişimleri savunmak ve bu yönde tavizsiz bir politika izlemek anlamına gelir. Radikaller, devrimsel değişiklikler peşinde olan ve bunun için katı, hatta kimi zaman saldırgan bir üslup kullanan kimseler olarak bilinir.
Oysa Kuran'a baktığımızda, "radikalizm" olarak tanımlanan üslubun, Allah'ın müminlere emrettiği üslup ile uyuşmadığını, dahası taban tabana zıt olduğunu görürüz. Rabbimiz, Kuran'da müminleri tanıtırken, onların yumuşak huylu, kavga ve tartışmadan kaçınan, insanlara karşı ılımlı ve dostça yaklaşan, sevecen bir karaktere sahip olduklarını bildirmiştir.
Peygamberlerden Güzel Örnekler
Bu konuda bize yol gösteren örneklerden biri, Allah'ın Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a, Firavun'a karşı "yumuşak söz söyleyin" şeklindeki emridir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." (Taha Suresi, 43-44)