|
 |

 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Peygamber Efendimiz (sav), kendisine Kuran vahyedilmesinden sonraki hayatı boyunca, insanları Allah'ın dinine çağırmış, onlara doğru yolu göstererek rehberlik etmiştir. Kuran'ın bir ayetinde Peygamberimiz (sav)'in hitabı şöyle bildirilir:
De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim." (Yusuf Suresi, 108)
Peygamberimiz (sav) insanları uyarırken ve onlara Kuran'ı, güzel ahlakı öğretirken birçok zorluklarla karşılaşmıştır. Herkes hidayet ehli olmadığı için, kıskançlığından, kininden dolayı Peygamberimiz (sav)'e zorluk çıkaranlar, anlattıklarını kavrayamayanlar, anladığı halde ağırdan alanlar, Peygamberimiz (sav)'in söylediklerine inanmadıkları halde ikiyüzlü davrananlar olmuştur. Allah bir ayetinde, Peygamberimiz (sav)'in öğütlerinin ve uyarılarının inananlar için "hayat verecek şeyler" olduğunu bildirmektedir:
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin… (Enfal Suresi, 24)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Sayın Adnan Oktar'ın El Cezire TV, Alman ART Televizyonu, Bağdat TV, Arnavutluk Vision Plus, Vatan TV gibi çeşitli yerel ve yabancı medya kuruluşlarına verdiği röportajların tamamını bu yeni sitede bulacaksınız. Ayrıca çeşitli tarihlerde gerçekleştirilen basın toplantılarına da bu siteden ulaşabilirsiniz.
Adnan Oktar bu röportajlarda Darwinizm’in yerlebir olmasının materyalizm, Marksizm, komünizm, faşizm ve masonluğun gücünü de kırdığını anlatarak, Müslümanların çok daha rahat hareket ettiklerini belirtiyor. Yaşanan gelişmelerle Müslümanların fikri galibiyetinin oluştuğunu, fikri bir eminlik oluştuğunu da sözlerine ekliyor. Bu röportajlarından birinde laikliğin sadece Türkiye için değil, her toplum için çok önemli sosyal bir denge unsuru olduğunu ifade eden Sayın Adnan Oktar, Türkiye’de laiklik uygulandığında her düşüncede insanın huzur içinde yaşayacağını ve toplum içinde gerilim, kargaşa, kavga olmayacağını belirtiyor. Bunların yanısıra Darwinizm’in yerlebir edilişinin Müslümanlarda büyük bir rahatlamaya yol açtığını, İslam’ın çığ gibi yayıldığını ifade eden Sayın Adnan Oktar, Yaratılış Atlası’nın dünyadaki etkisini de değiniyor.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
İman etmeyen insanlar kendilerini Allah’tan bağımsız görürler. Olayları yönlendirenin kendileri olduğunu düşündüklerinden sürekli bunun gerilimi içlerinde yaşarlar. Herşeyin Allah’ın dilemesiyle kaderlerinde yaratılan değişmez bir gerçek olduğunu, herşeyde Allah’ı vekil kılarak huzurlu ve tevekküllü yaşayabileceklerini bilmemeleri, çok sıkıntılı, stresli ve zorlu bir yaşam sürmelerine neden olur. Örneğin hayatının kendi kontrolünde olduğu yanılgısında olan bir insanı düşünelim, bu kişinin hayallerini gerçekleştirmek için bir dizi planı olur. Rahat yaşamak ister. Fakat bunun için paraya ihtiyacı vardır. Para kazanmak için iyi bir okul bitirip meslek edinmesi gerektiğini düşünür. Yıllarca çalışıp istediği parayı elde ettiğindeyse aile kurma telaşı içine girer. Kafasındaki herşey tamamlansa bile bu sefer ailesini, çevresini, malını, işini ve bunun gibi hayatına hakim bir çok detayı elinde tutabilmek için gerilim yaşar. Sürekli kendi kontrolüyle hayatını yönlendirdiğini düşündüğü için kaderin konforunda hissedilen mutmainliği yaşayamaz. Örneğin kazandığı parayla araba alır, bu sefer arabanın kaza yapma tehlikesini böyle bir durumda oluşabilecek yaralanma tehlikesini, kaza sonrası gerekli hastane masraflarını veya ölüm durumunda cenaze işlemlerinin ayarlanmasını detay detay düşünüp gerilim içinde yaşar.
Elbette ki insanın dünya hayatına ilişkin; nasıl yaşayacağı, nasıl para kazanacağı, ne tür faaliyetlerde bulunacağı gibi konularda düşünmesi, bunlara yönelik maddi manevi tedbirler alması son derece normaldir. Önemli olan insanın gerçek yaratılış amacını unutmaması ve yapacağı tüm bu işlerde mutlaka Allah'ın en razı olacağı seçeneği görüp, hayatına bu şekilde yön vermesidir. Bunları hayata geçirirken de, yukarıda anlatıldığı gibi Allah'ın kainattaki ve tüm insanlar üzerindeki sonsuz gücünü ve kontrolünü unutmayarak tevekkülü son noktasına kadar yaşamasıdır. (Kuran Fihristi)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Ses ve basınç dalgalarını kullanarak objelerin yerini tespit etme teknolojisi 20. yüzyılda geliştirilmiştir. Bu teknoloji, her ne kadar savaşta kullanılmak amacıyla geliştirilmişse de, günümüzde batık gemilerin yerlerini belirleme ya da görme engeli olan kişilerin bu sistemle daha rahat bir yaşam sağlaması gibi amaçlarla kullanılmaktadır.
Doğadaki canlılar da bundan milyonlarca yıl önce, üstelik insanlar bu sistemleri keşfetmemişken, etrafa yayılan ses dalgalarını kullanıyor ve bu sayede yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Bilimsel araştırmalar ilerledikçe canlıların şaşırtıcı özelliklerine daha yakından şahit olmaktayız. Söz konusu özellikler günlük hayatımızda iş yerlerinden hastanelere kadar pek çok yerde yaşanan çeşitli sorunlara çözümler sunmaktadır.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i: "Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın" buyururken işittim.
(Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)
Kainat içinde bulunan tüm varlıkların bir sonu vardır. Bir insan doğar, yaşar ve dünyada sürdürdüğü sınırlı ömrün sonunda ölür. Bu son, bütün insanlar için kaçınılmazdır. İnsanlar gibi bitkiler ve hayvanlar aleminin de yokoluşu kaçınılmazdır. Onlar da doğduktan bir süre sonra birer birer ölürler. Örneğin bir ağaç yeryüzünde yüzlerce sene yaşayabilir. Fakat en nihayetinde ölmeye mahkumdur. Canlı olan herşey hayatını tüketip toprağın altına girecek ve yok olacaktır. (Harun Yahya)
Aynı şekilde cansız varlıkların da bir sonu vardır. Zaman, tümü üzerinde yıpratıcı etkisini gösterir. Örneğin, binlerce yıl önce ihtişam içinde yaşamış kavimlerden bugün yalnızca yıkıntıların geriye kaldığını görürüz.
Allah Kuran'da, "(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terk edilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir)" (Hac Suresi, 45) ayetiyle bu gerçeğe dikkat çekmiştir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Sinek kanatlarının saniyede 500 kere kesintisiz olarak hareket etmesini sağlayan güçlü mekanizma, yapay olarak geliştirilememektedir. Bir şekilde bu başarılmış olsa bile, sürtünmenin şiddetinden bu mekanizma kısa bir süre sonra yanacaktır. Ama bir sivrisinek, yaşamı boyunca uçtuğu her saniye, kanatlarını bu sıklıkla çırpmakta ve hiçbir sorun yaşamamaktadır. Dahası, bu üstün nitelikli kanatlar ona, yüksek bir hızda, dilediği yöne, dilediği uzunlukta uçma imkanı verirken, aynı zamanda manevra ve iniş yeteneklerini de en mükemmel şekilde gerçekleştirmesini sağlamaktadır.
Kanatlarını bu hızda çırpabilmek için sivrisineğin çok miktarda oksijene ihtiyacı vardır. Bu nedenle sivrisinek, hemen her hücresine ulaşan özel bir solunum borusuna sahiptir. Bu boru, doğrudan dışarıdaki havaya bağlı olduğundan, hücreler oksijen alışverişini aracı bir madde olmadan yaparlar. Bu özel sistemin sonucu olarak da dakikada binlerce kez kanat çırpan sivrisinek hiç yorulmaz. (Evrim Aldatmacası)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Allah (cc)'a iman eden bir insan için, isteklerine ulaşmak, zorluklardan sakınmak çok kolaydır. Çünkü Allah (cc)'ı gereği gibi takdir edebilen bir insan, Rabbimiz’in kendisine her zaman en yakın olduğunun bilincindedir. Cenab-ı Allah'ın dualara icabet edeceğini, zorlukları ve sıkıntıları gidereceğini ve daima kendisini koruyup kollayacağını bilmektedir. Allah (cc)'a olan bu güven ve teslimiyet, müminin sürekli olarak tevekküllü olmasını, dolayısıyla huzurlu ve rahat yaşamasını sağlar.
Allah (cc), bir ayetinde şöyle buyurmuştur:
"Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız." (Kaf Suresi, 16)
İnsan, dilediği zaman Allah (cc)'a yönelme ve dilediği zaman Allah (cc)'tan yardım dileme nimetine sahiptir. Allah (cc), insana her zaman en yakındır, insanın ne zaman nasıl bir durumda olduğunu en iyi O bilir. Allah (cc)'tan istemek için insanın, yalnızca aklından geçirmesi bile yeterlidir, çünkü Allah (cc) insanların sinelerinde saklı olanı bilen, her şeyden haberdar olandır. Bir ayette Allah (cc)'ın dualara icabeti şu şekilde haber verilmiştir:
Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz. (Neml Suresi, 62)
|
 |
|
|
|
|
 |
|