Harun Yahya, harun yahya
البريد الإلكتروني :
الرمز :
تذكرني
 
.تم إعداد هذا الموقع لإحاطتكم علما بجميع المؤلفات هارون يحيى وبأعماله الجديدة.لإمكان طبع المؤلفات الموجودة في موقعنا ونشرها وتوزيعها دون المطالبة بحق التأليف .اللغة العربية 78 ً المؤلفاًَِ من هؤلاء 19177 يوجد في موقعنا مجموع
 OTHER LANGUAGES :
المؤلفات حسب المواضيع:
 الصفحة الرئيسة  /  /  Dindar Yahudilere ve Hıristiyanlara Şefkat ve Merhamet Göstermek Kuran'ın Açık Bir Emridir
SA البحث: 
 المؤلفات
الكتب (29)
الأفلام الوثائقية (45)
صفحات الويب (2)
المقالات (2)
البوستيرات (10)
عروض وصور (27)
قائمة بجميع أعمال هارون يحيى
اللنكات الاخرى
حول الموقع
حول هارون يحيى
أرشيف الاخبار
صفحة المساعدة
اتصل بنا
بحث تفصيلي
موقع المبيعات
كيف يمكن ان تساعد
divxvar.com
ilmiarastirma.net
netcevap.org
: Dindar Yahudilere ve Hıristiyanlara Şefkat ve Merhamet Göstermek Kuran'ın Açık Bir Emridir - اللغة التركية
مارس 2010
Dindar Yahudilere ve Hıristiyanlara Şefkat ve Merhamet Göstermek Kuran'ın Açık Bir Emridir Müslümanlar Allah'ın Peygamberimiz (s.a.v.)’den önce gönderdiği tüm peygamberlere iman ederler ve hiçbirini diğerinden ayırt etmeksizin sevip sayarlar. Aynı şekilde bu hak peygamberlere gönülden bağlanmış ve onlarla birlikte hakkı savunmuş olan ashablarına da derin bir sevgi ve saygı beslerler. Kuran ayetlerinde peygamber ashablarından bahsedilen ifadeler şöyledir:

"Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler."
(Saff suresi, 14)

"... Kitap ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve Ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir."
(Ali İmran Suresi, 113-115)

Müslümanlar Kuran'a ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti seniyyesine öre hareket etmeleri nedeniyle Kitap Ehlini sever ve onlara karşı muhabbet duyarlar. Allah'ın peygamberlerine karşı sadakat gösteren, onlara indirilen risalete bağlı kalanlara şefkat duyarlar. Bu nedenledir ki Allah'a ve Allah'ın Kitabı’na iman eden bir Müslümanın antisemit bir çizgide olması diye bir durum söz konusu olamaz. Çünkü antisemit olmak yani Hz. Musa (a.s.)‘a ve onun risaletine uymuş dindar musevilere karşı düşmanlık beslemek doğru değildir. Allah’a ve O’nun peygamberi Hz. Musa (a.s.) aracılığıyla İsrailoğullarına indirdiği Tevrat’a uydukları için bu kişilere öfke duymak Kuran’a göre haramdır. Müslümanlara yakışacak bir ahlak anlayışı değildir.

Bizim için esas olan Peygamberimiz (s.a.v.)’in tutumudur ki Peygamberimiz (s.a.v.), kendi döneminde yaşayan ve Allah'a iman eden Yahudilere karşı son derece anlayışlı ve adaletli davranmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) ve kendisinden sonraki 4 halife döneminde Kitap Ehli’ne son derece merhametle yaklaşılmış, bu kişiler korunup kollanmış, haklarında adaletle hükmedilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hem onları İslam’a davet etmiş hem de Kuran'a göre onlara iyilikte bulunup dinlerini rahat yaşamalarına izin vermiştir.

Kuran ayetlerine göre, Kitap Ehline kesin olarak ve hiçbir şart gözetilmeksizin düşmanca bir tutum takınılması gerekse, bu uygulamayı ilk yapacak kişinin Peygamberimiz (s.a.v.) olacağı son derece açıktır. Oysa Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve kendisinden sonra gelen halifeler dönemlerinde müslümanlara sığınan, eman dileyen ve dinlerinde onlarla savaşmayan dindar Yahudilere ve diğer Kitap Ehli mensuplarına son derece sevecen ve korumacı bir tutum izlendiği tarihi belgelerle de sabittir. (Detaylı bilgi için bkz: Kitap Ehli)

Allah ayetinde bu insanların hükmünü şöyle açıklamaktadır:

"Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever."
(Mümtehine Suresi, 8)

"Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, Sabiîler ve Hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; Onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır."
(Maide Suresi. 69)

Bu nedenledir ki Kuran ayetlerine göre, Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde de şu anda da müslümanların fikren mücadele içinde olmaları gerekenler dindarlar değil ateist Yahudiler ve bir kısım Hıristiyanlardır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mücadele içinde olduğu grup hiçbir zaman dindar Yahudiler ya da Allah’ın birliğine inanan Hıristiyanlar olmamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabeleri sadece; ateistlere ve müslümanlara zarar vermek, din ahlakının yayılmasını ve müslümanların tebliğ faaliyetlerini engellemek için maddi manevi gayret gösteren müşrik ve münafıklara karşı mücadele içinde olmuşlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaptığı savaşlara bakıldığında bunların her zaman savunma amaçlı savaşlar olduğu görülecektir. Yani Peygamberimiz (s.a.v.) hiçbir zaman kendisine savaş açmayanlara karşı savaş yoluna gitmemiş ya da savaşa son vermek isteyen ve eman dileyenlere karşı savaşı devam ettirmemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) Allah’ın Kuran'da kesin hükümlerle bildirdiği savaş durumlarına tam anlamıyla sadık kalmıştır. Kuran'da bu konuyla ilgili olarak şöyle bildirilmektedir:

"Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir."
(Hac suresi, 39)

"Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir."
(Bakara suresi, 192)

"... Anlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın..." (Bakara suresi, 191)

Dolayısıyla İslam tarihi bu anlayışın örnekleriyle doludur. Örneğin Hayber ahudileri bir defasında Peygamberimiz (s.a.v.)'e gelip ürünlerinin bazı müslümanlar tarafından izinsiz şekilde alındığını söylemişler bunun üzerine Hz. Peygamber, müslümanları mescitte toplamış ve onlara kendileriyle anlaşma yapılanların mallarının haram olduğunu ilan etmiş ve yaptıkları şeyin doğru olmadığını açıklamıştır. (Müsned, IV, 89; Vakıdi, II, 691; Serahsi, Siyer, I, 133, IV, 1530) Yine Peygamberimiz (s.a.v.)’in Medine’nin ilk yıllarında hazırlattığı Medine Site Devleti Sözleşmesinin 17. Maddesinde, "Yahudilerden bize tabi olanlara yardım edilip iyi davranılacaktır. Onlar hiçbir haksızlığa uğramayacak, düşmanlarına yardım edilmeyecektir." ifadesi kullanılmıştır. Aynı sözleşmenin 25. Maddesinde, "Beni Avf yahudileri müminlerle birlikte tek bir ümmettirler. Onlar kendi dinlerine, müslümanlar da kendi dinlerine göre yaşayacaklardır." ifadesine yer verilirken 36. Maddede ise, "Müslümanlarla yahudiler arasında yardımlaşma, nasihat ve iyilik olacaktır" (İbn Kesir, es-Sire, II/322; Hamidullah, el-Vesaik, s.44-45; Doğu ve Batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.285) ifadesi yer almıştır.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ardından Hz. Ebubekir (r.a.), Taberriye şehri feth edildiğinde burada yaşayan Hıristiyanlara kiliselerine dokunulmayacağına dair garanti vermiştir. Hz. Ömer (r.a.),Kudüs’ü fethettiğinde Kudüs halkına bir emanname vermiş ve Kitap Ehli'nin ibadethanelerine dokunulmayacağını bildirmiştir. Yine Hz. Ömer (r.a.)’ın Medain Hristiyanları’na verdiği taahhütte “Hıristiyan dini üzere olanlardan hiç bir kimse istemeyerek müslüman yapılmaya zorlanmaz” ilkesi yer almıştır. Hz. Osman (r.a.) döneminde ise bir Ermeni kenti olan Debil'in fethi sırasında, şehirde yaşayan Hıristiyanlar, Yahudiler ve mecusilere verilen emannamede, mabetlerin korunacağı garantisi sunulmuştur. Yıkılan kiliselerin onarılmasına, yeni havraların ve manastırların inşa edilmesine her zaman izin verilmiştir.

(Detaylı bilgi edinmek için bkz.
Peygamberimiz (s.a.v.) ve 4 Halife Döneminde Yahudilere Ve Hıristiyanlara Yapılan Uygulamalar )

مرة.892 :هذا المؤلف تم الاطلاع عليه

Post To MySpace!
.في حالة لم تعثر على الملف المطلوب اوالملف المعطل mail الرجاء ارسل
.اطلب مساعدة إذا لم تستطع تشغيل الملفات
 
أضف تعليقا
   :  
 
نصائحنا
; اضغط هنا ويمكنك الاطلاع على مؤلفات في نفس الموضوع
Dindar Yahudilere ve Hıristiyanlara Şefkat ve Merhamet Göstermek Kuran'ın Açık Bir Emridir - مقالة
Hz. Mehdi (a.s.) Hıristiyanlara İncil İle, Musevilere Tevrat İle Müslümanlara Kuran İle Hükmedecektir, Zamanında Büyük Bir Zenginlik ve Bolluk Olacaktır -
Ahir Zamanda Zuhur Eden Hz. Mehdi (a.s.), Yahudilerin de Hıristiyanların da Beklediği Mehdidir -
Mehdiyet Dönemi Müslümanların, Musevilerin Ve Hıristiyanların Birlikte Huzur İçinde Yaşayacakları Bir Dönemdir - مقالة
اضغط هنا للاطلاع على كل المؤلفات للكاتب
اكثر بحس
بالإمكان طبع المؤلفات الموجودة في موقعنا ونشرها وتوزيعها دون المطالبة بحق التأليف شرط أن يذكر موقعنا كمصدر
Harun Yahya International © 2002.