Harun Yahya, harun yahya
email :
Password :
Remember Me
 
This site is here for you to present all works of Harun Yahya for free. There are 19177 work in total, 1628 of them in English. All downloads are free. You can copy, distribute and print these works freely by referring to our web site.
 OTHER LANGUAGES :
Works by Topics:
 Home  / Articles /  Kuran Mucizeleri: Bizans'ın Galibiyeti Bir Kuran Mucizesini Gözler Önüne Seriyor
EN Search: 
 WORKS & STUDIES
Books (197)
Pocket Books (1)
Booklets (2)
Journals (2)
Documentaries (145)
Audio Books (23)
CD's (2)
Web Sites (113)
Articles (835)
Posters (29)
Poster Exhibition (29)
List of All Works of Harun Yahya's
OTHER LINKS
About This Site
About Harun Yahya
(19)
Special Editorials
News Archive
Harun Yahya's Influences
New Information (276)
Help Page
Contact Us
Advanced Search
Buy Online
How Can You Help
Online Quran
harunyahya.org
ramazansayfalari.com
harunyahya.net
Article : Kuran Mucizeleri: Bizans'ın Galibiyeti Bir Kuran Mucizesini Gözler Önüne Seriyor - TURKISH
February 2003
"Yenilgilerden sonra yeneceklerdir..." (Rum Suresi, 3)

Yüce Rabbimiz hak sözü olan Kuran'da bize gelecek ile ilgili bazı haberler vermektedir. Allah'ın Kuran'da henüz gerçekleşmeyen olayları müminlere bildirmesi ve ardından yaşanan olayların Kuran'daki ayetlerle bire bir uyuşması, Allah'ın gücünü ve üstün ilmini daha iyi kavramamızı sağlar. Bunun için bu makalede, Kuran'da gelecek hakkında verilen haberlerden biri olan ve Rum Suresi'nin hemen başında yer alan ayetleri detaylı olarak inceledik. İlk bakışta Bizans ordusunun belli bir süre içinde galip geleceğinin bildirildiği ayetler günümüz bilgileri ile değerlendirildiğinde çok daha fazla detay içermektedir.

"Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. "Dünyanın en alçak yerinde". Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir." (Rum Suresi, 1-4)

Yukarıdaki ayetler, Hıristiyan olan Bizanslıların, zamanının putperest bir toplumu olan İranlılar karşısında çok ağır bir yenilgiye uğramasından yaklaşık 7 sene sonra, MS. 620 civarında indirilmişti. Ve ayetlerde Bizans'ın çok yakında galip geleceği haber veriliyordu.

Oysa o sırada Bizans o kadar büyük kayıplara uğramıştı ki, değil tekrar galip gelmesi, ayakta kalması bile imkansız görünüyordu. İmparatorluğun birçok düşmanı vardı. Yalnız İranlılar değil, Avarlar, Slavlar ve Lombardlar da Bizans devletine karşı büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Öyle ki Avarlar, İstanbul önlerine kadar gelmişlerdi.

Ayrıca Bizans tarihinde 600'lü yıllar ülkenin iktisadi, mali ve sosyal bakımdan en kötü dönemiydi. İmparatorluk ekonomisi çökmüş, yönetim düzensizleşmiş ve iç çekişmeler baş göstermişti. Aşırı vergiler köylüleri güçsüzleştirmişti. Güçlü bir aristokrat sınıfı devlete meydan okuyordu. Eskimiş idare mekanizması durmuş, para bulunmadığı için, ücretli askerlerle ayakta durmaya çalışan ordu organizasyonu işlememeye başlamıştı. İmparatorluğun varlığını sürdürecek gücü kalmamıştı. Bu nedenlerle, Bizans Kralı Herakleius, ordunun masraflarını karşılayabilmek için kiliselerdeki altın ve gümüş süs eşyalarının eritilip paraya çevrilmesini emretmişti. Pek çok vali Kral Herakleius'a isyan etmiş, İmparatorluk parçalanma noktasına gelmişti.

İran Kralı Hüsrev Perviz'in, devrik imparatora yardım amacı ile başlattığı savaş zamanla, Mecusilik (ateşperestlik) ve Hıristiyanlık arasındaki bir tür mücadeleye döndü. Bu savaşta, Yahudiler ve diğer bazı Hıristiyan mezhepleri de Perviz'e destek verdiler. Herakleius ise bu güçlü ittifakı durduramadı. Ve imparatorluk ordusu, 613 yılında Antakya yakınlarında İranlılara karşı ağır bir yenilgiye uğradı. MS. 614'te Kudüs'e giren İranlılar, kentteki Hıristiyan varlığını da yok ettiler. 90.000 Hıristiyan öldürüldü. Bu yıllardan sonra Bizans İmparatorluğu aleyhine başka olaylar da gerçekleşti. Bu dönemde imparatorluğun hali o kadar kötüleşti ki, Kral Herakleius başkenti Afrika'ya nakletmeyi bile düşündü.

Toparlanma Dönemi

İmparatorluğun bu halini gören herkes Bizans'ın yok olmasını beklemekteydi. Ama tam bu dönemde, Rum Suresi'nin ilk ayetleri vahyedildi ve Bizans'ın üç ila dokuz yıl geçmeden yeniden galip geleceği haber verildi. Bu galibiyet öylesine imkansız görünüyordu ki, Arap müşrikleri, Kuran'da haber verilen bu zaferin asla gerçekleşmeyeceğini düşünüyorlardı. Ancak Bizans İmparatorluğu'nun en büyük hükümdarlarından biri kabul edilen Herakleius, ülkenin kurtuluşu için ciddi değişiklikler yaparak kısa sürede toparlanmasını sağladı. (Harun Yahya, Kuran Mucizeleri, 3. Baskı, İstanbul: Global Yayıncılık, Ocak 2003)

İmparatorluk bu toparlanma döneminin ardından Bizans İranlılara karşı gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra, iki ordu Musul yakınlarında, Dicle ırmağının orta bölümünde kalan ve eski Asur'un başkenti olan Ninova'da karşılaştı. Rum Suresi'nin ilk ayetlerinin indirilmesinden yaklaşık 7 yıl sonra, MS. 627 yılının Aralık ayında, Bizans ve İran İmparatorlukları arasında yapılan bu savaşta İran ağır bir yenilgiye uğradı. Bu ağır yenilgi sonrasında İran İmparatorluğu'nda devrim yaşandı ve MS. 628'in Şubatında Hüsrev öldürüldü. İranlılar işgal ettikleri yerleri Bizans'a geri veren bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı.

Kuran'da daha önceden mucizevi bir biçimde verilmiş olan haber böylece gerçekleşmiş oldu.

En Alçak Yerde

Rum Suresi'ndeki ayetlerde yer alan bir başka mucize de, o dönemde kimsenin tespit etmesinin mümkün olmadığı coğrafi bir gerçeğin haber verilmesidir. Rum Suresi'nin 3. ayetinde, Rumların "Dünya'nın en alçak yerinde" yenildikleri belirtilir. Arapçası "edna el-ard" olan bu ifade, bazı meallerde "yakın bir yer" olarak da tercüme edilir. Ancak bu tercüme, orijinal ifadenin tam karşılığı değil, mecazi bir yorumudur. "Edna" kelimesi Arapça'da "alçak" demek olan "deni" kelimesinden türemiştir ve "en alçak" anlamına gelir. "Ard" ise yeryüzü demektir. Dolayısıyla "edna el-ard" ifadesi de "yeryüzünün en alçak yeri" manasına gelmektedir.

Bazı tefsirciler söz konusu bölgenin Araplara yakınlığını göz önünde bulundurarak kelimenin "en yakın" anlamını tercih etmektedir. Ancak kelimenin asıl anlamı, Kuran'ın indirildiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan çok önemli bir jeolojik gerçeğe işaret etmektedir. Çünkü Dünya'nın en alçak yerini araştırdığımızda, bu noktanın tam Bizanslıların yenilgiye uğradığı yer olan Lut Gölü (Dead Sea) havzası olduğunu buluruz. Lut Gölü çevresi, deniz seviyesinden 395 metre aşağıda olan yeryüzünün "en alçak" bölgesidir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Lut Gölü'nün rakımının, yalnızca modern çağdaki ölçümlerle tespit edilmiş olmasıdır. Daha önce hiç kimsenin Lut Gölü'nün Dünya'nın en alçak bölgesi olduğunu bilmesi mümkün değildir. Ama bu bölge Kuran'da "yeryüzünün en alçak yeri" olarak tanımlanmıştır.

Ayette dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise savaşın sonucunun belirtilmiş olmasıdır, verilen bilgiler toplu olarak gözden geçirildiğinde;

1- Geçmişte olan bir savaşın o dönemde bilinemeyecek bir özelliği ile, coğrafi yeri kastedilerek bildirilmekte,

2- Gelecekte olacak bir savaş ve bunun için kısa bir zaman dilimi haber verilmekte.

3- Ayrıca savaşan tarafların kimler olacağı ve bu savaşın kimin tarafından kazanılacağı bildirilmektedir.

Bütün bu bilgiler, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerinden yalnızca birkaç tanesidir.

Bizanslıların Perslere yenildiği savaşın gerçekleştiği Lut Gölü havzası. Aşağıda bu bölgenin uydudan çekilmiş fotoğrafı görülmektedir. Dünyanın en alçak bölgesi olan Lut Gölü civarı deniz seviyesinin 395 metre altındadır. Lut Gölü'nün rakımı ancak modern çağlardaki ölçümlerle tespit edilebilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda da "yeryüzünün en alçak yeri"nin bu bölge olduğu ortaya çıkmıştır.

14 asır önce Allah tüm insanlığa bir yol gösterici olmak üzere Kuran'ı indirdiğinde Araplar, batıl inançlara sahip bir cahiliye kavmi idi. Kuran'ın ışığı sayesinde bu batıl inançlardan kurtuldular ve aklın yolunu izlemeye başladılar. İslam'la birlikte medeniyeti öğrendiler. Sadece Araplar değil İslam'ı kabul eden tüm topluluklar cahiliye devrinin karanlığından sıyrılıp, aydınlandılar. Bunun sonucunda, İslamiyet'in ilk dönemlerinde, dünya tarihinde görülmüş en etkileyici gelişmelerden biri yaşandı. Daha önceden tek bir kenti bile uyum içinde yönetmeyi başaramayan Araplar Afrika'dan Orta Asya'ya kadar uzanan bir dünya imparatorluğunun yöneticileri haline geldiler.

Bu makale, Araştırma Dergisi 16. issue (February 2003) 20. sayfada yayınlanmıştır.

This work has been viewed 3.849 times.

Post To MySpace!
Please send us an e-mail for broken links, errors, or corrupted files.
See our help page for technical support
 
Add a Comment
To place a comment you must log in. If nonmember please click here.
Your Comment   :  
 
See Also
See all related works to the the topic of this work.
MOST VISITED ARTICLES
Hurriyet Bilim's Vestigial Darwinism
Where Is the Ark of the Covenant Hidden?
The Myth of Horse Evolution
Discovery Channel Continues With Its Evolution Deception In The Face Of Scientific Discoveries
Homo floresiensis and The Facts Emerging About The Evolution Myth
MOST DOWNLOADED ARTICLES
The Islamic Origins of Modern Science - 937 download
The Islamic Origins of Modern Science - 899 download
The Error of Islamic Evolutionism - 732 download
The Error of Islamic Evolutionism - 719 download
Everyone Must be in Unity Against Terror - 642 download
Our materials may be copied, printed and distributed, by referring to www.harunyahya.NET.
Harun Yahya International © 2003.