Bu site Harun Yahya'nın tüm eserlerini ve yeni çalışmaları ile ilgili haberleri size ulaştırmak için hazırlanmıştır. Sitemizde 15877 tanesi Türkçe, toplam 19175 adet eser bulunmaktadır. Tüm dökümanlar ücretsizdir. Bunların tamamını sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin yayınlayabilirsiniz.
Allah korkusu, bir müminin en temel vasıflarından biridir. Çünkü insanın, Allah'a olan yakınlığının ve imanının artması, her an ihlaslı davranması, güzel ahlak gösterebilmesi ve bun...
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, amaçlarının mezhepsel çatışmalara bir son vererek tüm İslam dünyasına ve Afganistan halkına kalıcı barışı getirmek olduğunu söyledi.
Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü ve George Mason Üniversitesi'nce Barcelo Topkapı Eresin Oteli'nde gerçekleştirilen ''Afganistan'da Barış Dolu Bir Gelecek için İslam İşbirliği Projesi'' konulu uluslararası toplantıda, ''İslam Konferansı Teşkilatı'nın Afganistan'daki Rolü ve Müslüman İşbirliğinin Afganistan'ın Geleceğindeki Önemi'' başlıklı oturum yapıldı.
Oturumda konuşan İhsanoğlu, Afganistan'dan davet edilen din bilginleri, din görevlileri ve inanç önderlerinden İİT'nin faaliyetlerini dikkate almaları ricasında bulunarak, 57 üyeye sahip birliğin hastalık, yoksulluk ve savaştan, dinlerarası işbirliğine kadar çok önemli çalışmalar yaptığını söyledi.
Dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce türde hayvanın her biri -en küçüğünden en büyüğüne kadar- “uygun ortam ve zamanda” göç ederler. Göç eden canlıların şaşırmadan ve yanılmadan en doğru zamanda hedefledikleri yere ulaşmaları çok açık bir mucizedir. Beyaz fırtına kuşları da yaşamsal faaliyetlerini devam ettirmek için göç ederler. Pek çok kuş gibi onlar da geceleri göç ederler. Fakat diğer kuşlardan farklı olarak yönlerini dolunaya bakarak belirledikleri düşünülmektedir.
Beyaz fırtına kuşları niçin gece göç ederler?
Beyaz fırtına kuşlarının dolunaya bağlı olarak göç etmeleri onlara ne gibi avantajlar sağlar?
Kuşların çoğu yaşamsal faaliyetlerini gündüz gerçekleştirirler. Fakat uzun seyahatler için geceyi seçerler. Gece gökyüzünde büyük bir hareketlilik yaşanır. Dolunayda teleskopla yapılan gözlemlerde kuş yollarından saatte 9.000 kuşun geçtiği tahmin edilmektedir. Bu gece göçleri, güneşin batmasından bir saat sonra başlar, gece yarısından biraz önce maksimuma ulaşır ve gün ağarana kadar yavaş yavaş azalır. Beyaz fırtına kuşları da gece göç eden kuş türlerinden biridir. Gece göçünü tercih eden kuşların günün bu saatini seçmeleri onlara bazı avantajlar sağlar.
Allah’ın Beyaz Fırtına Kuşlarına Gece Göçünü Tercih Etmelerini İlham Etmesinin Özel Nedenleri Vardır.
Bir böcek uçarken ortalama olarak saniyede birkaç yüz defa kanat çırpar. Hatta kanatlarını saniyede 600 defa çırpabilen böcekler bile vardır. Bir saniyede bu kadar hareketin, üstelik olağanüstü bir hassaslıkta yapılması, bu tasarımın teknolojik olarak taklit edilmesini imkansız kılmaktadır.
Nitekim California Üniversitesi'nde biyoloji profesörü olan Michael Dickinson ve arkadaşlarının meyve sineklerinin uçuş tekniğini ortaya koyabilmek için geliştirdikleri robot, meyve sineğinin 100 katı büyüklükte ve ancak binde biri hızla kanat açıp kapama hareketi gerçekleştirebilmektedir. Üstelik her beş saniyede bir kanat hareketi yapan robot sineğin bu hareketi için 6 ayrı motor kullanılmak zorundadır.
Bilim adamları yıllardır böceklerin kanat çırpma hareketlerinin ayrıntılarını ortaya koymak için çeşitli deneyler yapmaktadırlar. Bunlardan biri de California Universitesi'nde bir biyolog ola Prof.Michael Dickinson'un meyve sinekleri üzerinde yaptığı deneylerdir. Bu deneyler sırasında Dickinson sinek kanatlarının -basit menteşelerle tutturulmuş gibi- düz hareketler yapmadığını, aksine son derece kompleks aerodinamik tekniklerden yararlandığını tespit emiştir.
Allah korkusu, bir müminin en temel vasıflarından biridir. Çünkü insanın, Allah'a olan yakınlığının ve imanının artması, her an ihlaslı davranması, güzel ahlak gösterebilmesi ve bunda istikrarlı olması sadece Allah korkusuyla mümkün olur.
Kuran'da öğretilen gerçek sabırla, cahiliyedeki sabır anlayışı çok farklıdır. Gerçek sabır, zorluklarda olduğu kadar güzel olan herşeyde de kararlılık göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek yaşamayı gerektirir.
Allah korkusunu dünyevi korkulardan ayırmak
Bazı insanlar Allah korkusunun anlamını bilmedikleri için, bunu diğer bazı dünyevi korkularla karıştırırlar. Oysa arada çok büyük bir fark vardır. Kuran'ın Arapça orjinal metninde Allah korkusu için ''haşyet'' kelimesi kullanılır. Bu kelime, çok derin bir saygıyı ifade eder. Öte yandan Kuran'da dünyevi korkular için kullanılan kelime "havf"tır. Bu kelime, bir insanın yırtıcı bir hayvandan korkması gibi basit bir korkuyu ifade etmektedir.
Hücreyle virüsler arasındaki savaş, insan hayatı için büyük önem taşımaktadır. Virüsler kimi zaman nezle, grip gibi hastalıkların sebebi oldukları gibi, kimi zaman da AIDS, tifo gibi öldürücü hastalıklara da neden olmaktadırlar.
Virüslerin hücreye saldırıları son derece öldürücü, çok gelişmiş saldırı teknikleri nedeniyle de bir o kadar hayret vericidir. Virüsler, hücreyi hücrenin kendi silahı ve imkanlarıyla vururlar. Kendi kopyalarını üretmek için yaptıkları bu akıl almaz saldırı, aslında bir anlamda intihar saldırısıdır. Virüsler, soylarının devamı için hem kendilerini hem de hücreyi feda ederler. Hücreler yaşamlarını sürdürebilmek için DNA'larındaki bilgiler doğrultusunda protein üretmek zorundadırlar. Virüsler işte bu protein üretiminin önünü keserek, hücreyi proteinle birlikte, virüs üreten bir fabrika haline dönüştürürler.
Virüsün bu şekilde hareket edebilmesi için mükemmel bir bilgiye, şuura ve ayrıca güce ihtiyacı vardır. Sadece elektron mikroskobuyla görülebilecek kadar küçük olan virüsün bu mükemmel yapısının farkında bile olmadığı ortadadır. Peki bu yapı nasıl oluşmuştur? Gözü, beyni olmadığı halde, virüs ne zaman ve nasıl hareket etmesi gerektiğini nereden bilmektedir?
Tüm Müslümanların, Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ılımlı, yumuşak, hoşgörülü, sakin ve sevecen üslubu özümsemesi gerekir.
Radikalizm; herhangi bir konuda sert, kökten, ani değişimleri savunmak ve bu yönde tavizsiz bir politika izlemek anlamına gelir. Radikaller, devrimsel değişiklikler peşinde olan ve bunun için katı, hatta kimi zaman saldırgan bir üslup kullanan kimseler olarak bilinir.
Oysa Kuran'a baktığımızda, "radikalizm" olarak tanımlanan üslubun, Allah'ın müminlere emrettiği üslup ile uyuşmadığını, dahası taban tabana zıt olduğunu görürüz. Rabbimiz, Kuran'da müminleri tanıtırken, onların yumuşak huylu, kavga ve tartışmadan kaçınan, insanlara karşı ılımlı ve dostça yaklaşan, sevecen bir karaktere sahip olduklarını bildirmiştir.
Peygamberlerden Güzel Örnekler
Bu konuda bize yol gösteren örneklerden biri, Allah'ın Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a, Firavun'a karşı "yumuşak söz söyleyin" şeklindeki emridir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." (Taha Suresi, 43-44)
Şu ana kadar yeryüzünde yaşanan ve yaşanmış olan tüm olaylar Allah Katında asla kaybolmaz.
Hz. Musa (a.s.)’ın, Hz. İbrahim (a.s.)’ın, Hz. Eyüb (a.s.)’ın, Hz. Nuh (a.s.)’ın, Hz. Süleyman (a.s.)’ın, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ve diğer peygamberlerin hayatlarından verilen örnekler de, onların yaşadıkları olayların zamanıyla bizim içinde yaşadığımız zaman da aynıdır ve bizim torunlarımızın hatta onların torunlarının ve kıyamete kadar yaşayacak tüm insanların hayatları da aynı zamanda sürdürülmektedir. Üstelik bu insanlar içinden Allah’a iman edenler şu anda cennettedirler, inkarcılar ise şu an cehennemde azap çekmektedirler. Çünkü geçmiş, bugün ve gelecek Rabbimiz Katında tek bir andır.
Allah’ın Halık ismi “Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tayin ve tespit eden, ve ona göre yaratan, yokluktan var eden” anlamındadır. Allah Halık sıfatıyla insanları daha ilk başta anne karnında yarattığı andan itibaren onlar için sonsuzluk da başlamıştır. İnsan anne karnında geçirdiği gelişim evrelerini elbette ki hatırlamaz, ancak bunun her karesi Allah Katında mevcuttur ve kesinlikle kaybolmaz. Herkesin çok uzun zannettiği kendi hayatı için de yine aynı gerçek geçerlidir.
Sizin yeni doğduğunuz, annenizin kucağına verildiğiniz o ilk an yok olmamıştır. O kare ya da o görüntü ya da o olay sonsuza kadar var olacaktır. Çünkü Allah Katında “hıfz edilmiş”tir. Aynı şekilde 5 yaşındayken bakkaldan aldığınız bir gofreti yerken hissettiğiniz şeker tadı, 7 yaşında ilkokula başlayacağınız gün sabah erken saatte heyecanla uyanmanız, matematik öğretmeninizin tahtaya yazdığı uzun denklemler, işinizde kazandığınız bir başarı nedeniyle yaşadığınız mutluluk, yıllarca hayal ettiğiniz bir şeyi almaya giderken duyduğunuz sevinç kısacası yaşadığınız ve hissettiğiniz, başınızdan geçen tüm bu olaylar aslında aynen durmakta, yalnızca sizin beyninizde muhafaza edilmemektedir. Muhafaza edilen de hatıra olarak, anı olarak yani geçmiş gibi hissettirilmektedir.