|
 |

 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Gerçek din ahlakını yaşamayan kişiler, kurallarını kendi isteklerine göre şekillendirdikleri "nefse uygun din"i yaşamayı tercih ettikleri için nasıl bir kayıp içindedirler?
Nefsin istekleri, rahatı ve hoşnutluğu üzerine kurulan bu hayat şekli, neden bazı kişilerin zannettiğinin aksine insanları dünyada ve ahirette feraha değil, yıkıma sürükler?
Bir kişinin gerçek İslam ahlakını yaşaması, Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini eksiksiz olarak yaşamasıyla mümkündür. Bazı insanlarsa, belirli zamanlarda Kuran ahlakını ve sünnetleri yaşayıp, bazı zamanlarda da nefislerinin isteklerine uyarak İslam ahlakını yaşadıklarını ve bu şekilde mutlu olacaklarını zannederler. Oysa bu bir aldatmacadır. Çünkü Allah insanların fıtratını ancak imanı kavradıkları ve Kuran ahlakını tam olarak yaşadıkları takdirde mutlu ve huzurlu olabilecek şekilde yaratmıştır. Allah Kuran'da insanların yarattığı fıtrata yönelmeleri gerektiğini şöyle bildirmiştir:
"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır..." (Rum Suresi, 30)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
The Daily Telegraph gazetesinin internet sitesinde, beynin sözde evrimiyle ilgili Darwinist masala yer verildi. Sözkonusu masalı içeren yazı, "Study traces the evolution of the human brain- Çalışma, insan beyninin evrimini araştırıyor" başlığını taşıyordu ve Wellcome Trust Sanger Enstitüsü araştırmacılarının İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanan yeni bir çalışmalarını konu ediyordu. Bu yazıda yer verilen Darwinist masal cevaplanarak evrimi iddiasının açmazları ortaya konmaktadır.
Seth Grant ve Ekibinin Çalışması
Beynin evrimi iddiasıyla ilişkilendirilen karşılaştırma çalışmaları genellikle sinapsların sayısına dayandığı halde, bu çalışmada sinapsların protein bileşenleri inceleme konusu edilmişti. Araştırma ekibinden Seth Grant, Telegraph.co.uk yazısında aktarılan sözlerinde çalışmanın bu özelliğini şu sözlerle ifade ediyordu:
Birçok çalışma sinapsların sayısına baktığı halde hiçbiri sinapsların moleküler bileşimine bakmamıştı. Farklı türlerin sinapslarındaki protein sayısında büyük farklılıklar bulduk. Memeli sinapslarında bulunan 600 proteini inceledik ve (sinekler gibi) omurgasızların sinapslarında bunların sadece yüzde ellisinin ve kesinlikle beyni olmayan tek hücreli canlılarda yaklaşık yüzde yirmibeşinin bulunduğunu ortaya çıkardığımızda şaşırdık
Görüldüğü gibi, Grant ve ekibinin çalışmasında memeli, omurgasız ve tek hücreli canlılarda sinapsların barındırdıkları proteinler açısından bu canlıların ne dereceye kadar benzer oldukları ortaya konmuştur. Bunun ise benzerliğin sadece bir tespiti olduğu, beynin sözde evrimine dair hiçbir bilimsel açıklama getirilmediği ortadadır. Buna rağmen Telegraph yazısında sadece önyargı ve spekülasyona dayalı olan bir beyin evrimi masalı aktarılmaktadır.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
İnsanlar arasında, çalışan kesimin büyük bir bölümü "esnaf" adı altında sınıflandırılır. Mağaza sahiplerinden küçük tüccarlara pek çok meslek bu tanıma dahildir. Ancak iman etmeyen toplumlarda bu meslek grubunun etkisinde kalan bazı kişilerde maddi çıkarlara yönelik ortak bir kültürün hakim olduğu görülmektedir.
Din ahlakına göre yaşanmamasından kaynaklanan bu durum, aslında topluma zarar veren ve terk edilmesi gereken önemli bir davranış bozukluğudur.
İnsanlara maddi değerlerine göre değer vermek, iman etmeyen toplumlarda hakim olan son derece yanlış bir anlayıştır. Kuran ahlakını benimsememiş pek çok karakterde olduğu gibi, bu toplumlarda esnaf karakterine yön veren en önemli etken de yine maddi değerlerdir. Geçmişten beri süregelen yanlış değer yargıları sonucunda insanlar bunun çarpıklığını çoğu zaman fark edemezler. Bu nedenle, din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanlar, para kazanmak için her türlü şekle girebilen bir karakter geliştirmişlerdir. Manevi değerlerine önem vermeyen, Allah korkusu olmayan toplumlarda ortaya çıkan esnaf karakteri de bu dünyevi hırsın sonuçlarından biridir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Volkanik faaliyetlerin temel besin kaynağımız olan bitkiler üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Bu faaliyetler olmasaydı, değerli taş ve madenlere ulaşmak neden şimdiki gibi mümkün olmazdı?Volkanik faaliyetler, alternatif bir enerji kaynağı olarak neden önem kazanmıştır?
Dünya'nın merkezindeki sıcaklığın bilim adamları tarafından 7500 dereceye kadar çıktığı tahmin edilmektedir. Bu, Güneş'in yüzeyinden bile daha büyük bir sıcaklıktır. Oysa biz bu sıcaklığı hiç hissetmeden gündüz okula ya da işe gider, evimizde günlük işlerimizi yapar, geceleri de rahat bir şekilde uyuruz. Çünkü sonsuz şefkat sahibi olan Allah, üzerinde yaşadığımız yer kabuğunu, sıcaklığın bize gelmesini engelleyecek kadar kalın yaratmıştır. Ancak yer kabuğunun altındaki magma akıcı olduğu için, bir geçit bulabilirse zaman zaman yer kabuğunu yararak yeryüzüne çıkar. Kuran'da bu olay "Dönüşlü olan göğe andolsun, "yarılan yere" de."(Tarık Suresi, 11-12) ayetleriyle haber verilmiştir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
"O, Allah’tır, Kendisi’nden başka Ilah yoktur. Ilkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz." (Kasas Suresi, 70)
Son dönemde bilim ve felsefe alanında yaşanan gelişmeler, ateizmin önlenemez çöküşünün sebeplerindendir. Kuşkusuz ateist dünya görüşünün sarsılması, yerine başka bir dünya görüşünün egemen olması anlamına gelecektir ki, bu Kuran ahlakıdır.
Dünya Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Ateizmin Çöküşü
Insanlık tarihinde önemli dönüm noktaları vardır. Şu anda bu dönüm noktalarından birindeyiz. Kimileri bunu globalleşme veya bilgi çağının başlangıcı olarak yorumluyor. Son 20-25 yıldır bilim ve felsefe alanında yaşanan büyük gelişmeler sayesinde, 19. yüzyıldan bu yana bilim ve düşünce dünyasında etkin olan ateizm, önlenemez bir şekilde çöküyor.
Ateizmin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası'ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felsefelerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron, Holbach gibi materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olan bir madde yığını olduğunu ve madde dışında bir varlık alemi bulunmadığını öne sürdüler. 19. yüzyılda ateizm daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Kuran ahlakına göre, müminlerin her konuda birbirleriyle son derece dostane ve samimi bir şekilde bilgi alışverişinde bulunmaları, birbirlerine danışarak, diğer bir deyişle istişare ederek karar almaları esastır. Bu hikmetli davranış; müminlerin o konuya başka açılardan bakmalarını, farklı çözümler üretmelerini ve dolayısıyla en doğru karara varmalarını sağlar. Peygamber Efendimiz (sav)’in değişik yaşlardaki kişilerin fikirlerini sorarak her birinin fikrini dikkate alması, bu konuda da müminler için en güzel örneği oluşturmaktadır.
İstişare Kuran ahlakında önemli bir yere sahip olan, müminin her işinde en hayırlı sonuçlara ulaşmasını sağlayan hikmetli bir davranıştır. Bir mümin, Kuran’ın "... Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76) hükmü gereğince, bir konuda ne kadar bilgili olursa olsun, bir başkasının daha da bilgili olabileceğini, daha isabetli karar verebileceğini göz önünde bulundurarak karşı tarafın görüş ve önerilerine açık olur. Çünkü düşünceleri insanın aklına ilham eden Yüce Allah’tır. Farklı kişilere farklı fikirleri ilham etmesi Yüce Allah’ın bir rahmetidir. Bu nedenle mümin karar verilmesi gereken bir durum söz konusu olduğunda, aklına, vicdanına ve samimiyetine güvendiği müminlere danışır; onlarla istişare eder; yani fikir alışverişinde bulunur. Yüce Rabbimiz müminlerin bu özelliğini Kuran’da şöyle bildirmektedir:
" Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler." (Şura Suresi, 38)
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Belki ilk duyulduğunda bir an için Firavun karakterinin sadece geçmiş dönemlerde Mısır'da yaşayan yöneticilere has bir karakter olduğu düşünülebilir. Ancak bu karakterdeki insanlarla günlük yaşam içinde sık sık karşılaşılabilmektedir. Yüce Allah, bundan binlerce sene önce Mısır'ın yönetiminde diktatör olarak söz sahibi olan Firavun'un karakterini Kuran’da detaylı olarak bildirmiş ve gaflete düşüp bu ahlak özelliklerini sergilememeleri için müminlere önemli bir örnek kılmıştır.
Rabbimiz’in hidayet rehberi olarak bizlere gönderdiği Yüce Kuran, kıyamete kadar yaşayacak olan tüm insanların doğru yolu bulabileceği kaynaktır. Kuran’ın en mucizevi özelliklerinden biri ise, gönderildiği andan itibaren, sonsuza kadar değişmeyecek ve geçerli olacak tek Hak kitap olmasıdır. Bu nedenle ayetlerle bildirilen insan karakterleri de geçmişten bugüne kadar yaşamış olan bütün medeniyetler ve bütün insanlar için geçerlidir. Bu bilgiler, aynı zamanda ileriki zamanlarda yaşayacak olan tüm nesiller için de geçerli olacaktır. Bu gerçek, Kuran’da "(Bu,) Allah'ın öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın." (Fetih Suresi, 23) ayetiyle de bildirilmektedir.
|
 |
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
TÜM İSLAM ALEMİNİN MÜBAREK REGAİP KANDİLİNİ KUTLARIZ
|
 |
|
|
|
|
 |
|